Tarihçe :
1/ Cumhuriyetin ilanından donra, 31 Mayıs 1933 tarih ve 22512 sayılı Kanun ile İstanbul Darülfünunu ve ona bağlı bütlüh kuruluşlar, kadro, kuruluş ve düızenlemeleri ile .birlikte kaldırılarak «tsitanlbul Üniversitesi» *ıe çevrilmiş ve bu köklü değişiklik yükseköğretimlin yapısında yeni bir devir açmıştır. Bunu takiben, Bayındır lık Bakanlığına bağlı iken, daha. sonra Milli Eğitim Bakanlığına devredilen Mühendis Mektebi, 10 Mart 1944 tarih, ve 4916 sayılı Kanun ile «İstanbul Teknik Üniversitesi» adıyla üniversiter kuruluş haline getiritaiş'tir.
Dalhia sonra 1946 yılında 49136 sayılı Kanun ile, yeni kurulmuş bulunan «Ankara Üniversitesi» de dalhil ol mak üzere, üniversiteler yeni ve ileri bir statüye kavuşturulmuşltur.
(Bunu izleyen 14 yıl içinde Üniversiteler Kanununda bir takım yeni değişikliklere gidilmesi İhtiyacı tekrar belirmiştir. Böylece 27 Ekim 1960 tarih ve 1115 sayılı Kanun ile 4936 sayılı Kanunun bazı maddeleri değişti rilmiş, 4936 sayılı Kanun ile sağlanmış bulunan bilimsal ve idari özerkliğe 115 sayılı Kanun ile düzenlenen iç denetim sayesinde yeni bir anlam kazandırılmıştır.
Ayrıca, 15 Haziran 1959 tarih ve 7334 sayılı Kanun ile, bu tarihe kadar yüksekokul olarak faaliyet gös teren Yüksek İktisat ve Ticaret Okulları, bilimisel özerkliği ve tîüzel kişiliği olan İktisadi ve Ticari İlimler Aka demileri adıyla yükseköğretim kurumları olarak Milli Eğicim hayatımıza katılmışlardır.
Bu tarihten sonra, Türk Milli Eğitimini bütünüyle kavrayan ve yönlendiren 1961 Anayasası kalbul edil miş ve Anayasalda İktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmanın plana bağlanacağı ve kalkınmanın bu plana göre gerçekleştirileceği ilkesi getirilmiş ve planlı döneme geçilmiştir., (Planlı dönem içinde 30 Nisan 1969 tarih ve 1172 sayılı Kanun ile daha önce yüksekokul statüsünde bu lunan Güzel Sanatlar Yüksekokulu «Güzel Sanatlar Akademisi» haline getirilmiş ve 3 Haziran 1969 tarih ve 1184 sayılı Kanun ile de Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademileri açılarak özerk yüksek öğretim ku rumlarının ve kapasitesinin artırılması yoluna gidilmiştir.
Hızlı nüfus artışı ve yükseköğretimin alt kademesinde yönlendirilmemliş okullaşma oranının artırılmasının ge tirdiği oluş içinde yükseköğretime karşı hızlı bir eğilim görülmüş ve ortaya çıkan kapasite sorunu; bu defa, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun da kalbul edilmesiyle yükseköğretiın alanındaki uygulanışı yönüy le planlı kurumlaşma ilkesine ters düşen özel yükseköğretim kurumları oluşmuştur.
Yukarıda belirtilen tüzel veya tüzel ve özerk niteliğe sahip yükseköğretim kurumları yanında, çeşitli Ba kanlıkların ilgi sahalarına giren meslek alanlarına yönelik insangücü ihtiyacının karşılanması amacıyla; değişik türdeki yükseköğretim kurumları açılmak suretiyle yüksek öğretim yaygınlaştırılmıştır. Bu artış, kendisini da ha çok öğretmen yetiştiren kurumlarda göstermiştir.
1971 yılında, imkân ve fırsat eşitliğine ters düştüğü ve fakültelere eşit diploma verdiği gerekçesi ile, 625 sayılı Kanunun özel yüksekokullarla ilgili hükmü Anı yasa Mahkemesince iptal edildiğinde; mevcut özel yük sekokullar, çoğunlukla uğraş alanları dikkate alınmaksızın diğer yükseköğretim kurumları olan akademilere ve üniversitelere bağlanmışlardır.
