Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı— «Amaç» başağımı (taşıyan bu madde ile, 'tasarımım düzenlemeyi öngördüğü hususların açık ça betotitoesi düşümülmıüşitür.
Kaynak: Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 261 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Turizm : ekonomik, sosyal, kültürel, politik, teknolojik ve benzeri faktörleri ihtiva eden, yer yüzünde yaşa yan her dürt kişiden en az birinin katıldığı, petrolden sonra dünya ticaretinde ikinci sırayı alan, devletin, po litikacıların, bilim va iş adamlarının, eğitim ve kitle yayın organlarının ve halkın yoğun biçimde ilgilendikleri veya ilgilenmek zorunda oldukları önemli bir sektördür.
Uluslararası istatistiklere göre, turist sayısı sön 7 yılda % 34.4 oranında artış göstermiş, 1979 yılında 270 milyon kişi turizm amacıyla ülkesi dışına çıkmış ve 77 milyar ABD dalan harcanmıştır.
Doğal olarak, bu genel tablo içinde ülkeler turizme verdikleri önem oranında pay almaktadırlar.
1979 yılı verilerine göre, turizm alanında gelişmiş Akdeniz ülkelerinin de ülkemizin uluslararası turizmden aldıkları pay şöyledir :
Turizm Geliri Turist Sayısı (Milyon Dolar) Yatak Sayısı İtalya 48 700 000 8 185 1 535 425 İspanya 38 902 034 6 4841 976 657 Fransa 28 000 000 6 826 913 128 Yugoslavya 2'2 217 443 1 900 267 600 Yunanistan 5 232 973 a em 265 532 Türkiye 1 523 658 2811' 55 000 Türkiye 1979 yılında İtalya'nın 27'de, Yunanista'nın ise 6'da biri oranında gelir sağlayabilmiştir.
Bu rakamlar da göstermektedir ki; zengin bir turizm potansiyeline salhip olmasına karşılık ülkemiz, henüz uluslararası turizmden gerekli payı alabilecek düzeye ulaşmış, dünya 'turizminde layık olduğu yeri atabilmiş değildir.
Son yıllarda, yurdumuza dönük dış turizm talebinin göstermiş olduğu gelişim ve iç turizm hareketinde gö rülen hızlı artış önemli bir potansiyel yaratmış, ancak turizmin bir bütün olarak ele alınması, plan politika ilkelerinin uyumlu bir şekilde tespiti ve ilkeler doğrultusunda işbirliğine dayalı ve devamlı bir uygulamanın sağlanamamış olması nedeniyle turizm kaynaklarımız ülke kalkınmasına dünyadaki örnekleri ölçüsünde olum lu katkılarda bulunacak düzeyde değerlendirilememiştir.
_ 2 — Gerçekten de turizm sektörünün arz ettiği imkânlardan, milli ekonomi bakımından ne derecede yararlanıla cağının dikkatle hesaplanması gerekmektedir. Bu hesaplamalarda turizmin gelişmesinin vaadettiği imkânların dik kate alınması gereği kadar, değerlendirilmeleri de önem taşımaktadır. Diğer bir deyişle, optimal yatırım mik tarı ile bu yatırımların en yararlı nitelik, nicelik ve yörede oluşmasını sağlayacak teşvik tedbirlerinin alınma sında.
Bu zorunluluk turizm olayının sadece döviz sahasındaki yerinin belirlenmesi ile bile kendini gösterecek ka dar açıktır.
Dış turizm talebi büyük miktarlarda tüketim malımızın yurt içinde ihracına imkân hazırlamaktadır. Ya bancının seyahat acentasına ödediği komisyon, taksi şoförüne verdiği ücret, içtiği şarap, satın aldığı giyim eş yası, ulusal ekonomimiz açısından da bir kazanç olmaktadır. Şöyle ki, litresi 25,— liradan ihraç edilen şarabı mızın yabancı bir ziyaretçiye 200,— ila 800,— lira arasında otel ve lokantalarda satılabilmesi mümkün olabil mektedir. Yani 0,25 Dolara ihraç edilen bir malın Türk lökantasmdaki fiyatı 2 - 8 Dolara kadar çıkabilmekte dir. Bir deri ceketi ihracında üzerine eklenen çeşitli vergi ve kârlar nedeniyle kendi ülkesinde edinemeyen ya bancı, aynı ceketi ihraç fiyatının üstünde bir bedelle Kapahçarşıdan almaktadır. Ancak, turizmin neden ol duğu bu satışlar ihracatta vergi uygulamalları nedeniyle ödemeler bilançomuzun ihracat kalemleri arasında yer aldığından, turizm açısından yapılan değerlendirmelerde gözden kaçmaktadır.
Yukarıda arz edilmeye çalışılan gerçek, önce Romanya daha sonra da Bulgaristan tarafından en rasyonel biçimde uygulanmıştır. Özel Kambiyo rejimi içinde olan bu ülkeler bir yandan serbest döviz ihtiyaçlarını kar şılamak, diğer yandan ihraç konusu gıda maddelerini yüksek fiyatlarla değerlendirebilimek için uluslararası turizmi çok etkili bir araç olarak kullanmayı başarmışlardır.
İşletme döneminde hemen akla geliveren bu bir iki olay yanında yatırım aşamasındaki döviz tablosuna da bir göz atmakta da yarar bulunmaktadır.
Yapılan çalışmalara göre turizm yatırımlarının yapım dönemlerinde yurt dışından getirtilecek malzeme ihtiyacının yatırım tutarının % 3'ü ila % 5'i arasında kalmakta, yabancı sermayeli bir işletmenin ise sağladığı dövizin en çok % 18 - 24'ünü, kâr payı, dış kredi faizi, yabancı personel giderleri ve ithal işletme malzemesi ihtiyacı için geri götürebilmektedir. O hailde böyle bir işletme en az net % 76 - 82 döviz kazancı sağlamak tadır.
Uluslararası turizmin yanısıra, iç turizm hareketi de milli gelirin dengeli dağılımına yardımcı bir faktör ol maktadır. Bu yolla yurdun çeşitli yerleşme merkezlerinden gelen kişiler daha ücra noktalarda talep yaratmakta, o yöre halkına yeni yeni gelir sahaları açmakta ve ürettikleri mallar, aracıya satış fiyatının çok üstünde ta lep bulmaktadır. Böylece bir başka yörede meydana gelen tasarruf, bir diğer yörenin hayat standardını yük seltmekte ve ürününe değer kazandırmaktadır.
Özetle uluslararası turizmin ulusal ekonomi üzerindeki etkisi ödemeler bilançomuzda turizm geliri olarak görülen meblağın çok üstündedir. Hele bu gelirin diğer bir ekonomik bünyede gerçekleştirilen tasarrufun ekonomik bünyemize ilavesi olduğu ve böyle bir dış gelirin hızlandıran etkisi dikkate alınırsa değerlendir memiz daha gerçekçi olacaktır.
Turizm olayının yukarıda özetlenmeye çalışılan ekonomik yararının yanı sıra olumlu sosyal •etkileri ol duğu da tespit edilmiş bir gerçektir. Turizm olayının esasını insan unsuru ve insan toplulukları oluşturmak tadır. Turizm bir sosyal olay olarak insandan insana, insandan topluma doğru bir olaydır. Turistler başka yerlere gitmekle buralarda yeni insanlarla, toplumlarla temasa geçmekte, yeni yeni sosyal ilişkiler kurmaktadır. /Turist ler bir yandan gittikleri yerleri psikososyal açıdan etkilemekte, diğer yandan bu yerlerden kendileri de etkilen mektedir. Bu iki yönlü ilişkiden, turizmin bir kültür taşıyıcısı olarak insanlar ve insan toplulukları arasındaki bağları güçlendirme, insanların birbirlerini daha iyi ve daha fazla anlama fonksiyonları açık olarak görülmek tedir. Böylece değişik kültür ve davranışlarla ilişki, belli yörelerde kalmış insanlarımızın görüş açısının genişle mesinde önemli bir etken olmaktadır. Dünyada başka davranışlar, inanışlar ve terbiye anlayışlarının bulun duğu idrak insanların herşeyden önce hoşgörü duygusunu geliştirmekte ve birarada yaşama anlayışını daha da yerleştirmektedir.
'Milli kültür, sanat ve özelliklerimizin diğer ülkelerde tanıtılması ile Türkiye ve Türk'lerle ilgili imajın ger çekçi olabilmesini sağlamak için önemli fedakârlıklar yapılmaktadır. Yurdumuza gelen yabancı, dışarıda anlatılmaya çalışılanı bizzat görmekte ve bilinçlenmektedir. Aynı kişiler kültür, sanat ve yaşayış değerlerimizi beraberlerinde yurt dışına götürerek tanıtma çabamıza yardımcı olmaktadırlar.
Günümüz Avrupa moda çevrelerinde Türk motifle'i aranan unsurlar olmuşlardır. Şiş kebap, dolma ve hel vanın Yunan, Bulgar veya israil mutfağına ait lezzetler olmadığı artık bilinebilmektedir.
Yukarıdanberi sunulmakta olan gelişmeler ve ülkemiz turizminin içinde bulunduğu durum faaliyetin yeni den düzenlenmesinin ne kadar önemli bir gereklilik haline geldiğini ortaya koymak açısından gerçekçi bir yak laşımdır.
Turizmin geliştirilmesi açısından yasal düzeyde tedbirler alınmasını gerektiren bu zorunluluklar, devletin, ka mu ve özel sektörün işbirliği ve koordinasyon içinde çatışmalarını da gerektirmektedirler.
Halbuki, turizm kesiminde mevcut yasal düzenlemelerin dünya turizminin hızlı gelişmesine ayak uydu ramadığı ve Türk turizminin de aynı hızla gelişmesine imkân vermeyen eski ve etkisiz düzenlemeler haline dönüştüğü öteden beri kabul edilmektedir.
Bu mevzuatın içinde, devlet adına turizm kesiminin sorumluluğunu büyük ölçüde taşımakta olan Tu rizm ve Tanıtma Bakanlığı da kesimin plan hedeflerine uygun gelişimini ve turiste hizmet veren işletmele rin milli ekonomi açısından en,yararlı seviyede işletilmelerini sağlayacak yetkilerden yoksun bulunmakta dır.
Turizm sektörü, kamu yönetimi içinde bir Bakanlık olarak ilk defa 1957 yılında kurulan Basın - Yayın ve Turizm Bakanlığı olarak yer almış 1963 yılında ise 265 sayılı Kanunla Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ku rularak Kuruluş Yasasının 2 nci maddesiyle «Turizmi ulusal ekonominin verimli bir sektörü haline getir mek için yurdun turizme elverişli bütün olanaklarım değerlendirme» görevi bu Bakanlığa verilmiştir.
Diğer taraftan, 1953 yılında yürürlüğe girmiş olan 6086 sayılı Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunuyla da endüstri içinde faaliyet gösteren turizm işletmelerinin düzenlenmesi yoluna gidilmiştir.
Ancak bu düzenlemeler, gerek kamu, gerekse özel kesim arasında düzenli ve sürekli bir işbirliğini ve çoğu kez Bakanlıklarüstü bir koordinasyonu zorunlu kılan turizm kesiminin gelişimi açısından sektörün sorumluluğunu taşıyan Turizm ve Tanıtma Bakanlığının, bu sorumluluğun gerekli kıldığı yetki ve imkân larla donatılması için yeterli olamamıştır.
- Turizm ve Tanıtma Bakanlığı bugüne kadar, bu hizmetler manzumesini koordine etmek bakımından sa dece ricacı bir kamu kuruluşu olarak kalmıştır. Oysa turizm, ekonomik, sosyal, kültürel, politik, eğitim ve teknolojik değişikliklere hızla ayak uydurabilecek, kararların en seri şekilde alınarak uygulanabileceği dina mik bir yapıya ve ortama kavuşturulması gereken bir sektördür. Bu bakımdan sektörün koordinasyonu, iş birliği teşviki ve denetimi için her türlü imkânı verecek, yeni bir anlayışla hazırlanan, köklü tedbirlerin alınmasını ve günümüze kadar olanın da ötesinde devletin önemli sorumluluklar yüklenmesini öngören ya sal, idari ve düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.
Turizmin, fertlerin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılaması ve modern toplumun sosyal ve ekonomik hedeflerine uygun olarak gerektiği ölçüde gelişebilmesi için, boş zamanları, nüfus artışı, dünya ekonomisi nin gelişimi, kültür ve eğitimin yaygınlaştırılması gibi sosyal ve ekonomik faktörler arasında mevcut ilişki leri ve bunların birbirlerine ve turizme olan etkilerini düzenlemek ve değerlendirmek devletin yeni bir so rumluluğu olarak kabul edilmektedir.
Bu sorumluluğun sadece, turizmin ekonomiye katkısının arttırılması değil, sosyo - kültürel sorunlara da çözüm bulunması için bir araç olarak değerlendirilmesi, ona daha önemli bir nitelik kazandırmaktadır.
Turizmin milli ve uluslararası fonksiyonlarının gelişmesinde bir başka önemli faktör de «arzın en iyi şekilde yönetilmesi») ilkesinin gerektirdiği tedbirlerin mutlaka alınması zorunluluğudur.
Turistik arzın Türk ekonomisi içinde önemli bir dinamizme kavuşabilmesi için :
1. Turizme elverişli kaynakların tespiti, planlanması, turizm işletmelerine tahsisi, 2. Sektörün finansman gereklerinin iç ve dış kaynaklardan yeterli ölçüde sağlanması, 3. işletmelerin çalışmalarını zorlaştıran faktörlerin giderilmesi, 4. Ulaşım hizmetlerinin turizmin gerekleri de dikkate alınarak yönetilmesi ve geliştirilmesi, 5. Turizm eğitiminin bütünü ile ele alınması, 6. Tanıtma ve Pazarlama faaliyetlerinin etkinleştirilmesi, konularında öncelikle tedbirler alınması zorun lu hale gelmiştir.
Gerek bu tedbirlerin gerekse milli, bölgesel ve yöresel gelişme stratejilerinin tespit ve uygulanmalarında, turistik arzın, ülke içinde apayrı bir alan oluşturmadığı, milli hayatın tüm diğer sektörleri ile dengeli bir bağımlılık halinde bulunduğu hususu bir ilke olarak benimsenmeli ve gözönünde bulundurulmalıdır.
Turizmin ekonomi içinde verimli sektörlerden biri olduğu ne kadar gerçek ise kişilerin turizm olayına ka tılmaları ile çevrelerini tanımaları ve milli bilinç ve dayanışma hislerinin artması da o kadar gerçektir ve devletlerin turizm faaliyetini teşvik etme zorunluluğu bu iki önemli kriterden kaynaklanmaktadır.
Yukarıdan beri sunulmakta olan gelişmeler ve ülkemiz turizminin içinde bulunduğu durum, turizm yatı rım faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesinin ne kadar önemli bir gereklilik haline geldiğini göstermektedir.
Gerçekten de aşağıda belirtilen nedenlerden kaynaklanan yatırımları azaltıcı faktörler, toplam yatak ka pasitesinin talep artışını karşılayacak bir seviyeye gelmesini önlemiş, neticede milli ekonomi önemli sayıla cak bir gelir diliminden mahrum kalmıştır.
Yatırımları yavaşlatıcı en önemli faktörler şöylece sıralanabilir :
1. Arazi sorunu;
2. Finansman sorunu;
3. Teminat sorunu;
4. Günün gereklerine uygun işletme ve pazarlama sorunu;
5. Bürokratik engeller;
6. Politik etkenler;
7. Petrol buhranı;
Bu faktörleri sırasıyla incelemeye çalışalım :
1. Arazi sorunu :
Sahillerimizle turizm önemi olan yörelerimizde spekülatif çalışmalar arazi fiyatlarındaki yükselmeyi ol* ması gerekenden çok daha hızİandırmuş bulunmaktadır. Fiyatlar, özellikle herhangi bir yatırım projesini bilinmesi halinde büyük sıçramalar göstermekte ve bu hal yatırımı güçleştirmektedir. Yatırım ekonomik bir olaydır ve karlılıkla büyük ölçüde ilişkilidir. Maliyetlerdeki gereksiz yükselmeler bir yandan karlılığı düşü rerek yatırım eğilimini yavaşlatırken, bir yandan da tüketiciye akseden fiyatları yükselterek hem tüketici, hem yatırımcı için olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Bu sorunun çözümü (yürürlükteki hukuk düzeni) kamu arazilerinin kullanımı ve zorunlu hallerde kamulaştırma formüllerini geliştirmiştir. Büyük projelere kamu arazilerinin tahsisi, bir yandan ilk yatırım giderlerini azaltırken, diğer yandan özel arazi sahibinin insafsız ca bile diyebileceğimiz talepleriyle karşı karşıya kalmayı ve bu yüzden bazı çok önemli yatırımların imkân sız hale gelmesini önlemektedir.
Kamu arazileri Orman ve Milli Emlak Genel Müdürlükleri tasarrufunda bulunmaktadır. Son gelişmeler le Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığı île Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü yeni unsurlar olarak belirmiştir.
Milli Emlak ve Orman Genel Müdürlüklerinin uygulama metot ve şartları ayrıntıları ile incelenmiş, karşılaş tırılmış ve elde edilen bilgiler bir rapor içinde toparlanmıştır. Rapor sonuçlan maalesef cesaret verici ol maktan çok uzaktır. Gerçekte her iki kuruluşumuzca da benimsenmiş usuller çağımızın proje geliştirme ve oluşturma anlayışı ile modem yatırım şartlarına tam bir terslik içindedir. Mesela, yatırımcı bütün idari for malitelerle proje hazırlıklarını tamamlamadan yatırım için düşündüğü arazinin tahsis edilip edilemeyeceğini bilmemekte, eğer tahsis edilirse yıllık ücretin ne olacağını bilmemekte, yatırım tamamlandıktan sonra ise ilk beş yıl geçince idarenin yeniden gözden geçireceği ücretin ne olacağı konusunda hiç bir işarete sahip ol mamaktadır. Günümüzde ciddî bir yatırımcının kendisine verilip verilmeyeceğini bilmediği bir arazi üzerin de proje geliştirmesi ve projenin '% 3 - % 6'si olan birkaç milyonu gözden çıkarması, hele ilk beş yıllık işletme döneminden sonra tamamen idarenin takdirine kalmış, yeniden ücret ayarlamasına güvenmesi bekle nemez. Bu halde gelebilenler, işlerini örtülü harcamalarla halledebileceklerine inananlardır.
Milli Emlak Genel Müdürlüğünün arazi tahsisinde 2490 sayılı Arttırma ve Eksiltme ve İhale Kanunu, uy gulaması da diğer ilginç bir yaklaşımdır. Kullanımın farklılıklarını dikkate almadan sadece yıllık kira mik tarına bakarak tercih, makro düzeyde milli çıkar tercihi yapması gereken rasyonel bir kamu yaklaşımı olarak nitelendirilememektedir. Mesela, bir arazi üzerine otlak olarak kullanmak veya turistik kompleks yapmak için iki ayrı talep varsa ve otlak olarak kullanacak talep sahibi ihalede diğerine nazaran biraz daha yüksek teklifte bulunmuşsa tercih ne olacaktır.
Konu ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmuş, yürürlükteki mevzuat içinde kısa vadede getirilebilecek çö züm tasarıdaki gibi düşünülmüştür. Bu konuda ilgili bakanlıkların hızlandırıcı yardımlarına da ihtiyaç gö rülmektedir.
Turizm yatırımları için elverişli araziler büyük ölçüde kamu, kısmen ise özel mülkiyette bulunmaktadır.
Bu halde potansiyel sahanın gereğince değerlendirilebilmesi mülkiyet bütünlüğü ile kabul olmakta ve tutar lı bir projenin gelişmesi halinde özel mülkiyetteki parçanın da kamulaştırılmasında zorunluluk bulunmakta dır.
Özetle kamu arazilerinin turizm amaçlı tahsisi usullerinde günümüz gereklerine paralel hir düzenlemenin en kısa zamanda gerçekleştirilmesi zorunluluğu belirmiştir. Bu düzenleme ile uygulamaya yeknesaklık, ber raklık, hız ve prensip getirilmesi sağlanabilecektir.
2. Finansman Sorunu :
Turizm yatırımlarının yüksek talep potansiyeline rağmen gereken düzeye ulaşamamasının önemli bir nede ni de finansman sorunudur. Düşük karlılık özel yerli sermaye akımını oldukça yavaşlaltmakta, gelenler ise işletme kârlılığımdan çok diğer yan faktörler etkisi ile yatırıma yönelmektedir. Bu tıkanıklığın giderilmesi etkili teşvik tedbirlerinin yanısıra ucuz kredi imkânlarının arttırılmıası ile mümkün görülmektedir. Şu kadar ki, yabancı sermayenin tedirginliği, yerli sermayenin daha kârlı yatırım alternatiflerine sahip olması, kamu yatırımlarının gerekli fon ve teşebbüse sahip olamamaları, turizm yatırımlarına sermaye akımım çok alt düzeyde tutmaktadır. Gerçekleşen yatırımlarda ise, prestij, bloke para kullanımı, diğer bazı ticari faaliyet leri daha verimli kılma gibi yan faktörler ağırlık taşımaktadır.
3. Teminat Sorunu :
©ir yandan her proje için ayrı tüzel kişiliği olan şirketleşmeye gitme eğilimi, diğer yandan kamu arazi sinin turizm amaçlı projelere tahsisi uygulamaları, kredilendirmede teminat sorununu yaratmıştır. Bilindiği gi bi, orta ve uzun vadeli proje kredilerinde krediyi alandan gayrimenkul ipotek teminat aranmaktadır. Yeni girişimlerde tesisin kuruluş yeri olan arazi şirket mülkiyetinde olsa dahi arazi değerinin toplam projenin % 15 - 50'si olması ve en az % 125 teminat marjı aranması nedeniyle talep edilen teminatın bulunması önemli güçlükler arzetmektedir. Eğer proje sağlanan üst hakkı ile kamu arazisi üzerinde kurulacak ise, sorun daha da önem kazanmaktadır. Bu halde girişimciler çağımız şartlarına uygun teminat sistemleri uygulayan dış kre di kaynaklarına yönelmek veya bir kısım ortakların şahsi imkânlarından yararlanmak zorunluluğunu duy maktadırlar.
.4. İşletme - Pazarlama Sorunu :
Günümüz turizm endüstrisi şartlarına uygun işletmecilik ve pazarlama oldukça farklılık arzetmektedir.
Tesisin kurulmasından sonra müşteri beklemesi dönemi çok gerilerde kalmıştır. Bugünün işletmeoisi memnun ettiği müşterinin yeniden aynı yere tatile gelmesini sağlayarak turizm potansiyelindeki gelişmenin en önemli faktörüdür. Şu kadar ki, doluluğu artırıcı ve mevsimi azaltıcı en önemli tedbir, bilinçli bir pazarlama ilişkisinin kurulabilmesidir. Yerli girişimcilerimizden pek çoğu pazarlama imkânlarından mahrum oldukları için, girişimleri istenen başarıya ve kârlılığa ulaşamamaktadır. Bu nedenle, bilhassa dış pazarlama ko nusunda turist ihraç eden ülkelerin uzman kuruluşlarıyla işbirliği zorunlu görülmektedir.
5. (Bürokratik Engeller :
Turizm yatırımcısı diğer sektörlere oranla daha fazla kamu kuruluşuna başvurmak zorunda kal maktadır. Meselâ, ilk akla gelebilenler Belediye, İmar ve îskân, Turizm ve Tanıtma, Sanayi ve Tekno loji Bakanlıkları T.C. Turizm Bankası A. Ş. dir. Bu listeye alt yapı ihtiyaçları için ilişki kurulması zorunlu kuruluşlar da eklenecektir. Yabancı sermaye yatırımlarında Devlet Plânlama Teşkilâtı da ilgili kuruluşlar listesine katılmaktadır. Çeşitli kamu kuruluşlarının projeye değişik yönlerden bakışları azaltılmalı, Turizm Belgesi ile Teşvik Belgesinin aynı kuruluş tarafından düzenlenmesi imkânı yaratılmalıdır.
6. Politik Etkenler :
Turizm sektöründe talep, çeşitli psikolojik faktörlerle büyük elastikiyet göstermektedir. Meselâ, bir ko lera haberi o mevsime ait talepte büyük düşmeler yaratabilmektedir. Aynı şekilde yurt içinde veya çevrede beliren olumsuz politik gelişmeler, işlemekte olan tesisler kadar yatırımcıyı da etkilemekte ve ürkütmektedir.
Kabul etmek gerekir ki, son yıllarda Orta Doğu savaşlarıyla yurdumuzdaki politik dalgalanmalar dışarıda oldukça abartılmış ve turizm alanında rakibimiz olan ülkeler bu yolda ihmal edilemeyecek çaba göstermiş lerdir.
7. Petrol Buhranı :
Geçtiğimiz yılların önemli olaylarından biri olan petrol kısıtlaması ve fiyat artışı, bir yandan turizm ha reketlerini yavaşlatırken öte yandan turizm yatırımlarına hazırlanan kuruluşları da ciddi bir düşünceye sevketmiştir. Petrol buhranının turizm hareketi ve yatırımlarına etkisinin petrol kısıtlamasının yaratmış olduğu buhranın atlatılması ile kalktığı, fakat fiyat artışlarının olumsuz ekonomik etkiler yaptığı görül mektedir. Anılan artışlar marjinal talep sahibinin tatiJ tercihini değiştirirken, biryandan da tatilde sarfedeceği bir miktarı, artan fiyat yoluyla petrol üreticilerine devretmesine yol açmaktadır.
Yukarıda işaret edilen konuların çözümlenmesinin imkânsız gerçekler olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Genellikle kısa vadede alınacak tedbirler ve sağlanacak koordinasyonlarla sorunların büyük ölçüde çözümlenmesi için akla ilk gelen tedbirler şöylece sıralanabilir.
1. Etkili Teşvik Tedbirleri :
Daha önce de belirtildiği gibi, turizm yatırımlarında rantabilitenin diğer sektörlere oranla düşüklüğü teşvik politikasının düzenlenmesinde bu sektöre ağırlık verilmesini zorunlu kılmaktadır. Son yılların teşvik uygu lamaları incelendiğinde turizm sektörünün yetersiz teşvik kapsamı içine büyük ölçüde konaklama tesislerinin alındığı görülecektir. Halbuki turizm olayım yan gelirleri sağlayıcı tesis ve hizmetlerden ayrı düşünmek müm kün görülmemektedir.
Daha etkili teşvik tedbirlerinin ne olabileceği tasarıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Burada özetlemek ge rekirse vergi, resim, harç istisnaları, turizm öncelik, yörelerine geri kalmış yörelere ilişkin teşvik unsurlarının uygulanması gibi tedbirlere ağırlık verildiği belirtilebilir.
2. Kamu Arazisinin Tahsisinde Açıklık :
Kamu arazisi tahsisindeki zorlukların giderilmesi mevcut hukuk düzeni içinde ilgili kuruluşların, sorunun yurt ekonomimiz açısından arz ettiği önemi benimseyerek, yalnızca gelenek nedeni ile sürdürülen uygulamayı belli müştereklerde buluşacak yönde değiştirmelerindedir.
IBu amaçla Tasarıda önerilen çözümlerin ilgili kuruluşlarca uygulanması halinde; girişimcinin araziye iliş kin ücreti önceden bilmesi, yıllık kullanım ücretlerinde yapılacak artışların hangi kriterlere göre olacağı, ilk işin süresinin sonunda uzatma şartlarının ne olacağı veya tanınan sürenin sonunda kurulu tesislerin hangi sta tüye tabi olacakları bilinebilecektir.
3. Kredilendirme ile İlgili Tedbirler :
Turizm projelerinin kredilendirilmesinde üç önemli sorun; fon, kredi maliyeti ve teminat olarak belirmek' tedir.
Kredi fonlarının arttırılmasında iç kaynaklar kadar uluslararası kuruluşların proje ve program kredilerin den yararlanma imkânlarının artırılabilmesi için Maliye Bakanlığı'nm yardım ve desteğine büyük ölçüde gerek olacaktır.
