Kaynak: Millet Meclisi S. Sayısı 41 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
1. Giriş : Bugün Türkiye'de müspet bilimler alanında temel ve uygulamalı araştırmaların ge liştirilmesi amaciyle bir merkezî teşkilât kurulması gerekli görülmektedir. Bu hususu belirtmek üzere zamanımızda müspet bilimlerin cemiyet hayatındaki rolü, bilim için araştırmanın önemi, harb sonrası cemiyetlerinde bilimsel araştırmanın Devlet tarafından teşkilâtlandırılması ve mem leketimizdeki durum hakkında bâzı açıklamalarda bulunmak faydalı olacaktır.
a) Çağdaş cemiyetlerde müspet bilimlerin rolü :
Son üç yüzyıl içinde görülen başdöndürücü gelişme sonunda bugün artık milletlerin hayatın da müspet bilimlerin ya doğrudan doğruya, ya da dolayısiyle tesirlerini göstermedikleri hiçbir yer kalmamıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir milletin, bir yandan medeniyet seviyesindeki üstünlüğün belirtilmesi gibi en önemli mânevi dâvasında, öte yandan iktisadi kalkınmasının sağ lanması, sağlık ve refah seviyesinin yükseltilmesi ve millî savunma gücünün artırılması gibi en önemli maddi dâvalarında müspet bilimlerde ileri olup olmamak birinci derecede rol oynamakta dır. (*) Milletler ailesi içinde itibarlı bir üye muamelesi görebilmek için her şeyden önce gelen şart bilimde ve sanatta çağdaş seviyede olduğunu bütün dünyaya göstermiş olmak, yani gerek mâ nevi ve müspet bilimlerde, gerek güzel sanatlarda insanlığın müşterek mânevi hazinesine devamlı olarak bir şeyler katabilmektir. (**) Bu şart yerine getirilmedikçe hiçbir jeopolitik mülâhazası bir milleti askerî ve iktisadi bağlarla bağlı bulunduğu milletler topluluğunda ikinci sınıf bir üye ( * ) Doç. Dr. Orhan İçen : Türkiye'de matematikçi yetiştirilmesi hakkında bâzı düşünceler.
(**) Prof. Dr. Nazım Terzioğlu : Bir millî araştırma teşkilâtı kurulması hakkında düşünceler.
kalma kaderinden kurtaramaz, şurasını da (belirtmeliyiz iki, yirminci yüzyılda müspet bilimlerin geçir diği olağanüstü 'gelişme millî şeref 've itibarın kazanılması bakımından onları mânevi bilimler ve gü zel sanatlara ıgöre daiha da imtiyazlı (bir yere çıkarmıştır. iBuigün (meselâ (bir nobel mükâfatı kazanmış bir ilim adamı yetiştirmiş olmak bir (milleti dünyanın en itilbarh milletleri arasına sokmaya yetmekte, İbir Ihamlelde ona bütün insanlığın (hayranlık ve imrenme duygularını hediye etmektedir.
öte yandan zamanımızda müspet bilimler alanında çağdaş seviyeye erişmiş bir memlekette ikti sadi kalkınma /veya millî savunma dâvalarının istendiği ıgijbi çozülemiyeceği de bir .gerçektir. (*) «İBujgün ne ıBatı, ne de demirperde irnemleketleri arasında endüstriye tarım sahasında ileri olduğu halde (müspet bilimler alanında geri kalmış bir memleket gösterilemez. (Bilime dayarumıyan İbir endüs tri kopyacılıktan ibarettir, milleltlerarası rekabette benzerleri ile rekalbetten âcizdir. Aynı şey tarım için de doğrudur.» (Memleketin ihtiyaçları göz önünde ItutularaJk plânlanmış uygulamalı araştırmalar la devamlı olarak desiteklenmiyen bir tarım programının 'memleketin tabiî ikaynaklarrııı gereği gibi değerlendirebilmesi, yüksek verimli bir istihsal yapabilmesi beklenemez. (Meselâ İsrail'de bir tarım işçisinin elde ettiği mahsulle 13 kişiyi besliyebilmesine karşılık, Türkiye'de bu ısayının 1,25 i •geçme mesinde (**) başka âmillerle birlikte müspet bilim .seviyesinin de büyük rol 'oynadığımı şüphe yok tur. Nihayet bir devletin muhtemel düşmanlarına karşı kendisini koruyabilmesinin ancak ordusunu çağdaş bilimin en yeni buluşlarına dayanan ve hattâ doğrudan doğruya iharb esnasında geliştirilen teknik silâhlarla donatmasiiyle mümkün olabileceği İkinci Dünya (harbinde fiilen ispat edilmiştir. Şüp hesiz, küçük bir devletin çağdaş tekniğin roketler ve nükleer silâhları gibi en yeni ve en kudretli si lâhlarını kendisi yapması ımümlkün değildir. Ama onun büyük mıürttefiklerinden alabileceği bu silâh ları ıgereği ıgibi kullanabilmesi ive ıhattâ bunları iyi kullanılabileceği 'hakkında müttefiklerine güven verebilmesi için müspet bilim seviyesinin ileri olması şarttır.
