Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
| 6 Mayıs 2010 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 27573 YARGITAY KARARLARI Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16476 Karar No : 2010/6149 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Espiye Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 24/5/2005 Numarası : Esas No: 2005/152 Karar No: 2005/173 Davacı : Yeter IŞIK Kısıtlanması İstenilen : Hüseyin IŞIK Dava Türü : Vasi Tayini Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Yeter Işık tarafından verilen 6/5/2005 tarihli dilekçeyle, vefat eden oğlu Muharrem Işık'tan olma 2/3/2001 doğumlu torunu Hüseyin Işık'a kendisinin baktığını belirterek, torununa vasi olarak atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden, küçük Hüseyin Işık'ın Muharrem ve Fatma Işık'ın resmi evliliklerinden dünyaya geldiği, babasının 8/2/2003 tarihinde vefat ettiği, annesinin sağ olduğu ve 1/8/2004 tarihinde yeniden evlendiği görülmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde; "Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir." hükmü mevcuttur. İncelenen dosya içeriğine göre, küçük Hüseyin'in babasının ölümüyle sağ kalan annesine ait olan velayet hakkının kaldırıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 349. maddesine göre, velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılmasını gerektirmemektedir. Mahkemece, küçük Hüseyin'in kanunen annesinde olan velayet hakkının kaldırıldığına ilişkin herhangi bir karar bulunmaksızın babaannesinin vasi tayinine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 31/3/2010 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16484 Karar No : 2010/6308 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Samsun 1. Aile Mahkemesi Tarihi : 11/4/2008 Numarası : Esas No: 2008/276 Karar No: 2008/250 Davacı : Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Müdürlüğü Davalı : Hasımsız Dava Türü : Koruma Kararı Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından açılan davada, küçük hakkında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu uyarınca koruma kararı alınması talep edilmiş, mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesine göre "istisnalar haricinde hakimin her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremeyeceği" kabul edilmiştir. 2828 sayılı Kanunda işin evrak üzerinde incelenip, karara bağlanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Koruma kararı alınması çocuğun hak ve menfaatleriyle de ilgilidir. Bu nedenle, husumetin hakkında korunma kararı alınacak çocuğa, çocuk ergin değilse yasal temsilcisine (veli veya vasisine) yöneltilmesi, kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün menfaati birbirine zıt olursa kayyım tayin edilerek husumetin ona yöneltilmesi, tarafların göstereceği deliller varsa toplanıp, değerlendirilerek ulaşılacak sonuç uyarınca karar oluşturulması gerekirken, evrak üstünden karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 1/4/2010 —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/747 Karar No : 2010/4587 YARGITAY İLAMI Davacı Abide Fatma Dede'ye velayeten babası Ecir Dede vd. ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 25/6/2009 günlü ve 2009/163-235 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/1/2010 gün ve Hukuk-2009/296892 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde; Dosya içinde bulunan nüfus kayıt örneğinden, davacıların müşterek çocuğu İsra Fatma Abide'nin adının Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/4/2007 tarih ve 2007/89 Esas, 2007/134 sayılı kararı ile Abide Fatma olarak düzeltildiği anlaşılmıştır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun "Nüfus davaları" kenar başlığını taşıyan 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; "Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir" hükmüne yer verilmiştir. 5490 sayılı Kanunun anılan hükmü uyarınca bir kişinin adına ilişkin kaydın ancak bir kez düzeltilebileceği göz önünde bulundurularak, daha önce mahkeme kararı ile adı düzeltilmiş olan küçüğün isminin ikinci kez tashihine karar verilmesi usül ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilmiştir. Tebliğnamede değinilen hususlar dikkate alınarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 25/3/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
