Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
| 19 Nisan 2011 SALI Resmî Gazete Sayı : 27910 YARGITAY KARARLARI Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/15094 Karar No : 2011/4618 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Savur Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 6/6/2006 Numarası : Esas no: 2006/29 Karar no: 2006/29 Davacı : Turan Ok Davalı : Ursula Ok Dava Türü : Yabancı Mahkeme (Boşanma) Kararının Tanınması-Tenfizi Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili tarafından açılan davada Almanya-Alfeld (Lein) Sulh Mahkemesinin 8/9/2005 tarih ve 6F 366/04 S sayılı boşanma kararının tenfizine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun 37. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi zorunlu olduğu halde, bu hususlara uyulmayarak fotokopi ile yetinilmesi de doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 15/3/2011 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/15095 Karar No : 2011/4530 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 14/3/2008 Numarası : Esas no: 2007/1277 Karar no: 2008/327 Davacı : Büşra Ergen’e Velayeten Beyhan Güngör Davalı : Hasımsız Dava Türü : Mirasın Hükmen Reddi Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan mirasın reddi davasında, davacının babasının mirasını borca batık olduğundan reddettiği, bu hususta karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (M.K.m.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23/12/1942 gün 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece, davacının babasının Sosyal Güvenlik Kurumuna 21.893,66 YTL. ve Ziyapaşa Vergi Dairesine 5.679,99 YTL. vergi borcu olduğu belirlenmekle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru göz önünde bulundurulmadan davanın esasının incelenmesi, Kabule göre de; tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 14/3/2011 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/15096 Karar No : 2011/4679 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 26/8/2009 Numarası : Esas no: 2009/90 Karar no: 2009/1339 Davacı : Zeki Can Demirli Davalı : Hasımsız Dava Türü : Mirasın Hükmen Reddi Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı tarafından hasımsız olarak açılan mirasın reddi davasında, davacının murisi Yıldırım Kemal Sevindik’in mirasını borca batık olduğundan reddettiği, bu hususta karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (MK.md.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23/12/1942 gün 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece, davacının murisinin borçlu olduğu bono nedeniyle asıl alacak 35.000,00 TL. olan borcu için icra takibi yapıldığı, murisin borcu karşılayacak aktif malvarlığı olmadığından terekenin borca batık olduğu belirlenmekle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru gözönünde bulundurulmadan davanın esasına girilerek karar verilmesi, Diğer yandan, tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 16/3/2011 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/15104 Karar No : 2011/4651 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın: Mahkemesi : Varto Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 3/8/2007 Numarası : Esas No: 2007/115 Karar No: 2007/152 Davacı : Remziye Yavaş AYDEMİR Kısıtlanması İstenilen : Dilan YAVAŞ Davalı : - Dava Türü : Vesayet Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Remziye Yavaş AYDEMİR tarafından hasımsız olarak açılan davada, Fadıl AYDEMİR’den evlilik dışı olma çocuğu 1988 doğumlu Dilan YAVAŞ’ın özürlü olması nedeniyle vasi olarak atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. maddesinde yer alan, “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar” hükmü gereğince ergin olan çocukların kısıtlanması halinde ana ve babanın velayetinin devam etmesi asıldır. Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre kısıtlanması talep edilen Dilan YAVAŞ 10/11/1988 doğumlu olup dava tarihinde ergindir. Mahkemece, zihinsel özürlü olduğu sağlık kurulu raporu ile belgelenen ergin Dilan YAVAŞ’ın kısıtlanarak annesinin velayetine bırakılması ya da vasi atanmasına karar verilmesi gerekirken, küçük olduğu ve velayet altında bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.16/3/2011 —— • —— Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/12408 Karar No : 2011/1723 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Finike Sulh Hukuk Mahkemesi Esas No : 2006/400 Karar No : 2007/63 Karar Tarihi : 26/2/2007 Davacı : Ramazan ÖZYÜREK Davalı : Ayşe ÖZYÜREK ve ark. Üçüncü Şahıs : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi davasına dair karar kanun yararına Cumhuriyet Savcılığı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davasına dair karar temyiz edilmeksizin 17/2/2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine, hüküm kanun yararına Cumhuriyet Savcılığınca temyiz edilmiştir. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine karar verilirken HUMK.’nun 388/son maddesi gereğince hüküm fıkrasında her bir paydaşa isabet eden payların ayrı ayrı gösterilmesi zorunlu olup mahkemece veraset ilamına atıfla yetinilmesi doğru olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21/2/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2011/213 Karar No : 2011/2746 YARGITAY İLAMl Davacı Necati Demre Tuatay ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 3/3/2010 günlü ve 2010/8 Esas, 2010/42 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2010 gün ve Hukuk-2010/312599 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının murisi babasının kayıtlarda “Ülfi” olan adının “Ulvi” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay uygulamalarında ve bilimsel çevrelerde ad üzerindeki hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir temel kişilik hakkı olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda bir kimsenin ölümünden sonra adının değiştirilmesine olanak yoktur. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinde; davacının baba adı Ülfi olarak geçmektedir. Davacı, nüfus kaydındaki baba adının düzeltilmesini istediğine göre, çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak dosyada bulunan ve toplanacak kanıtlara göre koşulları oluştuğu takdirde davacının babası Ülfi ile Ulvi’nin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28/2/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