Turizm sektöründeki kârlılık oranlarıyla kredi maliyeti arasındaki fark oldukça azdır. Bu halin yatırımı yavaşlatıcı etkisinin giderilmesi için banka muamelelerinde vergi, resim, harç istisnasının (diğer pek çok yatırımda olduğu gibi) turizm kredilerinde de uygulanması ve uygulanan faiz farklılaştırması sisteminin turizm yatırımlarında uygulama imkânının yasal temele 'bağlanması gereklidir.
Krediledirmede teminat sorunu yukarıda arz edilmişti. Kamu arazilerinin turizm amaçlı tahsisinde üst hakkının hukuki formül olarak uygulanması halinde tesis edilen hakkın tapuya tescili ve müstakil bir ayni hak haline getirilmesi ve dolayısıyla da ipotek edilebilmesi Tasarı ile mümkün olabilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde «Proje teminatı» veya «İşletme relini» deyimleri de kredi literatüründe uygulama ( imkânına kavuşmuş bulunmaktadır.
Bu unsurların kredi sisteminde kullanılmaları, şüphesiz bankalarin bu konuda gereğince hazırlıklı olma ları ve kredi kararlarında yalnızca objektif teknik değerlendirmelerim etkinliği ile mümkün olabilmektedir, özetle, Yurdumuzda son yıllarda, önemli ölçüde artan iç* ve dış turizm hareketinin' ulusal ekonomimiz üzerinde yarattığı olumlu etkilerin gereğince artmasını sağlamak, talep potansiyeline uygun arzın hazırlan masıyla mümkün olabilecektir. Mevcut tesislerin talebi karşılayamaması bir yandan ekonomimizi hazır bir kaynaktan mahrum ederken, diğer yandan karşılanamayan talebin rakip ülkelere yönelmesine ve pazar kaybetmemize yol açmaktadır.
Potansiyel yatırım projelerinin biran önce oluşmalarını sağlamak amacıyla güçlüklerim giderilmesi yön temleri ve yeni projeler geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin Tasanda yeraldıkları görülecektir.
Son yıllarda yurdumuza dönük uluslararası turizm talebinin çok hızlı yükselmesine iç turizm talebinim de hızla artmasına karşılık, turizm arzının (yatak kapasitesinin) gerek nitelik, gerek nicelik yönlerinden talebe cevap verecek bir biçimde gelişme göstermediği bilinmektedir. Bu olay, makro açıdan ulusal ekonomimizin planlanmasında önemli ve etkili kararlara gerek göstermektedir.
Mevcut yatak kapasitesi ile yeni ilâvelerin talep artışını karşılayamaması ulusal ekonomimizi önemli sa yılacak bir gelir diliminden mahrum etmiştir. Arz-talep dengesizliğinin giderilmemesi halinde bu kaybın artacağı, potansiyel talebin başka ülkelere yöneleceği endişesi ile dünya turizm olayı içinde yatırımın yeri, özellikleri, sorun ve imkânları dikkate alınarak hazırlanan bu Tasarıda yararlı olacağına inanılan tedbirlere yer verilmiştir. Sorunun değerlendirilmesinde bir yatırım fikrinim doğuşu ile tesisin işletmeye açılmaları nok taları arasındaki sürecin dört yıldan az olmadığı gerçeğimin hatırda bulundurulmasında yarar görülmektedir.
Bu nedenle, Tasarımın bir am önce yasalaşması kaçınılmazdır.
Arz edilmeye çalışımlan olumlu katkılar ve bunlara karşı ortada bulunan çeşitli olumsuzlukların gideril mesi amacıyla hazırlanan «Turizmi Teşvik Kanunu» sektörün içinde bulunduğu darboğazlar ve sıkıntıları giderecek, sonuçta turizmin bir yandan ekonomik, sosyal ve kültürel yararlarını azamiye çıkaracak hüküm ler getirirken, diğer yandan, özellikle turizmin vazgeçilmez unsurları olan doğal ve kültürel kaynakların kulla nımı nedeniyle meydana gelebilecek olumsuzlukları da asgariye indirecek hükümleri beraberinde getirmekte dir.
Bu Tasarıyla, turizm sektörünün işleyişini dinamik bir yapıya kavuşturmak, kuruluşlar arasımda etkim bir işbirliği ve koordinasyon sağlamak üzere; bir üst kuruluş olarak «Turizm Koordinasyon Kurulu»num oluştu rulması öngörülmektedir.
Turizm yatırımlarının belirli yörelerde yoğunlaştırılmasını sağlamak ve kaynakları ülke çıkarları doğrultu sunda en verimli bir şekilde kullanmak amacıyla planlarının Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nca yapılabileceği, alt ve üst yapının kamu ve özel sektör işbirliği ile gerçekleştirilebileceği «Turizm Alanları ve Merkezleri» yemi kavramlar olarak bu Yasa Tasarısında yeralmaktadır.
Bakanlar Kurulu Kararı ile sunulan tespit ve ilân edilecek turizm alam ve merkezlerimde, öncelikle gelişti rilmesi gereken yerlerde, yine Bakanlar Kurulu Kararı ile faaliyete geçecek «Bölge Turizm İdareleri» planlama, yatırım ve işletmecilik konularımdan kamuya düşen görevleri süratle yerime getirebilecektir.
Bölge - Turizm İdarelerinde oluşturulacak Bölge Turizm Koordinasyon Kurulları, adı geçen idarelerim görevlerimin gerekli kıldığı destek ve işbirliğini sağlayacaktır.
Yıllardır bir türlü çözüme kavuşturulamayan, ilgili kuruluşlar arasında yapılan yazışmalar ile çözüme ka vuşturulamayacağı anlaşılan ve bu arada turizm sektörü açısından önemli bir teşvik unsuru olarak mütalâa edilen kamu arazilerinim turizm amaçlı yatırımlara tahsis edilmesini kolaylaştıran hükümler yine bu Yasa Ta sarısının em önemli özelliklerimden biridir.
Turizm yatırımlarının bürokratik engellerden arındırılarak, girişimcilerin çeşitli kamu kuruluşları arasın da gidip, gelmelerini asgariye indirecek, önemli ölçüde kaymak ve zaman tasarrufu sağlayan hükümlerin özel likle belirtilmesinde yarar görülmektedir.
Bu yasa tasarısının getirdiği önemli yeniliklerden biri de sektörel yatırımların özendirilmesi hususunun belirli bir esasa bağlanmasıdır.
Bilindiği üzere, turizm sektörü ekonominin diğer sektörleriyle birlikte Kalkınma Plan ve Yıllık Programlarında düşünülmüş, hedef ve ilkeleri belirlenmiştir. Ancak, sektörel yatırımların yeterince özendirilememiş ve kaynakların ayrılmamış olması, ne yatak kapasitesi, ne döviz gelirleri, ne de yabancı turist girişleri hedef lerinin gerçekleştirilmesin© imkân tanımıştır.
Özel sektörün turizm alanında yapmamasının en önemli nedeni, diğer sektörlere kıyasla rantabilitenin çok düşük olmasıdır. Bu oran, yiyecek - içecek sanayiinde % 100'ün üzerinde iken, turizm sektöründe, en ideal işletmecilik düzeyinde, ancak % 8 ile % 15 arasında değişmektedir.
Geliştirilmesi için ithalat oranının çok düşük olduğu, döviz getirme, istihdam yaratma, ulusal geliri artırma potansiyeli en yüksek olan böyle bir sektöre devletin katkı ve desteği kaçınılmazdır. Tasarıda yeralan teşvik hükümlerinin gerçekleşmesi halinde turizmin, ekonomik ve toplumsal kalkınmamıza katkıda ıbulunması büyük ölçüde sağlanabilecektir.
Bir taraftan teşvik tedbirleri getirilirken, diğer taraftan hizmet standardının yükseltilmesi ve idamesi, buna paralel olarak da tüketicinin korunabilmesi amacıyla gerekli ve yeterli bir denetim ve ceza sistemi yeni esas lara bağlanmaktadır.
Yukarıdaki amaçlardan hareketle tasarı :
1. Turizm kaynaklarının tespitleri ve bunların turizm olayı içinde kullanılmasını, 2. Turizm yatırımlarının ve işletmelerinin yeni özendirici araçlarla etkili biçimde desteklenebilmesini, 3. Turizm yatırımlarını yavaşlatan etkenlerin basitleştirilmesi ve işlek bir yatırım anlayışı getirilmesini, 4. Turizm işletmelerinin ulusal ekonomimiz için önemli birer döviz kaynağı olmaları nedeniyle dış turizm gereklerine de uygun işletilmelerinin sağlanmasını, 5. Turizm alan ve merkezlerinde, turizme ilgili, faaliyetleri hızlandırmak, amacı ile kamu idaresinin özel yetkilerle güçlendirilmesini, 6. Turizm ve Tanıtma Bakanlığının fiyat ve standart beraberliğini sağlayabilmesi için gerekli yetkilerle donatılmasını, 7. Denetimi etkili kılacak yeni ve günün gereklerine uyan cezaların getirilmesini, 8. Mesleki birlik, düzen ve dayanışmayı sağlayarak temsil görevini de yürütecek meslek birlikleri kurul masını, Sağlayacak hükümler taşımaktadır ve ülkemiz turizminin bugün içinde bulunduğu olumsuz yapıdan kurta rılması ile yukarıda anabaşlıkları verilen hususların gerçekleştirilmesi suretiyle, amaçlanan düzeye ulaşabilme si için hazırlanan bu tasarının kanunlaşması zorunlu görülmektedir.
— «Amaç» başağımı (taşıyan bu madde ile, 'tasarımım düzenlemeyi öngördüğü hususların açık ça betotitoesi düşümülmıüşitür.
