Osmanlı medresesi, çağa uyma dirayetini gösteremediğinden ülkemizde yükseköğretim Batıdan aktarılan modeller üzerinde kurulmuştur. Bunlardan ilki 1773 de Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından kurulan Mühendishaneyi Bahriyi Hümayun veya bugünkü deyimi ile Deniz Harp Okuludur. Hemen onun ardından, 1792 de Topçu Okulu, Mühendishaneyi Berriyi Hümayun adı ile kurulmuş ve bunları sırasıyle, 1827 de Mektebi Tıbbiyeyi Şahane, 1834 de Harbiye, 1859 da Mülkiye, 1863 te Darülfünun, 1883 de Mühendis Mektebi ve 1889 da Ticaret Mektebi takip etmiştir. Bu yükseköğretim kuruluşları daha ziyade Fransa'dan esinlenerek kurulduklarından, genellikle, eleman yetiştirdikleri bakanlıklara bağlı durumlarını yakın zamana kadar mu hafaza etmişlerdir.
Kıta Avrupasında yükseköğretim, üniversitelerin içinde ve dışında olmak üzere iki farklı yolda geliş miştir. Bu farklılık en çok Fransa'da belirgin bir durum kazanmıştır. Bu ülkenin yüksekokulları, bir çok hallerde üniversitelerden de itibarlı bir nitelik, taşımaktadırlar. Diğer Avrupa ülkelerinde ise hernekadar üni versiteler dışında yükseköğretim oluşmuş ise de, bu kuruluşlar adları ne olursa olsun bir süre sonra üniver site statüsüne kavuşmuş bulunmaktadırlar. Üniversiteler dışında yükseköğretim kuruluşlarına yönelme bilhas sa teknik, tarım, tıp ve öğretmenlik gibi meslek dallarında kendini göstermektedir. Zamanla bu kuruluşlar diğer meslek dallarını da içlerine alan ıbir gelişmeye yönelmişlerdir.
Türkiye'deki gelişme uzun süre Kıta' Avrupası paralelinde olmuştur. Cumhuriyet döneminde Yüksek Mü hendis Mektebi, Yüksek Ticaret Mektebi, Yüksek Ziraat Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi ile Siyasal Bilgiler Okulu, üniversite dışında bulunmakla beraber ondan geri kalmayan bir niteliğe sahip olarak faaliyet lerini sürdürmüşlerdir. Bu arada, bu kuruluşların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmaları yolunda bazı adım lar atılmıştır. Daha önceleri Yüksek Mühendis Mektebi Bayındırlık Bakanlığına, Yüksek Ticaret Mektebi ise İktisat Bakanlığına bağlı bulunuyorlardı. Bu girişim, Tevhidi Tedrisat Kanununun yükseköğretim alanına da uygulanması anlamını taşıyordu. 1944 yılında da Yüksek Mühendis Mektebi İstanbul Teknik Üniversite sine dönüştürülmüştür.
1946 yılında 4936 sayılı Kanunla üniversitelere özerklik verilmiş, daha önceleri yönetmeliklerle düzen lenen üniversite faaliyeti kanunla belirlenmiştir. Bu aşamada Yüksek Ziraat Enstitüsü 3 fakülte halinde. Si yasal Bilgiler Okulu da fakülte olarak üniversite camiasına katılmışlardır. İstanbul'daki Yülcsek Ticaret Okulu bu girişimin dışında kalmıştır. Üniversitelerin bilhassa maddî bakımdan kazandıkları imkânlar, onlar için cazip bir ortam yaratmıştır. Üniversite dışında kalanlar kısa süre sonra bunun farkına vararak, hatayı tela fi yoluna gitmişlerdir. Üniversitelerde akademik kariyer kurulmuş ve bu yolda unvan kazananlar, diğer yükseköğretim kuruluşlarının elemanlarını kendilerinden farklı görmeye başlamışlardır. O zaman 7334 Sayılı Kanunla İktisadî ve Ticari İlimler Akademileri kurularak bir telif etme yolu bulunmuştur. Bu kuruluşlar üniversitelerin bütün imkânlarınla sxhip olacaklar, adları ise üniversite olmayacaktı. Eğer, 13 yü önoe İstan bul'daki Yüksek Ticaret Mektebi de üniversite camiasına alınmış olsaydı, sonraları üniversite - akademi sür tüşmesi olarak bilinecek olan olumsuz gelişmelere lüzum kalmayacaktı.
