Kaynak: Millet Meclisi S. Sayısı 17 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
I MESELENİN KISACA NİTELİĞİ Az gelişmişler bölümünden olanlar da dâhil, bütün dünya memleketlerinde ihracat aralıksız artarken yıllardır Türkiye'nin ihracattan sağladığı gelir âdeta sabit bir rakamda donmuştur. Bu durum milletlerarası teşekküllerin kesif ölçüde tecessüslerini tahrik etmekte, ekonomik sıkıntı mızın bu düğümün çözülmesine, ihracatımızın artmasına bağlı bulunduğu yolundaki teşhis değiş mez bir kanaat haline gelmektedir.
Millî geliri artırmak, dış tediye imkânlarını çoğaltmak maksadını güden ihracat artışı her şey den önce üretiminin artışına bağlıdır. Bu artışı yalnız tarım alanından beklemeye imkân yoktur.
Bu alanın tabiat şartına bağlı bulunan verimi sürelidir, er geç bir gün kifayetsizliği, sabitliği an laşılacaktır. İstihsal ve dolayısiyle ihraç artışını Türkiye sınai mamuller alanında bulmak kaderîndedir.
Bu realite iledir ki Hükümet zirai verimi âzami seviyesine çıkarıcı en müessir tedbirleri alır ken sınai İstihsali artırma gayesine dönük tedbirleri de imkânlarının âzamisi içinde almakta te reddüt göstermemektedir. Müşterek Pazara girme teşebbüsleri arifeside bu tedbirlerin tamam lanması da bir zaruret olarak belirmektedir. Plânlı devreye geçiş ile ilgili program çalışmalarında temel düşünce bu olmuş ve olmakta devam edecektir.
Sınai mamullerimizin yurt ihtiyacından artan kısmının dış memleketlere satılması bir zaruret tir. Milletlerarası ekonomide bugün bu zaruret «fiilî bir tesadüfilik» ten çıkarılmış rasyonel, plânlı bir gaye haline getirilmiştir. Bugün millî istihsaller geniş bir nîsbette milletlerarası talep leri karşılamak üzere yapılmaktadır.
Bugün bizde bir kısım sanayi kollarında istihsal kapasitesi ve fiilî istihsal fazlalığı vardır. Bu kollarda ara sıra mal stokları çoğalmaktadır. Sosyal güçlükleri de beraberinde getiren bu durumun bertaraf edilmesi, ihtiyaçtan artan mamullerin ihracı ile mümkündür. Mensucat sanayii kolunda bu olay bugün şiddetle kendini belli etmiş, âcil çareler beklemektedir.
Olay kolaylıkla müşahede edildiği halde ihracatımızı artırıcı tedbirlerin alınmasında gereken duyarlığı ve sürati gösteremediğimiz de bir gerçektir.
ihracatı geliştirme çarelerinin araştırılıp tesbiti ve uygulanması, engellerin iyi teşhisine ve tav sifine bağlıdır. İhracatın artması, ihracata hazır emtia bulunmasına değil, bu emtianın ihracının mümkün bulunmasına, bu imkânların ihzarına bağlıdır. Bu imkânların dayanacağı ana şart mil lî mamule milletlerarası pazarda bir rekabet gücü kazandırmış bulunmaktadır. Dünya fiatlarından yüksek bir fiat ile mal ihracı düşünülemez.
Bu şart önünde her hangi bir tedbire başvurulmadığı takdirde Türkiye mamullerinin pek ümit verici bir şansa sahip bulundukları söylenemez. Şiddetli bir enflâsyon devresinin nekahetini yaşa makta olan bir iktisattan bir hamlede ekonomik istihsal vetiresinin her safhasında normal fonksi yonlar beklemek muhaldir.
Ekonomimiz üstünde raşesi bütün şiddeti ile devam eden arızanın belirtilerini, dünya fiyatların dan yüksek bulunan imalât ve satış maliyetlerindeki farklılığı bünyevi ve mevzuata bağlı olmak üzere ana iki bölüme ayırmak mümkündür.
Kuruluşlara ait olanlar da dâhil olmak üzere işletme içi şartların ekonomik prensiplere tam bir intibak halinde bulunmayışı maliyetleri yükselttiği gibi, malî ve sosyal şarjlar, bilhassa işletme dışı maliyet unsurlarında bası ahvalde ihraç maddeleri fiyatları üzerinde kazınamaz bir selâbtle teressüp etmekte, dış rekabet gücünü takatsizlik seviyesine düşürmektedir.