— Maıdidemıin (a) bemdli ile, turizmim u/lıuslıaraırasıı Idtesraıtürdie de kabul edülıem tannanıma yer verilmiştir. (b) ve (c) bentleri ile tasarıda getirilen /tıüm düzenlemelerin temel atadığı «Turizm Alanlar»» ve «Turizm Merkezleri» tanıırnlamınıştır.
Şöyle ki, turizm yönünden önemli doğal ve/veya sosyo - kültürel değerlerim yoğunlaştığı alam ve mer kezlenin önceden seçimli ve Bakamlar Kurulunca kabul ©diterek ilanı öle "bu sınırlı arazi böförnlerinira. özel bir yapıya kavuşturulması, kaymak k/ullamıımımda azami tasarrufum sağlanması, turizm yaltırımlıarımın etkinlik ve veriimllilliği'nlim artırulmaaısı, ki<tte turizmine cevap verebilecek kapasiteyi sağlayarak ulosliararaısı pazarlama kolayliıkıllanma ulaşıtoıası ve kamu kuruımları arasında yoğun işbirliğinin gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.
(d), (e) ve (f) bentlerinde lüuırizm teslisleri, turizm işletaıeteri ile usulüne uygum olarak Turizm ve Tamııtma Bakaınıkğındam belge allan yatanım ve işletmeler beMrienmıiştıir.
— Bu maddede, çok yönlü bir sektör ölmaısı medeniyle, turizm sektörümün gerek duyduğu iş birliği ve koordinasyon, özel yetkilerle domatılimıış bölge idaırderi bilgi aliış - verişi ve ımeslek mensuplarınım soruınllarıma sahip çıkacak kural ve birlikler düzenlemrnliştliır.
_ 9 ~- Madde 4, 5, 6. — Tasarının 4, 5 ve 6 ncı maddelerinde Turizm ve Tanıtma Bakanlığı tarafından verile cek, — Turiizm Yatırımu — Turizm işletmesi ve — Hizmet Belgeleri düzenlenmektedir.
Belgelendirme sektörde faaliyette bulunabilmek için bir zorunluluk olmamakla beraber, kanunda getirilen haklardan yarariaınaMlmenin tek şartı olması nedeniyle bir cazibe unsuru hüviyeti taşımaktadır.
Turizm belgelerinin verümesinde turizm olayının içlinde cereyan ettiği işletme esas alınmıştır. İstetme nin bu hüviyeti kazanabilmesi ise öncellikilıe bir yatırım aşamasına ve fizik bir yapının oluşmasına ihtiyaç gös terecektir. İşte belgelendirme bu iki aşamanın gel/işlimi paralellinde «Turizm Yatırımı,» ve yatırımın bitmesin den sonra fizik yapının insıan ve servis imkânları lilıe donatılmasından sonna da «Tuıriizm İşletm'esi» hallime dö nüşmesi aşamalarımda 'ele alınmıştır. Böylelikle belgelerin niteliğine göre de yasadaki haklarım (teşvik tedbirlertinıin) hangilerimden yararlıanmliacağı ortaya çıkacaktır.
Belgelendirme işlemleri ile belgeye konu olabilecek faaliyet daMaırının bir tüzükle ele adonıması ise, çok hız lı bir gelişme içinde olan turizm sektöründe, bugünden kest'Mlıemeyecek işletmecilik alanlarımın duz>enlemelbilmesine imkân yaratacak bir esnekliğe sahip olunmasınla imkân yaratılması açısından düşünülmüştür. Böyle likle, klasik turizm işletmeleri yanında zaman içlinde ortaya çıkabilecek yeni istetmelerin de belgelendirimesi ve teşvikine imkân sağlanacaktır.
Turizm Hizmet Belgeleri, sektörün yapısı gereği bir işletme bazına itiyaç göstermeden yaipıllan turist reh berliği gibi çalışmaları da kontrol altımda tutabilmek amacıyla verilecek belgelerdir.
Sicil tutulması ile belgelerdeki gelişmeleri ve işletmelerin faaliyetlerini izleyebilmek açısından düşünülımüş, Sistemlin gereği olıan bir tamamlayıcı tedbirdir.
Özetle, yasanın yürürlüğe girmesi lifle beşinci madde uyarınca çıkarılacak tüzükte belirlenecek yatırımların işletmelerin ve hizmetlerin tümü Turizm ve Tanıtma Bakanlığında bu tüzükte belirtilen niteliklere uymaları halinde bir belge sistemi altımda toplanabilecekler ve bu Kanun ve ilgili diğer mevzuatın sağlayacağı haklardan yaralanabilmek açışımdan bir ayrıcalık kaızanaoaklardıır.
Ayrıca, bu Tüzükle, turizm olayınım amademanfları olıan kişiler, seyahat acenitaları ve diğer turizm işletme leri arasındaki çok yönlü ilişkilerin düzenlenımesii de öngörülmüştür.
— Maddeyle çok yönlü ve diğer birçok sektörü ilgilendiren yapısı nedeniyle, kamu kuramları arasında sağlanması zorunlu işbirliği vurguılanmış, bu işbirliği esaslarımın bir tüzükle düzenlenmesi öngörülmüştür.
— Bu madde ile, turizm açısından önemi dikkate alınarak doğal ve kültürel turizm değerleri nin koırunması amaçlanmaktadır.
— Tasarının bu maddesi de en önemli turizm değerlerinden biri olan kıyılarımızın kamu ya rarıma korunma ve kuDlanımıında etkinlik sağlamak üzere, mevcut mevzuattaki eksik veya esk'imişMklerİ gidermek ve bu Kamun maddesiyle bir yaradan kıyıların hangi kuilûlanımlıasra yasak, hangi kullaınımllaıra 'açık olduğu mun ilkeleri belirlenlirken aynı konunun esaslarım daha aynnıtıtk olarak belirleyecek bir tüzüğe de yasal daya nak ıhataırlıanması amaçlanmaktadır.
— Sıcak ve soğuk imalden suyu kaynaklarınım sağlık turizminde değerlıemdiırilmesi için gerekli teknik işbirliğine yasal dayamak ve zorumiıuk sağlanması için bu madde düzenlenmiştir.
— Bu madde (üle ülke turizminin yaranma, ivedilikle düzenlenebilmesi gerek! 'yerlerin (harita çaİışmaÜlaırmın ömoellik alması, bu araıda ilgili kuruluşların diğer öncelikli çalışmaları dolayısıyla karşılaşulabileoek erteleme ve gecikme ihtimallllıeri nedeniyle, sektör sorumlusu Turizm ve Tamıtma Bakanlıığının doğrudan harita yaptırma .yetiksin© açıklık getirilmesi amaçlanmaktadır.
— Genel olarak plan onaylarına çabukluk kazandırılması ve müımhasıran turizm açısmıdan gelliştiriilıecıek olan «Turizm Merkezleri» ve «Turizm Alanları» (içlin mevzii imar pl&mlıarınıım onaıy ve denetimlinin sektör sorumlusu ve konuda uzmanlaşmış kadroilaro barnnıda/rıan Turizm ve Tanıtma Bakanlığının sorumlulu ğuna verilmesinin ve turizm açışımdan önemli diğer alanlardaki düzenlemelerde de, turiizm sektörünüm gereklerinlin gözönümde buflıuımduırulmasının sağlanması amacı ie bu madde dlüzeınlemımlişıtlir.
— Turizm gelişmesi için arazi vazgeoilmez bir unsurdur. Ülfeamiizde turizme elverişli arazinin önemli bir bölümü kamu kurumlarının elindedir. Turizmimizin ekonomiye kaıtlkıtonııraın yeterli düzeye gatiıtilmemesinin temel nedenleri arasında arazi soranları yer ailmakıtadmr.
Yürürlükteki mevzuata göre, kamu arazilerinin turizm yatıranlarına tahsisi karışık ve zaman aîacı işlem leri gerektirdiği gibi, çok defa tahsistimkânsızılıığrylada karşıljaşıtoaktadır.
Turizme elverişli merkezlerin özelliklerine göre, toplıam yatırım içinde arazi % 15 ü/e % 50 arasımda değliısen önemli 'bir piaya sahiptir.
Bir yandan turizm içtim keşlin gerekllıiliği, diğer yandan da kârlılık oranı, diğer sektörlere göre çok düşük olan turizm yatırımları içinde % 50/'ye uflıaşan payı nedenlıeriıylıe turizm alıan ve merfcezlıerindeki kamu 'arazi lerinin yaitmırnlara talhsisinıde tek eklen yönetimin ve ödeme şartlarında sağlanacak kolaylığın uygulamaya konulabilmesi, tasarının bu maddesi ile imkân dahilime güdecektir.
— Kamu mıüljküne tecavüz sebebiyle yıkılması gereken yapı ve tesislerden elverişli olanları nım yıkılarak yok edilmesi yerine, turizm sektörün/e, 'dolayısıyla ulusal ekonomiye katkı sağlayacak ve hafanııza h'izmet sunacak şekilde değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Madde 15, — Bu madde, turizmin gerektliırdiıği yap ve 'teslislerin gerekli görülen hailîforde Turizm ve Tanıitma Bakanlığınca yapıfaası veya yaptırılmıası imkânının sağl/animiası ve sektör içindeki kamu yatamlamınatn amaçlar doğrultusunda gerçekleşmesi için etkin bir koordinasyonu temin etmek üzere düzenlenmiştir.
— Turizm ve Tanıtana Bakanll/ığıınca baJigetendiırilen yatırımlaran, projelere uygun olaraık gerçekleşmesini temin edid deınetiımlerin yapılması bu madde iılıe Bakanlığın yetkisine verilmektedir.
