Kaynak: TBMM S. Sayısı 112 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
1113 numaralı kefalet kanununun meriyet mevkiine konduğu 1 ağustos 1927 tarihinden şimdiye kadar tatbikat sahasında tesadüf olunan hâdiselerin işbu kanunun bazı maddelerinin tadiline lü zum ve zaruret hâsıl eylemiştir. Şöyle ki:
Mezkûr kanunun birinci maddesi mucibince Devlet devair ve müessesatından başka idarei hususiye ve belediyenin nakit ve ayniyata vaziülyet bilûmum memurlar bu kanunun şümulü dahi linde bulunduğu Şûrayi devletçe karar altına alınmak setoebile sandık idaresince 25 ilâ 30 bin me mura ait kefalet muamelesinin tedvirine lüzum ve ihtiyaç görülmektedir. İşbu memurlardan büyük bir kısmı hususî idare ve belediyelere veya mülhak bütçe ile idare olunan dairelere mensup bulun makta ve bilhassa işbu memurlar arasında sık sık vukubulan tayin, tahvil, istifa gibi muameleler dolayısile pek fazla çoğalan sandık muamelâtını sandık sermayesinin tenmiyesinden elde edilecek faizin yüzde yirmi nisbetinden tefrik olunan para ile mesai saatleri haricinde çalıştırılan ve sandık hasılatının müsaadesi nisbetinde hariçten müştak illen bu iş için tayin olunan bir kaç memur ile tedvir ve temini mümkün olamayacağı ve sandığın şekli hazırı mühimce bir bankanm hesabı ca ri vaziyetinin tahmil ettiği işlerden, pek çok oldu ğu tahakkuk etmiştir. Binaenaleyh bir taraftan işbu kefalet sandığı muamelâtını doğrudan doğruya Devlet bütçesini alâkadar eden vazifelerde bu lunan memurlara inhisar ettirerek sandık muamelâtının tahfifile intizamının temin olunması ve umu- " mî bütçe haricinde kalan idare ve müesseseler için de ayrı sandıklar vücude getirilmesi've her idare kendisine mensup olan memurların muamelâtile alâkadar olması ciüeti muvafık görülmüş ve mez kûr kanunun 1, 2, 3, 4, 6 mcı maddeleri bu esasa göre tadil ve yeniden 7 nei madde ilâve olunmuş tur.
Kefalete tâbi memuriyet veya vazifeyi kabul edenlerin 1113 numaralı kanunun 2 nei madde si mucibince sandık sermayesi olarak tayinlerini takip eden aydan • itibaren dört ay müddetle asıl maaş ve ücretleri tamamının sekizde biri ve bundan sonra da her ay bu maaş ve ücretlerin yüzde* üçü tevkif edilmekte idi. Ücretli memurlardan aldıkları paranm tamamı üzerinden, maaşlı memurlarda& ise yalnız asd mlul^aEi üzerinden aidat kesilmesi zuhur eden hizmetlere iştirak noktasından müsavntsızk^ı ve «yni zamanda maaşlı memurlardan vukubulan tevkif at miktarının azlığı hasebile melhuz zimmet ve ihtilasları ödeyememek gibi neticeler karşısında kalınacağı anlaşılmakta oldu ğundan her iki mahzttrtmiaalesi ve şimdiye kadarsekizde bir suretile dört ay zarfmda tevkif olunan aidatm da keza memurların maaşları emsali üzerinden beş taksitte kesilmesi derpiş edilmiştir. Kezalik her ay ketileri yüzde üç nisbetfcıdeki aidat jher ay kuyutiar" üzerinde muamelenin çoğalmasına ve muhasiplere fazla külfet tabrailme sebep olduğu gibi banka için de her ay binlerce makbuz katını icap ettirmekte bulunduğu cihetle işbu her ay alınmakta olan yüzde üç nisbetindeki aidatın da altı ayda bir defa ve toptan alınması muvafık görülmüştür. Aidatla veya vekâleten müstahdem olanlar hakkında işbu maddede bir hüküm olmadığından bunların da tâbi olacağı tevkifat miktarı ve yapı lacak muamele maddeye ilâve suretile tayin ve tasrih olunmuştur.
Mezkûr kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde zuhur eden zimmetler dolayısile Hazineye tediye olu nan mebaliğin sandığa iştirak eden memurların hisselerine sureti taksimi tasrih edilmemiş ve bu yüzden tatbikatta katî bir müşküle tesadüf edilmekte bulunulmuş olduğundan mezkûr maddelere de bu hususları tasrih edici hükümler vazolunmuştur.
Mezkûr kanunun 6 ncı maddesinde adiyen zimmettar ve tekaüt maaşma müstahak memurlardan işbu zimmetlerinin ne suretle tahsil edileceği gösterilmiş olduğundan işbu maddeye bunu teminen tahsis olunan tekaüt maaşlarına ait cüzdanların, zimmetin hitamına kadar sandık idaresine tevdii ve bunların tekrar kefalete tâbi vazifede kullanılmamaları muvafık görülmüş ve bunun için mad deye bir fıkra ilâve olunmuştur.
Kefalet aidatını miadmda tevkif etmeyen muhasipler hakkında ceza tatbikına mütedair olan 9 uncu madde mucibince hesap hatasından veya her hangi bir mazeretli sebepten dolayı noksan tev kifat yapanlar hakkında tatbik edilmekte olan ceza bazan 3,5 kuruş gibi ufak bir noksanlıktan veya sehivden neşet etmiş olsabile muhasibin rubu veya nısıf maaşını kesmek gibi ağır bir ceza ile karşı lanmakta ve bu madde muhasiplerin mağduriyetlerini mucip bulunmakta olduğundan bu gibi sehivden neşet eden veya bir mazerete müstenit bulunan noksanlar için cezayi tahfif veya tatbikından sar fı nazar olunması hakkında bir salâhiyet alınmasına lüzum görülmüş ve işbu madde bu esaslara gö re tadil olunmuştur.
Maliye encümeni mazbatası T. B. M. M.
Maliye ncümeni 10- III -1934 Karar No. 16 Esas No. 1/549 Yüksek Reisliğe 1113 sayılı memurin kefalet kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında Maliye vekâletince hazırlanıp Başvefkâletin 11 - III -1933 tarih ve 61627 sayılı tahriratile Büyük Mec lise takdim ve encümenimize havale edilen kanun lâyihası Maliye (müsteşarı Faik, Mahallî idareler umum müdürü Naci Beyler hazır oldukları halde tetkik ve müzakere edildi:
Kanunlarda Devlet hizmetlerini iyi gördürmek, amme menfaatlerini iyi ıkorutmak için ağır müeyyideler vardır. Mevzuata Devlet nakit ve mallarını çalanlar ile ıbunların muhafazası vazifeleri iken çaldmmağa sebep olanlar hakkında, eşhas mallarmı çalanlara, çaldıranlara tatbik olunanlardan daha şiddetli hükümler konulmuştur.
Bundan ibaşka ahkâımı umumiye, fert zararlarının telâfisinde yalnız (müsebbipleri tazimin ile mükellef tutulduğu halde Devlet emvalindeki zararlar için ayn usuller ihdas edilmiştir. Fil hakika Devlet teşkilâtında memurların muhafazasına bırakılan krymetlerin çokluğu ve aımme murakabesinin hususiyeti ve (bilhassa Devlet hizmetinde olanlar arasmdaıki bağlılığın, fert münasebetlerine ıgöre ayrıldığı Ibu mevzuda ayrı esaslar konulmasına tabiî ibirer sebeptir. Hulâsa şahıslara tatbik edilecek maddî veya manevî cezalar ne kadar ağır olursa olsun Devletin uğra dığı zarar ıbu cezalarla yerine getirilmiş olmayacağından Devlet emvalini tahsil etmek ve elinde tutmak vazifesile mükellef olan memurların diğer memurlardan farkh olarak kefalet ve teminat vermeğe mecbur olmaları ızarurî görülmüştür. ,y j • j İBu sebeple istibdat ve meşrutiyet devirlerinde ipotekli veya itübarî, şaShsîHkefalet -usulü it tihaz Ikıhnmrştır. Ancak Ibu sistemden doğan matezurlar hatırlardadır. Bu devirde ekseriyetle kendilerine ait şahsî emlâkten mahrum bulunan memurların kefil tbulmaık için ihtiyar eylediği maddî ve manevî fedakârb/klar sandığa mecburî iştirak hissesinden daha çok ağır idi. Bir ta raftan memur kefilinin tesiri altına giriyor. Onun olur olmaz işlerini memuriyet nüfuzile yap mağa mecbur kılıyordu. Diğer taraftan da her hangi bir sebeple ve ekseriya: me mur hizmetten ayrıldıktan sonra zimmet ve ilişik zuhurunda kefilin mal ve mülkü elinden çıkarak aile ocağmm sönmesine sebep oluyor ve bu suretle içtimaî ve iktisadî sefalet ve perişan lığa yol açılmış bulunuyordu. Bunlara rağmen Devlet te zayi eylediği* parasın* tamamen istifa edemiyordu.