1750 sayılı Ünivefsiteler Kanununun yürürlüğe girdiği 7 Temmuz 1973 tarihine kadar çeşitli kanunlarla Ege, Hacattepe, Ortadoğu Teknik, Atatürk, Karadeniz Teknik ve Boğaziçi Üniversiteleri kurularak mevcut üniversitelerin miktarı 9'a çıkarılmıştır.
(Mevcut Durum :
2, 13 Ekim 1972 tarih ve 14335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan milli eğitim reformu stratejisi uyarın ca, 7 nci ve 8 nci Eğitim Şûraları kararları ve uzun dönemli kalkınmanın 3 ncü Beş Yıllık Kalkınma Planı temel hedefleri ve stratejisi doğrultusunda Milli Eğitim Temel Kanunu hazırlanmiiş ve 1973 yılında yasalaşarak Türk Milli Eğitimi tümüyle genel bir düzenleme içine alınmıştır.
Bu dönemde ortaya çıkan gençlik olaylarının değerleridirilmesli sonucunda; Milli Eğitim sistemimiz içe rik ve yapı bakımından önemle ele alınarak Türk Milletinin bütün fertlerinin Atatürk Devrimlerine, Atatürk Milliyetçiliğine ve demökraisi ideallerine bağlı vatandaşlar olarak yetiştirilmelerini sağlayan ve böylece milli birlik ve bütünlüğü gerçekleştiren eğMm programlarının geliştirilmesi, uygulamanın titizlikle izlenmesi Eği tim - Üretim - tnsangücü sistemleri arasında denge kurulması ve öğretmen yetiştirmeye daha fazla önem verilmesi güvence altına alınmıştır. Böylece örgün eğitimin tüm kademeleriyle yapı bakımından uyum içinde bir bütünlüğe kavuşturulması amaçlanmıştır.
Anayasanın eğitimle ilgili hükümleri arasında tümüyle üniversiteleri ilgilendiren 120 nci maddenin de de ğişikliğe uğraması, Üniversiteler Kanununun yeniden hazırlanmasını zorunlu kılmıştır.
3. 7 Temmuz 1973 tarihinde yürürlüğe giren, ancak Anayasa Mahkemesinin çeşitli zamanlarda verdiği kararlarla bazı hükümleri iptal edilen ve meydana gelen boşlukları henüz doldurulamayan 1750 sayılı Kanun ile yükseköğretimin bütünlüğü, kurumların planlama ve koordinasyonunun sağlanması, öğretim ve öğrenim özgürlüklerinin güvenlik altında bulundurulması, devletin gözetim ve denetiminin sağlanması, yükseköğreti min toplum ihtiyaçlarına yönelmesi, yükseköğretimde imkân ve fırsat eşitliği, kaynakların etkin ve rasyonel bir şekilde kullanılması gibi günün ve kurumların ihtiyaçlarına cevap veren ilkeler saptamış ve anılan ilke lerin gerçekleştirilmesi için öğretim kurumlarının üstünde ve içinde organlar kurulması gerçekleştirilmiştir.
Ortaya Çıkan thtiyaç ve Boşluklar :
4. Ancak, 1750 sayılı Kanuna dayalı olarak, genellikle yukarıida kurulduğu belirtilen organlara yönelik hükümler yüksek yargı organlarınca iptal edilmiş ve bunların sonucunda doğan boşlukları giderecek önlem lerin alınması için belirli sürelerde kanun tasarıları hazırlanmış olmasına karşın bu kanunlar çıkarılmadığın dan yeni düzenlemelerin getirilememiş olması, üniversitelerin, akademilerin ve yüksekokulların işieyişlerıinde boşluklar, tutarsızlıklar ve duraksamalar yaratmıştır.
Ortaya çıkan durum itibariyle, günümüz gerçekleri içinde duyulan ihtiyaca rağmen; devletlim denetim ve gözetimini sağlayacak organlar işleyememiş, yükseköğretim kurumları arasında denetim ve uyum sağlanama mış, gerek kertdi aralarında, gerekse Devletin diğer organlarıyla sürdürülmesi gereken işbirliği gerçekleştiri lememiştir. Bu durum yükseköğretimde dağınık ve rastgel'e bir gelişmeye yol açmıştır.