— Turizmde yararlı kullanıma imkân veraoek eski yapılarım değerîendirillmesinde görevlin ağırlıkla Turizm ve Tanıııtma Bakanlığına verillmıesli ve 'bu tür yapıların sahiplerıkıiin, bu ulusal değeri/eni korumaılarını kolaylaştırmak üzere, çeşitli teşvik imkânılarından yararlandırılmaları bu madde lile sağlanmıştır.
— Kamu kurum ve kuruluşlarının dündeki ticari turizm tesisleri ile dinlenme ve eğitim tesis lerinin dağınıklıktan kurtaıralmıası istetme ve pazarlamada etkinlik sağlanabilmesi ficin yenli esaislıara kavuşturutoasınıın ülıtoe turizmi yönlünden yaıraırfla sonuçlar sağlayacağı düşünülmüştür.
Madde 19, 2/Q, 21. — Taşanımın 19, 20 ve 21 od maddelerinde, bu tasarıda yer alan teşvik hükümlleranıden yararlanabilmek açısından turizm sektörüne alit genel teşvik tablosunun program kararnıamıdlerine giriş usu lü, öncelliklli yöreliere tanınan liımkânılıardaın ve sektörün nlite'lliği gereği birer iıhıraoatçı gibi döviz kazandııncı faa liyetlerde bulunan turizm işletmelerinin bu açıdan haklarınım tanınması konulıan düzenJıenırriiştir.
Teşvik 'tedbirleri maıddeleştirilıirfcen yatarım dönemlinde vergisel karakterli yüklerin limkânlar içinde azadtılmıasına ve kaynakların yatı/ramlara yönlendirilmesine özen gösteridımiştir.
Ayrıca dövizin yatınım döneminde de yurda gelmesi, bunların yurt içi tasarruflarla birleşerek kuHıanıliması imkânları yanında, işletme dönemlinde de ürünün ihraç imkânlarınım gelişmesi ve dış pazarliarda rekabet şartlarının oluşturulmasına çalıışıüimıştır.
— Bu maddede, genel teşvik tablosunda yar allan teşvik tedbirlerinden, turizm işletmelerinin yararlanmasını sağlayacak Teşvik iBelgedıeriınıim 'düzenlenme esasları yer almaktadır.
Turizm yatırım ve işletmeleri, Turizm ve Tanıtma Bafcanllağıınca verilen yatırım ve (işletme belgeleri ya nında ıteşvik belgesi ve 21 nd maddede belirtilen ihracatçı nliltelliklıeri iılıe önemli ölçüde teşvik imkânlarından yararlanacaklardır .
Madde 23, 24 ve 25. — Tasarlının «Muaflıklar» başlığı altındaki bu maddeleri (ile, turizm belgesine sa hip olanların, yürürlükteki 6086 sayılı Kanunla ve diğer kanunlarda mevcut muaflıkları düzenlenmektedir.
— 193 sayılı Kanunun ek ve değişikliklerinde belirtilen gerice 'yöreler üle turizm bakımından öncelli'klle gdftştMımesi öngörülen yöre allan ve merkezliler 'arasındaki farkla durum nedeniyle, söz konusu Ka nunda yer alan yaitırım indirim oranlarının turizmde gerice yöre, alan ve merkez olarak kabul edilen yerler de de uygulanması bu madde hükmünce mümkün olacaktır.
— Tasarımın getirdiği en önemli yemliMkl/erden biri de vergi indirimi uygulamasıdır. Böylece Bakanlıktan belgeli istetmelerin geçmişe oranla daha kârlı bur şekilde çalışabilmeleri /imkânı doğacaktır.
M&ıdde 28. — Belgeli işDeDmelıeaıin gerek paızarilaırnia faafliyetkırini etkin blir sekide sürdüııehiılırnıeleıû, gerek sundukları hizmetlin stodaiKhııın adamesıi ve çeşitilıeaıddıtitebam/esıi açılarımıdan döviz kıulanmmıınıa ihtiyaç duy dukları ve geçmiş yıterda, bunun sıkmalarını çekflikleııli bir gerçektik: Ülkeye döviz kazaııdırıoı hizmetleri ge çen iş sahip veya işletliöleriiınıkı daha fazla döviz kazandırıcı fıaafliyetiende bulunabilmeleri içlin gerekli koşuib- îamn sağlanması devletin en başıta gelen görevleri arasında ollmak gerekir.
Bu madde ile hem bu ıımkân yaratıUrken hem de yurda resmi kanatandan daha fazla döviz girmesi sağlıanmaş olacaktır.
— Yetersiz iç kaynaklanın, dış kaynaklan" ile desteklenmesi amacıyla yabancı sermayeye, pay larıma karşılık geri ödemıe ve paylarıma düşen kartalının cari kurdan transfer edîiebitaneai hususlarında garaıntti verdltmektediir.
Mıadde 30. — Bu miadde hükmüne göre, beljgelii turizm yatırımları, gerektiğinde, kredi yönünden T C. Tu rizm Bankası A,Ş. tarafından desteklıenıebilıecekıtiir. Bankanın finasman sorunu ilse yabancı kaynaklardan dö viz kredisi sağlamak suretiyle çözümtenebiecektıir.
— Diğer sektörlerde de uygulanmakta olan bu teşvik ıtedbiırüıeriıniin bir taraftan tuıniızm sıekıtöründe faaliyet gösıteren belgeli işletonıelerıi de kapsama içinıe alacak biçimde genlişjletiîmesi amaçlaınııırken, diğer taraftan dıa işletme maiyetlerinin dlüşürüillmesd amaçlanmaktadır.
— Turizm sıektörün'de faaliyet gösıteren lişletmıelerıin telefon ve toelex gibi haberleşme limkânılanndan öncelikle yaraırlıanıdırılmalaıranı, hizmetlin en başta gelen gereği olanak görmek gerekmektedir.
Artık günümüzde artan seyahat maliyetleri karşısında, iş münasebetleri büyük ölçüde haberleşme imkân larıyla yürütülmekte ve ayrıntıları daha sonra yazıya dönüştürülen bir çok anlaşma bu yolla yapılmaktadır.
— Pazarlama faaliyetlerinin etkin bir biçimde sürdürülmesi ve yabancı ülkelerle rekabet edebilme koşullarının iyileştirilmesi amacıyla belgeli işletmeler yanında, yabancı hava ulaştırma şirketlerine bazı kolaylıkların getirilmesindeki zaruret açıktır. Mali desteğe ihtiyaç gösteren gerekli teşvik tedbirleri için yapılacak harcamalar Turizm Geliştirme Fonundan karşılanacaktır.
— Ülkemize gelen turistlerin büyük bir kısmı havayolunu tercih etmektedir. Ancak halihazır alanlarımız turizm sezonundaki yoğun trafiği, özellikle charter inişlerini karşılayacak durumda değildir. Mev cut hava alanlarına yenilerinin ilavesi ve bunların charter inişlerine de açık tutulması için gerekli tedbirlerin alınması yoluyla ülkeye daha çok turist çekilebilecektir.
— Tasarrufların bir araya getirilmesiyle kurulacak turizm şirketleri yoluyla, turizm sektörüne yönlendirilebiimeleri ancak bazı teşvik tedbirlerinin getirilmesiyle mümkün olabileceğinden bu madde düzen lenmiştir.
— Ülkemizde turizm sektöründe istihdam edilecek nitelik ve nicelikli personelin bulunma ması, yabancı yatırım ve işleticilerin taleplerinin yerine getirilebilmesi bakımından, belgeli tesislerde yabancı personel çalıştırılması uygulaması 6086 sayılı Kanunda olduğu gibi bu Kanunda da öngörülmektedir. Ancak bazı işletmelerin özelliği nedeniyle bu Kanunda öngörülen sınırlamaların üzerine çıkabilmek için Bakanlığı mıza yetki verilmektedir.
Madde 37, 38, 39, 40. — Turizm sektöründe finansman yetersizliği öteden beri bilinen bir gerçektir. Kal kınma plan ve programlarında tespit edilen hedeflere, kamunun yetersizliği ve özel sektörün ilgisizliği nede niyle ulaşılabilmesi hiçbir zaman mümkün olamamıştır.
Turizm Geliştirme Fonunun kurulması ile özellikle turizm merkez ve alanlarında gerekli üst yapı yatırım ları belirli oranlarda desteklenerek geliştirilebilecektir.
Madde 41, 42. — Bu kanunla getirilen teşvik hükümlerinden ancak Bakanlıktan belgeli turizm yatırım ve işletmelerinin yararlanması öngörülmektedir. Bu hakların devamının da belirli esaslara bağlanması, devletin çıkarlarının korunması bakımından önemli bir konuyu gündeme getirmektedir. Bu amaçla teşvik hükümlerin den yararlanan bir yatırım veya işletmenin başka bir kişiye devri halinde öncelikle bu yatırım ve işletmenin aynı amacı ve nitelikleri korunması halinde mümkün olabilecektir.
Ayrıca söz konusu yatırım ve işletmenin turizm amaçlı kullanımının sona ermesi ve bir yıl içinde tekrar turizm faaliyetine dönülmemesi halinde bu Kanunun ilgili maddeleri hükmü gereğince yararlanılan muafiyet ve kolaylıkların bu maddede öngörülen usul dairesinde mükelleleften geri alınması öngörülmektedir.
— Turizm sektörünün özellikleri, gerek iş yeri ve gerekse iş kolları yönünden diğer sektörlere göre farklılıklar arz etmektedir. Örneğin, garsonun lokantada 8 saat aralıksız çalıştırılması, işin niteliği se bebiyle imkân dahilinde değildir. Ayrıca turizm sezonunda işletmelerin sürekli hizmete açık tutulması ülke yararı bakımından zorunludur.
