Tasarı/teklif madde 42
«Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler.»
Kaynak: Danışma Meclisi S. Sayısı 349 · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Bu kanunda tasarı metni belgede okunamadığı için numaraların yürürlükteki metinle örtüştüğü doğrulanamadı; yanlış maddeye bağlamamak için gerekçeler tasarıdaki sırasıyla, bağlanmadan verilmiştir.
Çağımızda, «Refah Devleti» kavramının benimsenmesi ile, sosyal hizmetler Devletin sorumluluğu altına girmiştir. Devletin sorumluluğunu yüklendiği sosyal hizmetler; ülkelerin ulusal kalkınmalannda önemli ve etkili bir rol oynamaktadır. Günümüzde etkili kalkınma ancak 'birbirlerini tamamlayan ekonomik ve sosyal yönler arasmda denge kurabildiği takdirde gerçekleşebilir. Çünkü ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme yalnız birbirini tamamlayan süreçler olmayıp, kalkınma sürecinin birbiriyle ilgili parçalarıdır. Toplumda oluşmaya başlayan ve devam eden ekonomik ve sosyal kalkınma, beraberinde yararlarla birlikte, yeni ihtiyaç lar ve sorunlar da getirmektedir. Sosyal değişmeyle ortaya çıkan bu ihtiyaç ve sorunların çözümlenmesi ve önlenmesinde, sosyal politikanın Önemli bir unsuru olan sosyal hizmetler etkili bir rol oynamaktadır. Bu hizmetlerin hedefi aile yaşamını güçlendirmek, sosyal ve ekonomik yoksunluk içinde bulunan kişileri Dev letin koruyucu şemsiyesi altına almak, değişen şartlara bu kişilerin uyumunu sağlamak ve artan ulusal kay nakları halkın refahına yöneltmektir.
Devletin sorumluluklarından biri olan sosyal hizmetlerin, düzenli bir biçimde ve ulusal kalkınma hedef lerine uygun olarak düzenlenebilmesi için, belirli bir politikanın kabul edilmesi gerekmektedir. Böyle bir politikanın genel çerçevesi çoğunlukla ülkelerin Anayasalarında belirlenmiştir.
Nitekim ülkemizde de sosyal hizmetlere ilişkin politikamızın en önemli etkeni olan Anayasamızın bu alandaki hükümlerine bakılacak olursa, bu hükümlerin sosyal hizmetleri, bütün ruh ve anlamıyla kavradığı görülecektir. Anayasamızda öngörülen sosyal hizmetlerle ilgili genel amaçlar aşağıdaki maddelerle ifade edil miştir :
Anayasa, başlangıç bölümünde «İnsan hak ve hürriyetlerinin, millî dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk Devletini bütün hukukî ve sosyal temelleri ile kurmak» gaye ve ilkesi belirlenmiştir. Buna göre hukukî ve sosyal temelleri ile kurulmakta olan Devletin ulusal dayanışmayı, sosyal adaleti, kişinin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmesi ve güvenlik aÜtına alması Anayasanın esaslarındandır. 2 nci maddesinde «T.C., insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan millî, demokratik, laik ve sosyal bir hu kuk devletidir.» hükmü vardır.
10 uncu maddede ise «Devlet ... fert huzurunu, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşamayacaik surötte sınırlayan siyasî, iktisadî ve sosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar» denilmektedir. Buna göre insanın maddî ve manevî varlığının geliş mesi için gerekli şartları hazırlamak Devletin görevleri arasında sayılmaktadır. Nitekim 14 üncü madde «Her kes, yaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirme haklarına ve kişi hürriyetine sahiptir» denilmekte, aynı ko nu kişinin halkları yönünden de ifade edilmektedir.
35 inci madde, ailenin korunması ile ilgili olarak şu önemli hükmü getirmektedir : «Aile Türk toplu munun temelidir. Devlet ve diğer kamu tüzelkişileri, ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli ted birleri alır ve teşkilatı kurar.» Sosyal yaşamın düzeni ise 41 inci maddede ele alınmakta ve şöyle denilmektedir : İktisadî ve sosyal hayat adalete, tam çalışma esasına ve herkes için insanlık haysiyetine yaraşır ve yaşayış seviyesi sağlan ması amacına göre düzenlenir. İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek;
bu maksatla, millî tasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkınma plânlarını yapmak Devletin ödevidir.
