Kaynak: Millî Birlik Komitesi S. Sayısı 144 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
Coğrafi durumu itibariyle Türkiye, denizlere muvazi çevresinde yerüstü akar suları ile miyahî şebeke teşkil eden bir görünüş arz etmektedir.
Türkiye'de dağlar, münferit veya müselsel bir şekilde Güney, Kuzey, Doğu ve Batı'da top lanmış bulunmasına karşılık; Orta - Anadolu step manzarasına bürünmüş bir halde bulunmak tadır.
Teşekkül tarzı itibariyle çorak bir yayla olan Orta - Anadolu, kenarlara nispetle, az karışık, geniş düzlüklerden ibaret olduğu gibi, klimatoloji bakımından da Türkiye'nin en az yağmur alan bir sahasını teşkil etmektedir.
Aynı zamanda birçok yerlerinde çatlak ve yarıkları ihtiva eden kalker tabakalarından mü teşekkil olduğu için, umumiyetle az yağış alan bu sahada yağan yağmurlar, toprağa kolayca nüfuz edebilmektedir. Bu sebeple Orta - Anadolu yaylası ve bilhassa Konya plâtformu Neojen Devrinde üstüste oturmuş tatlı su kalkerlerinden ve suyu emebilen toprak örtüsünden teşekkül etmiştir ve binnetiee ziraate elverişli tatlı yeraltı suları geniş bir saha kaplamıştır.
Bu itibarla Orta - Anadolu (Konya, Niğde, Kayseri, Merzifon, Elâzığ, Sivas ve İsparta dolay ları) büyük bir yeraltı su hazinesi haline gelmiş ve sinesinde tabiî kaynaklardan müteşekkil ge niş bir su kütlesini ihtiva etmiş bulunmaktadır.
Çok acı bir tecellidir ki, şimdiye kadar ne Devlet ve Hükümet müessesesi, ne de geniş halk kütlesi teşebbüsü bu bakir konuya el sürmemiş, tarihin her devrinde Türkiye'nin giriştiği ölüm kalım savaşlarında her cephede dasitanı kahramanlık menkibeleri yazmış olan bu kapalı havza nın 6 - 7 milyonluk sekenesinin âcil teşebbüslerle halledilmesi gereken bu hayati ve beşerî proble mine eğilmekten kaçınılmıştır.
Yeraltı suyu dâvasını halletme yolunda diğer milletlerin, büyük sahrada, Avusturalya'nm or tasını kaplıyan geniş çöl sahasında ve Kalâhari çölünde yıllardır girişilen, mesut ve müspet ne ticeleri istihsal edilmiş ve edilmekte bulunan geniş teşebbüs ve devamlı çalışmaların ışığı altın da, Anadolu'nun bu bahtsız vatandaş kütlesinin kangren haline gelmiş müzmin yarasına neşter vurmak, maşerî dert ve ıstırabına topyekûn çare bulmak amaciyle, DSÎ Umum Müdürlüğü; bü tün Türkiye'ye şâmil ve bilhassa önce bu kurak bölgelerde yeraltı su rezervlerini araştırmak ve bulmak üzere sekiz yıldan beri faaliyete geçmiş bulunmaktadır.
Ancak, Devlet Su îşleri Umum Müdürlüğünün teşkiline dair 6200 sayılı Kanunun birinci maddesinde Umum Müdürlüğün kuruluş maksatları arasında «Yeraltı sularının zararlarını ön lemek ve bunlardan çeşitli yönden faydalanmak» hususu kaydedilmiş ise de; umumi olarak yer altı su kaynaklarının âmme ve şahıslar muvacehesinde mülkiyeti; araştırılması, kullanılması, işletilmesi ve lıüsnüsuretle kullanılıp kullanılmadığının murakabesi gibi hususlarda ahkâmı mah susa mevcudolmadığındaıı, Umum Müdürlükçe 1956 yılından beri yapılan çalışmalara 33 milyon lira harcanmış ve 660 milyon metre küb kabili istifade yeraltı su rezervlerin tesbit edilmiş ol masına rağmen; yukarda arz edilen ahkâmı mahsusanın yokluğu dolayısiyle âmme menfaatine ha dim ve emre amade büyük bir millî kaynak, bugün kullanılmaz halde beklemektedir.