Bu duruma göre, sınaî mamullerimize dış pazarlarda gerekli rekabet gücünü kazandırmak, başka bir ifade ile mallarımızı dünya fiatlarma satabilmek için, iç fiyatı, dış fiyatın üstüne çıkaran âmilleri süratle bertaraf etmemiz gerekmekte lir.
Bu farkı yaratan bünyevi âmillerin giderilmesi derin ekonomik operasyonlara muhtaç bulundu ğundan az çok bir zaman beledecektir. Hükümet yetkili seksiyonları ile bu problem üzerine önem le eğilmiş olup en iyi neticeyi mümkün en kısa mamanda alacak bir çalışma içindedir.
Malî ve sosyal şarjların yarattığı âmiller mevzuatın tahlili ile kolaylıkla müşahede edilebildi ğinden ve insiyatif doğrudan doğruya devlet eüı de bulunduğundan bunların süratle alınması müm kün ve lâzımdır.
II İHRAÇ MAMULLERİ FİATLARINDA VERGİLERİN YARATTIĞI AĞIRLIK Başlıca vasıtalı vergilerimizin titiz bir dikkatle ihracat emtiası üzerinde bir mükellefiyet ağır lığı bırakmama yolunda benimsediği prensibe rağmen bu mallar üzerinde ihmal olunamıyacak bir vergi teressübü kalmaktadır. Bir memleketin, ihraç emtiasının fiilî inhisarına sahip olmadıkça hiç bir ihraç matamdan vergi alamıyacağı bir malî mütearife halinde kabul edilmiş bulunduğuna ve halen bu nitelikte bir mal ihraç etmediğimize göre ihraç emtiası üzerindeki bütün vergi bakiyelerini temizlemek, mallarımıza dış pazarlarda rekabet gücü kazandırma davranışımızın ilk müessir belir tisi olmak gerekir.
İhraç mallarımızın (Mamullerimizin) satış fiyatlarında hangi vasıtalı vergiler müteressip kalmak tadır.
1. Gider Vergileri alanında :
a) Bilindiği gibi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu vasıtalı vergiler alanında, mülga muame le vergisi ile münferit istihlâk vergilerini, yol vergisini, hizmet vergilerini bünyesinde toplamış Damga Resmi ve Şeker istihlâk Vergisi hariç - bir vasıtalı vergiler kotudur.
Kanun 6 - 9 ncu maddeleri ile benimsediği hükümlerle, dâhilde imal ve istihsal olunan madde lerden ihraç olunanları, muaflık tatbiki veya vergi iadesi esasına göre istihsal vergisinden müs tesna kılmıştır, Bu iade sisteminin, imali yapan müesseseye muzafen işlemesi ve çok şartlı bulunması mütevali şikâyetleri mucibolmakta, usulün basitleştirilmesi istenmektedir.
Bundan başka bu sistem, mamulün maliyetine giren bütün vasıtalı vergileri ihraç fiyatından çıkarmaya müsait bulunmamaktadır. Bu durum kanunun sarih hükmünden doğmaktadır. Filhaki ka 6802 sayılı Kanunun 9 ncu maddesinin son fıkrasında, ihracı istihsal vergisinden muaf tutu lan eşyanın imal maliyetine girmiş olan elektrik, havagazı ve akar yakıt istihsal vergilerinin ih racat muaflığında nazara alınmıyacağı hükme bağlanmakla bu vergilerin ihraç malı maliyetinde kalacağı açık şekilde hükme bağlanmıştır.
