— Yürütmeye dairdir.
Bu kanunla alman kadrolar sayesinde, bir yandan Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının dış diplomatik misyonlarımızda; özellikle, şimdiye kadar temsil edilmedikleri milletlerarası ku rumlar nezdindeki daimî temsilciliklerimizde daha geniş ölçüde temsil edilmeleri sağlandıktan başka; aynı imkân, - bu imkâna esasen sahibolan Millî iSavunma, Millî Eğitim ve Turizm ve Ta nıtma bakanlıklarından gayrı - Sanayi, Gümrük, ve Tekel, Tarım, Çalışma, Ulaştırma, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Bayındırlık bakanlıklarına da, bilhassa OCDE, lOEE, OATT ve FAO gibi Millet lerarası kurul ve kuruluşlarda mevcut delegeliklerimizde temsil edilmeleri zarureti mevcudolduğundan, tanınmış bulunmaktadır.
Geçici Komisyonun raporu Millet Meclisi Geçici Komisyonu 30 . 10 . 1968 Esas No. : 2/243 Millet Meclisi Yüksek Başkanlığına Cumhuriyet Senatosu eski Üyesi Cevat Acıkalım ile 12 arkadaşının, 22 Şubat 1966 tarihli «Millet lerarası münasebetlerin yürütülmesi ve koordinasyonu hakkındaki kanun teklifi» ni incelemek üzere, Genel Kurulun 22 . 3 . 1968 günkü 62 nci Birleşiminde kurulan Geçici Komisyonumuz, 14 Hazi ran 1968 günü toplanarak aşağıdaki hususları kararlaştırmıştır :
1. Geçici Komisyonumuz, kanun teklifinin gerekçesinde yer alan mütalâalara aynen katılmakta dır.
2. Geçici Komisyonumuz, ayrıca, iktidardaki Bakanlar Kurulunun programında da, dış müna sebetlerimizde vahdet ihtiyacının, gerçekleştirilmesi lüzumlu bir husus olarak kabul edildiğini tesbit etmiştir.
Gerçekten, Hükümet programında, «dış politikanın ayrılmaz bir cüz'ü olarak telâkki ettiğimiz dış iktisadi münasebetler» cümlesi ile dış münasebetlerde idare vahdeti ilkesi ifade edilmiş ve ayrıca, «Dış münasebetlerde çeşitli Devlet resmî organlarının faaliyetlerinin en verimli bir şekilde ve yeknesak bir sistem dairesinde yürütülmesini sağlamak» ihtiyacımdan bahsedilmiştir.
Geçici Komisyonumuz, Hükümet programında yer alan bu esaslarla tamamiyle mutabakat ha linde olup, incelemekle görevlendirildiği kanun teklifini, söz konusu esasların gerçekleştirilmesi bakı mından da uygun mütalâa eylemiştir.
3. Geçici Komisyonumuz, dış politikamızın muhtelif veçhelerinin en iyi şekilde koordone edilmesi ve böylelikle, dış diplomatik tasarruflarımız sayesinde dış politika hedeflerimize ulaşmak açısından en verimli sonuçların -elde edilebilmesi için, her ileri ve medenî ülkede olduğu gibi, Dışişleri Bakan lığının bütün bu münasebetlerden zamanında haberdar olmasını ve dış münasebetlerimizin bütünü için de bunların değişik veçhelerinin ayarlanması hususunda Başbakana ve Bakanlar Kuruluna zama nımda gerekli tavsiyelerde bulunabilmesini, kesin bir zaruret olarak görmektedir.
Çağdaş Devlet idaresinin, bâzı bakanlıkların kendi alanlarına giren bütün konulardan zamanın da bilgi sahibi olmalarını, gereken işlemleri zamanında yapabilmeleri ve Hükümete zamanında bilgi verip tavsiyede bulunabilmeleri bakımından zaruri kıldığı meydandadır. Meselâ, Maliye Bakanlığı nın Devletin bütün malî faaliyetlerinden haberdar olması ve bunların tümünü birden kapsıyabileeek bir bakış açışınım imkânlarına kavuşturulması şarttır. Kanun koyucu, bu bakımdan, bu Bakanlığa çeşitli yetkiler vermiştir. Her bakanlığın bünyesinde Maliye Bakanlığıma bağlı bir Saymanlık Mü dürlüğünün mevcudoluşu, bu Bakanlığa mahallî idare ve Kamu İktisadi Teşebbüslerinin, durumunu takip ve tanzim için verilmiş olan yetkiler, bütçenin,- Hazine ve kambiyo muamelelerinin yürütülmesin de aynı Bakanlığa tanıman nâzım mevki, Maliye Bakanlığının Devletin ve kamunun malî işlemle rini kapsayıcı bir tarzda gözetim altında bulundurmasını sağlamaktadır. Bu olmadığı takdirde, Ma liye- Bakanlığının malî alanda Hükümet siyasetini uygulamak için kereken işlemleri zamanında yap ması, Hükümete zamanında doğru ve tam bilgi verip gerekli tavsiyelerde bulunması mümkün olmaz.