Yapılan araştırmaların, bilhassa yerüstü sularından mahrum ovalara tevcih edilmiş olduğu dü şünülürse, şiddetle ihtiyaç duyulduğu halde, dokunulamıyan bu yeraltı sularının, memleket ekonomisi üzerinde ne kadar müspet tesirler icra edeceği kolaylıkla anlaşılır.
İşte bu zaruretlerin tazyiki ile başlıca :
1. Âmme malı olan yeraltı sularının israfını önlemek, kullanılmasını ayarlamak ve âkibeti meçhul yatırımlara mâni olmak için, salahiyetli bir makam tarafından kontrol altına alınması ?(Kontrol maksadı) 2. Memleket dâhilinde *bu sahada yapılan bütün çalışmaların bir yerde toplanması ve tescili (Dokümantasyon, arşiv ve tescil maksadı) 3. Süratle gelişen bu faaliyetler neticesinde doğacak hakların ilerde, müktesep hak şeklinde ihtilâflara ve imtiyazlara sebebiyet vermemesi için, şimdiden bir nizama bağlanması (Mülkiyette1 nizam maksadı) Mucip sebepleriyle, bu kanun tasarısı hazırlanmış bulunmaktadır.
f asarı hakkında ilgili bakanlıkların mütalâaları alınmış ve bunlara göre gereken düzeltme, telif we ilâveler yapılmıştır, Kontrol zaruretinin mucip sebepleri Yeraltı sularının kullanılması, zamanında kontrol altına alınmadığı takdirde, tevlidedeeeği bü yük zararları birkaç misalle izah etmek mümkündür. Bugün A. B. D. Arizona Devletinde böyle bir kanun bulunmaması sebebiyle, 1949 ve 1956 yıllan arasında 7 sene gibi kısa bir süre fasılasın da yeraltı suyu seviyesi süratle düşerek, ortalama pompaj irtifaı 40 m. den 65 m. ye yükselerek be her Acrfood basma enerji sarfiyatı 220 KWS. ten 340 KWS. te yükselmiştir. Bu, pompaj maliye tinde, % 50 yi mütecaviz bir artma tevlidetmektedir.
ikinci bir misul, memleketimizden vermek mümkündür. Artan bir süratle genişlemekte olan İs tanbul - Bakırköy arası sanayi mmtakasmda «kontrolsuz olarak» açılmakta olan derin kuyular, yeraltı su deposunu, süratle azaltmakta ve yeraltı suyu seviyesini düşürmektedir.
Filvaki, bu mmtakada 1938 senesinde açılan kuyularda statik seviye -f- 3.0 ve 1952 senesinde + 0.50 iken, 1959 senesinde bu değer — 14.0 m. ye düşmekle, ilk 14 senelik düşüm 2.5 m. den iba ret olmasına rağmen, bu değer son 7 senede 14.5 m. ye çıkmıştır. Bu misal de gösteriyor ki, durum çok ciddîdir ve süratle müdahaleyi icabettirmektedir.
Bu, su maliyetini yükseltmekle beraber, yakın bir gelecekte rezervin tükenmesiyle, bu iş için ya pılan bütün masrafların heba olmasını ve yeniden çok büyük yatırımlar yapılmasını icabettirecek.
dokümantasyon ve tescil zaruretinin mucit) sebepleri Bugün memlekette gerek petrol şirketleri ve gerekse hususi firmalar tarafından senede 200 e yakın kuyu açılmakta ve fakat yeraltı suyu araştırmaları için, çok kıymetli olan bu malûmat elde edilmemektedir. Yakın gelecekte, bu miktarın 1 000 in üzerine çıkacağı ve bir kuyunun 50 000 li raya mal olduğu düşünülürse, aynı malûmatı elde etmek için zaman kaybı düşünülmese dahi, ""•aynı miktar masrafın ikinci defa yapılmasını icabettireceği aşikârdır.
Müktesep hak tevekkülünü önlemek zaruretinin mucip sebepleri Yeraltı sularının kullanılmasının çok bariz bir hususiyeti, çok çabuk inkişaf göstermesidir. 1956 yı lma kadar bütün Türkiye'de 150 civarında derin kuyu varken, bu miktar, yalnız Devlet Şu İşlerinin açtığı kuyularla 4 sene zarfında 1 250 ye çıkmıştır. Başka memleketlerde bu inkişaf, çok daha süratli '( S, Sayısı : 144 ) _ 3 - olmaktadır. Meselâ; bugün israil «10 sene gibi kısa bir süre zarfındav yeraltı suyu rezervinin % 96,5 im kullanır duruma gelmiştir.
