Giriş :
Millî Eğitim Temel kanun tasarısı, Hükümet Programında yeralan Millî Eğitim Reformunu gerçekleştirmek üzere, MMî Eğitim, Bakanlığınca (hazırlanan ve Yüksek Planlama Kurulu ile Ba kanlar Kurukınca kabul edilerek 13 Ekim 1972 tarih ve 14/335 sayılı Resmî Gazetede yayımla nan «Millî Eğitim Reformu Stratejisi» uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş bulun maktadır.
Hazırlıklar sırasında, Bakanlıkça geçmişte bu yolda yapılan bütün çalışmalar değerlendirilmiş, özellikle VII. ve VIII. Millî Eşitim Şûraları kararlarından yararlanılmış ve uzun dönemli kal kınmanın ve Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planının Temel Hedefleri ve Stratejisinle uyulmuştur.
Millî Eğitimimizin temel sorunları :
Bugün .millî eğitim sistemimizin temeli Cumhuriyetin ilânından sonra atılmış; çöken Osmanlı imparatorluğunun kalıntıları üzerinde genç Türkiye Cumhuriyeti yaratılırken Millî Eğitime baş langıçta Devletin muhtacolduğu idarî kadroları süratle doldurmak görevi düşmüş; buna, millî ülküye bağlı, idealist ve dinamik kuşaklar yetiştirmek, devrimleri halika yaymak, batıl inanışlarla ve cahillikle savaşmak görevleri eklenmişti. Millî Eğitim sistemimiz 1932 - 1933'te bu istekleri kar şılayacak şekilde örgütlenmiş, zaman içinde gelişerek o günlerin imkân ve şartları ölçüsünde görevini yerine getirmiştir.
__ 2 — Eğitim sistemini toplum sisteminden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Nitekim Atatürk devri de dâhil, bu atılımlar ve gelişmeler içinde Türkiye'nin maddî ve manevî çehresi değiştikçe toplumumuzun eğitimimizden istekleri artmış, değişmiş, çeşitlenmiş ve millî eğitim sis temimiz de bu istekleri karşılayabilmek için yerine ye zamanına göre önemli değişikliklere uğ ramıştır. Son devir millî eğitim tarihimiz bunun çok sayıda kanıtları ile doludur.
1939 yılından bu yana Millî Eğitimimizle ilgili 35 Kanun çıkarılmıştır. Bunlardan dokuzu ilk öğretimle, biri orta öğretimle, yedisi meslekî ve teknik öğretimle, beşi yüksek öğretimle, üçü de kuruluşla ilgilidir. 10 Kanun da genel niteliktedir. Bütün bu kanunlar zaman içinde beliren ihtiyaç ları karşılamak nıaksadıyle çıkarılmıştır.
1939 - 1972 yılları arasında, objektif çalışmaların ortaya koyduğu verilere dayanılarak, eğitim sorunları üzerinde çözüm yolları aramak üzere, sekiz defa Millî Eğitim Şûrası toplanmıştır. Bu Şûralarda, Türk eğitim sisteminin, toplumumuzun hızla değişen ihtiyaçlarına cevap verecek hale ge tirilmesi ve eğitimle ilgili özel sorunlara çözüm yolları aranması hususları tartışılmış ve kararlar alınmıştır.
Bütün bu çabalar, eğitimimize düşen görevlerin sonraki dönemlerde yerine getirilmeye çalışıl dığının belirtileridir. Tarihî görünüm içinde ve Türkiye'nin imkân ve şartları dikkate alınarak gözden geçirildiği takdirde ekle edilen sonuçların önemi daha iyi anlaşılır.
Atatürk'ün «Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır», «Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak muallimlerdir» sözleriyle çerçevelenen millî eğitim ülküsü ve hizmet aşkı içinde yetişen ve aynı inançla yurdun dört bucağına yayılan Türk öğretmeni, yurdumuzun hızla ilerlemesin de ve bugünkü seviyeye ulaşmasında birinci derecede rol oynamıştır. Yurdumuzda nüfusun hızla artmasına, yerleşmenin çok dağınık, yerleşme birimlerinin çok küçük ve coğrafî şartların çok güç olmasına ve buna karşılık eğitime ayrılabilen malî kaynakların çok sınırlı bulunmasına rağmen, 19'28'de yeni Türk harflerinin kabulüyle çok düşük olan okuma - yazma oranı bugün yüzde 55'e yükselmiş; okullaşma oranları, ilkokul cağında yüzde 88,6 ya, birinci devre ortaöğretimde yüzde 35'c, ikinci devre ortaöğretimde yüzde lB'e, yüksek öğretimde yüzde 6,8'c ulaşmıştır.
