Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
| 22 Şubat 2011 SALI Resmî Gazete Sayı : 27854 YARGITAY KARARLARI Yargıtay 16. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/9017 Karar No : 2010/7344 Y.C. BAŞSAVCILIĞI NO: K.Y.B.2010/283822 (HUKUK) YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Diyadin Kadastro Mahkemesi Tarihi : 19/3/2007 Numarası : 2006/574-2007/125 Davacı : Kuşburnu Köyü Tüzel Kişiliği Davalı : Hazine Dava Türü : Kadastro Kanun Yolu : Yazılı Emir Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 152 ada 18 parsel sayılı 3655530.37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı Köy Tüzel Kişiliği, yasal süresi içinde taşınmazın köye ait kışlakiye olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2006/574-2007/125 sayılı ve 19/3/2007 tarihli Karar ile davanın feragat nedeniyle reddine ve çekişme konusu 152 ada 18 sayılı parsel hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar tebliğ ile kesinleştirilmiştir. Adalet Bakanlığınca tutanak aslı getirtilmeden ve aynı parsel ile ilgili açılan tüm davalar birleştirilmeden ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm kurulması ve taşınmaz hakkında sicil oluşturulmaması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2010 tarih 2010/283822 sayılı Tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Çekişme konusu 152 ada 18 sayılı parselin Kadastro Mahkemesinin 2010/7 Esas sayılı dava dosyasında da davalı bulunduğu, tutanak aslının bu dosyada bulunduğu ve davanın derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulunması ve aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması gerekir. Aynı parsele yönelik olarak açılan davaların birleştirilmesi gerekirken, ayrı ayrı görülmesi isabetsizdir. Ayrıca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve açık sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde çekişme konusu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek sicilin açık bırakılması da isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 16. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/9019 Karar No : 2010/7346 Y.C. BAŞSAVCILIĞI NO: K.Y.B.2010/283828 (HUKUK) YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Diyadin Kadastro Mahkemesi Tarihi : 22/5/2006 Numarası : 2006/482-2006/82 Davacı : Mehmet Altın Davalı : Hazine Dava Türü : Kadastro Kanun Yolu : Yazılı Emir Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı Mehmet Altın, yasal süresi içinde Mahkemeye verdiği dava dilekçesi ile 134 ada 25 sayılı parsel hakkında tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2006/482-2006/82 sayılı ve 22/5/2006 tarihli Karar ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve çekişme konusu 134 ada 25 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, karar tebliğ ile kesinleştirilmiştir. Adalet Bakanlığınca tutanak aslı getirtilmeden ve aynı parsel ile ilgili açılan tüm davalar birleştirilmeden ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş; bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2010 tarih 2010/283828 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Çekişme konusu 134 ada 25 sayılı parselin Kadastro Mahkemesinin 2010/17 Esas sayılı dava dosyasında da davalı bulunduğu, tutanak aslının bu dosyada bulunduğu ve davanın derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulunması ve aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması gerekir. Aynı parsele yönelik olarak açılan davaların birleştirilmesi gerekirken, ayrı ayrı görülmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmî Gazete'de yayımlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 16. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/9020 Karar No : 2010/7347 Y.C. BAŞSAVCILIĞI NO: K.Y.B:2010/283829 (HUKUK) YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Diyadin Kadastro Mahkemesi Tarihi : 19/6/2006 Numarası : 2006/268-2006/139 Davacı : Muzaffer Özden, Şevket Özden Davalı : Hazine, Taşbasamak Köyü Tüzel Kişiliği Dava Türü : Kadastro Kanun Yolu : Yazılı Emir Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 102 ada 33 parsel sayılı 1606485.19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacılar yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalan bölümünün ifrazı ile adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2006/268-2006/139 sayılı ve 19/6/2006 tarihli Karar ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve çekişme konusu 102 ada 33 sayılı parsel tespit gibi tesciline karar verilmiş, karar tebliğ ile kesinleştirilmiştir. Adalet Bakanlığınca tutanak aslı getirtilmeden ve aynı parsel ile ilgili açılan tüm davalar birleştirilmeden ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2010 tarih, 2010/283829 sayılı Tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Çekişme konusu 102 ada 33 sayılı parselin Kadastro Mahkemesinin 2006/255 Esas sayılı dava dosyasında da davalı bulunduğu, tutanak aslının bu dosyada bulunduğu ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulunması ve aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması gerekir. Aynı parsele yönelik olarak açılan davaların birleştirilmesi gerekirken, ayrı ayrı görülmesi isabetsizdir. Kabule göre de taşınmazın mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, mera hakkında tescil hükmü kurulması da isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 16. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/9021 Karar No : 2010/7348 Y.C. BAŞSAVCILIĞI NO: K.Y.B:2010/283830 (HUKUK) YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Diyadin Kadastro Mahkemesi Tarihi : 20/11/2006 Numarası : 2006/585-2006/332 Davacı : Muhteber Çaylak Davalı : Ulukent Köyü Tüzel Kişiliği Dava Türü : Kadastro Kanun Yolu : Yazılı Emir Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda kesinleşen hükmün kanun yararına bozulması istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 113 ada 110 parsel sayılı 8727121.74 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tahminen 15 dönümlük bölümünün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 2006/585-2006/332 sayılı ve 20/11/2006 tarihli Karar ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar tebliğ ile kesinleştirilmiştir. Adalet Bakanlığınca tutanak aslı getirtilmeden ve aynı parsel ile ilgili açılan tüm davalar birleştirilmeden ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan kesinleşen hükmün kanun yararına temyiz edilmesi istenmiş, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2010 tarih, 2010/283830 sayılı Tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir. Çekişme konusu 113 ada 110 sayılı parselin Kadastro Mahkemesinin 2006/189 Esas sayılı dava dosyasında da davalı bulunduğu, bu dosyanın 2006/708 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, tutanak aslının bu dosyada bulunduğu ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulunması ve aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması gerekir. Aynı parsele yönelik olarak açılan davaların birleştirilmesi gerekirken, ayrı ayrı görülmesi isabetsizdir. Ayrıca tefhim edilen kısa kararda taşınmazın mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken tescil kararı verilmesi usulsüz olduğu gibi gerekçeli kararda bu yönde hiç hüküm kurulmayarak sadece davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek çelişki yaratılması ve sicilin açık bırakılması da isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulüne, hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, gereği yapılmak ve Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi. |