Encümen Cumhuriyetin çok güzel kanunlarından biri de kefalet sandığı teşkili hakkındaki ka nun olduğuna kaildir.
Bu itibarla kefalete bağlı işlerde bulunanlardan kanunla aidat almak ve bunun nemasile kifa yetsizliği halinde sermayesile Devlet zararlarını karşılamak ve ayni zamanda zarar olmadığında bu mevduatı geri vererek bir nevi tasarruf hizmeti görmek esası encümenimizce muvafık gö rülmüş ve buna göre tanzim edilmiş olan kefalet kanununun ayni esaslar altmda yeni baştan tet kik ve tedvini tensip olunmuştur. Lâyihanın tanzim ve şevkinde Hükümetçe iki nokta istihdaf edilmiştir:
1 - 1113 sayılı kanunla Maliyeye bağlı olarak kurulan sandığın şümul dairesinin darlaştınlması, 2 - Mevcut kefalet kanununun altı senelik tecrübe ile anlaşılan noksanlarının tamamlanması ve -kanunun Hazineye ait müessesatta dahi tatbiki mahiyetinin*genişletimesi.
Mevcut kefalet kanununun hudut ve şümulüne belediye ve idarei hususiyelerle bütün Devlet teşekküllerindeki para veya menkul kiymet alıp veren veya elinde tutan memurlar dahildir.
Encümenimize verilen malûmata göre sandığa bağlı memurların sayı ve daire itibarile miktar ları şu rakamlar içindedir:
Cüzdan alan memur sayısı Zimmet yekûnu 2559 9 830 079 îdared-hususiye 2459 4 410 683 Belediyeler 445 329 968 Evkaf 3367 3 689 854 Posta telgraf 10171 13 072 532 Maliye 2494 8 014 394 ' Gümrükler 4324 7 245 115 inhisarlar 4404 11 143 831 Diğer memur 27623 49 722 062 Bu cetvelde görülen belediye ve idarei hususiye memurlarile Devlet /bütçesinden ayrı olan müesse selerin memurları yekûnu umumî yekûnun dörtte biri derecesindedir. Bu miktarm sandıktan ayrıl ması gerçi kemmiyet itibariles büyük fark yapmayacak ise de bu ayrılığın zarurî olduğu aşağıdaki sebeplerin tadadile Maliye vekâletince izah olunmuştur* A) Sandık idaresinin memleketin her tarafına yayılmış olan mahallî idarelerle muhabere ve muhasehesi hayli müşküldür. Buralardaki memurların idarelerin hususiyeti itibarile sık sık de ğişmesi sandık hesaplarını güçleştiren sebepler arasındadır.
B) Kefalet sandığı heyetinin kumlusu itibarile mahallî teşekküller üzerinde, işlerin tanzim ve tesrii yolunda fazla müessir olamamaktadır.
Ç) Kefalet sandığının esas vazifesi yalnız Devlet zararlarını tazmin değildir. Bu gibi hallerin artması halinde süratle tedbirler alınmasını istemek vazifeleri arasındadır. Bu sebeple sandığın her teşekkülle en yakın teması olabilecek ve hâdiseleri yakından takip edebilecek ıbir tarzda kurul ması zarureti vardır.
Bu sebepler encümenimizce de varit görülerek belediyelerle idarei . hususiyelerin ve bu kabil müesseselerin îcra Vekilleri Heyetinin tklifi veçhile bu kanunla derpiş edilen kefalet sandığının dı şında kalması ıbizzarur tasvip edilmiştir.