Türkiye 1960 tan sonra planlı kalkınma dönemline girmiş ve yurdun ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınması uzun dönemli planlara bağlanmaya başlanmıştır. Bu dönemde sosyal gellıişme ve ekonomik katkımmanın yeni istekleri karşısında, eğitim sistemimizin gözden geçirilmesi zorunluğu kendisini göstermiştir. Çünkü kalkınma, hedeflerine ulaşılabilmesi için eğitim, - linetim - insangüeü sistemleri arasında denge kurulması, ekonomik, sosyal ve kültüreli kalkın/ma hedefle rinin bir bütünlük içinde tespit edilmesi ve bu hedeflerle eğitim sisteminin kapasitesi arasında sayı ve nitelik bakışımlıdan tutarlık sağlanması gereklidir. Kalkınma ve eğitim arasındaki bu ilişki, kalkınma planları içinde uzun döneımdıe eğitkıukı, gelişme yönllerinin tespit edilmesini zorunlu Ikılmışltır. Bundan dolayı, eğitim sistemlini kalkınma hedeflerini gerçekleştirecek yapı ve muhtevaya kavuşturmak önemli bir sorun -olmağa devam etmektedir.
Türkiye hızla sanayileşme yolunu seçmiş bulunımıaktadır. Türkiye'nin Ortak Pazara girme ka rarı, geçiş dönemi içinde, planlı bir şekilde vle hızla sanayileş/mienin önemini büsbütün artırmıştır.
Bunun için gerekli sayıda ve nitelikte insangücünıü millî leğitimikniiz sağlayacaktır. Ayrıca, hızla sanayileşmenin toplumda yaratacağı sosyal hareket ve değişiklikler de eğitimi çok yakından ilgi lendirmektedir.
Birinci ve İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planları uygulaması sırasında karşılaşılan durumlar ekomik, sosyal ve kültürel kalkınma ihtiyaçlarını karşılayabilme açısından eğitim sistemimizin bazı dar boğazlara girmiş olduğunu göstermekte ve sistemde yeniden düzenleme zorunluğunu ortaya koymaktadır. Bu dar boğazları, getirilen çözüm yollariylc birlikte, aşağıdaki noktalarda topla mak mümkündür:
1. Millî birlik ve bütünlüğün güçlendirilmesi :
Son yıllarda ülkemizde vukubulan gençlik olaylarının ve anarşik hareketlerin incelenmesi, diğer önemli sebepler arasında, millî eğitim sistemimizin de muhteva bakımından önemle ele alınarak, Türk milletinin bütün fertlerinin Atatürk devrimlerine, Türk milliyetçiliğine ve demokrasi idealle rine bağlı vatandaşlar olarak yetişmelerini sağlayan, böylece millî birlik ve bütünlüğü gerçekleş tiren eğitim programlarının geliştirilmesi, uygulamanın titizlikle izlenmesi, bu arada öğretmen yetiştirmeye daha büyük bir önem verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
2. Okul öncesi eğitimi :
4 -6 yaş dönemi, çocuklar için zihin yeteneğinin çok hızla geliştiği ve eğitim bakımından çok önemli olduğu bir çağdır. Bu yüzdendir ki batı ülkelerinde bu çağda yapılacak eğitime ağırlık verilmekte ve mecburî eğitim, okul Öncesi eğitimi de kapsayacak şekilde gelişmektedir. Yurdumuz da aileler arasındaki bölge, seviye, çevre farkları dikkate alınırsa, konu daha da önem kazanır.
Kaldı ki gelişen sosyal ve ekonomik hayatımız okul öncesi eğitimin yayılmasını zorunlu kılmak tadır. Bu itibarla okul öncesi eğitiminin sosyal adalet ve fırsat eşitliği ilkelerine uygun olarak Devletin malî imkânları ölçüsünde uygulanması gerekir. Uygulama, plan hedeflerine göre yürü tülecek ve Üçnüeü Beş Yıllık Plan döneminde özel teşebbüsü teşvik edici tedbirlere ağırlık verile cektir.
3. İlköğretim :
Temel eğitimin 7 - 11 yaş grubunu içine alan ilköğretimde dar boğaz, Cumhuriyet Hükümet lerinin büyük çabalar harcamalarına rağmen okullaşma oranının yüzde yüze getirilememeğidir. Bu gün okullaşma oranı yüzde 88,6'dır. Hattâ bazı bölgelerde, özellikle Güney - Doğu - Anadoluda bu oran ortalamaya göre çok düşüktür. Öte yandan okullaşmanın yüzde yüz gerçekleştirilmesinde en güç döneme gelinmiştir. Bugün okulu bulunmayan köyler, çeşitli bölgelerin uzak ve sarp bö lümlerinde kalmıştır. Buralarda yerleşme çok dağınık olup, nüfus 250 'nüı altındadır ve çoğuna altyapı yatırımları yapılmadığı veya yetersiz olduğu için okul yapımında büyük güçlüklerle karşıla şılmaktadır.