b) Bilim içi araştırmanın önemi :
Müspet bilim alanında geri kalmış memleketler umumi efkârında yaygın bir kanaat vardır. Sa nılır ki bir bilim dalında sadece başka ileri memleketlerde yapılmış oilanları meselâ birçok kitap okuyarak öğrenmekle bilimde çağdaş seviyeye varılmış olur. 'Bu yanlıştır. Bir defa hiç olmazsa bâzı 'küçük araştırma temrinleri yapılmadıkça bir kitabın içindekilerinin veya bir hocanın anlat tıklarının iyice öğrenilmesine imkân yoktur. Sonra bu çeşit temrinlerle kitapların veya derslerin iyice hazmedildiği anlaşılsa, bile gene çağdaş 'seviyeye varılmış olamaz. Çünkü ders kitaplarına geçen bilgiler artık herkesin bildiği, klasikleşmiş tâbir caizse tarfhe ınalolmuş birtakım gerçek lerdir. Bu bilgilerin kütüpanelerde sağlanması ile yeni yeni hafızalara geçirilmesi sırasında in sanların bilgi hazine'sinin renginieşmesi bakımından hiçbir fark yoktur. Müspet bil'imle daima değişen, gelişen, büyüyen bir organizmaya veya! daha iyisi, bilinmiyen bir toprakta daima genişliyerek, irili ufaklı kollara ayrılarak ilerliyen bir ne'hire benzetilebilir. Her hangi bir za manda yazılan bir (kitap ancak bu nehrin o anda bulunduğu yeri 'anlatabilir. Daha 'kitabın ya zılması bittiği anda nehir çoktan bu bölgeyi aşmış gerilerde bırakmıştır. (Böylece çağdaş sevi yeye erişmek ancak araştırmalarla henüz bilinmiyen 'küçük büyük bâzı gerçekler bulup bunları başka milletlerin bilim adamlarına öğreterek bilim nehrinin akışına katılmakla olur. Bilimin yaratılma safhasındaki bu bilgi alış - verişi ders kitaplarında değil, fakat bilimsel dergilerde, kongrelerde, bilim adamlarının araştırmalarını anlattıkları ve tartıştıkları seminerlerde, 'ktollokyumlarda tâkibedilebilir. Ancak bu çalışmalara katılan bilim adamları çağdaş seviyeye erişmiş sayılabilirler. (Bir milletin çağdaş seviyede olduğu da başka ileri memleketlerdeki bilim adam larının bu memlekette yapılan bilim ve araştırmaları taki'betmeleri ve sonuçlarından faydalanmalariyle anlaşılır.
( * ) Doçent Dr. Fikret Kartal : «Türkiye'de müspet bilimlerin ve bunlarla ilgili bilim adamlarının az bir zamanda cfeliştirilmesi için neler yapılmalıdır.» (**) Süleyman Demirci (İsrail seyahati intibaları) Burada müspet bilimlerin (cemiyetteki rolü bakımından temel ve uygulamalı araştırmaların karşılıklı değeri üzerinde de durmalıyım. Bugün 'endüstri ve tarımda, tıpta ve askerlikte kulla nılan ve îbir yirminci yüz yıl cemiyetini »bir Ortaçağ 'cemiyetinden bu 'kadar derinden ayıran tek nik buluşlar hep uygulamalı araştırmalarla geliştirilmiştir. Bu bakımdan uygulamalı araştır maların millet hayatı için daha lönemli olduğu «anılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu çalış malar !hep temel araştırmalarla daha önceden bulunmuş tabiat 'kanunlarının işimize yarayacak bâzı sonuçlanın ıgeliştirmek şeklinde olur.