Bu teşekküller birlikte veya ayrı ayrı belediye bankasının himayesi altında bir sandık kurmala rı mümkündür. Bu itibarla encümenimiz kanuna bunların kendi hususiyetlerine göre sandık teşkil edebilmeleri için hükümler koymuştur.
Mevcut kanunun tatbik güçlüklerine gelince:
Bunlar iki zümrede mütalea edilebilir:
1 - Kanunda sarih hüküm olmaması itibarile tatbik edilmeyen cihetler, 2 - Kanunda hüküm olduğu halde tadili lâzım gelen cihetler.
Kefaleti müteselsile sandığının mahiyeti; sandığa iştirak eden bütün memurlara, tevdileri nisbetinde Devlet zararlarını tazmin mükellefiyeti vermektedir. Borçlar kanununun kefaleti müteselsileye ait hükümleri de bunu ifade eder. Ancak mevcut kanunun dördüncü maddesinde «memurin ve müstahdeminden her hangi birinin hükmen te beyyün eden zimmeti derhal sandık sermayesinden Hazine! maliyeye tediye olunur. Bu takdirde sandık zimmettar memur ve müstahdemin evvelâ sandıktaki mevduatına ve kâfi gelmediği takdirde sair emvaline müracaat eder» denilmektedir.
Beşinci maddesinde ise « Devlet memuriyetinden katı alâka edenler beriyüzzimme oldukları takdirde müddeti memuriyetleri zarfında tevdiattan mevcut matluplarının nısfı derhal kendilerine veya vere selerine iade ve ikinci nısfı dahi hitamı memuriyetinden itibaren şahsî zuhur edeeek zimmetlerine karşılık olmak üzere tevkif olunur ibaresi vardır. Bu maddelerde tevdiattan hangi zamandaki han gi nevi nazarların tevkif edileceğine dair sarahat yoktur. İkinci nısfı münhasıran şahsî zimmetlerin karşılığı olduğu musarrahtır. Bu cihetler kanunun tatbikini güçleştirmiş ve tedvin tarihi olan 1927 senesindenberi gerek Hazinenin ve gerek alâkadar idarelerin ilâma bağlanmış alacakları sandık ta rafından tesviye edilememiştir.
Mevcut kefalet kanununa göre sandığa giren maaşlı ve ücretli memurlar arasında iştirak hissesi itibarile geniş bir nisbetsizlik vardır ve aidatın tevkif şekillerile vekâletle veya aidatla çalışanlardan alınacak miktarlar hakkında kanunda sarih hükümler yoktur. Encümenimiz bu noksanların da ta mamlanmasını zarurî görmüştür. Buraya kadar verilen izahat 1113 numaralı kefalet kanunundaki büyük değişikliklerin ana hatlarını ifad,e eder. Bunlara ait teferruatın da yeni esaslara göre tanzimi icap ettiğinden ve bu ise mevcut kefalet «kanununun hemen ekseri maddelerinde az çok değişiklikleri icap ettirmekte olduğundan encümenimiz hiç dokunulmayan bir iki maddesi için.ayrı ayrı iki kefalet kanunu yaşatmaktan ise bütün hükümleri bu yeni lâyihada birleştirmeği muvafık görmüş ve Hü kümetten gelen tadil teklifi yerine kanunu yeni baştan tedvin ile evvelkisini ilga eylemeği tercih eylemiştir.
Birinci m a d d e— Kefalet sandığına giren müesseselerin hududunu tayin etmiştinr. Hükümet.
teklifinde (Hazine ve Hazineye merbut devair ve müesseselerin ) bu sandığa iştiraki teklif edilmiş ise de bu tabirlerdeki mutlakiyet encümenimizce kâfi görülmüştür. Evvel emirde umumî bütçeye ait para ve menkul kıymetleri alıp veren, elinde tutan memur ve müstahdemler bu sandığa alınmış tır. Ancak mütedavil veya bu mahiyetteki sabit sermayelerle çalışan umumî bütçe içindeki mü esseselerin umumî hükümlerden ibazı istisnaiyetleri olduğu nazarı itibare alınarak encümenimiz bu müesseseler memurlarını kefalet sandığının içine almak için sarih bir hüküm koymak za ruretini duymuştur. Yukarıda izah edilen esibabı muciıbeye binaen Posta, telgraf, Devlet demir yolları gibi muhasöbeleri Maliye vekâletine hağilı müesseselerle Üniversite, Yüksek mühendis mektöbi, Ankara İmar komisyonu mahiyetinde varidatının yüzde ellisinden fazlasını Devlet bütçesinden alan teşekküllerin memurları bu kanun içine alınmıştır.