Beş yıllık ilkokul öğrenimi süresinde öğrencilerin çevreye uymalarını, pratik bazı bilgiler edin melerini sağlayacak program esneklikleri bulunmakla birlikte, bunlardan yararlanma imkânları her zaman bulunmamakta, ilkokul genellikle öğrencilerine temel bilgiler ve iyi yurttaşlık bilgileri vermektedir. Oysaki ilkokulu bitirenlerin yüzde 52'si üst öğrenime gitmemektedirler. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, ilkokuldan sonra üst öğrenime gitmeyen 12 - 14 yaş grubuna hayat ve iş alanları için geçerli beceri kazandıracak yetiştirici kurslar ve sınıflar açılmasını öngörmekte ise de, yeterli imkân ve kaynakları tespit etmediğinden bu görev yerine getirilememektedir. İlk okul mezunlarına beceri kazandıracak bir kuruluşun bulunmayışı ve çıraklık düzeninin de hâlâ kurulamamış, olması, bu kademede büyük bir boşluk olarak durmaktadır.
Temel eğitim 8 yıla çıkarılarak programlar, öğrencilerin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini ortaya koyacak ve onlarda belli meslek ve becerilere karşı sevgi ve yönelme uyandıracak şekilde geliştiri lecektir. Böylece, temel eğitimden sonra üst öğrenime gitmeyecek öğrencilerin, kalkınmanın ge rektirdiği insamgücü ihtiyaçlarını daha kolay karşılayacak duruma gelmeleri sağlanarak bu boşluk doldurulacaktır.
Temel eğitimi 8 yıla çıkarmakla, nüfusu az ve dağınık olan, ayrı ayrı ilkokul ve ortaokul götü rülmesi mümkün olmayan yerler için bölge temel okulları açmak suretiyle, geniş vatandaş kitle lerinin temel eğitimini sağlama, böylece uzun dönemde 8 yıllık mecburî eğitimi gerçekleştirme yo luna girilmiş olacaktır.
4. Ortaöğreftim :
Ortaöğretim bugünkü iki kademeden kuruludur.
Ortaöğretimin birinci kademesinde, yani ortaokullarda, dar boğaz, ilk planda, öğrenci fazla lığına karşı özellikle bazı dallarda öğretmen azlığı, bina laboratuvar, atelye, konferans ve spor salonu, uygulama bahçesi ve ders araç - gereçleri yetersizliğinden meydana gelmektedir.
__ 4 — Öğretim programları genellikle, öğrencilerin ferdî farklılıklarına cevap verecek esnekliğe sahibolmadığı gibi çevrenin ekonomik özeliklerini de yeter derecede dikkate almadığı, onlarda bazı meslek ve becerilere karşı sevgi ve yönelme uyandırmadığı için, öğrencilerden üst öğrenime gitmeyeceklerin hayata uyabilm elerini kolaylaştıramamaktadır. Uygulama ve deneyler, imkânsız lıklar söbeibiyle istendiği şekilde yapılamadığı için, dersler genellikle nazarî bilgilerin aktarılma sı şeklinde verilebilmektedir. Yukarda belirtilen maddî ve manevî eksikliklerin verimi etkileye ceği açıktır. Nitekim ortaokullarda verim çok düşüktür. 1970 - 1971 öğretim yılında birinci sınıfta yüzde 40, ikinci sınıfta yüzde 29, üçüncü sınıfta yüzde 27 oranında öğrenci sınıfta kalmıştır.
Ortaöğretimin ikinci kademesinde genel öğretim veren liselerde durum, birinci kademeyle he men hemen aynıdır. Yalnız bu okullarda, özellikle fen dalları öğretmenleri çok daüha azdır. Yük sek öğretime götüren tek yol olarak göründüğü için, aynı seviyede olan meslekî ve teknik öğre tim okullarının zararına, liseler, öğrencileri kendilerine çekmekte; dolayısıyle zaten sınırlı olan imkânları zorlamakta ve öğrenci kalitesi düşmektedir.
tkinci devre okullarımızda, özellikle liselerde, yatırımların tam olarak yapılamamasından sınıf mevcutları anormal şekilde artmış ve okullar yeterli sayıda araç ve gereçlerle donatılmamıştır.
