Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1— Türkiye'de kronik böbrek hastalarını hayata kavuşturmak amacı ile bir böbrek bankası kurulmuştur.
Kaynak: Millet Meclisi S. Sayısı 328 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
334 sayılı TC Anayasasının «Sağlık Hakkı» başlıklı 49 ncu maddesinde, herkesin beden ve ruh sağlığı için de yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama görevi Devlete verilmiş bulunmaktadır.
Bugün için ülkemizde sürdürülen koruyucu sağlık hizmeti ve tedavi edici sağlık hizmeti yanında, çağdaş tıp biliminde de gerçekten pek etkin ve verimli bir düzeye ulaşılmıştır. Yıllar önce düşünülmesi bile olanak dışı bulunan bir çok varsayımlar, bugün birer realite haline gelmiştir. Bu süreçte tıp bilimi insan sağlığını ve ya şamını koruma ve devam ettirme yönünde önemli aşamalara ulaşmıştır.
Belirlenen aşamanın sonucu, bilindiği gibi çağdaş tıp biliminde «Transplantasyon»: sözcüğü ile ifade edi len organ nakli işlemi, büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Özellikle gelişmiş ülkelerde transplantasyon işleminin boyutu başarıya ulaşmış ve bu işlemin gelişme temposu hızlandırılmıştır.
însan vücudunda çeşitli hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak duruma gelmiş bazı vücut kısımlarının ye rine yapay parçaların (kol, bacak, damar, kalp kapaklan ve eklemler gibi) konması olanağı var ise de, haya ti önem taşıyan bazı organ ya da organ parçalarının (göz, kalp, karaciğer, böbrek, akciğer, pankreas gibi) görevlerini sürekli olarak yapabilecek yapay organların yapılması halen mümkün bulunmamakta ve bu yolda başarı ihtimalini verebilecek deneysel biçimde akademik ve klinik çalışmalara henüz rastlanılmamaktadır.
Akademik ve klinik çalışmaları içeriliğinde bugüne dek gerçekleştirilen transplantasyonun büyük bir bölü münü kalp, böbrek, göz, sindirim organları, kemik, damar, sinir, kıkırdak, ilik, adale ucu ve deri naklinin oluş turduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bugün bile söz konusu organların hepsinin değiştirilmesi gelişmiş bir biçim de mümkün olamamakta, fakat bunlar arasında tatmin edici bir düzeye ulaşanlar bulunmaktadır. Özellikle böbrek, göz nakli gibi.
Transplantasyonun gerektirdiği klinik ve bu yolda yetişmiş sağlık ekibi gereksinimi yanında, gösterdiği en önemli güçlük, yeni organın aşılandığı vücudun bu organı antijin gibi kabul edip, ona karşı antikorlar oluş turmasıdır. Başkaca deyişle, organın aşılandığı vücudun bunu kabul edip etmemesidir. Bu nedenle, transplan tasyonun gerçekleştirilmesinden önce verici ile nakil yapılacak kişi arasında doku uyumunun saptanması zo runludur. Bu uyum sağlanmayan transplantasyonlarda başarı olasılığı yoktur. Doku uyumu ise genel olarak kalıtım yolu ile geçtiğinden, organ nakillerinde daha çok başarı, akrabalık ilişkisi bulunan kişiler arasında ger çekleşmektedir. Bununla beraber her zaman hastanın akrabaları arasından organını vermek isteyen bulunma yabilir, Transplantasyonun tıbbi (Medic'al) gelişim gereksinimi, akademik ve klinik çalışmalarına büyük ölçüde hız vermişse de, bu gelişimi engelleyen en büyük faktörlerin başında, ortaya çıkan hukuksal sorunların giderilmemiş olması gelmektedir. Bu yönde gelişmiş ülkeler çıkardıkları yasalar ile hukuksal sorunlarını gidermişler ve çağın insan sağlık ve yaşamında büyük yeri olan organ naklinde önemli derecede ilmi ve teknik başarı dü zeyine ulaşmışlardır.