Bunun gibi, her bakanlıkta bulundurulan, ancak İçişleri Bakanlığına bağlı olan Sivil Savunma müdürlükleri, İçişleri Bakanlığının sivil savunma işlerinin tümüne birden kapsayıcı tarzda bakabil mesini ve bu konudaki işlemlerin zamanında yerine getirilmesini sağlamaktadır. Asayişi sağlamak için de, bu Bakanlık toplum hayatının her safhasını yalandan takibetmek zorundadır.
Nihayet, Millî Savunma Bakanlığı, memleket güvenliğini sağlamakta başlıca rolü oynıyan Silâhlı Kuvvetlerimizin gücü ve bu gücün destekçisi olan unsurlar bakımından Devlet ve kamu hayatının her veçhesiyle yalandan ilgilenmek durumundadır.
İstihdam politikası bakımından Çalışma (Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı toplum haya tının 'hemen her alanıyla ilgilenmek sorundadırlar. Çalışma Bakanlığının istihdam açısından ilgilenmiyeceği iktisadi ve (sosyal faaliyet tasavvur edilemez. Eğitim ve kültür açısından Millî Eğitim Bakanlığının durumu da budur.
Yukarda 'saydığımız bütün bakanlıkların ihtisas lalanı 'bakış açışı ıbakımından farkla1 olduğu halde, 'bütün kamu ve toplum faaliyetlerini kapsar. Buna mukabil, bâzı Bakanlıkların ihtisas alan ları, sadece bakış açısı olarak değil, aynı zamanda, belirli faaliyetlerle de sınırlıdır.
'İhtisas 'alanları ister kamu faaliyetlerinin tamamını değişik bakış açılarından kapsamakta ol sun, ister aynı zamanda belirli faaliyet alanlarına inhisar etsin, 'bütün bu 'bakanlıklar arasında, Devletin resmî siyasetinin hedeflerine uygun bir işbirliğini sağlamak görevi, Bakanlar Kuruluna ve onun başı olan Başbakana aittir. Başbakana bağlı Devlet Plânlama Teşkilâtı ve İstatistik Ens titüsü gibi daireler, Başbakana Millî Savunma alanında tanınan özel yetkiler ve Millî Güvenlik Kurulu ile bu Kurulun Genel Sekreterliği gibi kuruluşlar, 'Başbakana kamu faaliyetlerininde be raberlik ve koordinasyon sağlama 'görevinde yardımcı olurlar ve icracı bakanlıkların işlemlerine bu açıdan nezaret ederler.
Anayasanın bakanlık]ararası koordinasyonu sağlama açısından Başbakana verdiği yetki, pek ta biîdir ki, bu bakanlıkların Devlet ve kamu faaliyetlerinin aksaksız yürütülmesi için lüzumlu iş birliğini bizzat sağlamak için 'gerekeni yapmalarını engellemez; bilâkis gerektirir. Nitekim, Baş bakan, işte bu koordinasyon zaruretinin değişik bakanlıklarca yerine getirilmesinin baş denetcisidir.
Kaldı ki, ihtisas alanları değişik bakış açılarından Devlet ve kamu faaliyetlerinin tümünü kapsıyan bakanlıkların herbiri, kendilerine has bakış açısından bizzat 'koordinasyon dairesi ol mak durumundadır.
İşlte, Dışişleri Bakanlığının durumu da budur. İstisnasız her diploımatâk işlemin, dâhilde inika sı vardır. Bunun 'gibi, pekçok liç işlemler ve faaliyetler d.'e dışarda diplomatik işlemleri gerektirir.
Dışişleri Bakanlığınım görevi, diplomatik işlemlerden Devletin - genel hedeflerine uygun olarak tesbit edilen - dış politika hedefleri için en verimli sonuçları almaktır. Bir Devlet, dışarıya karşı tek bir bütündür, içerde değişik Balkanlııklarm ihtisas alanlarını ilgilendiren pek çok konu dış mü nasebetlere inikas elttikleri zaman, Devlet tüzel kişiliğinin ve ımillî bütünlüğün vahdeti içinde bir hukukî ve idari bütün manzarası arz eder. Bu sebepten 'ötürüdür ki, sırf iç ımuameleler olarak görüldüğü vakit 'aralarındaki ilgi derecesi ızayıf olabilecek pök değişik muameleler, dış münase bet konusu olunca, birbirleriyle ilgili hale ıgelirler.