Okulların fizikî şartlarının bozulması liselerimizde verimin düşmesinde rol oynamıştır. 1970 -1971 öğretim yılında liselerde sınıfta kalma oranı, birinci sınıfta yüzde 42, ikinci sınıfta yüzde 28, üçüncü sınıfta yüzde 25'tir.
Yukardaki sebepler yanında ikinci devre ortaöğretim kuramlarında gerekli yöneltme hizmeti nin yapılamjaması, öğrencilerin kabiliyetleri ölçüsünde bir eğitimle hayata ve işalanlarma hazırlanmalarını sağlayacak esnek programlar olmayışı ve çeşitli programlar arasında yatay ve dikey geçiş imkânlarının bulunmayışı da verimin düşmesinde rol oynamıştır.
Gerek ilköğretim, gerekse ortaöğretim içindeki genel, meslekî ve teknik okullar birbirinden ayrı olarak planlanmış ve düzenlenmiştir. Bu öğretim kurumları amaç, ilke, metot yönünden bü yük farklılıklar içinde çalışmaktadırlar. Bu tür ayrı düzenlemeler Türk millî eğitiminin amaçla rını gerçekleştirmede dar boğazlar yaratmıştır. Öte yandan verimsizlik ve ileri kademelerdeki kapasite yetersizliği, bütün eğitim düzeninin ortak bir sorunu haline gelmiştir.
Bu kademede, kalkınmanın gerektirdiği orta seviyeli insangücüınü yetiştirecek olan meslekî ve teknik öğretim okulları, gereken rağbeti görmemektedir. Bu okulları bitirenlere sanayide güçlükle iş verilmesi, iş hayatına hazırlayan imkânların öğretim sırasında gerekli derecede yaratılmamış olması, öğretimin sanayi ve hizmet kesimleri ile ilişki kuramaması yüzünden tekno lojik gelişmelerin izlenememesi, bu kurumlardan çıkanların ücret, yetki ve sorumluluklarının tes pit edilememiş olması, toplumda sadece yüksek öğretim görmüş olanların itibar görmesi, buna karşılık, meslekî ve teknik okulları bitirenlerden üniversiteye girişte aday olmak isteyenlere lise imtihanlarını vermenin şart koşulması, meslekî ve teknik öğretimde çekiciliği azaltan sebeplerden bir kısmıdır.
Ortaöğretimin yapısını birbirlerine kapalı dikey kuruluşlardan ibaret sayan uygulamanın, toplumda sosyal sınıflar yaratacak nitelikle olması, yatay ve dikey sosyal mobiliteyi kolaylaştırmaması, aynı seviyede çeşitli okul mezunları arasında aşağılık duygusu veya huzursuzluk doğur ması, çeşitli kabiliyetlerin belli bir kanala zorlanması, nihayet üniversite öğrenimine girişte yalnız lise yolunun itibar görmesi ve diğer öğrenimlerin arka plana itilmesi, bu konuda büyük sakınca lar doğurmaktadır.
Eğitimin demokratikleştirilmesi ilkeleri ile bağdaşmayan ortaöğretim sistemindeki birbirlerine kapalı dikey kuruluşlar halindeki okullar arasındaki aşılmaz duvarları eritmek ve ortaöğretim sis temini öğrencilerin başarılarına göre yönelebileceği çeşitli programlardan kurulmuş bir bütünlük içinde yeniden düzenlemek zorunlu olmaktadır.
Çeşitli programlardan kurulu ortaöğretim yaklaşımı, bu zorunluluktan doğmaktaır. Bu gerek çe iledir ki VIII. Millî Eğitim Şûrasında, genel, meslekî veya teknik hangi tür progımnı uygularsa uygulasm, bütün ortaöğretim okullarının «lise» adı altında toplanması ve uygulanan program veya programların adını da başa koymak suretiyle bunlara lise, teknik lise, fen lisesi, meslek lisesi, çok programlı lise gibi adlar verilmesi kararlaştırılmıştır.
Böylece, ortaöğretim sistemi, birbirlerine genellikle kapalı dikey okullar yerine, öğrencilerin il gi, istidat ve kabiliyetlerine göre üst öğrenime veya iş hayatına hazırlayan çeşitli programlardan oluşmuş bir yapı kazanmış olmaktadır. Bu sistemde yöneltme temel ilke olacak; yöneltmeyi sağla mak için eğitim kurumlarından rehberlik hizmetleri teşkilâtlandırılacak ve öğrenci başarısının öl çülmesi ve değerlendirilmesinde, kategorik imtihanlar yerine, devamlı ve objektif ölçme ve de ğerlendirme metotları kullanılacaktır.