Amerika'da bu ilerleyiş çok daha süratli olmuş 60 sene evveline kadar yeraltı sularının kulla nılması hakkında pek mahdut bilgi ve o nispette mahdut faydalanma varken, 1955 senesinde yapı lan bir istatistiğe göre, o sene zarfında mütaahhitler elinde bulunan 28 000 ınakina ile 704 000 ku yu açıldığı tesbit edilmiştir. Bu kadar süratli inkişaf gösteren bir mevzuda, nizamın tesisi ve doğa cak menfaatlerin ilerde düşünülecek tedbirlere karşı göstereceği büyük mukavemet göz önüne ab> nıı'sa, kanunun müstaceliyeti kendiliğinden ortaya çıkar.
Mülkiyet hakkındaki hükümlerin mucip sebepleri "'' .
Tasarının birinci maddesinde yeraltı suları, menfaati umuma ait sular meyanında mütalâa edi lip, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu yazılmıştır. Bu hüküm, Medenî Kanunun 641 nci maddesindeki ruh ve mânaya tamamiyle uygundur.
Filhakika, bugünkü teknik imkânlarla, yeraltı sularının toprak altındaki mevcudiyeti, suyun derinliği, genişlik sahası ve verim kabiliyeti gibi bağlıca hususiyetlerini anlamak ve tesbit mümkün olduğundan, bu usullerin tatbiki ile elde edilen neticelere göre, yeraltı suları yeraltında geniş saha lar işgal etmektedir ve işbu yeraltı su sabalarının meydana gelmesine müessir olan yerüstü sabala rı ise • «tahminin fevkinde»1 çok geniş sınırlara maliktir.
Bu itibarla, bu sular hiçbir kimseye maledilemiyeeeğinden. bunların sahipsiz ve binaenaleyh'.
âmme malı addedilmesi tabiî ve zaruridir.
Diğer taraftan, yeraltı sularının «ilmî esaslar ve metodlar dâhilinde»' işletilmesi halinde, büyük istifadeler elde. edileceği birçok misallerle sabit olduğundan, yerüstündeki akar sular, göller ve umumiyetle su kaynakları hakkında olduğu gibi «esasen âmmenin malı olan»' bu suların da men faati umuma ait sular imeyanmda mütalâa edilmesi, millî ekonomi prensiplerine uygundur.
Ancak, Medenî Kanunun 679 ncu maddecinin son fıkrasındaki «yeraltındaki sular, kaynaklar gibidir»' hükmü yukardaki mütalâalara tezat teşkil ettiğinden, mucip sebepleri ve metni ayrıca teşrih edilerek Medenî Kanunun bu maddesinin aynı zamanda değiştirilmesine ait ayrı bir tek lifin hazırlanması uygun görülmüştür.
Maddelerin birer birer açıklanması -'• -: "-•-- Birinci madde :
Yeraltı, suları «mahiyet itibariyle»' menfaati umuma aidolan sular meyanında mütalâa edilip, mülkiyetinin Devlete aidol'duğu hükmü vaz'olunmuştur.
Böyle bir hükmün esası, Medenî Kanunun 641 nci maddesinde mevcut ve mündemiçtir. Ancak, orada yeraltı suları tâbiri yer almamış olduğundan, burada tasrih edilmesi lüzumlu ve faydalı gö rülmüştür.
Maddenin ikinci fıkrası daha ziyade kanunun şümulünü, yani tatbik sahasını tâyin ve tesbit eder.
İkinci madde :
rCanunda »geçen bâzı terimlerin ne mâna ifade ettikleri açıklanmıştır. Bu terimler, günlük ha yatımıza ve litaratüre yeni girdiğinden, kullanış mânalarında karışıklığı giderme'k maksadiyle bu açıklamalara lüzum görülmüştür.
.Misal olarak, umumiyetle tabiî kaynakların ve bu arada yeraltı su kaynaklarının hüsnümuhafazası israf edilmemesi ve kıymetinin bilinmesi için ne gibi hizmetlerde ve hangi sıra ile kullanıl masının millî menfaate daha uygun düştüğü «faydalı kullanış»1 tâbiri ile ifade edilmiştir.
Ayrıca bir «faydalı ihtiyaç» tâbir ve mefhumu ile de, yeraltı suyu kullanan kimsenin, bunu istediği gibi, hadsiz hesapsız bir şekilde, kullanılmasına cevaz verilmediği derpiş ve teklif edilmiştir.