Bunun bariz misali, milletlerarası para tartışmaları sırasında 'görülmüştür. Fransa'nın dış te diyelerde altına daha fazla önem verilmesi yolundaki tezi, alslmıda, Batı âlemi içinde Birleşik Ame rika karşısında daha nüfuzlu hale gelme çabaları dairesinde yer alır. Bunun ıgibi, yine Fransa'nın İngiltere'nin Avrupa Müşterek Pazarına 'girmesini •engelleyişi, Batı âleminin genel dış politikası ile savunma politikasında daha fazla ısöz salhibi olabilmek için tâvliz elde etime amaciyle ıgirisıtiği bir baskı hareketi mahiyetini taşır. Gelişimle halindeki ülkelerin çıkarlarına uygun şekilde dünya dış ticaretinin ve malî ve teknik yardımların düzenlenmesi konusu, bu memleketlerin güvenlik po litikaların] n, dış siyasetlerinin başlıca hedeflerinden biri olduğu kadar, dış âleme karşı ıcgeımenlik 'haklarının korunması dâvasiyle çok yakından ilgilidir.
Dış .münasebetlerin çok daha teknik ve önemsiz görünen konulanında da durum aynıdır. Mil letlerarası kuruluşlarda, traktör yedek parçalarının ıstandardizasyonu ile uğraşan bir komitede belli bir Devlet temsilcisinin diğer bir Devlete karşı çıkardığı güçlükler, aslında bu .konuda ara larında bir anlaşmazlık olduğundan ileri gelmeyip, sırf bir başka alanda o Devletten taviz kopar mak, ya da ıgenel dış politika bakımımdan ona zorluk 'göstermek için lüzumlu oilmuş bulunabilir.
Bazan bir Devletle bir ticaret anlaşması akde/tıme'k ısırf iktisadi açıdan çok yararlı olabileceği hal de, diğer 'bâzı Devletlerin meselâ Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir başka meselede oyla rını sağlamak için böyle bir ticaret anlaşmasından vazgeçmek veya kapsamını ıdaralltrnak gerekebi- — ıs — lir. Bazan Ibir Devletle kültür anlaşması yapılsa bile, /o Devletle kültürel mübadelelerin fiilen genişliyemiyeceğinin bilinmesine rağmen, o Devlete bu suretle bir prestij imkânı vermek, bunu ya pan devlete diğer alanlarda menfaatler sağlıyabilir. Bazan bir Devletin (kendi vatandaşı bir mah kûmun affedilmesi yolundaki ricasının kabulü, onun bir siyasi konuda reyimi sağlamak, ondan gümrük tarif el erinde bir tâviz elde etmek veya vereceği dış yardımın miktarı, vâdesi, faizi ko nusunda 'kolaylıklar temin etmek balkumından faydalı olabilir. (Sporla ilgili milletlerarası Itoplantılanda 'bile, yabancı devlet veya hükümetlerin bu gibi toplantılara siyasi sebeplerle katılması veya 'katılmaması hususunda hararetli görüşmelerin yapıldığını, Birleşmiş Milletler İnsan Halkları Kon feransının bile aynı manzarayı gösterdiğini bu vesileyle hatırlamalıyız.
Bu misalleri 'çok daha 'genişletmek mümkündür. Aslında, iç inikasları ne kadar farklı olursa olsun, dış münasebetlerin değişik veçhelerinin birbiriyle yakından dlıgdli bir bütün teşkil ettiği ve bunlar arasındaki 'bu ilgilenin gözden kaçırılmaması için bütün dış münasebetlere bir .arada ba kabilecek 'bir daireye ihtiyaoolduğu, XVIII nci Asından 'beri anlaşılmış bir -gerçdktir.
Bu demek değildir ki, kendi ihtisas alanlarındaki balkış açısı dış 'münasebetlere de uzanaın di ğer Bakanlılklar yoktur. Böyle Balkanlıklarm mevcudolduğumu 'yukarda belirttik. Meselâ, Millî Eği tim Bakanlığı eğitim ve kültür faaliyetleri açısından kültür anlaşmalarının ıgenel eğitim siyaseti bakımından değerlendirilmesini yapacaktır. Çalışma Balkanlığı, hiç şüphesiz, istihdam alanımda dışarda olup bitenleri takibedecek, dışardaJki Türk işçilerinin haMarmı korumaya ve onların dışardaki hakları arasındaki ahengi tesis etmeye çalışacaktır. Maliye Balkanlığı, muhakkak ki, dış te diye dengemiz açısından dış yardımlarla ve ticaret anlaşmalariyle ilgilenecek, dış yardımlarla sağlanan hususlarda iç finansman ve vergileme bakımından ve sair baikıımlardan gereken husus ları dalkkate alacaktır. Millî Savunma Bakanlığı (ve Genelkurmay Başkanlığı), hiç şüphesiz, millî güvenlik ve savunma açısından dış âlemde olup - (bitenleri takibe devam edecektir.