Yürürlükte olan yasalarımızda (Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Tababet ve Şuabatın Tarzı icrası Kanunu, Huhusi Hastaneler Kanunu gibi) transplantasyonun hukuksal sorunlarını giderici hükümlerin yer almamış olması, ülkemizde organ nakli işle minin akademik ve klinik çalışmalarına olanak vermemektedir. Şimdiye dek yapılan bazı organ nakillerinde, transplantasyonu gerçekleştirmiş bulunan sağlık ekibi, cezai sorumluluk yönünden TCK'nun 456, 457, 467, 491, 178/2, 240 ve 251 nci maddeleri içeriliğinde takibata maruz kalmışlardır. Ancak, Türk Yargıtayı tıbbın in san sağlığı ve yaşamı yönünden çağdaş gelişimine çalışan doktorları cezalandırmayı düşünmemiş ve mahkûm mıyet kararları vermemiştir.
Öte yandan transplantasyonun İslam Dini kurallarına ters düştüğü akla gelebilirse de, dinimiz kurallarının da organ nakline olanak verdiği anlaşılmaktadır. Nitekim, bir yaralıya ve hastaya tedavi maksadıyla başka birinin- kanını vermesinde veya bir körü gördürmek için ölü bir insanın gözünden bir kısmını alıp ona tak makta dinen bir sakınca bulunup bulunmadığı hakkındaki Diyanet işleri istişare Kurulunun 20 . 1 . 1960 gün lü kararında;
1. Ayeti Kuran'iyenin delaletlerinden de anlaşılacağı üzere tsiâmiyette, hayati beşerin muhafazası zarureti ile haram şeylerin zaruri miktarda yenilmesi, içilmesi caiz olduğundan bir hastanın veya yaralının tedavisi kanlı canlı kimselerden alınıp verilecek kana tevakkuf ettiği takdirde bunu yapmakta bir mahzur bulunma dığı, 2. Bir körün görmesi, ölmüş bir insanın vasiyeti üzerine gözlerinin alınıp takılacak bir kısma tevakkuf ettiği takdirde bunu yapmakta da, - İslâm fakihlerinden bazılarının ölmüş bir insanın kemiklerinden bir kısmı nın o kemiğe muhtaç diri bir insana eklenebileceği hakkındaki içtihatlarına binaen -• bir mahzur görülmediği açıklanmıştır.
Tüm bu açıklamalardan kesin olarak ortaya çıkan gerçek, transplantasyonun ülkemizde gelişim gereksinimi ni sağlayıcı hukuk düzenlemesini Parlamentomuzun artık gerçekleştirmesinin zorunlu bir hale gelmiş olması dır.
Böylece Devletimiz de, Anayasa ile yüklendiği sağlık görevini daha ileri ve gelişmiş boyutları içeriliğinde yerine getirebilecektir.
Transplantasyon konusunda ise hukukumuzda duyulan boşluğun giderilebilmesi için çözümlenmesi gere ken konular yasada, aşağıdaki gerekçe ile düzenlenmiştir.
öncelikle bu konu ceza sorumluluğunu gerektiren haller ve ceza sorumluluğunu gerektirmeyen haller biçi minde mütalaa edilmiş ve yasa teklifinde maddeler bu amaca dönük olarak düzenlenmiştir.
Buna göre;
1. Rızasıyla da olsa bir insanın, yaşaması, kesinlikle varlığına bağlı olan tek organlarından birini almak, 2< Bir insanın organlarından herhangi birini, hatta vücudundan bir parçayı rızası dışında almak, (Ancak, transplantasyonda rıza konusu tıbbi - Medical) nedenlerle özellik. * göstermekte ve rızamn alın ması ya da saptanması hususunun işlerlik sağlayan esaslara bağlanması gerekmektedir. Zira, transplantasyon sağlıklı ve yaşamını sürdüren bir kişiden organ alınmak suretiyle gerçekleştirilebileceği gibi, ölü (Kadavra) ve ya bitkisel yaşam sürdürenden de gerçekleştirilmektedir. Ancak, 'işlemin ölüm olayının hemen akabinde ya pılmasının medical zorunluluğu vardır. Aksi halde nakledilen organın fonksiyon ifa etmesi söz konusu ola maz.) 3. Bitkisel yaşam sürdürenlerin vücudunda sayısı tek olan ve yaşamını sağlayan organlarından birini - il gililerin rızası olsun ya da olmasın - almak, 4. Bitkisel yaşam içinde olanların vücudunda sayısı çift olan organlarından birini, bakmakla yükümlü ya kınlarının veli ya da varsa vasisinin rızası dışında olmak, 5. Transplantasyonda gerekli organlann temininin bir ticari iş ya da komisyonculuk haline getirmemek, 6. Tıp ilminin gelişmesinin sağladığı bebek naklini, yasamn amacı dışında kaldığı da gözetilerek kapsam dışında bırakmak.