( S, Sayısı : 144 ) «Emniyetli verim haddi» tâbiri ile, yeraltı su deposunun tüketilmeden «nesiller 'boyunca»' kul lanılmasını sağlamak maksadiyle bu depodan alınabilecek su miktarı belirtilmiştir.
Üçüncü madde:
ıSalâlhiyetli idare marifetiyle yurdun yeraltı suyu depoları hakkımda yeteri kadar malûmat elde edildikçe bu sa'halarm, bilâhara özel muamelelere tâbi tutulabilmesi için, önceden «işletme salhası»' olarak tesbit ve ilân edilmesi düşünülmüştür.
Gerçekten plânlı bir şekilde, önce hidrolojik istikşafı yapıldıktan ve buna göre araştırma ku yuları da açıldıktan sonra o salhada yeraltı suyu deposunun sınırları ve karakteristikleri tâyin edilmiş olur.
Bu gibi sahaların nerelerinde, hangi derinlikte ve ne miktar'da su alınabileceği ve suyun ev safı hakikata yakın bir sıhhatle söylenebilir ve en önenıli'si, bu sahalarda yeraltı suyu deposunun emniyetli verim haddi de malum olduğundan, israf suretiyle, kaynağın tükenmesine mahal ve meydan verilmez.
Dördüncü madde :
İlân edilmiş yeraltı suyu işletme sabaları içinde resmî, yarı resmî müesseseler veya hakiki ve hükmi şahıslar tarafından açılacak kuyuların aded, yer, derinlik, çekilecek su miktarı gibi şartlarının salahiyetli makam tarafından tâyin ve tes'bit edileceğini ihtiva eder.
üçüncü maddede beyan edilmiş olduğu gM, bu salahiyetli makam; işbu işletme safhası hak kında «yeraltı suyu bakımından»1 her türlü malûmata sahip ve malik bulunduğundan böyle bir hükümle, hem o makamm sebkat eden emek ve mesaisinden vatandaşlara kolaylık sağlanmış, aynı zamanda da kaynağın hüsnü muhafazası ve israfın önlenmesi kontrol altına alınmış olur. Bu salahiyetli makamın ayrıca, açılacak kuyuların teknik hususiyetleri ve şartları Ihakkmda da bilgi vermesi ve rehberlik yapması tabiidir. Bu maksatla, kanunda bir talimatname yayınlan madı lüzumuna işaret edilmiştir.
Dördüncü maddede, açılan kuyulardan elde edilecek suların, israfını önlemek maksadiyle, kullanma hakkını «faydalı ihtiyaç kaydiyle»1 tahdideden bir llıüküm ilâve olunmuştur.
Elde edilecek su, içmede zirai sulamada ve sanayi ve maden tesislerinde veya diğer işlerde kullanılabileceğine göre, her bir hususi haldeki faydalı ihtiyacın tesbitinde, ilgili idare tem silcilerinin muvafık mütalâasının alınması lüzumlu ve yerinde mütalâa olunmuştur.
Beşinci madde :
îlân edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında kalan sabalarda, prensip itibariyle, her arazi saihilbinin arazisi içinde yeraltı suyu aramak ve suyu 'bulduktan sonra kullanmak hak kına malik olduğu hükmünü ühtiva eder. Ancak, işletme sahalarında olduğu gibi, burada da kullanma hakkı hudutsuz olmayıp, faydalı ihtiyaç kaydiyle tahdidelmiş bulunmaktadır.
Bilindiği gibi Medenî Kanunun 679 ncu maddesinin son fıkrasiyle yeraltı suları kaynaklar gibi mütalâa edilmiştir. Kaynaklar, arzın mütemmim bir cüz'ü sayıldığından ve başkaca bir taihdit ve kayıt bulunmadığından Medenî Kanunun bu maddesi meriyette bulunduğu müddetçe bu beşinci maddenin tatbik kabiliyeti olmıyacaği aşikârdır.
Bu itibarla Medenî Kanunun 679 ncu maddesinin ilmî esaslara dayanılarak ve bu kanunun ruhuna uygun bir şekilde tadili cihetine gidilmiştir.
Altıncı madde :
Esasen tümü âmme malı olan her hangi bir yeraltı su kaynağından, komşularının da istifa de hakkı bahse konu edilerek, bu istifadenin şartları tâyin ve tes'bit edilmiştir. Bu madde, Me denî Kanunun 683 ncü maddesinde yerüstündekilüzumiu suların cebrî temellükünü ihtiva eden 'hükmün mütenazırı olup, komşu araziden -mürur hakkı ve saire gibi hususlarda mevcut kaide ve usûller tatbik olunacaktıı*.