Bu, sadece ihtiyaç alanları ıbir bakış açısına dayandığı için 'bütün kamu faaliyetlerini kapsıyan ba/kanılıklar için değil, ihtisas alanları aynı zamanda belirli ıbir faaliyet alanına inhisar eden bakanlıklar için de varittir. Meselâ Adalet Bakanlığı, dış âlemdeki genel mevzuat birleştirmeleri ile ilgilenımelsi tabiî olduğu Ikadar, bir başka alanda bir yabancı devletten tâviz koparmak söz konusu olduğunda bir yabancı mahkûmun affedilip affedilmemesi Ifeomusunda kendi açısından gereken tavsiyede bulunması da o kadar tabiîdir. Komşu bir devletle iyi komşuluk münasebetleri mizin artırılmasında dış politikamızın diğer hedefleri ve bu arada millî ıgüvenlik açısından menfaat varsa, sınırdaki bir nehir üzerinden köprü geçirmek veya demiryolu inşa etmek gerekince, elbette Bayındırlık Bakanlığının bu konuda sözü olacaktır.
Bu misalleri daha da artırmaik mümkündür.
Şu halde, Dışişleri Bakanlığı, dış münasebetlerimizi ilgilendiren pek ejolk konuda, kendi başı na hareket etmek mevkiinde değildir. Bu bakumdan, Dışişleri Balkanlığı, yukarda da belirtildiği gibi, bir koordinasyon dairesi olarak da çalışmak zorundadır. Dış münasebetlerimizde belli bir iş lemde bulunmadan önce bu Bakanlık, diğer bakanlıklarla temas etme/k lonların görüşlerini kendi görüşleriyle ahenkleştirmenin 'çarelerini araştırmak ve neticede, 'Başbakana ve Balkanlar Kuruluna gerekli olabilecek tavsiyeleri dış münasebetler açısından yapmak: mevkiindedir.
Bunun gibi, diğer Bakanlıklar da, dış münasebetlerde sırf ıkcndi ihtisas alanlarına ait konuları takibetmek mevkiindedirler. Bunu yapmazlarsa, kendi ihtisas ^alanlarına (giren faaliyetleri bir bü tün halinde göremezler ve bu sebepten ötürü bu faaliyetlerde aksamalar olur.
îşte, bir yandan, dış münasebetlerin bütününe nezaret etmek durumruıda bir dairenin mevcudolmasmdaki zaruret; diğer yandan, dış münasebetlerin dâhili inikaslarının çok çeşitli Bakanlık ların ihtisas alanlarını ilgilendirmesi, dış münasebetlerin idaresinde kurulması gereken teşkilâtın bünyesinin de bu ihtiyaçlara göre ayarlanmasını gerektirmiştir. Kanun teklifinin gerekçesinde bahsi geçen milletlerarası hukuk kuralları da bu zaruretlerden doğmuş kurallardır.
Kanun teklifinin gerekçesinde de belirtilen milletlerarası hukuk kurallarının ışığı altında bu alanda gelişen teşkilâtlanma prensiplerini şu şekilde özetlemek kabildir :
a) Dış politikanın ve dış münasebetlerin idaresinde, diplomatik ve konsiiler tasarrufların yapılmasında (Dışişleri Bakanlığı merkezi koordinatör daire durumundadır. Dış temas ve müzakeler konusunda her alanı kapsıyan genel yetki Dışişleri Bakanlığına aittir.
Bu temel prensibin bir sonucu olarak, Devletin bütün milletlerarası andlaşmaları Dışişleri Bakanlığı eliyle yapılır.
Yine bu temel prensibin bir sonucu olarak, Dışişleri Bakanlığı ve ona bağlı diplomatik tem silcilikler, her alanda diplomatik irade beyanlarında bulunmak ve yabancı Devletlerin veya temsil ciliklerinin diplomatik irade beyanlarına muhatabolmak mevkiindedirlcr.
b) Dış politikanın son derecede nâzik meseleleri ihtiva edişi ve milletlerarası münasebet lerin şu veya bu konuda ani ihtilât]arııı çıkmasına müsaidoluşu sebebiyle dış meselelerin de ğişik veçheleriyle ilgilenmek mevkiinde olan du;er (Bakanlıkların dış temsilciliklere doğrudan doğruya - meselâ Valiliklere olduğu gibi - kendi alanlarında Devleti ve Hükümeti bağlayıcı tali mat göndermeleri mümkün değildir.
Buna karşılık, bu bakanlıkların, kendi ihtilas alanlarına giren dış münasebetleri takibetmek ve bu konuda dış temsilciliklere yardımcı olmak için, dış temsilciliklerde müşavir ve ataşe gibi unvanlarla kendi memurlarını bulundurması da, genel bir prensibolarak kalbul edilir. Bu me murlar, mensuboldukları (Bakanlıklarla Devleti ve Hükümeti bağlayıcı niteliği olmıyan sırf tek nik ve idari konularda temsilcilik şefinin bilgisi altında karşılıklı yazışma yetkisine, işlerin ça buk yürütülmesi için, sahip kılınırlar. Bu yazışmaların temsilcilik şefinin bilgisi altında yapılması sayesinde, bu yazışmalar ile mensuboldukları Bakanlıktan aldıkları talimatı gerçekten sırf tek nik ve idari hususları aşıp aşmadığı ve Devleti ve Hükümeti bağlayıcı veya dış politikanın diğer veçhelerini ve bütününü etkileyici olup olmadığı denetlenmiş ölür.