Bu müteressip mükellefiyetin ihracat için ağırlık teşkil edecek bir âmil bulunmadığı iddia edi lemez, zira kanun vâzıı bu külfetin ağırlığını takdir ederek kanunun 10 ncu maddesinin 2/c, f ve g fıkralarına koyduğu hükümlerle maden istihraç ve istihsal ve tasfiyesi işleri ile elektrik istihsal ve tevzi müesseselerinde istihlâk olunan elektriği istihsali vergisinden istisna etmiştir.
b) Gene Gider Vergileri Kanununun kabul ettiği başlıca prensiplerden biri de bu vergide mükerrerliğe meydan vermemektedir. Kanunun 27 nci maddesi bu prensibe yer vermekte, vergiye tabi ilk maddelerle imal olunan vergiye tabi bir mamulün vergi matrahından vergili ilk madde değeri düşülmek suretiyle istihsal vergisi ikinci imalât yerinde ilk maddeye eklenen değer üze rinden hesap ve cibayet olunmaktadır. Ancak bu sistemin uygulanmasında da, ihracat muaflığı nın tatbikinde olduğu gibi kanun, iptidai madde tenzilât nisbetinin hesabında vergili ilk madde nin maliyet fiyatına dâhil elektrik, havagazı ve akar yakıt istihsal vergilerini ihmal etmektedir.
(6802 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 1 nci fıkrası) 2. Gümrük Vergisi alanında :
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ile, yerli mamullerin ihracında yukarda belirtilen ölçüde hesabı bir vergi iadesi mümkün bulunduğu halde - ki bu iade ithal suretiyle tedarik edilen ilk maddeler için ithal de Gümrük İdarelerine ödenen istihsal vergisine de şâmildir - ithalde alınan Gümrük vergilerinin iadesine bugünkü mevzuatımız müsait bulunmamaktadır. Gümrük Vergisin de bu maksat oldukça zor şartların tahakkukuna bağlı bir geçici kabul sistemi ile ancak kısmen karşılanmaktadır.
Geçici kabul sistemi bir taraftan ıslah edilirken ihracat sanayiimizin gelişmesini sağlamak için Gümrük Vergisi iadesi - Dravbek - sisteminin de mevzuatımıza bir prensibolarak derhal gir mesi birinci sırada gelen zaruretlerden biridir. Bu sistemin, mevzuatımıza teferruat hükümleri ile değil bir prensip hükmü olarak sokulması, uygulama usul ve ölçüsünün Hükümete bir salâhi yet olarak bırakılması suretiyle benimsenmesi gerekir. Bu prensibin kabulü üzerine istihsal Ver gisi alanında uygulanana müşabih ve daha da pratikleştirilmiş bir usulün tatbiki lâzım ve müm kündür.
3. Hizmet karşılığı mükellefiyetler alanında:
Bugün hizmet karşılığı mükellefiyetlerimiz Gider Vergileri, Damga Resmi ve Harçlar Kanun ları alanlarında toplanmaktadır.
Bunlardan 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu şümulü içinde işliyenler Banka, Banker ve Sigor ta Şirketleri muameleleri dolayısiyle bu müessese ve şahısların yaptıkları muamele karşılığında adı ne olursa olsun müşteriden aldıkları paralar üzerinden % 15 nispeti ile alınıp aynen müşteri ye intikal ettirilen Banka ve Sigorta mamulleri vergisi ile belli nakil vasıtaları ile Türkiye topraklan üzerinde yapılan yolcu ve eşya taşımaları karşılığında alman ücret üzerinden çeşitli nisbetlerle - eşya için % 10 - alman nakliyat vergisidir.
Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi istihsal ve ihracat maliyetlerinde, bilhassa sınai kre diler ve ihracat kredileri kanaliyle ciddî bir ağırlık yaratmaktadır.
İhracata müteveccih Nakliyat Vergisi muafiyeti de aktarmasız ihracata münhasır bulunması hasebiyle ihraç malları üzerinde ekseriyetle teressübeden mükellefiyetlerden biri olarak belirmek tedir. Bir kısım inhisar maddeleri için olduğu gibi bir kısım ana İlk maddelerinin taşınmasının da bu vergiden muaf tutulması yerinde olacağı gibi, ihraç maddeleri üzerindeki Nakliyat Vergi sinin ve Banka ve Sigorta Hizmetleri vergilerinin, yükünü kaldırmak da ihracatın geliştirilme sini hazırlıyacak müessir tedbirler cümlesindendir.
İhracatı hazırlıyan evrak ve vesikaların, bilhassa banka muameleleri alanındaki bu türlü kâğıt ların ihzar ve ibrazı halinin Damga Resmi mükellefiyetinden istisna edilmesi, harçlar alanında da aynı görüşle hareket edilmesi ve bilhassa sınai mamullerimizin istihsalinde istihsal vasıtası ve ilk ve yardımcı madde olarak kullanılacak eşya İçin Menşe Şahadetnamesi Harcının kaldırılması - Menşe Şahadetnamesi Harcının tamamiyle kaldırılması konusundaki GATT Âkıd Taraflar kara rına uyacağımızı bu teşekküle karşı taahhüdetmiş bulunduğumuz hatırlardadır - da başlıca ihraca tı teshil tedbirleri arasında yer almaktadır.