Gibi konuları, insancıl ve ahlaki düşünceler ile bir yaşam kurtarmak inancıyla da olsa yasaklamak ve cezai müeyyidelere bağlamak zorunluluğu görülmüştür.
Diğer taraftan ise, 1. însan vücudundaki çift organlardan (Böbrek, akciğer, göz ve burun gibi...) birini rızası ile almak ve rızayı belirli esaslara bağlamak, 2. Bitkisel yaşam içinde olanların yine çift organlarından birini ilgililerin (Varsa veli ya da vasisinin) rı zasını almak, 3 Cesedin (Kadavranın) tek organlarından gerekse çift organlarından birini (Vasiyet üzerine, ya da ilgili S lerin rızası içinde ve gerekirse hatta rızaları bulunmadan almak, 4. Bu hallerde bir kişiyi yaşama kavuşturmak amacıyla ve medical zorunluluk nedeniyle yapılacak tranpslastasyonun yürürlükteki mevzuatımız açısından suç sayılmadığını belirlemek.
5. Canlı ve sağlıklı bir kişiden alınacak organın gerektiğinde rıza yanında, bir ivaz karşılığında hasta ya nakline yasal olanak verilmek, 6. Transplantasyonun ilmi, teknik ve denetim yönlerini Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına vermek, bu hususları düzenleyecek bir yönetmeliğin çıkarılmasını ağlamak, ' Konuları transplantasyonun gerçekleşmesi ve geliştirilmesi realitesi ve zorunluluğu karşısında, yasanın dü zenlenmesinde dikkate alınmıştır.
Yukarıda yer alan hukuksal sorunların, yasa teklifimizin parlamentomuzdan geçerek yasalaşması halin de, Devletimizin sağlık görevi ile akademik ve klinik düzeyinde tıp bilimimiz çağdaş gelişim- düzeyine erişe cek ve bu yolda Yasama Organımız kendisine düşen görevini de yerine getirmiş olacaktır.
30 . 6 . 1978 Millet Meclisi Başkanlığına Türkiye'de kronik böbrek hastalarını kaçınılmaz sondan kurtarmak ve hayata kavuşturmak amacı ile Böbrek Bankası Kurulmasına Dair Kanun teklifimiz eklice iki suret halinde sunulmuştur.
Gereğine müsaadelerinizi arz ederiz.
Kocaeli Milletvekili İstanbul Milletvekili İbrahim Topuz Nilüfer Gürsoy G E R E K ÇE A) 20 nci asır insan sağlığının korunmasında, insan ömrünün sağlıklı bir şekilde tutulmasında tıbbın en üst düzeye ulaştığı bir devirdir, Bu devirde dünyanın birçok memleketlerinde insandan insana organ nakli yapılarak sakatlar normale, ka çınılmaz sonu bekleyenler ise hayata kavuşturulmaktadır.
Türkiye'de halen kronik böbrek hastalığına yakalanarak kaçınılmaz sonu bekleyen her yıl onbin civarında hasta bulunmaktadır.
B) Yakın tarihlere kadar herhangi bir tedavi yapılamaz düşüncesi ile terk edilen kronik böbrek hastalan için, dializ ve böbrek transplantasyonunun uygulamaya konmasıyla yeni ufuklar açılmıştır. Bugün bilinen ger çek odur ki: Kronik böbrek hastalığının tedavisi ancak bu iki yöntemle yapılabilmektedir.
I - DİALİZ :
a) Peritonal Dializ :
Bu metotta karın içi özel dializ sıvısı ile yıkanır. Periton dializinin etkin olabilmesi için 48 - 72 saat süre ile uygulaması gerekmektedir. Daha fazla uygulamalar «Peritonit» denilen ölümcül bir hastalık meydana geti receğinden kronik böbrek hastalığının tedavisi için uzun vadeli bir yöntem değildir.
Bazı özel kateterlerle daha uzun süre Peritoneal dializ yapmak mümkün ise de yine bunlarda da karın içinin iltihaplanması büyük bir sorun teşkil eder.
b) Hemodializ :
Böbrek transplantasyonu yanında kronik böbrek hastalığının tedavisinde en etkin tedavi yöntemidir. He modializ ancak özel olarak kurulmuş merkezlerde yapılır. Hastalar bazı yapılan ameliyatlarla hemodializ için hazırlanır. Bir hastanın hayatını devam ettirebilmesi için en az haftada iki defa hemodializ uygulamak gerekmektedir.
Kuruluş masrafları yanında bir defalık hemodializ uygulaması hastaya 3 500 lira, bu yılda yalnız hemo dializ için 336 OOCI liraya ulaşmaktadır. Bu yüksek maü külfet yanında hemodializ olan hastaların uygulama lar arasında gereken gıda rejimi ve ilaçların kullanılmaları da belirli sorunlar meydana getirmektedir. Bununla beraber bugün için ba$ka tedavi imkânı olmayan yani böbrek transplantasyonu için uygun donör bulunama yan hastalarda vazgeçilmez bir tedavi yöntemidir.
II - BÖBREK TRANSPLANTASYONU :
Böbrek transplantasyonu, bir kimsenin veya bir ölünün böbreklerinden birinin bir hastaya nakled'ilmesidir.
Birçok yönleriyle komplike olan yöntem 1954 yılından beri ve oldukça yaygın olarak 1962'den bu yana uygulanmaktadır.
Hacettepe Hastanelerinde 3 Kasım 1975'ten beri bu işlem yapılagelmektedir. Bugüne kadar yüze yakın has« taya ana, baba, kardeş ve çocuklarından alınan böbrekler takılmıştır.
Hastalara takılan böbreklerin iki kaynağı bulunmaktadır.
1. Canlı donör dediğimiz hastaların ana, baba, kardeşlerinden alınan ve hastaların dokularına uygunluk gösteren böbrekler. Bu şekilde yapılan transplantasyona Akrabalararası transplantasyon denir.
2. Ölüden (Kadavradan) alınan böbrekler. Buna da Kadavra transplantasyonu denir.
Akrabalar arasında yapılan böbrek transplantasyonundan takılan böbreğin iki yıllık çalışma oranı yüzde yetmişin üzerinde olmasına karşın ölüden alınan böbreklerle yapılan transplantasyonda bu oran yüzde kırk ilâ elli arasındadır. Fakat akrabalar arasında yapılan transplantasyonun bazı sakıncaları halen mevcuttur.
a) Hastanın akrabalarından böbrek vermek isteyen bulunmayabilir. îster isteyerek, ister birçok baskıdan sonra böbreğini veren donörlerde büyük stresler ve depresyonlar meydana gelebilmektedir.
b) Canlı donörü mevcut olan vakalarda bazan doku uyuşmazlıkları sebebiyle böbrek transplantasyonu mümkün olamamaktadır.
c) Takılan böbrek herhangi bir şekilde rezeksiyona uğrarsa diğer bir ifade ile reddedilirse hastanın hemodializden başka bir şansı kalmamaktadır. Bunun içindir ki dünyanın birçok ülkelerinde (İngiltere, Almanya, İsveç, Belçika, İsrail, Amerika ve diğerleri) çoğunlukla ölülerden alınan böbrekler kullanılmaktadır. Avrupa ülkelerinde 31 . 12 . 1976'ya kadar uygulanan 14 614 böbrek transplantasyonunun 12 251 tanesi yani yüzde 83,3'ü ölülerden alınan böbreklerle gerçekleştirilmiştir. Sadece 1 900 tanesi yani yüzde onyedisi akrabalardan alınan böbreklerle gerçekleştirilmiştir.