5. Ülkemizde belirli dönemlerde teşvik edilen ve süratle gelişen hızlı nüfus artışı, birçok ülkede olduğu gitot, yükseköğretim kurumlarının sayı ve kapasitelerini artırma zorunluğunu doğurmuştur. Başlangıçta belirli bîr hızla gelişen ve sonraları artış gösteren yükseköğretim kurumlarımızın yarattıkları kapasitede yüksek öğrenim önünde oluşan yığılmaları genelde karşılayamamıştır. Yükseköğrenim öncesinde çok amaçlı prog ramlar yoluyla ve yöneltme sistemiyle öğrencilerin yükseköğrenime girişlerini denetim altına alabilen ülkelerde dahi yığılmalar nüfus artışı oranıyla bağlantılı olarak artmıştır. Bu artış ülkemizde en büyük oranda görül müştür ve görülmektedir.
6. Yukarıda anılan soruna çözüm aranırken, yükseköğretim kurumlarının kurulmasında ilke olabilecek «yükseköğretim kurumlarının kalkınma planlarında hedef olarak seçilmiş tarım ve sanayileşmeye yönelik alt yapımn oluştuğu», «Sosyo - ekonomik gelişmenin mevcut olduğu» ve «Yükseköğretim kurumlarının genellik le gelişmesi gereken bölgelere» yayılması gibi araştırmalara dayalı olgulara rağmen; anılan ilkeler çoğu zaman ihmal edilmiş ve kısa sürede mevcut üniversite sayısı planlamasız 9'dan 19'a çıkarılmış; aynı nitelikteki atı lım akademi ve yüksekokulların kurulmasında da izlenmiştir.
Yeni üniversite ve yan kuruluşlarının ve diğer yükseköğretim kurumlarının kurulması konusunda, plan larda, her konunun ayrı projeler halimde ele alınarak tüm olanaklar sağlandıktan sonra kuruluşa geçilmesi öngörülmüşken; öğretim üyeleri açısından dengeli bir dağılımın veya rotasyonun beli bir yönteme bağlan ması, tamgün yasasının kesin biır şekilde uygulanması, öğretim üyesi yetiştirme ihtiyacının karşılanması gibi hususlar gerçekleştirilmeksizin yeni kurumlar açılması yoluna gidilmiştir. Ancak üniversitelerin ve diğer ku rumların gelişmeleri çok yavaş devam edegelmiş ve öğrenci kapasitesinde de özellikle ihtiyaç duyulan insamgücünü yetiştirme açışımdan özlenen artış sağlanamamıştır.
7. Sadece ilkindi plan döneminde yükseköğretimdeki gelişime, Öğrenci sayısı yönümden hedeflere uygun otousjsa da, sonraları gerişlimde kalınmış ve mevcut gelişmenin küçük bir kısmı üniversiıtelerce, büyük bir bö lümü ise akademiler ve yüksekokullarca gerçekleştirilmiştir. Üniversitelerdeki gelişmenin yavaşlığı, bu kesi me tahsis edilen (kaynaklar dikkate alındığında, kullanılmayan ve değerlendirilemeyen bir kapasite varlığım vtırgulamalktadır.
Ayrıda, yükseköğretim kurumları arasımda henüz gerçek anlamda yükseköğretim kurumu boyulülarına ulaşamamış özerik kuruluş sayısının oldukça büyük biiroramda oluşu da dikkatleriden uzalk tutulmamalıdır.
Kapasite artırma endişesi ile öğretim olanakları gerçekleştirilmeden açılan yükseköğretim kurumlarında, öğ retim gereken düzeyde sürdürülememekte ve yerleşik öğretim üyelerinin bulunmaması nedeniyle, yapılan öğre tim büyük harcamaları gerektirmektedir. Anılan husus, öğretim üyelerinin toplandığı büyük şehirlerdeki kurum ların mezunları ie öğretim üyesi sıkıntısı çeken ve aynı diplomayı veren diğer kurumların mıezumılan arasında da ülke menfaatlerini zedeleyen nitelik farklarına neden olmaktadır.
8. Özelikle 1974'ten itibaren başlayarak kurulan yükseköğretim kuramları arasında amaç ve görevlerime yönelik uıygun program ve standartların bulunmıaıyışı nedeniyle, yükseköğretimin giderek daıha karmaşık bir hale geldiği görülmektedir. Yükseköğretim kurumlarının sağladıkları eğitim olanaklarının sayısal yetersizliğimin ve bazı kurumlarda niteliksizliğinim yanı sıra ülkenin insanıgücü ve ihtiyaçları açısından tutarsız ve kuruml'ararası dağılım yönünden dengesiz bir görünüm içinde olması nedeniyle; kalkınma planlarımda öngörü len imsamgücünün yetiştirilmesi yenine 'sürekli olarak aynı alana yönelik insangıücü yetiştirilmesi ağırlık kazan mıştır.