Bunun gibi, aynı Bakanlıklar kendi memleketlerindeki dış temsilciliklerle belirli konularda temaslarda bulunabilirler. Ancak, bunlar da Dışişleri Bakanlığının bilgisi altında cereyan eder.
Bu gibi temasların yapılması, ya Dışişleri Bakanlığı kanalı ile Hükümetin buna cevaz vermesi ile, ya da 'bu alanlarda yabancı temsilcilikler nezdinde müşavirlik veya ataşelik gibi mercilerin veya konsoloslukların kurulmasına izin verilmesi suretiyle olur. Ancak, bu takdirde de, bu gibi temas lar teknik ve idari hususların dışına çıkamaz, konu Devleti veya Hükümeti bağlayıcı veya dış münasebetlerin diğer veçhelerini ve dış politikanın bütününü etkiliyecek bir nitelik kazanınca, temaslar, Dışişleri Bakanlığının bilâvasıta kontrolü altına girer; ve her halde, bu gibi temaslarda Dışişleri Bakanlığı zamanında haberdar edilir.
c) Belli bir konuda müzakerede bulunmak veya milletlerarası andlaşma yapmak için Devleti temsil yetkisi ile hareket etmek üzere gönderilen temsilcilerin ve temsilci heyetleri başkanlarının muhakkak surette Dışişleri Bakanlığına mensubolmaları da gerekmez. <Fakat, bunların müzakere ve akit yetkisi, Dışişleri (Bakanlığının sağladığı belgeler sayesinde mevcut olur. Gerek bu yoldan, gerek bunların yazışmalarını Dışişleri Bakanlığı kanalı ile yapmaları ve - temsilci bir tek kişiden ibaret olmayıp, genellikle olduğu gibi bir heyetse - ibu temsilci heyetinde Dışişleri Bakanlığının - Başkanlığı deruhde etmesi bile - her halde temsil clifknesıi sayesinde, lüzumlu koordinasyon,, dış poli tikanın bütünlüğünü ahengi içinde sağlanır.
d) Dış münasebetlerin değişik veçheleri ile ilgilenen diğer bâzı bakanlıkların mevcut oluşu ve Dışişleri Bakanlığının dış münasebetlerin ve dış politikanın tümüne nezaret etmesi gereken merci oluşu, merkezli koordinasyon ihtiyacını -bilhassa çağımızda - çok artmmışitır. Bu husus, en yüksek seviyesinde Bakanlar Kurulunda ve Başbakanın şahsında ve bakanlıklar veya hizmetler arasımda kurulan karma Ikomiteler yolu ile gerçe ki eştirilir.
Yukanda belirtilen temel prensipler, diplomatik ve ikonsülıer teşkilâta daıir ilkelerin, Millet lerarası hukuk kuralları ille muvazi olması bakımınldan da zaruridir. Nitekim, kanun tekifinin gerekçesinde de beirtildiği gibi, Milletlerarası Hukuk Kurallar*, Dışişleri Bakanlığının ve dış dip lomatik temsilcilik şeflerinin yabancı devletlerin her alandaki diplomatik irade beyanlarına muhatap olabilmelerini gerektirir. Bunun gibi, Türkiye'deki yabancı diplomatik temsilcilikler ide, Dışişleri Bakanlığı ile her çeşit dış münasebet konusunu görüşüp ondan gelecek diplomatik iraıde beyanlarım muteber saymaya, Milletlerarası Hukuk Kuraliarnnca yükümlüdürler. Bu Milletler arası Hukuk Kuralları, yabancı devletlerin çeşitli idari sızma yolları ile Devletin içişlerine mü dahale etmemesi dış münasebetlerin ve dış politikanın bütününe nezaret mevkiinde olmıyan servislerden Devletin dış politika hedeflerine ve hattâ millî güvenliğine ve egemenliğine uygun düşmiyecek tavizleri elde edememeleri ficin vaz'edilmiştilr. Bu kurallar, aymca, Devletin vahdeti denilen ve egemenlik kavramından doğrudan doğruya doğan temel ilkenin de icabıdır.
Halen üzerinde durulan «İkili Anlaşmalar», tâbir ıedillen anlaşmaların bir kısmının,, dış münase betle rimizde merkezî nezaret görevinin yeterince yerine getirilmemesi ve Dışişleri Bakanlığı CİID- şındaki Bakanlık ve dairelerin Dışişleri Bakanlığının bilgisi dışında yabancı! resmî mercilerle temas ve müzakerede bulunmaları sonucunda yapıldığı da, burada önemle zikredilmesi gereken bir husustur. Bu gibiiı hususların tashihi ve tekerrürünün önlen/mıesi bakılmandan da bu kanun tek lifi büyüik bir ihtiyacı karşılamaktadır.