Yedinci madde :
Bu maddede, salahiyetli -makamın yetkileri derpiş olunmuştur. Bundan maksat, yeraltı su kaynaklarının memleket ölçüsünde istikşaf ve araştırılması vazifelerini üzerine almış olan Dev let Su işleri teşkilâtının bu hizmeti âmme menfaati namına kolaylaştırmaktan ibarettir. Ayrıca (Si Sayısı : 144 ) bu vesile ile, arazisinde Devlet Su işleri tarafından bir kuyu açılıp da «su bulunduğu takdirde» bu nun kullanılmasında arazi sahibine tercih hakkı tanındığı bu maddede yer almış bulunmaktadır.
Sekizinci madde :
tle, bu kanunun ruhunu teşkil eden «yeraltı su kaynaklarının korunması ve tescili» gayelerine ulaşmak maksadiyle yeraltı suyu ariyan, bulan ve kullanan kimselerin, bu işlerini salahiyetli bir ma kamın malûmatı tahtında yapmasını sağlamak için, (bir mekanizma kurulmakta ve o kimselere salahi yetli makamdan belge almak mecburiyeti yükletilmektedir.
Su temini maksadını gütmekle beralber, yaptığı işler neticesinde yeraltı tafbakalarınm teşekkül tarzı, evsafı ve sairesi hakkında bilgi vermesi ve bir doküman teşkil etmesi mümkün ve muhtemel du rumlar mevcudolan kazılar hakkında ise, sadece salahiyetli makamın talebi üzerine bilgi vermek mec buriyeti kâfi görülmüştür.
Dokuzuncu, onuncu ve on birinci maddelerde :
8 nci maddede bahse konu olan belgelerin mahiyet ve şartları belirtilmiştir.
On ikinci maddede :
Belgeler bir âmme hizmetine aidolduğundan ve mümkün mertebe basit ve sadeliği matlup bulun duğundan, bunların her hangi bir ücretten hare ve resimden muaf tutulmaları uygun görülmüştür.
On üçüncü madde :
Belge için müraeaat yeri ve müracata cevap müddeti belirtilmiştir.
On dördüncü madde :
Aynı zamanda yapılan müracaatlarda, su taleplerinin emniyetli verim haddine yaklaşması hâlin de, takibedilecek yol tealbit edilmiştir. Bu hal; işletme sahası olarak ilân edilmiş yeraltı suyu kaynak ları için bahis mevzuu olup, kaynağın verimi belli olduğuna göre, aynı kaynaktan istifade edenlerin çektikleri toplamı su miktarının, deponun emniyeti; verim haddini aşmaması lüzumunu kabul, bir za rurettir.
On beşinci madde :
Yeraltı su kaynaklarının sicilini tutacak olan salahiyetli makam tâyin olunmuştur.
On altıncı madde : & Tatbikata ait idari ve fennî şartlarla, bu şartların kontrolü hakkında bir talimatname hazırlanması lüzumu derpiş olunmuştur.
On yedinci madde :
Yeraltı suyu kuyularının aşılmasında proje ve fennî mesuliyeti şart koşar. Memleketimizde yeni açılmış bir salha olduğu için bu i$te ihtisas salhibi elemanların sayısı az ve bu yüzden müşkülât çeki lebileceği hatıra gelirse de bahse konu olan yeraltı suyu tesisinin maliyeti pahalı, teknik bakımdan nazik ve mutlaka ilme ve tecrübeye dayanması gereken bir ameliye olduğundan proje ve fennî mesu liyet şartı vaz'olunmuştur.
On sekizinci madde :
Ceza hükümlerini ihtiva eder. Merci; sulh mahkemeleridir. Aynı madde içinde fiilin tekerrürü ve yapılmış işin âkıibeti hakkında da gerekli hükümler derpiş olunmuştur.
On dokuzuncu madde :
Bu kanun hükümlerinden müstesna tutulması gereken maden sularını, şifalı suları ve diğer hususi hslleri ihtiva eder. Bununla beraber, dokümantasyon gayesiyle bu istisnai muameleler hakkında da salahiyetli makamın talebi üzerine, ilgililer tarafından, gerekli bilgi verilmesi mecburiyeti malhfuz tu tulmuştur.