4. İhracatı ilgilendiren sair malî ve sosyal mükellefiyetler :
Yukarda belirtilen ve hepsi genel bütçe ile ilgili bulunan malî mükellefiyetler dışında ihra cata ilişkin Devlet ve mahallî idare geliri mahiyetinde bâzı mükellefiyetler daha vardır. Maden Kanunu hükümleri dairesinde alınan Devlet hissesi ile Belediye Gelirleri Kanunu ile alınmakta olan elektrik ve havagazı ve akar yakıt resmi bu cümledendir.
Bu meyanda, sınai müesseselerde çalışan işçilere ödenen ücretler üzerinden alınmakta olan Gelir vergilerinin de müesseseler tarafından ödenmekte olduğu ve bu meblâğın sınai mamuller üzerinnde bir vasıtalı vergi tesiri icra ederek maliyetleri ve dolayısiyle satış ve ihraç fiyatlarını yükselttiği de bir vakıadır.
İhraç mallarımızın, yabancı pazarlarda rekabet gücünü kıran bu ve buna benzer sair mükel lefiyetlerin tesirini izale etmek de girdiğimiz plânlı kalkınma devresinin ihmal edilmez ve sü ratle gerçekleştirilmesi gereken şartlanndandır.
m İHRAÇ MAMULLERİ SATIŞ FİYATLARINDAKİ MÜKELLEFİYETLERİN TEVLÎDETTlĞÎ AĞIRLIĞIN BERTARAF EDİLMESİ USULLERİ İhraç mallarımızın satış maliyetlerine girmiş bulunan gerekçenin 11 nci bölümünde alınan mü kellefiyetlerin, 1 nci bölümde işaret olunan maksadı tahakkuk ettirmek üzere bertaraf edilmesi, bir taraftan İdare için, öte yandan da bu neticeden faydalanacak kişiler için kolay bir muamele ile gerçekleşebilmelidir. Usul, idare için fazla müdahaleyi gerektirmiyen basit, süratli ve berrak bir murakabe anlayışına dayanan bir disiplin, faydalanan için de ucuz, idare ile teması asgaride bulunduran kolay bir muameleden ileri gitmemelidir.
Bahis mevzuu kolaylıkların ihdası, bu mükellefiyetlerin bertaraf edilmesi aidoldukları kanun larda birer birer yapılacak tadillerle sağlanabileceği gibi, bütün tadillerin gerekçenin 1 nci bölü mündeki espriye dayanan «İhracatı geliştirme maksadı ile Hükümetçe alınacak tedbirlere dair Kanun» adlı bir Code'da prensip hükümleri halinde toplanması ve bu metinle alınacak salâhiyet lere dayanılarak hazırlanacak talimatlarla yürürlüğe konulması da mümkündür.
Bu usullerle, ihraçolunacak emtia satış maliyetlerine teressübetmiş mükellefiyetlerin, birer bi rer hesabedilerek ihracın vukuu ile birlikte ilgililere iade edilmesi yoluna gidilebileceği gibi, bu nun külfetli sayılması takdirinde çeşitli mamullerin normal kârlı satış fiyatları içinde bu mükel lefiyetlerin nisbetleri Önceden tesbit edilmek suretiyle ihraçları halinde, bu nisbette bir meblâğın ilgililere malî şarjlar karşılığı olarak iadeten ödenmesi şekli de uygulanabilir.
Bu mekanizma yerli mamullere aynı mamulün yabancı menşelileri karşısında dış pazarlarda bir re kabet gücü kazandırmaya, başka bir ifade ile bu maddelere dünya fiyatları ile satılma imkânı sağla- _5 — maya matuf bir tedbir bulunduğundan, iadenin bu imkânı aşarak ilgiliye daha fazla bir menfaat sağ lamaması lâzımdır. Bu itibarla bâzı mallar için bu iadenin mükellefiyetlerin yekunundan az ol ması mümkün olabilecektir. Bu davranış, Hazinenin ve diğer âmme hizmeti yapan idarelerin vergi yolu ile elde ettikleri gelirlere dayanan malî kaynaklarının, her türlük ekonomik tedbirlerin alını şında hassasiyetle göz önünde bulundurulması gerektiği esasına dayanmaktadır.