Bu temel ilkelerin lüzumunu belirtirken, Fransız Danıştaymın her çeşit Milletlerarası anlaşma yı yorumlama yetkisinin sadece Dışişleri Bakanlığına aidolduğunu ortaya koyan 3 Temmuz 1931 tarihli bir mütalâasında şu parçayı zikretmekte fayda vardır.
«Bir Milletlerarası' andlaşmaya dayanan bir icrai ve idari meselede başka bir bakanın üstünlüğü ne merkezde olursa olsun, bu üstünlük, onun Milletlerarası andlaşmayı yorumlamak bakamından yetkili olmasını doğru göstermez. Dış politika alanında değişik görüş açıları arasında vazgeçilmez nitelik taşıyan vahdet, görünüşte birbirinden farklı sanılan dış meselelerin gerçekte fiilen çok sıkı şekilde birbirine bağlılığı, biir andlaşmanm değişik kısıımları içinde dağılmış maddeler ara sında mevcut iç ahenk, (Milletlerarası andlaşmalann yorumlanmasında sadece Dışişleri Baka nının yetkili olması yolundaki) hal tarzını zururi kıllar.» Bunun gibi, Franlsız Bakanlar Kurulunun 14 Mart 1953 tarihli biir kararnamesi de, Milletlerarası amdlaşmalarm her çeşidinin onaylanması ve yayınlanmasında sadece Dışişleri Baknınm yetkili ol duğunu belirtmektedir.
Yine Fransa'da Dışişleri Bakanlığının temel ve 'genel dış temas ve miüzakere yetkisine sahibolduğu ve diğer bütün bakanlıkların bu konudaki temaslarından derhal Dışişleri! Bakanlığına bilgi vermeleri gerektiği, Birinci Napoleon'un hâlâ yiürürlükte olan bir emirnamesinden doğan bir yükümdür. 25 Aralık 1810 tarihli bu imparatorluk emirnamesi, bu temel kurallarım temelini ve menşeini teşkil eder.
Diğer bütün medeni ve ileri devletlerde de durum budur, Bağlı »olduğu hallerde bile,, tekıleştirilmiştir.
Memleketimizde de, 6 Temmuz 1960 tarihli ve 13 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine ka dar, .aynı esaslar uygulanmıştı. Kanun teklifinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu kanonun yürürlüğe girmesiyle dış (münasebetlerimizin yürütülmesinde vahdet bozulmuş, bundan çeşitli zararlar doğmuş ve üstelik, bu sistemim tam olarak uygulanması fiilen mümkün "olmamıştır.
Bu zararları şu şekilde özetlemek mümkündür :
a) Bâzı hallerde, iktisadi alanda Devletin dış politika hedeflerine uygum düşmiyem mil letlerarası andlaşmalar, Dışişleri Bakanlığının bilgisi dışımda yapılmıştır.
b) Dış yardımların sağlanması için gerekli teşebbüsler, yabancı devlet merkezlerinde em yük sek seviyede yapılmamış; bu konudaki temas ve müzakereler karşılıklı olarak teknik memurlar arasımda on verimli şekilde yürütülememiş; bu alanda belli bir konuya Türkiye'min atfettiği si yasi önem, teknik memurlarım diplomatik temsilcilik şeflerinim sahib oldukları temas imkânlarıma malik olmamaları sebebiyle zaomamımda yabancı devletin siyasi makamlarına duyurulmamış ve yüksek seviyede temas yapılması lüzumu duyulunca, dış diplomatik temsilcilik şefleri ve Dışiş leri Bakanlığı konumum evveliyatımı ve irtibatlarımı yeteıri kadar bilmedikleri içm bu temaslarda aksaklıklar olmuştur.
c) Gelişme halindeki 'memleketlerin dış ticaret ve dış yardım dâvası gibi dış politikamızın temel konulanından biri olaın bir meselenin idaresinde gereken koordinasyon sağlanamamış, bu meseleyle ilgili bâzı temas ve müzakereler Dışişleri Bakanlığınca, bazlıları ise diğer bakantoklaroa yürütülmüş, yapılan temas ve müzakerelerde bilgi edinme, bilgi aktarma ve davranma ça bukluğu merkezî bir yürütmenin mevcudolmayışından ötürü gerçekleştirilememiş, gerekli ahenk sağlanamamıştır.
Genellikle, dış yardım sağlalma talanında da durum bu olmuştur.
d) 'Türkiye'min bellibaşlı ımillî dâvasiyle ilgili devletlerle münasebetlerimizde, bu devletler karşısında baskı imkânlammız, değişik milletlerarası kurullardaki değişik faaliyetlerde ahenkli ve çabuk bir şekilde kullanılamamıştır. Böyle bir buhranlı meselede, iktisadi işbirliği ve gelişme teşkilâtlında ve 'Ticaret ve Gümrük Tarifeleri genel anlaşması konferanslarında Türkiye'nin haiz olduğu imkanlar zamanında yeterince kullanılamamıştır.
e) Mezkûr 13 sayılı Kanun gereğince Büyükelçilik ve elçiliklerimizden bağımsız olarak dışarda açılması gereken iktisadi misyonların açılması yolundaki taleplerimiz, yerleşmiş ve sarih mil letlerarası hukuk kuralları muvacehesinde muhatap yabancı devletlerce ıreddedilmiş ve kanunun bu hükmü uygulanamamıştır.