9* öte yandan, plan hedeflerini ve eğitim standartlarını düşünmeksizin; sadede yükıseköğremime olan taleb'n baskısını hafifletmek amacıyla, gerekli ömhazırhlklaır tamamlanmadan ve koşulara uygunluğu sağlan madan, geçiştirici bir önlem olarak girişilen önlisaras, açık yükseköğrenimi * (mektupla öğretim) ve özelikte YAY - KUR uygul'amıallan yeni ve önemli boyutlara ulaşan sorunlar olmaktan öte bir sonuç sağlayamamıştır.
Açık yükseköğretim uygulaması ile hızlandırılmış eğitim programları, uygulaması dana çok öğretmen yetiş tirmeye yönelik olmuş ve sonuçta Milli, Eğitim Bakanlığı ihtiyacımın çok üstümde ve bugün için yeniden hizmıet-içi eğitim verilmesi yolluyla nitelik kazandırılması gereken büyük sayıda bir öğretmen kütlesi oluşturmuş tur.
10< Planlı döneme geçişten sonra, önceîkle birindi plan döneminde, öğretim elemanı yetenslizliğiınin yeni yükseköğretim kurumlarının açılmasını sınırlama gereği üzerimde durularak, öğretim elemanı yetiştirilmek üze re yurt dışına büyük oranda öğrenci gönderilmesi planlanmış; yükseköğretimde niteliğin yülkseltilimeısi ama cıyla niıteFk'lİ öğretim elemanı yetiştirme konusuna, takilbeden kalkınma planlarımda da büyük önem veril miştir. Ancak 1416 sayılı Kanun uyarınca yulkarıda belirtilen amacı gerçekleştirmek için, yurt dışıma gönderi len elemanların, sayıca plan hedeflerinim gerisinde kalması yanımda, dönüşlerinde görevlendiirilmıölerimin eitkiın ve düzenli bir yönteme bağlanamamış olması, yurt dışına beyingücü ve yasal boşluklar nedeniyle ayrılmaların Milli Güvenlik Konseyi (S, Sayısı : 285) önîerılemernesi, öğretim üydsi sorununu olumsuz yönde sürekli etkilemiştir. Bu aılam'da yetlişltirilmaeniim ve yaltırnmın temel fen ve uygulaimalı bilimlere yönelik otoıası gerekirken, bunun dışında bir tutum izlenmesi imıtiyaç dışı akademik ihtisas gücü oluşmasına neden olmuştur.
11. Yüksdfcöğnâtim kurumlarındaki öğretüm elemanlarınım. genellikte pediegıojıik eğiitiimlden geçmemiş ol maları, kendi alanlarının gerektirdiği özel öğretim yöntemlerinden, çağın eğitime getirdiği zorunlardan ve bunların çözüm yollarımdan yeterince bilgi sahibi olmaları, verilen eğitimin niteliğini etkilemiştir.
•12. Yükseköğretimde bütünlüğün ve öğretim elemanı lihtiyaeının gerçekçi olanak karşüanalmamasiinın bir başka medeni de akademik unvan ve yötlkil'eıiiıo tümı yüksek öğretim kurumlarında geçeri ve tutarlı ölçülere bağtanaımamııış olmasıdır.
13. Son zamanlarda meydana gelen üniveirisilte - aikaid'ömi aniaşmaızlığı bazı yüksek yangı organlarıınım ko nuya ilişkin vermiş olduğu kararlarla, yükseköğretim alanında belirgin bir sürtüşmenin etkinliğini artırmıştır.
Bu dûnumun yarattığı başılboşluk gerçelk duruim değerleridiriilmeden, yargı kararları da sapünılaralk kısa zamanda keyfi olarak yeni kurumlar açılmış, bazıları ve genellikle afcademlilerdle her kapının üzerine «fakülte» levihası asıılma'sı yoluna glidiltaiştir.