İnhisarlardan ancak varidat kastile kurulmuş olanları ıbu ikamın hükümlerine tâbi tutulmuş tur. Denizyolları isletmesi veya afyon inlhisarlan gibi iktisadî sebeplerle tesis edilenlerin hu susiyetleri düşünülerek ıbu madde hükmünden çıkarılmıştır.
Sandığın şimdiye kadar olduğu yine Maliye vekâletine hağlı kalması encümence de tensip edilmiş ve tbu sebeple onun namına 'bütün müracaat >ve davaların Hazinei maliyece takip ve ikamesi ta)biî görülmüştür. Sandığın ibundan sonra Ibir talimatname ile değil Ibir nizamname ile idaresi encümenimizce muvafık görülerek son fıkra o şekilde tadil edilmiştir.
Jjkinei madde — Bu madde kefalet sandığı sermayesinin nelerden ibaret olduğunu ve ıbunların tahsil şekillerini göstermektedir.
Sandığın sermayesi; aidat sandık neması, muavenet olarak üçe, aidatta giriş ve aylık ai dat olarak ikiyi ayrılmıştır. Maaşlı memurlarla ücretli memurlardan ayrı nisbetlerde alınan ai dat hissesi hir nislbette icra edilmiş ve maaş veya ücretin yarısı olan 'giriş aidatı dört ayda alın makta ilken encümen hunu ıbeş aya çıkarmıştır.
Aylık aidat; yüzde üç iken encümenimiz bunu badema maaş emsali hasılında kesileceğini ve binaenaleyh matrahın artmış olduğunu nazarı itibare alarak yüzde ikiye indirmiştir. An cak sandığın vaziyeti icap ettirdiği takdirde Maliye vekilinin tasvibi ile (bu nisbetin yüzde üki buçuğa çıkarılması hükmü maddeye konulmuştur.
Maddede giriş ve aylık aidatın tahsil şekilleri tavzih edilmiştir. Muvakkat olarak veya vekâlet suretile kefalete bağlı vazife alanların para teminatı vermeleri de vaki olacağından fıkra bu yolda tadil edilmiştir.
Kefalet sandığının her hangi bir vaziyette müşkülâttan kurtarılması ve yaşatılması hususlarında büyük menfaatleri olan Devletin ve daire ve müesseselerin yardımına muhtaç olabileceği düşünül müş, encümenimizce bu maddeye bir fıkra ilâvesile bu kabil fevkalâde hallerde yapılacak yardımlara kanunî bir mahiyet verilmiştir.
Sandık tediye kabiliyetini muhafaza için sermayesini gayrimenkule veya eshama tahvil etmemek mecburiyetindedir. Ancak kanunun heyeti umumi yesi esasen buna cevaz vermediğinden hükmen takyide lüzum görülmemiştir.
Üçüncü madde — Aynen kabul edilmiştir.
1113 numaralı kanunun dördüncü maddesinde, hükmen tebeyyün eden zimmetin sandık sermaye sinden tediye edileceği ve bu takdirde sandığın zimmettarcn sandıktaki mevduatına, emvaline mü racaat edebileceği musarrahtır.