önce temel araştırmalar bilimde İlerlemeyi sağlar. Sonra uygulamalı araştırmalar bu ilerle menin cemiyet için faydalı yeni uygulamasını ortaya çıkarmaya çalışır. (Bu 'bakımdan temel araş tırmalar cemiyet hayatı için en faydalı bir yatırımdır. (*) Şu moktayı da iyice belirtmeliyiz ki bir temel araştırmanın amacı sadece henüz hilinmeyen bir tabiat kanunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu bilginin ilerde pratik bir faydası olup oknıyacağını temel araştırıcı düşünmez çünkü hangi konunun incelenmesi insanlık için daha faydalı olacaktır. Bu 'önceden kesin olarak kestirile mez. Bir ol'ay .grupunun kanunlarını iyice bilmeden bu olaylardan pratük faydalar sağlamaya çalışmanın pek verimli bir usul olmadığı buna karşılık hiçhir faydası 'olmıyacağı sanılan konu lardaki çalışmalarda, igünün birinde öğrenilen bir ıgerçekten insanlığın çok faydalandığı bilim tarihinden sayısıız 'Örnekle ispat edilebilir. Böylece insanlığa en fazla fayda sağlıyan yolun yine temel araştırıcıları kendi meraklanılın araştırma isteklerinin götürdüğü istikametlerde çalış makta serbest bırakmak ve ancak bir fayda sağlanacağı açıkça helli olan bir kanun 'bulunduğu zaman bu kanunla ilgili bir tekniği 'geliştirmek maksadiyle uygulamalı araştırmalar tertiple mek olduğu ibu'gün medenî memleketlerde kabul edilmektedir .Amerika'dan Rusya'ya kadar çe şitli idare sistemlerine sahip fakat bilim seviyesi ileri olan memleketlerin hepsinde temel araş tırıcılara bilimsel çalışmalarında tam bir 'hürriyet verilmekte, /gerek konularını seçişte, gerek hu konuyu işleyişlerinde tamamen serbest bırakılmaktadırlar. Uygulamalı araştırıcıları bağlı bulun dukları kurumların cinsine 'göre kionulanııı seçmekte daha az hürdürler. Fakat onlar da konu larında istedikleri igibi c/alişırlar, 'özet olarak olarak şunu söyliyebiliriz ki 'bugün, malî imkânlar ne olursa olsun 'bütün ileri 'memleketlerde uygulamalı araştırmalar yanında temel araştırmaları da önemli bir yeı* verilmekte, hu iki çeşit araştırmanın bir bütün teşkil ettiğine inanılmaktadır.
o) Harb sonrası devresinde bilimsel araştırmanın Devlet tarafından teşkilâtlandırılması, Millî Araştırma Kurumları :
'Müspet bilimlerdeki gelişmelerin millet hayatına ne .kadar derinden tesir ettiğinin ibilihassa İkinci Dünya 'Harbinde a'çıkca 'görülmesi Avrupa ve Amerikalı 'Devlet adamlarını şu kanaate vardı rmıştır.
«Müspet Ibilimleri .geliştirmeye çalışmak» Devletin görevleri arasındadır. (*) Müsbeıt bilimlerdo araştırmalar yapmak yalnızca Üniversitelerin ve başlıca münferit araştırma enstitülerinin kendi gayretlerine bırakılmamalıdır. Devlet aynca malî ve idari imkânlar sağlıyarak mevcut araştırıcıla ra yardım etmeli, sadece yardımın yetmediği sahalarda kendisi araştırma lâlboratuvarları veya enstitüleri kurarak araştırma faaliyetine katılmalı ve bütün memlekette yapılan araştırmaları, araştıncının fikir istiklâline ve çalışma hürriyetine dokunmadan mümkün okluğu kadar koordine etmelidir.
Bu anlayışla Ihaubten sonra hemen 'bütün Batı devletlerinde merkezî ilmî araştırma teşki lâtları kurulmuştur. Meselâ Norveç'te 1946 da bilimsel ve endüstriyel araştırmalar için 'Nor veç Kırallık Konseyi «adı ile yüksek seviyeli bir teşkilât kurulmuş ve bu konsey ıo zamandan beri gerek araştırıcı ilim adandan yetiştirerek gerek üniversitelerde seçilmiş 'bâzı araştırıcı projelerini destekMyerek ve yeni araştırma enstitüleri! açarak (Şimdiye kadar 11 tane açılmış) (*) Prof. Dr. Hikmet Binark : «Üniversitelerde ilmî araştırma.» {*) Uush : Beport to President Boosevelt, (Science, The Endless Frontier 1945).
