Kaynak: TBMM S. Sayısı 157 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
Askerliğe müteallik adlî mevzuatımız bundan tamamen bir asır evel Fıransa askerî adliye kanunlarından iktibas edilmiştir Elimizde halen mer'i olan 21 şevval 1286 tarihli Askerî Ceza kanunu bir hayli tadilâta maruz kalmış olmasına rağmen, bu günün duygularını ve inkişaflarını tatmin edemiyecek bir hale gelmiş ve bilhassa. Cumhuriyet adliyesinde fışkıran yeni hayat ile Ordumuzun tekâmülleri arasında yaşamak kabiliyetini tamamen zayi etmiştir.
Diğer cihetten, bir usulü muhakemeden mahrum olan askerî mahkemelerin bu noksanını ikmal etmek dahi bir zaruret halini almıştır.
Bu mecburiyetler dolayısile yeni adliye ve yeni askerlik rejimlerinin doğurduğu hukukî ve askerî manalara uygun iki kanun lâyihası tanzim ve arzedilmiştir.
( Askerî Usul Muhakemeleri ), ( Askerî Ceza kanunu ) unvanlarile adlî ve askerî mevzuatı mıza dahil olacak bu iki ve yeni kanunlar Almanya ve en yeni mevzuattan olan mart Q28 tarihli Fransa askerî adliye kanunları üzerinde yapılan tetkikat neticesinde Ordumuzun teşkilât ve ihtiyaclarile telif olunarak vücude getirilmiştir.
Bu kanun lâyihalarile askeri adliye muamelâtına meslekten yetişmiş hâkimler ithal, tahki kat hâkimliği ihdas, askerî mahkemelerin vazifeleri takrir ve tahdit, ve aleniyeti ve müdafi kabul eylemeleri esasları konmuş ve müracaat edilecek kanun yolları açılmış ve cezalar asrî ihtiyacatımıza göre islâh ve dayak cezası ilga olunmuş ve binnetice umumî ve asrî mezuatı adliyemizle te'lifve Cümhuriyt adliyesine lüzumlu bir şube ilâve olunmuştur, _ 9 _ İmâ Millî Müdafaa Encümeni mazbatası T. B. M. M- Müdafaa Encümeni Karar M 88 5 - II - 1930 Esas M 1/527 Yükssk Reisliğe Başvekâleti Celilenin 5 kânunuevvel 1929 tarihli ve 6/4402 numaralı tezkeresile Encümeni mize havale buyrulan ( Askerî usulü muhakeme) ve (Askerî ceza kanunu) lâyihaları ve M.
Müdafaa Vekâletinin esbabı mucibe mazbatası, iki ay kadar, hemen her gün denilebilecek topla nışlarda, Encümenimizde, M. Müdafaa Vekâleti namına gelen Divanı Temyizi Askerî Müddei umumisi Rifat Beyin huzurile, müzakere ve tetkik olundu:
Lâyihaların esbabı mucibesinde de biraz bahsedildiği gibi, bu gün elde bulunan ( Askerî ceza kanunnamei humayonu ) Fransanm eski imparatorluk devrindeki askerî ceza kanunundan tercüme edilmiş, yarım asırdan ziyade sürüklene kelmiş , bir çok ilâveler ve zeyillerle tamirine çalışılmasına rağmen, çok eski devirlerin zihniyetlerini taşıyan yıkık bir bina halinde kalmıştır.
Esasen bu ceza kanunile beraber muhakeme usulü kanunuda tercüme edilmemiş: Yalınız bundan teşkilâta ait olan bazı kısımlar, o da yanlış tercüme edilerek, alınmıştır .
( Mesele başta birinci baptan sonra <c usulü umumiye » tabirinin «usulü muhakeme » yerine kullanıldığı anlaşılmıştır.) bunun aksine olarak asıl ceza bahislerinde bulunması lazım gelen bazı tariflerde kitabın baş tarafına konduğu kibi, bazı adlî ve şer'î hükümlerden mürekkep ve karışık bir ceza şekilleri de ortaya atılmıştır. ( Meselâ katil bahsinde olduğu gibi ) Bundan başka önceleri Divanı harplerin hükümleri ( 62 . Madde mucibince makamı seraskeriye takdim olu-nacak ( Darı Şurayı Askerî ) de tetkik olunur; cinayet mazbatalarile Alay emini ve yukarıdaki zabitlerin mazbataları Babıâliye arzedilir ) ken sonraları Darı Şurayı Askerî yerine bir ( Muhakemat Dairesi ) teşkil olunarak, Adlî kuvvete ait olan kararların İdarî kuvvete mensup bir daire tarafından tetkik, tadil veya tashihini icra ettirmek gibi hukuk esaslarını altüst eden yollara gidilmişti.