Bu arada bir gelişme daha vukubulmuş, ara insangücü yetiştirmek üzere kurulan Yıldız Teknik Okulu, teknüc personelin 1950'lerde aranır nitelik kazanmasından yararlanarak yükseköğretim kuruluşu düzeyine ulaşmıştır. Bu gelişme Almanya ve İngiltere'de de aynen görülmüştür. Bu ülkelerde de meslek okulları yük seköğretim düzeyine tırmanmış, İngiltere aynı yıllarda bunların 35 ini üniversiteye dönüştürmüştür. Bizde de ortada akademi modeli bulunduğundun bir süre sonra 1184 Sayılı Kanunla 1969 da Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademileri kurulmuş ve böylece yükseköğretim ortamına bir yeni grup daha katılmıştır. Bu arada Güzel Sanatlar Akademisi de diğer akademilerin statüsüne kavuşturulmuştur.
Başta öğretmen okulları olmak üzere, diğer yükseköğretim kuruluşları da faaliyetlerini sürdürürlerken, akademi modelini benimsemişlerdir. Öte yandan akademiler, üniversite olmak için çaba harcamaya başlamış lardır. Artık, yükseköğretimdeki bu çok başlılığın sona erdirilmesi zamanı gelmiş ise de bunların tümünü üni versite çatısı altında toplamak kolay olmamış, Ege Üniversitesinin böyle bir teşebbüsünü Anayasa Mahkeme si iptal etmiştir. Bu ortam mevcut bulunduğu sürece olumlu bir aşamaya ulaşılamamış, Î2 Eylül'den sonraki ortam, yükseköğretime çağdaş bir yapı getirme imkânını sağlamıştır.
Bunun için, yükseköğretimi 'batı ülkelerindeki gelişimi göz önünde tutularak eşit öğrenim süresinde farklı düzey yanılgısından kurtulabilmek ve bütün yükseköğretim kuruluşlarını aynı ortamda toplayabilmek esas ola rak alınmıştır. Halen, ortaöğretim üzerinde en az 4 yıllık lisans öğretimi sürdürdükleri halde üniversiteler, akademiler ve yüksekokullar halinde bulunan kuruluşların, üniversiteler içinde toplanmaları öngörülmüştür.
Bu arada üniversitelerin yeniden düzenlenmesi yapılırken, şimdiye kadar olduğu gibi bunların birer yüksek öğretim kurumları topluluğundan çok, bir bütünlük yansıtması için ilkeler geliştirilmiş ve bir üniversitenin, Fen ve İnsanî Bilimler Fakültesi temeli üzerinde kurulması zorunluluğu getirilmiştir.
Fakülteleri» oluşumunda, aynı alanın çeşitli dallarının bir araya getirilmesi suretiyle bütünleşme ilkesi benimsenmiştir. Bu amaçla İstanbul Teknik Üniversitesi dışında bütün üniversitelerdeki Mühendislik Fakülte leri, İstanbul Üniversitesi dışında bütün üniversitelerdeki İktisadî ve İdarî Bilimler Fakülteleri bir tek fa külte içinde toplanmıştır. Mevcut akademilerin üniversite camiasına katılmaları da bu ilke çerçevesinde ger çekleşmiştir. Bu arada 4 yıllık Yükseköğretmen Okulları Eğitim Fakültelerine, 2 yıllık Eğitim Enstitüleri de Eğitim Yüksekokullarına dönüştürülerek, üniversitelere bağlanmışlardır.
Uygulama alanına ara insangücü yetiştirmek üzere Yay-Kur içinde kurulmuş bulunan 48 meslek yüksek okulu, üniversite rektörlüklerine bağlanmıştır. Gelişmiş ülkelerde yükseköğretime talebin büyük bir kısmını yükümlenen ortaöğretimden sonra 2 yıllık yükseköğretim, ülkemizde de büyük bir önem taşımaktadır. Bu kuruluşların yükseköğretim camiasına alınmaları, üniversitelerin bunlara katkılarını artıracaktır. Diğer ta raftan kanuna konulan bir hükümle, Kamu kuruluşlarının tesis ve elemanlarından bu okulların yararlanma sı öngörülmüştür.
Üniversitelerdeki lisansüstü öğretim, enstitüler tarafından yürütülecektir. Sosyal, Teknik ve Tıp alanında kurulmuş bu enstitüler lisansüstü öğretimin yürütülmesini yüklenmekle beraber, dersler fakültelerdeki bölüm lerin öğretim üyeleri tarafından verilecektir. Bu enstitülerin kurulma amacı lisansüstü öğretim üzerinde mer kezî bir gözetim sağlamaktır. Bunların dışında kadrosunda öğretim üyesi bulunan ve disiplinler arası lisans üstü öğretim yapan enstitüler de kurulmaktadır.
Böylece yükseköğretim alanı, birbirinden ayrı ve bağımsız disiplinler yerine ortak amaçlı, birleştirici ve merkeziyetçi bir yapıya kavuşturulmaktadır.
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLÂTI HAÎKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME