Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü
| 30 Temmuz 2011 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28010 YARGITAY KARARLARI Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/20341 Karar No : 2011/10152 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Ulubey-Uşak Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Tarihi : 15.8.2008 Numarası : Esas no: 2008/167 Karar no: 2008/l65 Davacı : Ayşe Taşlı Davalı : İsmet Taşlı Dava Türü : Boşanmaya Dair Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması ve Tenfizi Temyiz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekilinin davalı aleyhine açtığı davada, boşanmaya ilişkin Nünberg Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.10.2006 tarih ve 105 F 01055/06 sayılı kararının tenfizine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 53. maddesinde tenfiz dilekçesine eklenecek belgeler belirtilmiş olup, bu hükme göre yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belgesiyle birlikte onanmış tercümesinin de dilekçeye eklenmesi zorunludur. Mahkemece, kararın onaysız fotokopisi ile yine onaysız tercümesinin kanunda aranılan koşulları taşımadığı gözetilmeksizin, eksik ve yetersiz belgeye dayanılarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 9.6.2011 —— • —— Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/16455 Karar No : 2011/871 YARGITAY İLAMI İncelenen Kararın Mahkemesi : Sivrihisar Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 15/4/2008 Numarası : 2007/573-2008/151 Davacılar : Harun Masatoğlu vs. vek. Av. Şerafettin Tiryaki Davalılar : Musa Masatoğlu vs. Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY KARARI Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, vasiyet edilen malların davacıların hisseleri oranında, davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi nedeniyle Adalet Bakanlığının 1.7.2010 tarih ve 2909/19161 sayılı yazıları ile kanun yararına temyiz edilmesi istenildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.7.2010 tarih ve 2010/169901 sayılı yazıları ile hükmün HUMK.’nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Dava, vasiyetin tenfizi talebine ilişkindir. Medeni Kanunun 600. maddesi gereğince, “Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini dava edebilir.” Somut olayda, MK.m. 600 anlamında bir talep bulunup, davacılar kendilerine vasiyet edilen taşınmazların adlarına tapuya tescil edilmesi talep edildiğine göre, bu tür davalarda görevli mahkeme tescili istenilen taşınmazların değerine göre tayin edilecektir. Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların değerleri bilirkişi marifeti ile belirlenip, öncelikle görev hususunun halledilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK’nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 25.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2011/3358 Karar No : 2011/6983 YARGITAY İLAMI Davacılar Bayram Öztürk ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 21.9.2010 günlü ve 2010/150-171 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.3.2011 gün ve Hukuk-2011/62965 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacılar dava dilekçesinde, çocukları Mehmet’in adının “Mert” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Adı değiştirilen Mert Öztürk’e ait nüfus kaydındaki bilgilere göre Gömeç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/103-128 K. sayılı ilamı ile davacının “Mehmet Mert” olan adının “Mehmet” olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir hükmüne aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 9.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2010/9427 Karar No : 2011/4922 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 22/10/2009 No : 939-1170 Davacı : Hilal Özcan vek. Av. İsmail Aydın Erdoğan Davalı : Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. vek. Av. Murat Unganer Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen kesin kararın süresi içinde davalı vekilince kanun yararına temyiz olunması için istemde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün HUMK’nun 427/6 maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu çekin ibrazı üzerine karşılıksız çıktığını ve 350 TL tutarındaki çek güvence bedelinin tahsili için davalı banka aleyhine girişilen takibe itiraz sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı yanca kanıtlanan davanın kabulüyle itirazın iptaline, takibin devamına ve takip konusu 350 TL’nin %40’ına isabet eden miktarda icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline kesin olarak karar verilmiş, davalı vekilince kanun yararına temyiz olunması için istemde bulunulması üzerine Adalet Bakanlığı talebi doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün HUMK 427/6 maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenmiştir. Dava konusu çekde keşide yeri bulunmamaktadır. Keşide yerinin çekin yasal unsurlarından olup, mahkemece bu hususun gözetilmemesi isabetsizdir. Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirtilen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz” hükmünü içermektedir. Davaya konu çekin takasa ibraz edildiği dosya içerisindeki çek örneğinden anlaşılmaktadır. Takasa ibraz edilen çek yönünden davalı bankanın kısmi ödeme yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükmü dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK 427/7 maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşuluyla BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 13.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. —— • —— Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2011/4011 Karar No : 2011/6077 YARGITAY İLAMI Mahkemesi : Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarih : 29.12.2009 No : 977/2118 Davacı : Hüseyin İşlekoğlu vek. Av. Sait Nuri Subaşı Davalı : T. Halk Bankası A.Ş. vek. Av. Nilgün Kargıner Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin 19.2.2010 günlü talebi ve Adalet Bakanlığı’nın 21.10.2010 ve 27780 sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemi ile temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı vekili müvekkilinin dava dışı Mehmet Peyman namına ve Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Koop. hesabına 7.920,14 TL’yi davalı banka şubesine yatırdığını, ancak şube yetkilisinin paranın 1.000,-TL eksik olduğu gerekçesiyle kayda 6.920,14 TL olarak geçtiğini, Banka aleyhine Gaziantep 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açtıkları 2008/1110 E., 2009/229 K sayılı dava ile eksik yatan 1.000,-TL’nin davalı bankadan tahsiline karar verildiğini; Ne var ki bu aşamada kooperatif tarafından eksik yatırılan l.000,-TL için Gaziantep 4. İcra Müdürlüğünün 2008/8156 sayılı dosyasından takibe girişildiğini ve fer’ileriyle birlikte dosyaya 1.362,87 TL yatırdıklarını ileri sürerek fazla yatırılan 362,87 TL’nin işlemiş ve işleyecek yıllık % 25 faizi ile tahsili için Gaziantep 8. İcra Müdürlüğünün 2009/7636 sayılı dosyası ile yaptıkları takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davacı yanca açılan ilk davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını ve alacağın o davada hükme bağlandığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davacının, davalı bankanın kusuru nedeniyle 362,87 TL fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın asıl alacak bakımından kabulüne, takibin yasal faiz hesaplanmak suretiyle devamına ve fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kesin olarak verilen hüküm davacının 19.2.2010 günlü talebi ve Adalet Bakanlığı’nın 21.10.2010 gün ve 27780 sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427/VI ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilmiştir. Davacı yan her ne kadar takip talebinde 67,28 TL işlemiş faiz istemiş ise de, davayı açarken müddeabih olarak sadece asıl alacak olan 362,87 TL’yi göstermiş ve bu miktar üzerinden harç yatırmış olduğundan, işlemiş faizin dava konusu dışında kaldığı anlaşılmıştır. Davacı takip talebinde ve dava dilekçesinde yıllık % 25 avans faiz ile takibin devamına karar verilmesini istemiş, mahkemece yasal faiz istenebileceği belirtilerek fazla faiz oranına yönelik talebin reddine karar verilmiştir. İstem ve karar arasındaki fark taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisine değil, faiz oranına dayalıdır. Davacının işlemiş faizi de istemediği göz önüne alındığında, maddi hukuk bakımından alacağın bir kısmının reddedildiğinden söz edilemez. Bu durumda mahkemece davanın kısmen reddedildiğinin düşünülmesi ve bu çerçevede davacının vekâlet ücreti ile sorumlu tutulmasının yasal dayanağı yoktur. Açıklanan nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427/VI ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün hukukî sonuçlarına etkili olmamak üzere (HUMK.m.427/VII) kanun yararına BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine (HUMK.m.427/VIII) 4.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