Divanı harplerde Müddei Umumî yok; yani davacı yok; müdafi kabul edilmez; muhakeme gizli yapılır. Basit bir sorgu şeklinde idi. İlk tahkikat dahi ancak muhakeme safhasında yapılırdı.
Meşrutiyette 24 mart 330 tarihli bir kanunla askerî ve adlî azalardan mürekkep bir (Divanı Temyizi Askerî) teşkil olunarak muhakeme usulü kabul olunduğu gibi, 6 teşrinievvel 339 tarihli bir kanunla da Divanı temyiz bir az daha tevsi olundu idi.
Ancak Umumî harbin en felâketli ve şeametli devri olan mütareke senelerinde memleketin başına en büyük belâ kesilen Damat Ferit hükümeti, vatana karşı yaptığı sayısız hiyanetlere bir sürü cinayetler de ilâve etmek için, 335 mayısında Divanı temyizi lağvetti ; (Divanı Harbi Ürfî) namile vücude getirdiği kanunsuz heyetlerin yalan hükümlerini, kendi nüfuzları altında tutarak teyit ettirmek için, tamamen idarî bir makam olan ( Umuru muhakim şubesi )nin emri altında yeniden teşkil ettikleri ( Heyeti Temyiziye ) ye tasdik ettiriyorlardı. Nihayet Anadoludaki Millî Hükümetin ve Büyük Gazinin kuvvet ve celâdeti karşısında Damat Ferit Hükümeti yıkıldıktan sonra yerine geçen Tevfik Paşa idaresi, Divanı temyizi yeniden teşkil ederek, Divanı harbi ürfinin vermiş olduğu zulüm kararlarını re'sen temyize tabi tuttu.
Bu sırada adliye tarihimizde nadir görülen feci bir misal vardır : Damat Ferit Hükümetinin ölüm cezasına mahkûm ettirerek astırdığı merhum Nusret ve Kemal Beylerin Divanı temyizde beraetleri tehakkuk etmiş ve mahkûmiyet kararları bozulmuştur.
İşte bu ( Divanı Temyiz ) Anadoluda Millî Hükümetimizin teşkil eylediği Divanı temyize kadar devam eylemiştir.
Şu suretle, memleketimizin yüzlerce senelik tarihinde ilk defa olarak, hakikî adalet ve hukuk mefhumlarına uygun en yüksek ve asrı kanunları tedvin eden Cumhuriyet idaremiz işbu (Askeri muhakeme usulü ) ve (ceza kanunu) lâyihalarile de Ordumuzu asrımızın en parlak ve en son âdlî fikirlerinden alınmış kanunlarla teçhiz ederek,, karanlık mazinin korkunç misal ve ihtimal lerini ebediyen gömmektedir.
Bu lâyihaların Fransa, Almanya, Belçika gibi büyük devletlerin askerî ceza kanunları tetkik edildikten sonra, ötedenöeri askerî teşkilâtımızın muvazi gittiği Alman kanunları esas tutularak fakat ayni zamanda Fransada bir kaç senelik uzun bir tetkik neticesinde kabul edilmiş olan 1928 tarihli kanundan da istifade olunarak tanzim kılındığı anlaşılmıştır; böylece bunlar Millî müdafaa Vekâletince çalışılıp hazırlandıktan sonra Âlî Askerî Şurada müzakere edilmiş ve sonra Adliye Vekâletince gözden geçirilerek umumî kanunlarımızın esaslarına uygun bir şekle konmuştur.
Zaten Adlî usulü muhakeme kanunumuzun aslı Almanyadan alındığı için askerî usulü muhakeme lâyihası, mesleğe ait bazı hususî noktalardan başka, umumî muhakeme usulünün ayni gibidir;
Ceza kısımlarında da tam bir ahenk tesis edilmiş ve hatta hukukî ve cezaî tetbirlerin bile imkân derecesinde ayni olmasına çalışılmıştır. Bu fikirden, yalınız; Encümenimizce bazı tabirlerin Türkçeleştirilmesi için, bazan ayrılmak lâzım gelmiştir.
Lâyihaların havi olduğu başlıca yenilikler :
1 — Muhtelif isim ve numaralarla mevcut olan divanı harplerin lağvedilerek yerlerine Adlî ve Hukukî mahkeme mefhumuna lâyik olan ( askerî mahkemeler ) teşkili ;
İşbu yeni teşkilattan (divanı harp) kelimsinin dahi kaldırılmasını ve yerine ( askerî mahke me ) ismi konulmasını Encümenimiz müttefikan kararlaştırmıştır. Çünki ' divanı harplerin tarihimizde, ( Yıldız, Taşkışla, Nemrut Mustafa divanı harpleri gibi ) adalet namına birer cinayet yuvalarını daima hatırlattığından başka, kelimenin lügat manasının da mahkeme teşkilât ve manasile hiç bir münasebeti görülmemiştir.