Bu hükümle sandık sermayesinden yapılan tazminlerin münhasıran zimmetli tarafından karşdanaeağı hükmü anlaşılmaktadır. Halbuki yukarıda izah edildiği veçhile kefaleti müteselsile mefhu munun kanunî icabı ve ıbizzat sandığın kuruluş maksadı ve gayesi bu gibi tazminlerin devair ve müessesata karşı sandıkça yapılmasını icap ettirdiğinden bu takdirde sandık zimmettar memurun alacaklısı olup kanunî yollardan bu son imkâna kadar bunu tahsile teşebbüs eder. Ancak daire ve müesseseye yapılacak tazminin bu tahsil işile hiç bir alâkası olmayıp sandık derhal bunu vermekle mükelleftir ve encümenimiz maddeyi bu esasa göre tadil eylemiştir ve madde hükmen tebeyyün eden zimmetlerin sandıkça blânço senesini takip eden ayın sonunda alacaklı daire ve müesseseye verilmesi ve bu tazminin hükmün katiyet kesbettiği sene blânçosundaki kâr kifayet etmediği tak dirde ayni şene blânçosundaki iştirak hisselerine garameten taksimi şeklinde hir hükümle tedvin edilmiştir.
Zimmetler, blânço senesinden bir ay sonra verilmeyipte her tahakkuku, müteakip verilmesi halin de zararın hissedarlara sene ortasında tamamen malûm olmayan iştirak hisselerine göre tevzi edil mesi icap edecektir. Blânço tanziminde ise tahakkuk eden kâr bütün hissedarlara tevzi olunacak tır. Halbuki sene ortasında gerek zararın ve blânçoda kârın tevzii hayli müşkül ve adeta içinden çıkarılamayacak geniş hesap ameliyelerile mümkün olacaktır. Bu ise geniş muhasebe teşkilâtına lüzum gösterecektir. Bu suretle sandık bütün kârını sarfetmeğe mecbur kalacağı gibi yine mazbut bir netice de elde edemeyecektir. Bu sebepler encümenimizi yukarıdaki hükümleri tedvine mecbur kılmıştır.
_ 6_ Tazmin zimmetin vuku bulduğu senedeki hissedarlara teşmili daha tabiî olurdu. Ancak zim metlerin tahakkukile hüküm halini alışı arasında uzun zaman geçmesi, sandık hesaplarında zarar ların pek eski senelere rücuunu icap edeceğinden tatbikat zaruretile hissedarlarında devairinde menfaatlerine uygun sene nihayetindeki blânçoyu dairelere teslimat ve hisselere taksimat ameliyesi için sağlam bir mebde görerek bu şekil ihtiyar olunmuştur.
Beşinci madde — Bu madde kefalet sandığmdaki mevduatın iadesi şekillerini göstermektedir.
1113 numaralı kanunun 5 inci maddesine göre ayrılan veya ölen memurlara mevcut matluplarının ya rısı derhal diğer yarısı şahsî hizmetlere karşılık üç sene bekledikten sonra geri verilecektir. Encü menimiz bunu ayrı hükümlerle tedvin etmiştir.
Tekaüt edilenlerle ölenlerin ilk y an matluplarının derhal geri verilmesi ancak memuriyetlerini değiştirenlerin tatbikattaki zaruretleri hasebile gelecek blânçoyu beklemeleri encümenimizce muva fık görülmüştür. Evvelki kanuna nazaran son y a n d an yalnız zuhur edecek şahsî zimmetler tevkif olunabilmekte idi. Halbuki zararların, blânço senesindeki hissedarlara garameten taksimi prensip olarak kabul edildiğinden blânço tanziminden evvel yarı mevduatlarını almış olanların o blânçoda hisselerine düşen zararı son yarıyı alırken mahsup etmeleri icap etmektedir.
Ancak ilk yarıyı alarak ayrılanların sandıkla alâkaları kalmamış olacağından bıraktıkları son yarı; bir iştirak hissesi değil nihayet ihtiyatî bir tedbir olduğundan bunun faizile birlikte geri ve rilmesi ve bu verildikten sonra memurun sandıkla münasebetinin tamamen ibra edilmiş olması en cümenimizce muvafık görülmüştür. Sandıkla alâkasını kesmeden tekrar kefalete bağlı hizmete geçen memurlar hakkında da maddeye sarih hükümler konulmuştur.
Altmcı madde.— Kefaletli memurlardan zimmet veya ihtilası anlaşılanlar hakkındaki hükümler bu maddede tavzih edilmiş ve sandığın bu gibi memurların emvalile tekaüt ve dul ve yetim maaşla rının üzerlerindeki rüçhanlı hakkı tasrih edilmiştir.
Yedinci madde — Bazı ibare tadilile kabul edilmiştir.
Sekizinci madde 1113 numaralı kanunda muhasiplerin, kefalete bağlı memurlara murakabe şekli talimatnameye bırakılmıştır, encümenimiz bu murakabenin esaslarını kanuna dercetmeyi faydalı bulmuş ve maddeyi buna göre tadil eylemiştir.
Dokuzuncu madde — Murakabe ile mükellef muhasiplerin her hangi bir zimmet ve ihtilasa mey dan vermeleri halinde - miktar ne olursa olsun - memuriyetten ihraç edilmeleri 1113 numaralı ka nun icabmdandır. Bu hükümle muhasiplere tatbik edilen ceza bazan asıl suçluya tatbik edilen ce zadan ağır düşmektedir. Encümenimiz muhasiplere tatbik olunacak cezanm suçun mahiyetine uygun olmasını temin için cezalarda cürme göre üç derece kabul etmiş ve bunu ayrı bir madde halinde ka nuna ilâve etmiştir.
Onuncu madde — 1113 numaralı kanunun 9 uncu maddesi, aidatı miadında kesmeyen veya mik tarı ve sebebi ne olursa olsun noksan kesenler için ceza olarak maaşının dörtte birinin verilmemesini âmirdir. Bu hususta da cezanın miktarla mütenasip olmasının veya bazı mazeretlerin nazarı itibare alınmasını temin için yeni hükümler konulmuştur.
On birinci madde — Kefaletli bir hizmete tayin olunacaklar da, bütün Devlet memurlarında ara nan vasıflardan fazla olarak daha bir takım hususiyetler aramak icap edeceği encümenimizce derpiş edilmiş ve kanuna a yn bir hüküm ve bir madde olarak ilâve olunmuştur.
On ikinci madde — Şahsî ve meslekî hiç bir menfaat kastedilmeyerek ancak Devlet emvalinin alakalı memurlar elinde ne sebeple olursa olsun ziyama meydan verilmemek üzere kurulmuş bir teminat müessesesi olup sandığın vergi ve resimlerden muaf olmasına ve ayni esbabı mucibeye isti naden sandflktaıki mevduatın sandığın rüçhanlı rehni olmasına ait (hükümler ipka edilmiş, an cak sandık matlubundan artacak kısımlar için ihtiyatî haciz (konulabilmesi, umumî hükümlere mutabakat noktasından maddede tasrih edilmiştir.
On üçüncü madde — 1113 numaralı kanunun 11 inci maddesi aynen ikabul edilmiştir.
On dördüncü madde — Bu kanunun dışında kalan amme teşekkülleri için lüzumuna göre ayrı ayrı veya müşterek kefalet sandığı tesisine ve (bunlar için nizamnameler yapılmasına bu madde ile alâkadar makamlara salâhiyet verilmiştir.
On altıncı madde — Kefalet sandığından ayrılacak teşekküller için. tasfiye mebdei blânço tarihi olarak kabul edildiğinden kanunun meriyet tarihinin de mezkûr tarihten başlaması için madde kanunun 1 haziran 1934 tarihinden itibaren ımeri olmasma göre tânzim ödilmiştir.
1113 numaralı kanunla kefalet sandığına girmiş ve fakat bu kânunla ayrılması icap eden mahallî teşekküllerin sandıktan ayrılma şekilleri bir muvaıkkat madde ile tesibit edilmiştir.
Tasfiye mebdei bu kanunun meriyetinden sonra yapdacak ilk blânço itibar edilmiştir ve tasfiyedeki esas şudur:
Şimdiye kadar aidattan alınan miktara sandık nemasının ilâvesile hâsıl olan yekûndan zim metler için devaire verilenlerle alâkası kesilenlere iade edilen miktarlar ve sandık masrafları çıkarılacaktır. Bu suretle elde kalan miktar daire ve müesseselerin tasfiyeye kadar sandığa ver dikleri aidatlarm yekûnu nisbetinde ayrılan teşekküllere ve bu sandığa taksim edilecektir. Bu esaslar muvakkat maddede kâfi vuzuh ile ifade edilmiştir.
Kanunun müstaceliyet fcararile müzakeresini arz ve teklif «yeleriz .
Maliye En. Es. M. M. Kâ. Aza Aza Aza Giümüşane İsparta Balıkesir Urfa Diyarbekir îzmir H.Fehmi Kemal Behçet Zülfü Kâmfl Aza Aza Aza îçel İstanbul Konya Emin Hamdi M. Tahsin Bütçe encümeni mazbatası T.B.M.M.
Bütçe encümeni 14-IY-1934 M.No.70 Esas Ho. î/549 Yüksek Reisliğe 111& numaîıak kefalet kanununun; bazı maddelerinin değiştirilmesine dair olup Maliye encüme ni mıafcbaJteSile birlikte ienciİBifinimdze^tevdi kılman kanun lâyihası Maliye vekâleti hukuk müşaviri Saltoattm ve BaMliye vekâletiMahallî idareler umum müdürü Naci Beyler hazır oldukları halde encümenimize© de tetkik ve? inti=la.lea-edildi.
Mâliye encümeni mazbatasında kah -olunan sebeplere binaen Hükümetin teklifi üzerine mez kûr encümence yeniden tanzim ıohm©n kanun lâyihasının heyeti umumiyesi encümenimizce muvafrk görülmüş-sm bazı maddtîierinde hükümlere müessir olmaksızın yapılan tashihlerden maada değişikliklerinesbabı mtıci'beieriasıığjdare^zedilmistir:
1 - Muhasebei umumiye kanununu»ikinci maddesinde Devlet mallarının nelerden ibaret bulun duğu birer birer tasrih edilmiştir.
Bunlardan bir., kısmına mukabil Maliye encüıriehince lâyihanın bazıt%*a^eîerlnâeiîM^nılmış olan (nakit, para, nakit para, menkul krymet, kıymetli ürenkttl ve krymetHevrak) tabirleri •efteümenimizce (para, menkul kiyıhet ve ayniyat) tabirleri "altında" topi&imiîş: vein%ddelefl*in bu;3eihetleri bu suretle değîştîrİhnî^tîr. :lil f' ^ 2 - Yine Maliye encümenince birinci ve üçüncü maddelerde (müteselsil kefalet) tâbiri muka bilinde (birbirine Dağlı kefalet) tâbiri ku^anılmıştırVHŞİ)^ olup ahkâmı esasiyemizde dahi .mevcut'pîmasma ğore iv(birbîHiıe bağlı) tâbiri' yerine' (müteselsil) tabirinin kaulîanılması daha uygüıi görülmüş ve bu ö^beple maddelerin bu cihetlen'degış^irîlm^tir.
r 3 - Murakabe vazifesîle nrakeîlfef olan muhasipler'bakkalda ;tâtbik'«dfle«ek ^z^lârl1 gb^t«ren dokuzuncu madde [umumî hükümler* dairesinde tâdil'edllmift&F. - 4 - On dördüncü maddede yazılı (bu kanunun dışında kalan Devlet teşekkülleri) mefhumunda idarei hususiye ve belediyelerin dahil olduğunu izah için maddeye dairesinin teklifi üzerine (idarei* hususiye ve belediyeler dahil) ibaresi konulmuştur.
5 - Bu kamumun haricinde kalan müesseselerin memurlarına, tasfiye neticesi verilmesi iktiza eden paralardan hususî idarelerle belediye memurlarına dağıtılacak paraların (bu memurların hakları mahfuz kalmak şartile) bu daireler için tesis edilecek kefalet sandıklarına iptidaî sermaye olarak kalması hakkında dairesinin teklifi, işin icabına daha uygun görülmüş ve bu sebeple birinci muvakkat mad demin (İB) kısmına bir fıkra konulmuştur.
Tadil edilen maddeler yeniden yazılarak Umumî Heyetim tasvibine arzedıilmek üzere Yüksek Reis liğe takdim olunur.
Reis Reis V. M. M.
Burdur İsparta Bayazıt Bursa Çorum Erzurum İstanbul M. Şeref MÛkerrem İhsan Dr, Galip Mustafa A$%m Sadettin Kayseri Kırklareli A. Hilmi Şevket HÜKÜMETİN TEKLİFİ MALİYE ENCÜMENİNİN TADİLİ 1113 numaralı kefalet kanununun bazı madde Kefalet kanunu lerinin tadili hakkında kanun lâyihası