5. Yüksek öğretim :
Üniversiteleri, akademileri ve lise öğrenimi üzerine en az iki yıllık öğrenim veren yüksek okulları kapsayan yüksek öğretimde 175 000 öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilerden çoğu ge nel eğitim dallarında toplanmakta; bu durum, meslekî ve teknik alanlarda kalkınma planların da Öngörülen yüksek seviyede insangüeü ihtiyaçlarının karşılanmasını kısıtlamaktadır. Planlı dö nemde fen dallarında öğrencilerin toplam öğrenciler içindeki oranı, ancak yüzde 21,9'dan yüzde 25,3'e çıkmış; buna karşılık edebiyat ve sosyal bilimlerin oranı yüzde 65,2'den yüzde 61,1'e düş müştür.
Yüksek öğretimde okullaşma oranı çağ nüfusunun yüzde 6,8'ini bulmakta ve yaratılan kapa site, istekleri karşılayamamaktadır.
Bazı bakımlardan daha avantajlı olan farklı statülerin varlığı, üniversiteler arasında huzur suzluk yaratmakta; yüksek öğretim kurumları arasında, özellikle öğretim elemanları statüsünda asgarî ortak ölçülerin bulunmayışı, yüksek okulları, daha çekici olan akademi statüsüne dönüş meye zorlamaktadır. Bu karışık ve huzursuz durum, yülksek öğretimi iktisadî, sosyal, ve kültürel kalkınma ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde bütünleştirmeyi ve bütünleştirilnniş yeni ortaöğre tim sistemi ile tutarlı bir yapıya kavuşturmayı zorunlu kılmaktadır.
Ortak temel esasları bu kanun tasarısı ile belirtilmekte olan yüksek öğretim kurumları üni versiteler, akademiler ve yüksek okullardır. Üniversiteler ile akademiler, özel kanunlarına tabi dirler. Son yıllara kadar her bakımdan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olan Mühendislik ve Mi marlık Yüksek okulları ile Güzel Sanatlar Akademisi de, İktisadî ve Ticarî İlimler Akademileri gibi, özel kanunlarla akademi statüsüne kavuşturulmuşlardır. Sıra, Millî Eğitim Bakanlığına bağ lı diğer yüksek okullara gelmiştir. Bunlar için hazırlanmış olan Devlet Yüksek Okullar kanunu ta sarısı da ayrıca Yüce Meclislere sunulacaktır.
Böylece, Millî Eğitim Temel Kanunu ile, okul öncesi temel eğitim, ortaöğretim ve yüksek öğ retim kurumlarını kapsayan örgün eğitim, yapı bakımından, dengeli ve ahenkli bir sistem bütün lüğü kazanmış olmaktadır.
6. Yaygın eğitim :
Temel eğitimde dar doğazın en önemlisi, Türk halkının cahillikten kurtarılması sorunudur. Ye ni harflerin kabulünden bu yana okuma - yazma öğretimi Millî Eğitim Bakanlığını en fazla uğ raştıran bir konu olmuş, fakat harcanan bütün çabalara rağmen bugüne kadar halkımızın yüzde 45'ine okuma - yazma öğretmek mümkün olamamıştır.
Yaygın eğitim, daha kısa sürede ve daha az masraflı, kalkınmanın gerektirdiği sayı ve nite likte insangücünü yetiştirecek bir sistem olduğu halde, bu eğitimin çalışma hayatına dönük, fonk siyonel bir birim özelliği kazanması sağlanamamıştır.
Geniş kitlelere vatandaşlık eğitimi vermek, kültür değerlerimizi yaymak ve benimsetmek, millî birlik -ve bütünlüğümüzü sağlamak, sosyal kalkınma çabalarımıza eğitim yolu ile katkıda bulunmak gibi alanlarda yapılan çalışmalar da çok sınırlı kalmıştır.
Bu şartlar altında, yaygın eğitimin, örgün eğitimden yeter derecede yararlanamayan vatandaş ların mecburî temel eğitimlerini tamamlamak, hayata ve iş alanlarına hazırlanmalarına yardımcı olmak ve yetişkinlerin mesleklerine daha olumlu olarak uymalarını ve sürekli olarak yetişmeleri- - ani ve gelişmelerini sağlamak için örgün eğitim yanında ve dışında girişilen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi, en önemli bir millî eğitim sorunu olarak dur maktadır. Kanun tasarısı ile bu alanda düzenleyici temel hükümler getirilmektedir.