2 - Askerî mahkemelere hukuk ilmine vakıf hâkimler tayin ve askerî azaların ve yedek azaların memuriyet müddetlerinin tespit edilerek, istenildiği zaman değiştirilmelerine imkân bırakmamak sayesinde, istiklâlin temin olunması ( istiklâlsiz hakikî adalet olmadığı gibi ihtisassız istiklâl de olamaz ).
3 - Gizlilik kaldırılarak açık muhakeme.usulü kabul olunması;
4 - Müdafaa hakkının temini ve mahkemelere müdafi kabulü;
5 - Geniş bir muhakeme usulü ile kanun yollarının açılması:
6 - Cezaların asrî hukuk ve asrî insanlık manalarına uygun olacak surette hafifletilmesi ve dayak, demirbentlik, pranga, zindan, hidematı şakka, kürek, kalebentlik ve nefi cezalarının kaldırılması;
7 - Bütün asrî ordularda olduğu gibi bizim ordumuzda da hukuk ilmine ait çok faydalı bir şubenin vücude getirilmesi; '" .
8 - Ceza kısmında oldukça teferruatlı düşünülmüş hafif disiplin cezalan konarak hem madunların ehemmiyetsiz şeylerden dolayı mahkemeye düşmelerinin önüne geçilmesi, hem de ordunun temeli olan disiplinin eyice korunması;
9 - Yine bu kısma konan bazı mühim maddelerle mafevkin maduna karşı her an. adalet ve şefakatle muamele etmesinin ve haksızlıktan çekinmesinin temini İşbu sebeplerden ve daha bir çok noktalardan dolayı ordumuzda hakikî adalet esaslarını sağlam kuracak ve en büyük kuvvet olan disiplin ve karşılıklı itimat bağlarım bir kat daha kuvvetlendirecek mahiyette görülen işbu lâyihalar ve M. Müdafaa Vekâletinin esbabı mucibe mazbatası Encümenimizce de esas itibarile ve müttefikan muvafık görüldü.
Maddeler üzerinde yapılan tadillerin.en çoğu kelimeleri ve tabirleri Türkçeleştirmeğe ve bazı cümle ve tertip değişikliğine aittir, ki bunların esasa ve manaya dokunmıyacağı düşünü lerek mazbatamızda ayrı ayrı izah edilmesinden vaz geçildi. Asıl manaya ait tadiller madde sırasile [*] aşağıda arzolunur.
'/*/ Maddelerin muterize içinde yazılan rakamları lâyihaların eski şekline, muterize dışında kalan rakamları tadil edilmiş şekline aittir.
_ 4~ Birinci Kitapta 1 - Madde 1 de birinci fıkradan sonra yazılması lâzmgelen 1,2,3 rakamları - fıkra humaralarile karışması ihtimaline binaen - kaldırılarak yerlerine alfabe harfleri konması ''daha muvafık görülmüş v$ bu usul daha bir çok maddelerde tatbik olunmuştur. Ancak burada 4 ve 5 rakkamlarmdakji hükümler, ikinci kitabın (Ceza kanunu lâyihasının) 156, (157) ve 158, (159) maddelerinde tafsilâtile yazılmış ve işbu birinci kitabın 3 maddesinde (D) fıkrası olarak ilâve edilmiş Olduğundan, buradan çıkarılmıştır. Bunun gibi 6 rakamında yazılı (Harp esirleri) hak kındaki hüküm de yine birinci kitabın 159,(160) maddesinde yazıldığından ve ayni fıkraya kaydedildiğinden her iki kelime (v) ile beraber işbu fıkradan silinmiştir* 2 - Madde 2. nin düşündüğü ihtimaller Encümenimizce eksik görülmüştür. Çünkü askerî ve umumî ceza kanunlarına tabi şahısların müştereken askerî ceza kanununda yazılı bir suçu da işlemeleri mümkündür. Bu taktirde eğer askerî şahıs askerî mahkemeye ve sivil de umumî mahkemeye verilecek olursa-çünkü askerî bir şahsın askerî bir suçtan dolayı umumî bir mah kemeye veıjilmesi kanun lâyihasının esasına muhaliftir - hem ayni suçu işleyen iki şahsın muhtelif mahkemelerde muhtelif ceza görmesi gibi bir yanlışlığın ortaya çıkabileceği, hem de bazan maddî ve manevî askerlik menfaatlerinin, bozulabileceği hatıra gelir. Bundan başka sefer berlikte işlenen müşterek suçlarda her halde askerler için askerî mahkemenin tercih edilemesinin en çok memleket ve ordunun selâmetine uygun gelebileceği de kabul edildi.
Binaenaleyh bu madde yeniden şu şekilde yazıldı :