Norveç'te müspet ilimlerde temel ve uygulama araıştımaları geniş ölçüde geliştirmiştir. Gene Norveç'te 1949 da bir tarım araştırmaları Korseyi», bir de «Müspet (Temel) ve Mânevi bilim ler için Araştırma Konseyi» kurulmuş ve bu konseyler de kendi alanlarımda faaliyet göstermiş lerdir.
İsveç'te daha harbten önceki devirde, tıp mânevi bilimleri sosyal birimler, tabiat bilim leri ve atom enerjisi için ayrı ayrı araştırma 'konseyleri kurulmuştur. Danimarka'da son za manlarda bir biliim ve araştırıma konseyi faaliyete geçmiştir. Hollanda'da 'birisi üniversitelerde temel araştırmalara yardım eden, öteki uygu! imalı aı aştırmalarla ilgilenen ve bu maksatla birçok enstitü açmış olan başlıca iki araştırma teşkilâtı (ZW : ve TNO) vardır.
Batı Almanya'da Mahallî idarelere bağlı bilimsel teşekküllerden başka başlıca üç federal teşki lât vardır. Bunlar içimde «DeuJtesche Forschungs geraeınscfat» bilhassa Üniversitelerdeki araştırma faaliyetlerine yardım eder ve araştırma bursları verir, «Max Plânek Gsclschaft» birçok yerlerde kendi araştırma enstitüleri olan Sbir teşkilâttır. «Deu tsehe Stiflterver'band» ise endüstrinin araş tırmalara yardım etmesini sağlar :
Fransa'da harbdcn sonra «Cem*.2 National de Reoherehes Soiontifiipues» adiyle, üniversite lerden ayrı büyük bir araştırma teşkilâtı kurulmuştur. Bu teşkilât hem üniversitelere yar dım etmeikte hem de kendi 'enstitülerinde araştırma yaptırmaktadır. Son zamanlarda ayrıca bakanlar seviyesinde bir «Bilim Politikasını Tanzim. Komisyonu» kurulmuştur.
İtalya'da, Fransa'daki teşkilâta benziyen bir millî araştırma konseyi vardır.
Kanada Millî Araştırma Konseyi de gerek üniversitelere yardım ve gerek kendi enstitülerin de araştırma suretiyle çalışan çok fi al bir teşkilât olarak gözükmektedir.
İngiltere'de 1951 de kurulmuş olan bir «Bilimsel ve Endüstriyeli Araştırma Dairesi» vardır.
Endüstriyle sıkı iş birliği halinde çalışan bu teşkilât bugüne kadar muhtelif endüsiri kolların da 50 kadar müşterek araştırma grupu kurmuştur. Ayrıca gene harbdcn sonra İngiltere'de bilimsel araştırma ile ilgili genel problemlerle uğraşmak üzere yükslek seviyede, bir «Danışma Kurulu» meydana getirilmiştir.
Amerika Birleşik Devletlerinde 1950 de «National Science Foundation» adlı merkezî bir teş kilât kurulmuştur. Teşkilâtın başlıca görevleri müspet bilimlerde temel araştırmaları ve eği timi geliştirecek bir millî politikayı tanzim ve teşvik etmek; matematik ve tabiî bilimler, tıp ve mühendislikte bilimsel araştırma potansiyelini artıracak araştırmaları ve programları des teklemek, millî savunma ile ilgili araştırmaları teşvik «tmek, bu bilimler allanmda da her çeşit burslar vermek, federal hükümete bağlı çeşitli kurumlarda yapılan araştırmaların kritiğini yapmak, v. s. gibi şeylerdir.