'Bunun üzerine, Maliye Bakanlığı, kanuna aykırı bir yönetmelik hükmüyle bu misyonları bü yükelçilik ve elçiliklerimizin bünyesi içinde göstermek durumunda kalmış; iancak, kanun, dış diplomatik temsilciliklerimizin şefleri ile iktisadi misyonlar arasında yine uygulanmış ve asgari bir ahengin sağlanabilmesi, idari ilkeler sayesinde değil, fakat, vâki olduğu zaman, şahsi dost luklar sayesinde mümkün olabilmiştir.
f. Askerî ataşeler, kültür ataşeleri ve öğrenci müfettişleri, basın müşavir ve ataşeleri ile Tu rizm ve Tanıtma Bürosu müdürleri, kanun gereğince, dış diplomatik temsilcilik şefine bağlı kal makta devam ederken, Maliye müşavir ve ataşeleri ile ticaret müşavir ve ataşeleri ayrı bir sta tüye tabi tutulmuşlardır. İzahı kabîl olımıyan bu durum, diplomatik temsilciliğin değişik faali yetlerinde irtibatsızlığı daha da arttırmıştır.
Üstelik, diğer bakanlıkların müşavir ve (ataşelerinin aksine, ticaret müşavir ve ataşeleri, dip lomatik ıtemsilcilik şefine değil Maliye Bakanlığına bağlı iktisadi misyon şefine bağlanmışlar ve dûn bir ıstıatüye tabi tutulmuşlardır.
g) Ticaret ve gümrük tarifeleri, genel anlaşması inezdinde milletlerarası hukuk kuralları müs takil bir temsilcilik açılmasına imkân vermediğinden, loradaki temsilciliğimize resmî bir millet lerarası statü ile diplomatik muafiyet ve imtiyazları tanıtmak mümkün olamamıştır.
Bu durumda, mezkûr 13 sayılı Kanunun yarattığı mahzurlu hali ortadan kaldırarak ve dış temsil vahdedini yeniden 'kurmak kesin bir zaruret halimi almış bulunmaktadır.
5. Geçici Komisyonumuz, kanun teklifinin 1 nci maddesinin yukarda yer alan temel ilkele rin hepsini bir (arada ihtiva etmesi gerektiği ımülâhazasiyle, teklifin 1 nci, 3 noü, 5 nci ve 6 ncı maddelerini 1 nci madde içinde birleştirmiştir.
Bu konuda teklifin esasları bâzı önemsiz değişikliklerle kabul olunmuş ve ayrıca, Dışişleri Ba kanlığı dışındaki mercilerin memleketimizdeki yabancı diplomatik temsilciliklerde mûtat te maslarını ve Türkiye (Cumhuriyetini temsil yetkisine sahibolmaksızın dış ülkelerde yaptıkları te masları düzenliyen bir bend bu maddeye eklenmiştir.
Geçici Kolmisyonuımuzun düzenlediği madde metni, 'Bakanlar Kurulunun 13 (Şubat 1962 tarih li ve 6/209 sayılı karaıriyle kurulan Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma (Projesi Yönetim Ku rulunun raporundaki tavsiyelere tamamiyle uygundur.
6. (Geçici Komisyonumuz, 2 nci maddede derpiş edilen Bakanhklararası komiteye kanuni bir mevcudiyet verilmesinde fayda mütalâa etmiş ve bu konuda ıbâzı tasrihler yaparak madder yi kabul etmiştir.
M. Meclisi (iS. Sayısı : 741) 7. 'Geçici Komisyonumuz, dış diplomatik temsilcilik şefi olarak hizmet görmenin sadece [Dışişle ri Bakanlığı meslek mamurlarıma ait bir hak olmaması gerektiğini, bu alanda yetişmiş her ele mandan istifadesinin esas olması ieabetıtiğini ve esasen bu gerekçelerle iDışişleri Bakanlığı mes lek memurları dışımda - istisnai ahvalde de olsa - Büyükelçi Elçi ve daimi temsilci tâyininin mevzuatımızca kabul edildiğini dikkate alarak Dışişleri (Bakanlığı meslek memurları dışından hu ma kamlara 'tâyin edilenler esasen memur iseler, bunların müktesep haklarıınıın korunmasını sağlıyan ve böylelikle, bu gibi tâyinlerin yapılmasını kolaylaştıran 'teklifin 4 neü maddesini, tahrir tarzı na mütaallik bâzı tadillerle 3 ncü madde olarak kabul etmiştir.