Bu ve benzeri nedenlerle, turizm sektöründe çalışma esasları özel bir düzenlemeyi gerekli kılmaktadır.
— Turizm işletmeleri arasında haksız rekabeti önleyici tedbirler almak ve Turizm ve Ta nıtma Bakanlığının tutacağı işletme sicillerinde kolaylık sağlamak amacı ile böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur.
— Turizm ve 'Tanıtma Bakanlığından belge alan turizm yatırımlarının, her yatırımın duru muna ve kuruluş yerinin özelliklerine göre, Bakanlıkça verilen uygun süreler içinde tamamlanarak zaman ve kaynak kaybına neden olmadan işletmeye açılmasını sağlamak amacı ile bu madde düzenlenmiştir.
— Ülkemizde faaliyet gösteren turizm işletmelerinin önemli bir bölümünde görüldüğü gibi, işletmeden sorumlu bir kişinin zaman zaman işletmede bulundurulmaması sorunlar yaratmakta, müşteri ve denetleme elemanları yetkili bir muhatap bulamamaktadır. Bu madde ile, işletmelerde yönetim ve işletme cilikten sorumlu olacak bir kişinin devamlı bulundurulması amaçlanmıştır.
— Turizmin, amaçlanan hedeflere ulaşabilmesi için gerekli teşvik ve desteğin sağlanması, ge lişmelerin izlenmesi ve denetlenmesi konularında görevler yüklenmiş bulunan Turizm ve Tanıtma Bakan lığı, bu görevleri yeterince yürütebilmek için, sektörde faaliyet gösteren işletmelerdeki gelişme ve değişik likleri bilmek zorundadır. Bu madde ile Bakanlığın sektördeki düzenlemeler için ihtiyaç duyduğu bilgilerin karşılamnası amaçlanmıştır.
— Turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sundukları mal ve hizmet fiyatları Dev leti, iş sahiplerini ve müşterileri çok yakından ilgilendirmektedir.
Bu madde, sektörün pazarlama özelliğine bağlı olarak fiyatların önceden tespit ve ilanını müşterilerin ko runması amacı ile tarifelerin Turizm ve Tanıtmıa Bakanlığınca belirtilecek ilkölere göre hazırlanmasını ve uygulanmasını düzenlemektedir.
— Gerek yatırım, gerekse işletme aşamasında çeşitli teşvik ve kolaylıklardan yararlanmaları öngörülen belgeli turizm işletmelerinin hizmet standar dinin yükseltilmesi ile, sürekli ve nitelikli hizmet verme lerinin sağlanabilmesi, etkin bir denetleme sisteminin getirilmesi ile mümkün olabilir.
Bu bakımdan, belgeli turizm işletmelerinin faaliyetlerine izin verilmesi ve bunların faaliyetten men edilmesi yetkilerinin Turizm ve Tanıtma Bakanlığınca kullanılması, bu işletmelerin tesis ve hizmet standardı ile fiyat uygulamalarının yine aynı Bakanlıkça denetlenmesi zorunlu görülmüş, mevcut mevzuattaki belir sizlikler nedeniyle halen belediyelerce de kullanılan yukardaki yetkilerin, sektörün özelliği nedeniyle, bel geli turizm işletmeleri için belediyeler yerine, yetişmiş denetleme elemanlarına sahip bulunan Turizm ve Tanıtma Bakanlığınca kullanılmasının daha etkili sonuçlar vereceği düşünülmüş ve bu madde düzenlenmiştir.
Maddede, denetleme ve denetim elemanlarına ilişkin düzenlemelerin tüzükle yapılacağı da öngörülmüş tür.
Madde 50, 51, 52, 53, 54, 55. — Sektörde mal ve hizmet arz eden belgeli işletmelerin faaliyetlerini belir li bir standarda uygun olarak sürdürmeleri, etkin teşvik imkanlarına paralel denetlemeye ve denetleme sonu cunda görülecek düzensizliklerin süresi içinde giderilmesine bağlı görülmektedir. Bu da önleyici ve caydırıcı bir ceza sisteminin gerçekleştirilmesi ile mümkün olacaktır.
Bu sistem içinde belgeli turizm yatırım-ve işletmelerine, bu Kanun ve buna dayanılarak yürürlüğe kona cak tüzük ve yönetmelik hükümlerine uymayan davranışlarının tespiti halinde, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı bünyesinde, ihtisas sahibi kişilerden oluşacak bir kurulca karara bağlanmak kaydıyla, süreli uyarma, mik tarları 50'nci maddede belirlenen para cezaları, teşvik belgesinin 1 yıldan 3 yıla kadar geri alınması ve tu rizm belgelerinin iptali cezalarının uygulanabilmesi öngörülmektedir.
Para cezalarına karşı mahalli Sulh Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık tutulmuş, itiraz edilmemesi veya yargı kararı ile kesinleşen para cezalarının tahsilinden sonra yine turizm sektörünün gelişmesi için kulanılmak üzere Tasarıda getirilen «Turizmi Geliştirme Fo nu»na aktarılması yoluna gidilmiştir.
Ayrıca yukarıda sözü geçen cezaların uygulanması na ve para cezalarının tahsiline ilişkin usullerin bir tü zükle düzenlenmesi gerekli görülmüştür.
— Özellikle turizm belgeli işletmeler ve genelde turiste mal ve hizmet sunan işyerleri, zaman zaman, tarife dişi ücret tahsili veya mal ve hizmetin değerinden daha yüksek fiyat uygulayarak, turistten haksız yere fazla para tahsili yoluna gitmektedirler.
Ülkemizde bazı satıcılar, özellikle yabancı turistlere, pazarlık konusu olup sattıkları mallar yerine, daha düşük kaliteli malları da turist adreslerine göndermekte ve sonuç olarak aldatıldıklarını anlayan yabancılar, uğradıkları zararın tazminini Turizm ve Tanıtma Ba kanlığına başvurarak talep etmektedirler.
Bu ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zararların tazminine, genel hukuk çerçevesinde aracı olmaya ça lışan Bakanlık, bu madde ile yasal bir güce kavuşacak belgelerle tespit edilebilen zararların tazminini ilgili işletmelerden isteyerek hak sahiplerine ödenmesini sağlayabilecektir.
— Deniz, göl ve akarsu kıyılarının, özelliklerini bozucu ve yıpratıcı kullanımı ile kum, çakıl ve taş ocaklarının izinsiz işletilmesi veya bu ocaklardan kaçak kum, çakıl ve taş alınması 9 ncu maddenin 2 nci fıkrası ile yasaklanmıştır. Sayılan bu yasakların hilafına davranan hakkında yapılacak takibat ve uygula nacak cezalar bu madde ile düzenlenmiştir.
— Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması, yat turizmi ve yat limanı işletmeciliğinin ne denli önem arz ettiğini belirlemektedir. Bu faaliyet dalını geliştirmek ve bu yolla^ da ülke turizmini ha reketlendirmek amacıyla gerek yerli ve gerekse yabancı turizm belgeli gerçek ve tüzelkişilere bu yönde bir im kan tanınmış, 'bunların T. C. Turizm Bankası veya diğer Kamu İktisadi Teşebbüsleri veya mahalli idarelerden en az birisinin katılacağı ortaklıklar kurmak suretiyle yat turizmi ve yat liman işletmeciliği yapabilecek leri hükme bağlanmıştır.
— Gümrük Kanunu'nun 32 nci maddesi, yabancı limanlardan gelen gemilerin, gümrük bölge sine geldiklerinde rota değiştirmeyeceklerini, duramayacaklarını ve gümrük bulunmayan1 yerlere yanaşamayacaklarını belirtmekte, kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 11 nci maddesinin 1 nci fıkrası ile 12 ve 13 ncu maddeleri de, rota dışında seyreden veya gümrük mevcut olmayan yere yanaşan gemilerin dur durularak aranacağına, taşıdıkları yükün müsadere olunacağına, gemi kaptan veya acentamn cezalandırı lacağına ilişkin hükümler ihtiva etmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat, gemiler ile yapılabilecek kaçakçılığı önlemek amacına yöneliktir. Gemi ni teliğinde olmayan, herb-rinin ortalama 10' Milyon TL. değerindeki tekneleri ile (Yatlar) ülkemize gelerek pa ra harcamak isteyen, kıyılarımızın güzelliğini görmeyi düşünen yabancı teknelerin gezilerini, alış - verişle rini, yakıt ikmallerini söz konusu mevzuat önemli ölçüde kısıtlamakta, herhangi bir koyda durarak denize girmek isteyen yabancı yatçıyı suçlu duruma düşürmektedir. Yeni düzenleme ile yabancı milHyetlerindeki yat ların güzergâh dışına çıkabilmeleri ve gümrük idaresi bulunmayan yerlere yanaşabilmelerine imkân verilmek te, sözü edilen mevzuatın ise ancak bu teknelerin turizm dışı faaliyetlerde bulunmalarının tespiti halinde geçer li olabileceğini belirtmektedir.
Madde 60|. — Gümrük Kanunu'nun 34, 35 ve 41 nci maddeleri, Türk limanlarına gelen yabancı ve yerli ticaret gemlerine uygulanan zorunlu işlemleri göstermektedir. Yasa; gezi, eğlence veya spor amacıyla kü çük tonajlı teknelerin Türk kıyılarında dolaşmalarını öngörmediğinden ve buna ilişkin hüküm getirmediğin den, bu çeşit teknelere ne yolda işlem yapılacağı ilgili memurların insiyatifine kalmıştır.