Görülüyor ki, bugün hemlen bütün Batı dünyası devletlerinde müspet bilimlerdeki araştırma lara Devlet yardımını sağlıyan birçok mierkezî teşkilât bulunmaktadır. İki büyük milletlerara sı kuruluşa ait iki yeni vesikada da bu husus belirtilmekte ve bütün devletlerin gecikmeden bu yola gitmıeleri tavsiye edilmektedir. Bunlardan birisi:
1960 da yayınlanan NATO Fen Komitesi raporu (*) öteki de Aralık 1960 ,da Kahire'de toplanan UNESCO Rejiyonal Konferansının raporudur. (**) NATO devletlerinde müspet bilimlerin gelişmesini hızlandıracak çare ve tedbirleri düşün mek için toplanan ve birçok tanınmış Avrupalı vo Amerikalı bilim adamlarını içine alan NATO Fen Komitesi inceleme grupu verdiği raporda ilk olarak şunu tavsiye etmektedir. «Bü tün Batı devletlerinde temel ve uygulamalı bilimlerin desteklenmesi ve müspet bilim eğitimin de istenen nitelik ve niceliğin sağlanması ile meşgul olacak bir veya birkaç bilim konseyi veya teşkilâtı bulunmalıdır. Bu kuruluşları yöneten kurulların yürütme yetkileri olmalı ve içlerinde icra kabiliyeti bilinen bilim adamları bulunmalıdır.» (*) «înercasing the fefectiveness of Westem Science.» Fondation Unuversitaire, Bruss<us, (**) «Kadire Konferansına ait rapor», UNESCO Türkiye Millî Komisyoncu, 1961 M. Meclisi ( S. Sayısı : 4 1) _ 5- Orta - Doğu'da bilimsel iş birliğini ve araştırmaları kolaylaştırmak amaciyle Aralık 1960 da Kahire'de toplanan ve Türkiye ile Orta - Doğu memleketlerinin katıldığı UNESCO Rajiyonal Konferansı da, hükümetlere tavsiye etmeye karar verdiği hususlar arasında ilk olarak «Üye devletlerin her birinde temel ve uygulamalı bilimsel araştırmaları teşkilâtlandırmak, kuvvetlen dirmek ve koordine etmek amaciyle ve milletin ekonomik, sosyal ve entellektüel bakımdan ge lişmesini sağlamak maksadiyle yapılacak araştırmaları teşvik etmek için merkezî bir organiz manın kurulmasını söylemiştir. Bu teşkilâta tüzel kişiler ve malî özellik verilerek Başbakan lığa bağlanmasını, esas ittibariyle bilim adamlarından ve mütehassıslardan teşekkül» etmesini, görevini yerine getirmeye yetecek bir bütçesi olmasını tavsiye etmiş; başlıca görevleri arasın da da hem mevcut araştırma kurullarına yardım, hem de millî ihtiyaç için gerekli alanlarda yeni araştırma enstitüleri açmayı göstermiştir. Ayrıca üye devletlerin her birinde temel ve uygula malı bilimsel araştırmalar için sarf edilen paranın sürekli bir şekilde artırılarak kısa zaman da millî gelirin hiç. olmazsa % 1 ine çıkarılmasını tavsiye etmiştir.» NATO İnceleme Grupunun bu maksatla teklif ettiği oran ise % 2 dir.
Burada UNESCO Türkiye Millî Komisyonunun 1953 senesinden beri Konsey konusu üze rinde durduğunu (*) ve o tarihten beri muhtelif vesilelerle hazırladığı raporlarda Türkiye'de bir Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu kurulması lüzumunu belirttiğini de ifade etmeliyiz.
Profesör Besin Tanyeli'in (**) 1964 te ve Prof. Hikmet Binak'm (***) yine bu konuda 1960 ta yayınlanmış yazılarında benzer şekilde birer teşkilâtın kurulması lüzumu savunulmaktadır. Keza Prof. Dr. Cengiz Ulııçay ile Prof. Dr. Baihattin Baysal'm bir yazısında da ibir merkezi teşkilâtın benzer görevleri olması ileri sürülmektedir. (****) Sonuç olarak söyliyeibiliriz ki, gerek Batı devletlerindeki mevcut teşkilâtın gözden geçirilmesi, gerek NATO ve UNESCO gibi milletlerarası kuruluşların raporlarının incelenmesi memleketimiz de müspet bilimler sahasında temel ve uygulamalı araştırmaların geliştirilmesi ile uğraşarak bir merkezî teşkilâtın kurulması zamanının geldiğini göstermektedir.
d) Türkiye'de müspet bilimler alanındaki araştırma çalışynalarının yakın geçmişteki ve bugün kü durumu : \"?7 \ Bir bilimsel araştırma kurumunun Türkiye'de en tesirli, bir şekilde nasıl çalışabileceğini düşün mek için önce memleketimizde 'bilimsel araştırmanın bugünkü durumu ve bilhassa araştırıcılarımı-, zın karşılaştığı güçlükler üzerinde bir parça durmak muhakkak ki, lüzumludur.