7. öğretmenlik mesleği :
Uygulatmada insan unsurunun en önemli olduğu alan eğitimdir. Eğitimde temel insan unsuru öğretmendir. Eğitim teknolojisindeki gelişmeiler, eğitim ve öğretimi kolaylaştırmada ve etkili kıl mada yardımcı olurlar, fakat hiçbir zaman öğretmenin yerini alamazlar. Bir okul ancak öğret menleri kadar iyidir. Bu sebeple her derece ve türdeki eğitim kurumları için gerekli sayıda ve nitelikte öğretmen yetiştirmek ve istihdam şartlarını çekici kılmak büyük bir önem taşımakta dır.
Hanlı dönemde ilkokul öğretmeni yetiştirmek için girişilen büyük çabaların sonucu olarak, bu gün ilköğretimde öğretmen yetiştirme politikasında sayı yerine niteliğe öncelik verilecek bir du ruma •ulaşılmıştır. Öğretmenlik mesleği muhteva ve metotları bakımından ortaöğretim seviyesin de bir yetişme düzeni içinde edinilecek ve başarılacak bir meslek değildir. Nitekim, Avrupa ül keleri arasında öğretmenini bu seviyede bir kaynaktan yetiştiren bir ülke kalmamıştır. Avrupa topluluğunun bir üyesi olarak Türkiye 2000 yılının ihtiyaçlarını karşılayabilecek Türk vatandaş 1 arını yetiştirebilmek için, öğretmenlik mesleğini en kısa zamanda yüksek öğretim seviyesine ge tirmek, her alanda olduğu gibi bu alanda da Avrupa standartlarına ulaşmak zorundadır.
Ortaöğretimde en önemli sorunlardan biri de gerekli sayı ve nitelikte öğretmen bulunamamağı dır. Öğretmenlerin toplum içindeki statüleri ile görevleri arasında denge kurulması, öğretmen ve yöneticiler için istihdam şartlarının geliştirilmesi, mahrumiyet bölgelerinde çalışmayı teşvik edi ci tedbirlerin hızla getirilmesi gereklidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1327 sayılı Kanunla değiştirilen 36 ncı maddesiyle, «Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı», öğretmenlik mesleği için ayrı bir sınıf olarak tesis edilmiş tir. Bu kanunun uygulanması ile ilgili çeşitli pürüzler ve aksaklıklar giderilmek üzeredir. Bu ne denle Millî Eğitim Temel Kanununda, millî eğitim sisteminin en önemli unsuru olan öğretmenlik mesleği için, Devlet Memurları Kanununu değiştirici nitelikte olmayan, sadece sistemle birlikte mütalaası zorunlu olan temel hükümlere yer verilmekle yetinilmiştir.
Temel kanun zorunluluğu :
Yukarda sıralanan başlıca meseleler, amaçlar ve ilkelerden başlayarak okul öncesinden yük sek öğretim sonuna kadar bütün örgün ve yaygın eğitimin bir sistem bütünlüğü içinde ele alınma sı ve eğitimimizin, devamlılık ve istikrar içinde, yenileşme, gelişme ve yayılmasına imkân vere cek esasların, bir temel kanunda toplanması zorunluluğunu doğurmuştur.
İşte, Millî Eğitim Temel kanunu tasarısı bu gerekçe ile hazırlanmış bulunmaktadır.
Tasarı, Türk millî eğitiminin düzenlenmesinde esas olan genel amaç ve ilkeleri, eğitim sistemi nin genel yapısı, öğretmenlik mesleği, okul, bina ve tesisleri eğitim araç ve gereçleri ve Devletlin eğitim ve öğretim görev ve sorumluluğu ile ilgili temel hükümleri bir sistem bütünlüğü içinde kapsamaktadır.
Tasarı yedi kısımdan meydana gelmektedir.
Birinci kısım Türk millî eğitiminin genel amaçları ve bunların gerçekleştirilmesinde uyulacak temel ilkeler bölümlerini ihtiva etmektedir.
[Ekinci kısım, genel amaçları, temel ilkelere uygun olarak gerçekleştirecek olan Türk eğitim sis teminin genel yapısına ayrılmıştır. Üç bölümden toplanan bu kısmın birinci bölümünde Türk eği tim sistemini belirten genel hükümler, ikinci bölümünde örgün eğitimi teşkil eden okul öncesi eğitim, temel eğitim, ortaöğretim ve yüksek öğretim, üçüncü bölümünde ise yaygın eğitim bölümü ana çizgileriyle ve bir bütünlük içinde takdim edilmektedir.