Milletlerarası malî ve ekonomik teşekküller zamanımızda ihracata verilen sübvansiyonları bir nevi para kıymeti düşürme davranışı, yabancı paralara çeşitli kur tatbiki mahiyetinde gördük lerinden ve dünya ticaretinde dempinge kadar varan gayrimeşru rekabet hareketlerine engel ol mayı prensibolarak benimsemiş bulunduklanndan sübvansiyon belirtilerine karşı çok hassas ve müeyyide sistemleri ile mücehhez disiplin nizamlarına sahiptirler.
Bugün ekonomi ve maliye literatüründe ve dünya tatbikatında vergi iadeleri de birer sübvan siyon sayılmakta ise de millî mevzuatların hemen kâffesinde vergi ve resimlerin ihraçta iadesini derpiş eden hükümler mevcut bulunduğundan bu ölçüyü aşmıyacak şekilde vâki primler müsama ha ile karşılanmaktadır. Az gelişmiş memleketlerin geliştirilmesi tedbirleri arasında da müsama ha ile karşılanan sübvansiyon bu ölçüde olanıdır.
Ancak Türkiye mamullerinin bir süre sadece vergi iadeleri ile benzeri yabancı mamullerin dünya pazan fiyatlarını bulmaması mümkündür. Mamullerimizin bünyevi âmillerinden doğan bu farkın bertaraf edilmesi yolunda, dünya fiyatını sağlayıcı ve fakat vergiye tekabül etmiyen bir sübvansiyon davranışı ile fiyat muvazenesine kavuşması imkânlarının araştırılması da, milletler arası andlaşmalarda göz önünde bulundurularak ayrı bir tetkik konusu olarak ele alınmak iktiza etmektedir, ki Hükümet bu istikametlerde de çalışmalar yapmaktadır.
IV TASARININ MAHÎYETÎ Konu bu yönleri ile ilgili Bakanlıklar ve resmî ve özel teşekküller yetkili elemanlarından ku rulu bir komisyonun da tetkikinden geçirilmiş ve yukarıda belirtilen maksadın gerçekleştirilmesi konusunda ve ana vergi kanunlarının bu maksadı gerçekleştirecek bir bünyeye kavuşturulacağı güne kadar «ihracatı geliştirme maksadiyle vergilerle ilgili olarak Hükümetçe alınacak tedbirlere dair» bir kanun hazırlanması yerinde görülerek işbu tasarı meydana getirilmiştir.
Tastrınm 1 nci maddesine göre Hükümet ihdas edeceği usullerle her sınai mamulün ihracat sa tış fiyatlarına teressübetmiş vergi, resim, hare ve benzer tesir icra eden sair mükellefiyetleri ta mamen veya kısmen bertaraf edebilecektir.
Bu davranış teressüp mevzuu mükellefiyet için muaflık ve istisna hükümleri ihdası suretiyle tahakkuk ettirilebileceği gibi ihraç maddelerimizin her biri için belirtilecek usullerle hesabolunacak bu mükellefiyetleri nispî veya maktu olarak gösteren bir tobloya göre iade edilebilecektir.
Bu telâfi hareketi, yerli sınai mamullerine benzerlerinin dünya fiyatına satılma imkânı sağlama ya matuf bulunduğundan bu farktan fazla bir menfaat sağlryan ölçüde uygulanamıyacağı gibi böyle bir durum esasen milletlerarası taahhütlerle kabili telif değildir.
Bu esasın tatbikinde doğması melhuz karışıklıkların bertaraf edilebilmesi için 1 nci madde ile Hükümete, gerektiği takdirde mevcut malî mevzuattaki ihracata mütaallik muaflık, geçici kabul ve iade hükümlerini talik yetkisi de verilmiş bulunmaktadır.
Hükümet ihdas edeceği bu usullerin uygulanmasını mümkün kılacak şartları ihzara da yetkili kılınmıştır. Bu şartların başında iadeyi mümkün kılacak tahsisatın bulunup bütçenin gerekli fas lına konulması gelmektedir. Keza bu şartlar arasında ihracat yapanın gerçekten böyle bir iadeye haklı sayılıp sayılmıyacağının tahkikine mütedair muameleler ve bunları yerine getirecek merci lerin tesbit ve tavzifi de yer almaktadır.