8. Geçici Komisyonumuz, teklifin 7 nci maddesinde olduğu gibi ve Merkezî Hükümet Teşkilâtı Araştırma Projesi Yönetim Kurulu raporunda da tavsiye edildiği üzere, iktisadi ve malî konular da dış münasebetlerin gerektirdiği iç işlemleri yerine getirmenin Dışişleri Bakanlığına ait bir gö rev olmaması gerektiğine kaani olarak, Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtını Maliye Bakan lığı Hazine Genel Müdürlüğü bünyesi içinde muhafaza etmiştir.
Geçici Komisyonumuz, Maliye Bakanlığı İla/ine Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini, bu esası da dikkate alarak, mezkûr 13 sayılı Ka.Tunun yürürlüğe girmesinden önceki şekline getiren teklifin 10 ncu maddesini de teklifin 7 nci maddesi ile bir arada mütalâa eylemiş ve bu konuda sırf tahrir tarzına mütaallik değişiklikler yapmıştır. Bu arada, 1960 tan sonraki tadiller de mahfuz tu tulmuştur.
Geçici Komisyonumuz, Maliye Bakanlığına ait yurt dışı görev kadrolarını yeni icaplara göre düzenlerken, her derecede kadro adedi olarak, Maliye Bakanlığının yurt dışına kendi memurlarını gönderme imkânlarında hiçbir azaltma yapmamış ve bu imkânları aynen muhafaza eylemiştir.
9. Geçici Komisyonumuz, teklifin 8 nci maddesini 5 nci madde olarak ele almış ve bu madde yi de yeni ihtiyaçlara göre tanzim etmiştir. Mezkûr 13 sayılı Kanun mer'iyken Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğü ve Miletlerarası İktisadi İşbirliği Teşkilâtı bünyesinde yer alıp, dış gö rev kadroları olmıyan Bakanlıklara aidolan kadrolarda Dışişleri Bakanlığı bünyesine okluğu gibi nakledilmiştir.
10. Geçici Komisyonumuz, teklifin 11 nci maddesini 6 nci madde olarak ele almış ve Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Dairesi Reisliğinin görev ve yetkilerini mezkûr 13 sayılı Kanunun yürürlü ğe girmesinden önceki şekline - 1960 tan sonraki tadilâtı mahfuz tutarak - irca eden bu metni tah rir tarzı bakımından değiştirerek kabul etmiştir.
Ayrıca, daha önce Maliye Bakanlığına bağlı İktisadi Misyonlar emrinde bulunan Ticaret Mü şavir ve Ataşeleri, bundan böyle teknik ve idari yazışmalarda kendi bakanlıklarına doğrudan doğruya bağlı olarak diplomatik temsilcilik şefinin emrinde bulunacaklarından, bun lara aidolup Maliye Bakanlığı Hazine Genel Müdürlüğü ve Milletlerarası İktisadi İşbirliği Teşki lâtı bünyesinde yer alan kadrolar da olduğu gibi Ticaret Bakanlığı bünyesine aktarılmışlardır.
11. Geçici Komisyonumuz, teklifin 9 ncu maddesini 7 nci madde olarak ele almış ve tahrir tar zına mütaallik bâzı tadillerle kabul etmiştir.
12. Geçici Komisyonumuz, teklifin 12 nci maddesini de tahrir tarzına mütaallik bâzı tadiller le benimsemiştir.
13. Geçici Komisyonumuz, teklifin 13 ncü maddesini 9 ncu madde olarak ele almış ve yürür lükten kaldırılması gereken hükümler arasına diğer Bakanlıklara mensup olup da hariçte göreve tâyin edilenlerin Dış Diplomatik Temsilcilik Şefine bağlı olacaklarına dair 8 Temmuz 1948 tarih li ve 5250 sayılı Kanunun 6 nci maddesini, aynı hükmün işbu teklifin Komisyonumuzca kabul edilen ilk maddesinde yer alması muvacehesinde, yürürlükten kaldırılması gerekli hükümler arası na ithal eylemiştir.
M. Meclisi (S. Sayısı ; 741) 14. Geçici Komisyonumuz, teklifin geçici maddesini, geçici maddenin ilk bendi olarak kabul etmiş ve geçici maddeye evrak ve belgelerin Dışişleri Bakanlığına devrolunacağına dair bir geçici hükmü 2 nci bend olarak eklemiştir.
15. Geçici Komisyonumuz, teklifin yürürlük ve yürütülmeye dair 14 ncü ve 15 nci maddeleri ni, 10 ncu ve 11 nci maddeler olarak bâzı redaksiyon değişiklikleriyle kabul etmiştir.
16. Genel Kurulda öncelik ve ivedilikle görüşülmesi ricasiyle arz olunur.
Geçici Komisyon Başkanı Sözcü Kâtip İzmir İstanbul Konya Aydın Settar İksel Coşkun Kırca Selçuk Ay tan Sinan Bosna Aydın Konya Manisa Rize Yüksel Menderes S. Faruk Önder Mithat Bülge E. Yılmaz Akçal