Üçüncü kısımda, eğitim sisteminin en önemli unsuru olan öğretmenlik mesleği de, okul öncesin den yüksek öğretime kadar, aynı bütünlük içinde ele alınmakta ve öğretmenlerin yetiştirilmesi, görevlendirilmesi,- hizmetçi eğitimi ve istihdam şartları, mesleğin tümü için geçerli ortak hüküm lere bağlanmaktadır.
Dördüncü kısım eğitim sisteminin altyapısını teşkil eden okul bina ve tesislerine ayrılmıştır.
Beşinci kısım, eğitim sisteminin başka bir unsuru olan eğitim araç ve gereçleriyle ilgili hü kümleri kapsamaktadır.
Altıncı kısımda, Devletin eğitim görev ve sorumluluğunu düzenleyen ve Millî Eğitim Bakan* lığı merkez ve taşra kuruluş ve görevlerine temel olan anahükümler belirtilmektedir.
Yedinci kısım, son hükümleri ve yürürlük maddelerini ihtiva etmektedir.
Millî Savunma Bakanlığına bağlı askerî eğitim merkezleri, harb okulu, sınıf okulları ve aka demiler hariç resmî ve özel bütün eğitim kurumları bu kanun hükümlerine tabi olacaktır.
Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra kuruluşunun, bu kanunla getirilen sistemin bütünlüğü ne cevap verecek şekilde yeniden düzenlenmesi zorunludur. Bu konuda hazırlanmakta olan ve te mel kanun içinde mütalâa edilemeyecek nitelikte ayrıntıları bulunan teşkilât kanun tasarısı, ka mu idaresinin reorganizasyoııu ile ilgili çalışmalara paralel olarak sonuçlandırılacak ve bu temel kanunun arkasında Yüce Meclislere sunulacaktır.
Bu temel kanuna uygun yeni kanunlar getirilebileceği gibi mevcut mevzuatta bu kanunun ge rektirdiği değişiklikler de yapılacaktır.
Personel rejimi ve özlük hakları 657 ve 1327 sayılı Devlet Memurları kanunlarıyle tedvin edilmiş olduğundan, okullaşma oranları ve uygulama hedefleriyle finansman kaynakları da prog ram - bütçe teknikleriyle kalkınma planına bağlı bulunduğundan, sistemi tamamlayıcı nitelikte olan bu konularda tasarıda başka hükümler getirmenin gereği kalmamıştır.
Böylece, Türk Millî Eğitim sisteminin temel esasları, bir çerçeve kanunu niteliği içinde, yasa ma organının incelenmesine sunulmuş olmaktadır.
Tasarının getirdiği Traşlıca yenilikler :
Tasarının kanunlaşması ile :
1. Türk Milletinin bütün fertlerini Atatürk ilkelerine ve Türk milliyetçiliğine bağlı iyi birer vatandaş olaralc Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre yetiştirmek suretiyle, sağlam bir millî birlik ve bütünlük içinde, yurdumuzun iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmasını gerçekleştirmeyi ve hız landırmayı ve Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline getir meyi hedef tutan millî eğitim amaçları ve bunların gerçekleşmesinde uyulacak temel ilkeler, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul ve ilân edilmiş olacaktır 2. 'Gençlerin ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yetiştirilmeleri için eği timin muhteva ve metotlarının yöneltme ilkesine dayalı olarak düzenlenmesi ve rehberlik hizmet leriyle objdktif ölçme ve değerlendirme tekniklerinden yararlanılması imkânları sağlanacaktır.
3. Türk eğitim sisteminin yapısı, Türk vatandaşlarının örgün ve yaygın eğitim kuramlarında ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde toplumun ihtiyaçlarına göre yetiştirilmelerini ve imkân ve fırsat eşitliği içinde daha üst öğrenim basamaklarına geçebilmelerini sağlayacak şekilde kurula cak; bunun için de her derece ve türdeki okullar, kendi içlerinde ve bunlarla yaygın eğitim ku rumları arasında yatay ve dikey geçişlere imkân verecek ve birbirlerini tamamlayacak bir sistem bütünlüğü içinde düzenlenecektir.
4. .Çocukların zihin yeteneklerinin hızla geliştiği bir dönem olan okul öncesi eğitim, Türk eği tim sisteminde, önemine uygun bir yer alacaktır.
5. 7 - 14 yaşlarını kapsayan temel eğitim, öğrencilerin aynı zamanda hayata hazırlanmalarını sağlamak maksadıyle, bugünkü ilk ve -ortaokulu içine alarak eğitim sisteminin alt kademesini mey dana getirecek ve uzun dönemde mecburî öğrenim süresini 8 yıla çıkaracak şekilde yeniden düzen lenecektir.