Kanunun son maddeleri, bir geçici madde ile, yürürlüğe girme tarihinden ve kanunu yürütecek makamın belirtilmesinden ibarettir.
Geçici maddede, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan kuyular, bahse konu edilmiş ve bunlardan sadece zirai sulama ile maden ve sanayi işlerinde kullanılanlar ele alınmış ve sa hiplerinin iki sene zarfında salahiyetli makama malûmat vermeleri mükellefiyeti düşünülmüştür. Bu suretle, geçmişteki mühim yeraltı suyu kullanışlarının da tescil ve kontrolü imkân dâhiline girmiş bu lunacaktır.
( Ş. Sayısı ; 144 ) Bayındırlık ve îmar Komisyonu raporu T. C.
Millî Birlik Komitesi . 11 . 11 . 1960 Bayındırlık ve îmar Komisyonu Esas No: 2/129 Karar No: 5 Millî Birlik Komitesi Başkanlığına Komisyonumuza 11 Kasım 1960 tarihinde havale buyurulan Tunçkanat Haydar ve iki arkadaşının «Yeraltı suları hakkında kanun teklifi» tetkik ve müzakere olundu. x Yapılan incelemede teklif sahibinin gerekçesinde serd edilen hususlar, komisyonumuzca da yerinde görülerek teklif aynen kabul edilmiştir.
Millî Birlik Komitesinin tasviplerine sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa arz olunur.
Tunçkanat Haydar Özgür Selâhattin Çelebi Emanullah (S.< Sayısı: 144) TUNÇKANAT HAYDAR VB Î Kl ARKADAŞI NIN T E K L İ Fİ Yeraltı suları hakkında kanun teklifi Yeraltı sularının mülkiyeti ] Yeraltı suyu i§letme sahalarının tespit ve ilânı MADDE 1. — Yeraltı suları umumi sular MADDE 3. — Sınırları ve karakteristikleri meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu al tâyin edildikçe yeraltı suyu sahaları, Bayındırlık tındadır. Bu suların her türlü araştırılması, kul Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu lanılması, korunması ve tescili bu kanun hüküm karariyle «Yeraltı suyu işletme sahaları» olarak lerine tâbidir. kabul ve ilân edilir.
Terimler tlân edilmi§ yeraltı suyu isletme sahaları MADDE 2. — Bu kanunda yeraltı suyu ile içinde kuyu açılması ilgili olarak kullanılan terimler aşağıdaki mâna MADDE 4. — Yeraltı suyu işletme sahaları ları ifade eder :
içinde açılacak kuyuların adedi, yerleri, derin Yeraltı suyu :
likleri ve diğer vasıflariyle çekilecek su miktarı Yer altındaki durgun veya hareket halinde Devlet Su îşleri tarafından tâyin ve tesbit edi olan bütün sulardır.
lir.
Yeraltı suyu deposu :
Yeraltı suyu işletme sahalarında yapılacak Bünyesinde yeraltı suyu bulunan tabakalar her türlü yeraltı suyu tesisleri, Bayındırlık Ba dır ki, bu tabakaların her hangi bir noktasından kanlığınca tanzim edilecek teknik talimatname su çekildiğinde, bütün su kitlesine tesir edilmiş hükümlerine göre meydana getirilir.
olur.
Kuyu açan kimse, bulunan suyun ancak ken Kimse :
di faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kul Resmî, yarı resmî veya hususi hüviyeti haiz lanmaya yetkilidir.
hakiki ve hükmi şahıslar.
Faydalı ihtiyaç miktarı, tahsis edilecek mak Komşu :
sada göre Tarım, Sanayi, îmar ve İskân ve sala Bitişik arazi sahibi veya aynı bölgede bulunan hiyetli diğer Bakanlık ve müesseselerin mütalâası ve hâlin icaplarına göre bitişik arazi sahibi gibi alınmak suretiyle, Devlet Su işleri tarafından aynı yeraltı suyu imkânlarından faydalanması tâyin ve tesbit edilir.
lâzımgelen kimse.
Müracaat sahibi :
Arama, kulanma veya ıslah ve tâdil belgesi İlân edilmiş yeraltı suyu isletme sahaları istiyen kimse. dışında yeraltı suyu aranması ve kuJllanıması Belge sahibi : MADDE 5. — îlân edilmiş yeraltı suyu işlet Arama, kullanma veya ıslah ve tâdil belgesi