Bilimsel araştırmalar her memlekette başlıca üniversitelerde ve 'bâzı özel veya resmî kurumlar da yapılmaktadır. Memleketimizde müspet 'bilimlerde araştırma yaptıran ilk kurumun 1934 te İs tanbul'da eski Darülfünun yerine kurulan Üniversite ile ortaya çıktığını söylemek bir mübalâğa sayılmaz. Bilim tarihimizi en iyi incelemiş olanlardan biri olan Dr. Adnan Adıvar'ın -bir yazısında belirttiği (*****) gibi, 1934 ten önce faaliyette bulunan yüksek öğretim kurumlarımızı sadece Öğ retim yapan birer meslek okulu, şeklinde kabul etmek gerektir. İstanbul Üniversitesi kurulduk tan sonra ise burasını kısa zamanda milletlerarası ölçüde temel araştırmalar yapılan 'bir merkez haline getirmek için ciddî gayret sarf 'edilmiştir. Bu maksatla foir yandan müspet 'bilimlerde dok tora yapmak üzere dış memleketlere imtihanla öğrenci gönderilmiş, öte yandan milletlerarası şöh reti olan bâzı bilim adamları Üniversiteye profesör olarak çağrılmış. Bilhassa Nazi Almanyasından kaçan çok değerli bâzı (bilginler bu daveti kabul ederek Türkiye'ye gelmişler İstanbul Üniver- (*) : «Türkiye'de bir Bilimsel ve Teknik Araştırma Konseyi kurulması hakkında rapor» :
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, 1960.
(**) : Prof. Dr. Besin Tanyel: «Müspet bilimlerde bir hamle yapmak zorundayız.-» Bilgi Der gisi, Eylül 1954.
(***) : Prof. Dr. Hikmet Birank :
(****) : Prof. Cengiz TJluçay - Prof.. Dr. Bahattin Baysal :
(*****): Dr. Adnan Adıvar: «Yeni Türkiye'de Bilim», Yeni Ufuklar Dergisi Aralık - Ocak 1961.
M. Meclisi ( S. Sayısı : 4 1) sitesinde serkeşçe araştırmalarına devam 'etmişlerdir. Yabancı memleketlerde doktora yaptıktan sonra dönen genç Türk bilim adamlarının ;bu öğretmenlerle birlikte çalışmaları, araştırma yapma ları ile İstanbul Üniversitesinde birkaç yıl içinde çağdaş seviyeye hiç olmazsa bâzı konularda eriş miş bir bilim muhiti ortaya çıkmıştır. 10 - 15 sendik bir devreye sığan bu araştırmalar büyük keşifler doğurmamışlarsa da meselâ matematikte ve tıpta dünya bilim efkârının bir dereceye ka dar ilgisini çeken bâzı buluşlara yol açmışlar, orijinal yazılar ihtiva eden muntazam bilim dergile rinin yayınlanmasına imkân vermişler ve en önemlisi, bu çalışmalara artan bir hızla devam edildi ği takdirde kısa zamanda Türkiye'de müspet bilimler alanında büyük keşifler yapılabileceğine her kesi inandırmışlardır. İlk önce İstanbul Üniversitesinde uyandırılan! bu araştırma havası sonradan İstanbul Teknik Üniversitesine ve Ankara Üniversitesine de geçmiş, bu Üniversiteler de gerek te mel, gerek uygulanacak konularda orjinal yayınlar yapmaya başlamışlardır. Ne yazık ;ki, yeni uyanan bu araştırma,zihniyeti yetişmiş eleman azlığı sebebiyle, Üniversite idarelerine hâkim ola cak kadar genişliyememiştir. Bugün gerek Üniversitelerimizde ve ıgerek MTA Enstitüsü, Hıfzıssıhha Enstitüsü gibi Devlet enstitülerinde yapılan temel ve uygulamalı araştırmaların Türkiye gibi nüfusu 30 milyona yaklaşan, gayılsâfi millî geliri 50 milyarı bulan bir Avrupa Devleti için beklenen ve istenen genişlikte ve derinlikte olmadığı açıktır.
Bugünkü acıklı durumu bir an önce değiştirmek için uğraşacak bir Araştırma. Kurumu teşkili çareleri düşünürken, hem mânevi,