6. Halen genel eğitime ağırlık veren ve birbirlerine kapalı dikey kuruluşlar şeklinde bulu nan bugünkü orta öğretim sistemi, meslekî ve teknik eğitime ağırlık veren, öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetlerine ve toplum ihtiyaçlarına göre yüksek öğretime, iş alanlarına ve hayata hazırla yan, aralarında yatay ve dikey geçişler bulunan lise adı altında çeşitli programlardan veya okul lardan oluşmuş bir sistem bütünlüğü içinde yeniden düzenlenecektir.
7. Nüfusu az ve dağınık olan veya gerekli görülen yerlerde orta öğretimin genel, meslekî ve teknik öğretim programlarını bir yönetim altında uygulayan çok programlı liseler kurulacaktır.
8. Genel, meslekî veya teknik nitelikte orta öğrenimlerini bitiren gençlerin, yetiştirildikleri yönde yüksek öğretime geçebilmeleri, yeni bir statüye bağlanacaktır.
9. Yüksek öğretim, millî eğitim sistemi çerçevesinde öğrencileri lisans öncesi lisans ve lisans üstü seviyelerinde yetiştiren bir bütünlüğe kavuşturulacak; statüleri arasında aşırı derecede fark lılıklar bulunan bugünkü yüksek öğretim kurumları bu kanunun getirdiği ortak esaslar çerçeve sinde yeniden düzenlenecek; bu bütünlük içinde teknoloji üretimi ve uygulaması için eleman yetiş tirmek üzere temel iki kanalda görev alacak kuruluşlar bulunacak ve bu kanallar arasında öğren cilere kabiliyetlerine göre geçiş yolları açık tutulacaktır.
10. Örgün eğitimden yeteri kadar yararlanamayan kimselerin, yaygın eğitim yoluyle toplum ihtiyaçlarına göre sürekli bir şekilde yetiştirilmeleri imkânları sağlanacaktır.
11. Öğretmenlik meslek olarak bir bütünlüğe kavuşturulacak; öğretmen yetiştiren kurumların seviyesi yükseltilecek; gerek bu kurumlar gerekse hizmet içi eğitim, öğretmenlerin yatay ve dikey geçişlerle yükselmelerine imkân verecek şekilde düzenlenecek; öğretmenlerin yurdun çeşitli bölge lerinde görev yapmaları ve gerekli görülen yerlerde, özellikle mahrumiyet bölgelerinde görevli öğretmenlere, konut sağlanması esasa bağlanacaktır.
12. Her derece ve türdeki eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç - gereç ve öğrenci kapasiteleri ile ilgili standartların tespit edilmesi ve eğitim kurumlarının bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanacaktır.
13. Eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitapları ile diğer eğitim araç ve gereçleri, öğret men ve öğrencilere kaynak ve yardımcı olacak basılı eğitim malzemelerinin hazırlanması ve temini ile ilgili esaslar, eğitim teknolojisindeki yeniliklere ve modern program geliştirme tekniklerine uy gun olarak yeniden düzenlenecektir.
14. Temel hükümleri bu kanunda belirtilen Türk eğitim sisteminin Devlet adına yürütülme sinden, gözetim ve denetiminden Millî Eğitim Bakanlığı yetkili ve sorumlu kılınacak ve buna göre Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra kuruluşunun temel kanundaki sistem bütünlüğüne cevap verecek şekilde kanunla yeniden düzenlenmesi zorunlu olacaktır.
15. ıBu kanun tasarısı, genel olarak, eğitime ayrılan kaynakların, vatandaşların ve toplumun ihtiyaçlarına göre en elverişli şekilde kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Uzun dönemli kalkın ma stratejisi ve Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında, ilgili yaş nüfuslarında okullaşma oranları olarak, temel eğitimin birinci kademesi için 1977'de yüzde 100, ikinci kademesi için 1977'de yüzde 50, 1995'te yüzde 75, ortaöğretim için 1977'de yüzde 25, 1995'te yüzde 45, yüksek öğretim için 1977' de yüzde 9, 1995'te yüzde 15 gibi ileri hedefler öngörülmüştür. Buna göre, kalkınma planlarında eğitime verilen ağırlık ölçüsünde, Millî Eğitimjden beklenen hizmetlerin gerçekleşmesi hızlı ve ba şarılı olacaktır.
Böylece tasarı, Türlk Devletinin millî eğitim politikasının, demokrasimizin ihtiyaçlarına ce vap verecek şekilde, Yüce 'Meclislerce tespitine imkân hazırlamış olıacaktır.
Maiddelerin Gerekçesi