Kadavra Transplantasyonunun yararları şöylece sıralanabilir.
a) Ölü donörlerde akrabalık aranmamakta, yalnız kan grubu ve doku eşlendirilmesi yapılmaktadır.
b) Akrabası olmayan veya doku uyuşmazlığı olan hastalarda kadavra transplantasyonundan yararlan maktadır.
c) Bir hastaya birkaç kere böbrek takılabilmektedir. Bugün literatür kaynaklarından dördüncü ve beşin ci defa kadavradan böbrek nakli yapılan hastalara sık rastlanmaktadır.
d) Ayrıca bir kadavra iki hastaya donörlük yapmaktadır.
Ülkemizde yukarıda da arz edildiği cihetle kadavra transplantasyonuna hazır büyük bir hasta kitlesi bu lunmaktadır.
Özellikle hemodializ ünitelerinin az, olanakların kısıntılı ve uygulamanın pahalı olduğu gözönüne alınırsa kadavra transplantasyonuna, duyulan ihtiyaç daha iyi değerlendirilebilir.
Kadavra transplantasyonu için : Ölen bir insanda böbreği ölüm anında veya ölümden çok kısa bir süre sonra almak gerekmektedir.
Ölüm anı kavramı bu yönüyle bütün ülkelerde yıllardan beri tartışılmış «ölüm anında» esas unsurları bu gün saptanmıştır.
Ölüm anını simgeleyen başlıca iki unsur vardır.
1. Beyin dokusunun ölümü, 2. Solunumun durması, Beyin dokusunun öldüğünü gösterecek en, kesin kriter beyin eyektroensefalografisinde (EEG) beyin dalga larının düzleşmesi halidir. Böylece bir hasta beyin dokusunun hayata dönme olanağı kalmadığı kesinlikle an laşılır. Solunum sistemi dışarıya açık bir sistem olduğu için bazı mekanik araçlarla işler halde tutulabilir. Has tanın kendisi soluyamıyor ise bu araçlar kullanılır. Eğer yukarıda bahsettiğimiz beyin dokusunun ölümü meydana gelmiş ise hastanın tekrar kendi kendine nefes alma fonksiyonu geri dönmeZi Mekanik araç hastadan çıkarıldığı zaman solunum durur.
Eğer hastanın kalbi o ana kadar kendiliğinden çalışıyorsa aracın hastadan ayrılmasından 2 - 3 dakika sonra durur. Ölüm işte bu andır. O halde şurası açıklıkla ve bütün vicdani endişelerden arınmış olarak söy lenebilir ki eğer hastanın (EEG) bulguları düz bir çizgi halinde ise ve mekanik araçlar kullanılmadığı zaman solunum olanak dışı ise bu hasta ölü demektir.
Kanımız ve vicdani inancımız odur ki bu ölü vücudun organları diğer bir hasta insanı hayata kavuşturma sı bakımından kullanılmalıdır,.
— Türkiye'de kronik böbrek hastalarını hayata kavuşturmak amacı ile bir böbrek bankası kurulmuştur.
— Böbrek Bankası varlığını sağlıklı kişilerin hayatta iken böbreklerini bankaya bağışlamaları veya varislerin kişinin ölümünden sonra yapacağı bağışlarla sürdürecektin
— Bankaya sağlığında bağışta bulunan kişinin ölümü halinde varislerinin böbrek konusunda ki veraset hakları kaldırılmıştır,
— Kadavradan böbrek nakli ile ilgili bir yönetmelik üç ay içinde Sağlık Bakanlığının koor dinatörlüğünde Türkiye'de mevcut bütün tıp fakülteleri yetkililerinin iştiraki ile hazırlanacaktır.
— Bu Kanun yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
— Bu Kanunu Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yürütür.
fr