Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
| 4 Ocak 2011 SALI Resmî Gazete Sayı : 27805 YARGITAY KARARLARI Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16479 Karar No : 2010/18720 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Gökçebey Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 29/1/2009 Numarası : Esas No: 2008/319 Karar No: 2009/17 Davacı : Saniye Etcik Küçük : Yasemin Etcik Davalı : Hasımsız Dava Türü : Evlenmeye İzin Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Saniye Etcik’in 21/10/2008 tarihinde hasımsız olarak açtığı ve yargılama aşamasında eşi Ali Etcik’in icazetini aldığı davada, müşterek çocukları Yasemin Etcik’in evlenmesine izin verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile “ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir” hükmü getirilmiştir. Evlenmesine izin verilmesi istenilen 5/8/1993 doğumlu Yasemin Etcik’in dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 8/11/2010 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16488 Karar No : 2010/19766 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Artova Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 7/6/2007 Numarası : Esas No: 2007/62 Karar No: 2007/69 Davacı : Hürrem Aytaç Davalı : Niyase Aytaç Dava Türü : Tanıma Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan, mahkemece hasımsız olarak görülen davada, boşanmaya ilişkin Appenzell Ausserhoden Kanton Yüksek Mahkemesinin 8/2/2007 tarih ve KIZ0646 sayılı kararının tanınmasına karar verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 42. maddesi hükmüne göre, tanıma talebinin incelenmesi ve karara bağlanması tenfiz davalarındaki usul ve esasa tabi olup, yabancı mahkeme kararının tanınması, kararın Türk Mahkemelerinde kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulü sonucunu doğurmaktadır. Bu itabarla, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 36. maddesi uyarınca diğer eşe husumet yöneltilmesi, tanıma talebini içeren dilekçenin anılan Kanunun 39/1. madddesi hükümlerine uygun olarak duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmesi, duruşma gününde de basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanması gerekmektedir. Mahkemece, anılan hükümlere aykırı olarak, taraf teşkili yapılmaksızın duruşma açılarak, karşı tarafa savunma imkanı sağlanmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Diğer taraftan, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu hususlara uyulmaması da doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 29/11/2010 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16483 Karar No : 2010/19941 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi : 7/5/2008 Numarası : Esas No: 2008/151 Karar No: 2008/227 Davacı : Hava Çanık Davalı : Mehmet Mehdin Çanık Evlat Edinilmek İstenenler : Mustafa Çanık ve Aysel Çanık Dava Türü : Evlat Edinme Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Hava Çanık’ın 27/3/2008 tarihinde Mehmet Mehdin Çanık’a karşı açtığı davada, davalının 6/8/1999 doğumlu ikiz çocuklarını evlat edinmesine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla bakılmadığı anlaşılmıştır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4’üncü maddesinin birinci bendinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 3/12/2001 tarihli ve Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin hüküm getirilmiş bulunduğundan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren evlat edinme davalarında, görevli olan asliye hukuk mahkemesinin görevi, aile mahkemelerinin kuruluşuyla sona erdiğinden mahkemece davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu hususa dikkat edilmemiş olması doğru bulunmamıştır. Diğer taraftan, Medeni Kanunun 316’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir”, Aynı Kanunun 308’inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlat edinilemez”, Hükümleri gereğince küçüklerin mahkemece dinlenmeleri, ilköğretim çağında olmaları nedeniyle ayırt etme gücüne sahip olup olmadıkları gözlenerek evlat edinilmeye rıza gösterip göstermediklerinin sorulması gerekirken, 7/5/2008 tarihli duruşmaya da katıldıkları halde beyanları alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 30/11/2010 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2009/16486 Karar No : 2010/19985 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi : 1/5/2007 Numarası : Esas No: 2006/204 Karar No: 2007/138 Davacı : Hasan Yıldırım Dahili Davalılar : 1 - Hüseyin Yıldırım 2 - Türkan Şengezer 3 - Songül Şeref 4 - Cafer Yıldırım 5 - Duriye Yıldırım 6 - Elif Kalkan 7 - Ayten Duman Dava Türü : Gaiplik Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Hasan Yıldırım’ın 23/5/2006 tarihinde hasımsız olarak açtığı, gaibin diğer mirasçılarının da dahil edildiği davada, kardeşi Mehmet Yıldırım’dan 6/7/1988 tarihinden beri haber alamadığını, araştırmalarının sonuçsuz kaldığını belirterek gaipliğine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 33. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; “Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.” Hükmü uyarınca gaiplik kararının verilebilmesi için, mahkemece, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimselerin, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağrılması gerekmektedir. Bu süre ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 33. maddesinde öngörülen ikinci bir ilan yapılmadan gaipliğe karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 1/12/2010 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/5910 Karar No : 2010/20102 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi Tarihi : 14/3/2008 Numarası : Esas no: 2008/204 Karar no: 2008/282 Davacı : Simona Michaela Deutscher (Yıldırım) Davalı : Mehmet Yıldırım Dava Türü : Tanıma-Tenfiz Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Simona Michaela Yıldırım vekilinin davalı Mehmet Yıldırım’a karşı açtığı davada, taraflar hakkında Hamburg-Harburg Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11/10/2007 tarih 634 Fİ 74/07 sayılı boşanma kararının tenfizine karar verilmesinin istendiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosya içinde bulunan Mehmet Yıldırım’a ait nüfus kaydından, davacı Simona Michaela Yıldırım ile davalının tenfiz davasından önce Karşıyaka 1. Aile Mahkemesinin 3/8/2006 tarih ve 2006/727 esas, 2006/708 karar sayılı hükmü ile boşanmalarına karar verildiği, hükmün aynı tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237’nci maddesinde düzenlenen kesin hüküm, dava şartı olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi re’sen gözetilir. Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için: 1 - Dava konusunun, yani dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması, 2 - Dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması, 3 - Davanın taraflarının aynı olması gereklidir. Mahkemece, Karşıyaka 1. Aile Mahkemesinin 2006/727 esas, 2006/708 karar sayılı dosyasının incelenerek, kesin hükmün varlığı halinde, işin esasına girilmeksizin davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 2/12/2010 —— • —— Yargıtay 16. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/7268 Karar No : 2010/5713 Y.C. BAŞSAVCILIĞI NO: K.Y.B.2010/186836 (Hukuk) YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Alaşehir Kadastro Mahkemesi Tarih : 14/8/2009 Numarası : 2009/160-2009/77 Davacı : Hazine Davalı : Süleyman Damtepe Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 254 ada 4 parsel sayılı 10186.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Süleyman Damtepe adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap şartlarının yararına gerçekleşmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2009/160-77 sayılı ve 14/8/2009 tarihli Karar ile davalının davayı kabul etmesi nedeniyle davanın kabulü ile çekişme konusu 186.88 metrekare yüzölçümündeki 254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespitteki niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş; karar, tebliğ ile kesinleştirilmiştir. Adalet Bakanlığınca HUMK.nun 388 ve 389. maddelerinden söz edilerek, davalının davayı, taşınmazın 186.88 metrekare yüzölçümünde olduğunu zannederek kabul ettiği ve kabulün hataya dayalı olduğu, yetersiz ve hatalı inceleme ile şüphe ve terüddüte sebep olacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2010 tarih K.Y.B.2010/186836 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağında yüzölçümü 10186.88 m2 olduğu halde Hazine vekilinin dava dilekçesinin açıklamalar bölümünde 186.88 m2 olarak belirtilmiş; ancak, dilekçenin sonuç ve talep bölümünde taşınmazın yüzölçümüne değinilmeksizin 254 ada 4 sayılı parselin Hazine adına tescili istenmiştir. Yargılama sırasında da davalının kabul beyanlarında parsel numarası belirtilmiş; ancak, yüzölçümü üzerinde durulmamıştır. Mahkemece verilen nihai kararda da taşınmazın tamamının yüzölçümünün 186.88 metrekare olduğu düşünülerek davalının kabul beyanı nedeniyle, Hazine adına tescil hükmü kurulmuştur. Açıklanan olgular karşısında kabul beyanının içeriği hususundaki tereddüt ortadan kaldırılmamıştır. O halde Mahkemece yapılacak iş kabul yönündeki davalının gerçek iradesini tespit etmek, kabulün kapsamını belirlemek, buna göre taşınmazın geri kalan bölümü yönünden yargılama yapmak suretiyle delilleri toplayıp sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece belirtilen şekilde değerlendirme ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, hükmün sonuca etkili olunmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 4/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/11235 Karar No : 2010/15314 YARGITAY İLAMl Davacı Sende Dingil ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan15/10/2009 günlü ve 2009/199-214 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23/9/2010 gün ve Hukuk-2010/183355 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı vekili davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, davacının Sende olan adının Sevde olarak düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25/9/1997 tarih 97/10015 sayılı yazısına istinaden davacının Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilerek, kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 14. maddesinde; “Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlat edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir. Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sepep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir.” hükmü yer almaktadır. Mahkemece davacının nüfus kaydının vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmesi nedeniyle kapalı olduğu, bu nedenle nüfus kayıtları üzerinde herhangi bir işlem yapılmayacağı gözetilmeksizin adının düzeltilmesine ilişkin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 30/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/11237 Karar No : 2010/15316 YARGITAY İLAMl Davacı Garip İlgin’e velayeten Mehmet Naim İlgin ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada İdil Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 16/3/2006 günlü ve 2005/88 E-2006/42 K. sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2010 gün ve Hukuk-2010/204511 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı Mehmet Naim İlgin’in Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, velayeti altında bulunan kızı Garip’in nüfus kayıtlarında erkek görünen kaydının kız olarak düzeltilmesini istediği, mahkemece sağlık kurulu raporu alınmadan ve küçüğün annesinin davaya katılımı sağlanmadan davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava, nüfusta yanlış yazılan cinsiyet kaydının düzeltilmesine ilişkindir. 1 - Mahkemece, küçüğün cinsiyetinin kız olduğuna ilişkin sağlık kurulu raporu alınmadan taraf anlatımları ve görünüşe itibar edilerek, 2 - 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar” hükmü mevcuttur. Bu madde hükmüne göre eşlerden herhangi birine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir. Emredici nitelikteki bu hükümler, evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında, ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın reddi gerekir. Mahkemece davacıya eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birinin istemi yeterli bulunarak, Hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/11242 Karar No : 2010/15320 YARGITAY İLAMl Davacılar Bayram Özer’e velayeten Celal Özer ve İpek Özer ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 31/12/2009 günlü ve 2009/409 Esas, 2009/420 Karar sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2010 gün ve Hukuk-2010/204518 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacılar dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında, oğulları Bayram’ın nüfus kütüğünde 1/2/2006 olan doğum tarihinin 5/12/2002 olarak düzeltilmesini istemişler, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve diğer kayıtlarla çelişki meydana getirmeyecek şekilde karar vermek durumundadır. Doğum tarihinin 5/12/2002 olarak düzeltilmesine karar verilen Bayram’ın Atilla adındaki kardeşi de 5/12/2002 doğumlu olduğuna göre, mahkemece, yaşının tashihi istenilen Bayram ile kardeşi Atilla’nın birlikte bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek, ikiz olup olmadıkları ve yaşları hususunda alınacak raporla durumun aydınlatılması gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