Yasayı uygulayan görevliler de genellikle, aynı kanun hükümlerini yatlara da uygulamaktadır. Bu ne denle, varılan her Türk limanında aynı gümrük işlemleri tekrarlanmakta olup yat sahiplerini usandırmakta dır.
Önerilen madde ile yabancı yatların, Türk karasularında bulundukları müddetçe gümrük tarafından göz altında tutulmaları sistemi getirilmekte ve her limanda tekrarlanan giriş işlemleri ise, sadece ilk varılan ve Türkiye'de çıkıştaki son (veya kışlanan) Türk limanında yapılmaktadır.
Bu madde ile, yabancı uyruklu (turistlerin sadece turizm amaçlı gezi, varış ve spor teknelerine ve tica ri amaçla kullanılmayan yatlarına Kabotaj Kanunu Hükümlerimin uygulanmaması da öngörülmektedir.
— Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 40 nci maddesindeki işlemler, ticaret gemileri için her li manda uygulanan kaideler olup, gemilerde fare itlafının yapılıp yapılmadığını ve mürettebat veya hayvanlarda bulaşıcı hastalık bulunup bulunmadığını kontrol amacıyla vazedilmiştir.
Milli Güvenlik Konseyi (S. Sayısı' : 261) Yerli yatlar için az bir ücret (250 Krş.) ödenerek ilk çıkılan limanda alınan patenta 20 seferden geçerli dir. Yabancı yatlara ise her limanda sorgu ve bildirim kağıdı doldurtulmaktadır.
Önerilen madde ile çoğunlukla mürettebatın yerine tekne sahiplerinin kendilerinin kullandıkları yatlara uygulanan formaliteler azalmış olmaktadır.
IMadde 62. — Sözü edilen yasada 12 kişiden az yolcu taşıyan teknelere telsiz cihazı konulması öngörül mediğinden, bu hükme aykırı şekilde telsiz sistemine sahip teknelerin Türk karasularında cihazlarını kullan maları suç teşkil etmektedir.
Yeni yasa hükmü ile tekne ve mürettebatın can ve mal emniyetini sağlamak üzere telsiz cihazı bulun durabilirle yetkisi verilmektedir.
•Madde 63. — Yabancı milliyetteki yatlar, Türkiye'ye mülkiyet belgesi ile girmişse en çok 3 ay, triptik, geçici giriş belgesi ve gümrüklerden geçiş karnesi ile gelmişse en çok 6 ay kalabilmektedir.
Kalış sürelerinin kısalığı ise, yabancı yatların Türkiye'deki yat limanlarında kışlama, bakım ve onarım müddetlerini sınırlayarak önemli gelirlerin kaybına yol açmakta ve yat limanı işletmeciliğinin kârlılığını orta dan kaldırmaktadır.
Yeni düzenleme ile Türk yat limanları yabancı yat ve yatçılar için cazip hale getirilmektedir.
— 1593 ve 222 sayılı kanunlar ispirtolu meşrubat satışı ve ruhsatları ile ilgili maddeleri, günü müzde, turizm belgeli işletmeleri zor duruma düşürmekte ve özellikle dış turizm gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır. 1593 sayılı Kanunun 178 nci maddesine göre «Her nevi sanat müeseseleri ve maden ocakları ve inşaat yerleri dahilinde ve yakınında ispirtolu meşrubat satışı veya umumi evler açılması mem nudur» 222 sayılı Kanunun 61 inci maddesine göre ise, okulara 100 metre mesafe içinde meyhane, kahve hane, bar gibi umumi tesisler kurulamıyacaktır.
Bu madde ile, her iki kanun hükümlerinin, turizm belgeli işletmelere uygulanmaması amaçlanmıştır.
— 2559 sayılı Kanunun 12 nci maddesine göre, kız ve kadınların gazino, bar, kafeşantan gibi içki kullanılan yerlerle banyo, hamam ve plajlarda çalışabilmeleri o yerin en büyük mülkiye amirinin izni ne bağlıdır. Yirmibıir yaşından küçük kadın ve erkekler hiç bir suretle bu yerlerde çalıştırılamazlar. Bar, kafe şantan ve meyhanelere yanlarında veli ve vasileri olsa bile, onsekiz yaşından aşağı küçüklerin girmesini polis men eder.
Yukarıdaki maddenin, günümüz turizm anlayışına ters düşen hükümlerinin bu Tasarı maddesi ile, belge li turizm işletmelerinde uygulanmaması amaçlanmıştır.
— Turizmde hizmet devamlılığı nedeniyle, belgeli turizm işletmelerinin, yardımcı hizmet ve satış yerlerinin hafta ve öğle tatillerinde de açık bulundurulması zorunlu olduğundan bu madde düzenlenmiş tir.
(Madde 67. — Döviz kazandırıcı bir uygulama olarak düşünülen talih oyunları bu madde île düzenlenmiş ve Turizm ve Tanıtma Bakanlığının uygun göreceği yerlerde T.C. Turizm Bankası A. Ş.nin doğrudan ve ya uygun göreceği kuruluş ve kişilerce oyun mahallerinin tesisi düşünülmüştür.
ISadece yabancı pasaport sahiplerinin dövizle yararlanabilecekleri bu salonların turizm ve güvenlik ba kımlarından tabj olacağı şartlarının bir yönetmelikle düzenlenmesi de öngörülmüştür.
(Madde 68. — Ülkemiz, başlıca turist gönderen ülkelere uçakla ulaşılabilecek bir konumdadır. Son petrol zamları, yabancı turistin özel otosu ile ülkemize gelmesini engellemekte, toplu ulaşım araçlan ile Türkiye'ye gelen yabancılar gezi programlarını, kiralayacakları otolarla gerçekleştirmek istemektedir.
Mevcut uygulamalara yasal bir dayanak getirmek ve ayrıntılarını da yönetmelikle belirtmek amacı ile bu madde düzenlenmiştir.
— Turizm bakımından önem ve önceliği Turizm ve Tanıtma Bakanlığınca belirtilerek, Bakan lar Kurulu Kararı ile sınırları ilan edilecek «Turizm Merkezleri» nin bir kısmında belediye teşkilatı bulunmayabilecektir. Hizmetlerin gereği gi'bi yürütülebilmesi için, nüfusa bakılmadan bu .yerleşme yerlerinde belediye ku rulması zorunluluk arz edeceğinden, bu maddeye Tasarıda yer verilmiştir.
/
— Dünyadaki uygulamalara paralel olarak, ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan ve önemli ölçüde döviz girişi sağlayan kredi kartları konusunun yasal bir dayanağa kavuşturulması bu madde ile sağla nabilecektir.
— Bu maddeyle, turizm işletmelerini düzenleyen ve 1953 yılında yürürlüğe konmuş olan 6086 sayılı Turizm Endüstrisini Teşvik Kanununun bu Kanun için 74 ncü maddede öngörülen yürürlük süresine uygun olarak yürürlükten kaldırılması öngörülmüş, ayrıca taparının 3 ncü maddesinin (b) bendiyle Turizm Da nışma Kurulu yeniden düzenlendiğinden mevout Turizm Danışma Kurulunun yer aldığı 265 sayılı Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Kanununun 15 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
— 6086 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1953 yılından günümüze kadar devam eden uygulama da, belgeli turizm işletmeleri bir yandan Turizm ve Tanıtma Bakanlığının, diğer yandan belediyelerin deneti mine ta'bi olmuş, bazı konularda bu iki kamu kuruluşu arasındaki ölçü ve değerlendirme farklılıkları, turizm işletmelerini olumsuz şekilde etkileyecek bir yetki karışıklığına yol açmıştır. j Bu sakıncaları ortadan kaldırmak amacı ile denetleme yetkilerinin belgeli turizm işletmeleri için Turizm ve Tanıtma Bakanlığına geçmesi yararlı ve zorunlu görülmüştür.
— Ekonomik sektörlerin tümünü belli oranlarda ilgilendiren ve özelliği nedeniyle geniş bir faa liyet alanını düzenlemek amacı ile hazırlanan bu Tasarının, teknik konuları tüzük ve yönetmelikle düzenlemeye bırakması normal karşılanmalıdır.
Mevcut durumdaki yasal boşluk ve belirsizliklerin daha uzun süre devam etmemesi ve bu Tasarının en az bir yıl içerisinde tam anlamıyla işlerlik kazanabilmesi için gerekli görülen tüzük ve yönetmeliklerin de, Ka nunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde tamamlanarak yürürlüğe konması kabul edilmiştir.
— Bu madde ile «Turizm Müessesesi Kuruluş Belgesi»!, «Turizm Müessesesi İşletme Bel gesi», «Özel Turizm Müessesesi Belgesi» ve «Profesyonel Turist Rehberliği Belgesi» sahiplerinin kazanılmış hakları korunurken, uygulamada karışıklıklara meydan verilmesini önlemek düşüncesiyle de, eski belgelerin bu tasarı ile getirilen yeni 'belgelerle değiştirilmesi şartı amaçlanmaktadır.
— 1615 sayılı Gümrük Kanununun 12 nci maddesine göre Türkiye Turing ve Otomobil Ku rumunun yürüttüğü işlemlerin T. C. Turizm Bankasına görev olarak verilmesi düşünülmüş, ancak Banka bu görevleri yürütecek tarzda teşkilablanıncaya kadar geçecek süre içerisinde görevin aksamaması anılan Kuromun göreve devam etmesi ve buna karşılık da bir pay alması öngörülmüştür.
— 6086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran bu Tasarının iki aşamada uygulamaya konması, mevcut düzenin korunabilmesi açısından gerekli görülmüştür.
— Bu madde ile yürütme yetkisi belirlenmiştir.