Hükümet ihdas ettiği usullerde ve hazırladığı şartlarda lüzumlu gördüğü değiştirmeleri yapma yetkisini haiz olacaktır. Tedbirleri müessir kılmanın başlıca şartlarından olan bu hükme kanun da yer vermek yerinde bulunmuştur. Buna göre Hükümet ihdas olunan tedbirler manzumesini her zaman ve günün icaplarına uygun bir canlılık ve seyyaliyet içinde bulundurabilecektir.
Tasarının 2 nci maddesi ile, Hükümetçe alman tedbirlerin vergilere mütedair bulunuşu göz önünde bulundurularak Hükümetin bu kanuna göre ihdas edeceği usul ve hazırlıyacağı şartların, beklenen neticeyi derhal vermesini sağlamak üzere, bunların hemen meriyete vaz'ı lüzumlu görül mekle beraber bunları ihdas eden kararların mer 'iyete girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde ya sama organının tasdikine sunulması da yerinde mütalâa edilerek maddeye gerekli hüküm konul muştur.
Tasdiki icabeden kararlar 1 nci maddedeki maksadı tahakkuk ettirmek üzere ihdas olunacak usullere ve bunların uygulanmasını mümkün kılacak şartların hazırlanmasına ve bunlarda yapı lacak değiştirmelere mütedair olanlardır. Bu usullerin icabı olarak meselâ hazırlanacak bir vergi iadesi cetvelinde iade nisbeti veya haddinin değiştirilmesine veya cetvele yeni maddelere ait nis betlerin ilâvesine veya cetvelden bâzı nisbetlerin çıkarılmasına mütedair muamelelerin bu tasdik ile bir ilgisi yoktur. Bunlar kabul edilen usule göre yapılan muameleler olup birer usul karan değildir.
Kararların yasama organınca reddedilmesi veya değiştirilerek tasdik edilmesi, karar mündere catına göre o güne kadar uygulanmış bulunan muamelelerin iptalini veya tashihini gerektirmiyeceği tabiîdir. Banunun verdiği bir yetkinin ihdas ettiği durumlar ve muameleler meşrudur.
Tasarının son iki maddesi yürürlük ve yürütme yetkisine mütedair mûtat hükümlerdir.
M. Meclisi ( S. Sayısı • 17) Geçici Komisyon raporu Millet Meclisi Geçici Komisyon 14.12 .1962 Esas No. 1/303 Karar No. 2 YÜKSEK BAŞKANLIĞA Genel Kurulun 12 .11.1962 tarihli 4 ncü Birleşiminde, toplantı yılının değişmesi sebebiyle, yeniden kurulan Geçici Komisyonumuz 12 .12.1962 Çarşamba günü saat 16 da toplanarak, gün demindeki, «İhracatı geliştirmek amacı ile vergilerle ilgili olarak Hükümetçe alınacak tedbirlere dair kanun tasarısı» m, müzakere etmiştir.
Gerekçede verilen izahata ilâve olarak, Hükümet temsilcilerinden de izahat alınmıştır. Mü zakereler sonunda, komisyonumuz aşağıdaki sonuçlara varmıştır :
1. Kanun tasarısı, birinci maddesi ile, sanayi mamullerinin ihracını kolaylaştırmayı istih daf etmektedir. Sanayi mamullerimizin, yabancı memleket piyasalarında, rakip mamullerin fi yatları ile rekabet edebilmelerini sağlamak amacı ile, ihracı düşünülen mamul maddenin maliye tine girmiş bulunan vergi, resim, hare ve benzer tesir icra eden sair mükellefiyetlerin, muaf lık ve istisnalar ihdası veya iade suretiyle bertaraf edilmesi amacı güdülmektedir.
2. Batı memleketlerinde de uygulanmakta olan bu gibi usullerin, memleketimizde de uy gulanma zamanı artık gelmiş bulunmaktadır. Zira bâzı mamullerimiz için dış piyasalara çık mak yavaş yavaş bir zaruret halini almaktadır.
3. Pek çeşitli alanlara taallûk edecek ve her konuda değişik özellikler taşıması gerekecek ted