©alkanilııfclarıin bkçoğulnun anagıörevi eğitim - öğrötiiim olmadığı içini Ikeridli'lerİne bağlı eğitim kurumlanma bir yük gözüyle bakmış ve kendilerine bağlı1 yükisie'köğneıtimkuruımlarını bu sahaida yetklisi olmayan kişilere teslim etme zorunıluğunda kalmıştır. Bu gidiş, yülkseköğretimıde ühti'yaç duyulan sıaıyı ve kalitede kısaıngücünün yetişti rilmesinde büyük güçlüklerin doğmasına neden olmuştur.
'14. Yüksıdköğrdtim kurumlarımızın büyük bir kısmında gerçeMeşitirilemeyen veya işleltilameyen rtehlberliJk hizmetleri, sosyal çalışmalar ve yönetime kaıtılknıa, öğrencilerin not, kitap ve beınzefi konulardaki iHbiıyaçlarıniını giderülemıemıesii,, rüh ve beden sağlığı huzmelerimin sağlanamaması, disiplin ve yükümlülük esaslarımın saptanmıaımış olmasa gibi konularım mevcut oluşu, yetiştarilmdsıi gereken insangücünıün, nitelikleri açısından eksik kalmasına neden olmuştur.
Sonuç Olarak :
15. Miıli eğitim süsteanıirnizim, üst kadiemesini oluşturan yükseköğretimimizin ve yükseköğretim kurumları mızın:
a. Çağdaş bilim ve teknoloji gerekleri ve Devlet Kalkınma planları hedefleri doğrultusunda, kemdi insangücü ve maddi kaynaklarını en rasyonel, etkili veniimli ve dkonömıik şekilde kulammalarını;
b. Yurtfcaikı/nımasiinınihtiyaç duyduğu inısangücünü Mıillü Eğütilm Temel Kanununda belirtilen nite liklere sahıip olarak yetilşltirillmasi gîbi, milli ve çağdıaş amaçlardan saıpmalksızın, toplum ihtiyaçlarımı karşılayacak Ve yurt ikalkınmıasına ve üreöime yardiımcı olacak kuruluşlar olanalk, forifcsiyonlarıinıı Atatürk devrim ve ilkelerine ve Anayasa, Milli Eğitim Temel Kanunu ve Hükümet programlanma dayalı icra planımda belinti- İsn hedefler çerçevesıinde yerline getirebilmeleri için, bu hedeflere yönelmeye irnikân verecek bir yapıya kavuş turulmalarını;
c. Yükseköğretim sistemlimizin mevcut ıbünyesiel sorunlarıma güvenilir, ileriye yönelik ve ülkemliız ger çeklerine uygun çözümler getirilmesrimti;
id., Yükseköğretim kurumılarınım yüktendıikleri görevlerii yerime gdtirmelerinde her bakımdan devlettin gözetim ve denetimi fonksiyonunun devamlı ve etlkim ıbir şekilde gerçdkleşitirilmesilni;
e. Yük'sıaköğretimin bütünlüğü ilkesıi ışığında, yüksidköğretiim alanınım bütün yönleriyle plana bağlanrnasımı, yönllönıdirilmıesin'i, uygulamaların yalkımıdan izlenerelk dıeğerlendlirilrnösıini, kurumlar araisıtnıda işibiırliği ve koordinasyonun sağlanmasını ve fcorunmasımıı;
f, Kaynakların ettfcin bir şekilde kullanılmiasıını ve fırsat eşitliği ilkesiihin gerçeMeştirilmesıiıni; kurum ların memleket yüzeyinde dengeli dağılımını;
öğretim elemanlarımın hizmet gücümden, istenildiği ve gerektiği gibi yararlamılmasaını;
Meniye yönelik ve planlama uygun öğretim elemanı ve linsangüoü yatiştiritaesıi'ni;
Sağlamak aımıacıyla bu Kamunun hazırlanmasıma »ihtiyaç duyulmuştur, — s — MADIDE GERİEKQEUBRİ Madde .1. — Bu madde ile yasanın amacının, yükseköğretimi bir bütünlük içinde düzenlemek olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, yükseköğretimin amaç ve ilkelerini belirlemeyi, Yüksek öğretim Kurulu, Yüksek öğretim Denetleme Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ile üniversiteler, fakülteler ve yüksekokulların kuruluş ları, işleyişleri, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitim - öğretim, tüm öğretim elemanları, öğrenciler ve idare personelle ilgili esasların düzenlendiğini ifade etmektedir.