42 nci ve 43 üncü maddelerde çalışma ve çalışanların korunması ile ilgili şu hükümler bulunmaktadır:
«Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler.»
«Kimse, yaşına gücüne ve cinsiyetine uygun olmayan bir işte çalıştırılamaz. Çocuklar, gençler ve kadınlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunur.» Günümüzde gelişmekte olan ve ileri toplumlarda çok önemli bir yer tutan sosyal güvenlik ve sosyal yardımlarla ilgili olarak 48 inci madde de «Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için Sosyal Sigortalar ve Sosyal Yardım Teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir.» denil mektedir, 49 uncu madde ise sağlık ve yoksul ailelerin konut sorunları ile ilgilidir : «Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbî bakım görmesini sağlamakla ödevlidir. Devlet, yoksul ve dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayan tedbirleri alır.» Yukarıda 'belirtilen Anayasa maddelerinin hükümleri ışığında ve kalkınma planları hedeflerine uygun olarak ulusal sosyal hizmetler politikasının saptanmasında katkıda bulunacak, sosyal hizmetlere ilişkin programları hazırlayacak, uygulayacak, standartları saptayacak ve çeşitli faaliyetler arasındaki gerekli ko ordinasyonu sağlayacak kapasite ve yetkide bir kurumun biran önce kurulması gerekmektedir. Böyle bir kurumun kurulması Devletin üzerine almış olduğu sorumluluğu ve sosyal hizmetler alanındaki önderliğini yerine getirmesine olanak sağlayacaktır.
Sosyal hizmetlerin tarihçesi Batı dünyasında feodal devlet yapısının çökmesi ve arkasından endüstri devriminin ortaya çıkardığı sefa let ve diğer kişisel ve aileye ilişkin sorunlar, sosyal yardımlara duyulan ihtiyacı artırmıştır. Sosyal yardımlar, başlangıçta kiliselerin mahallî idarelerin ve endüstri devriminden sonra da devletin 'benimsediği ve düzen lediği hizmetler haline gelmiştir.
Ülkemizde ise, diğer islâm ülkelerinde de görüldüğü gibi sosyal yardım asırlarca islâmiyetin sosyal adalet ilkesine dayalı din emirlerinde ifadesini bulmuş Osmanlı İmparatorluğu devrinde de vakıflar şeklinde ortaya çıkmıştır. Vakıflar aracılığı ile yoksullara, kimsesiz, dul ve yetimlere, sakatlara sosyal yardım yapma bir gele nek halinde devam etmiştir.
Endüstri devriminin ortaya getirdiği ekonomik ve toplumsal gelişme, diğer ülkelerde olduğu gibi yurdu muzu da etkilemiş ancak sosyal yardımları karşılayan vakıf ve hayratlar bu değişmeye ayak uydurmamış, devlet eskiyen ve etkisini giderek kaybeden bu kuruluşların yerine yenilerini getirme çabalarına girişmiştir.
Bunun sonucunda devlet, ulusal ve yerel düzeyde hizmetler başlatmış bazı hayırsever vatandaşlar da bir ara ya gelerek vakıf ve hayratlara paralel gönüllü kuruluşlar kurmaya başlamışlardır.
1893 yılında dilenciliğin önlenmesi için «Teseülün men'ine dair nizamname» çıkartılmış, İstanbul'da kim sesiz sakatların bakımı için Darülaceze 'kurulmuş, 1909 da çıkartılan «'Serseri ve Mazanna'i Sû Eşhas» Kanunu ile serseri durumunda olan ve çalışabilecek güçte olduğu halde dilencilik yapanların çalıştırılması için zorunluluklar getirmiştir.
Korunmaya Muhtaç Çocuklarla ilgili ilk adım. Mithat Paşanın Tuna Valisi iken bu bölgede açtığı ıslah hanelerle atılmıştır. Daha sonra korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili olarak 'devlet tarafından, Maarif Nezareti bünyesinde Darüleytamlar kurulmuştur. Birinci Dünya Savaşının sonuna doğru Daruleytamların sayıları art maya başlamış işleyişleri sanat öğretimine dönüştürülmeye yönelmiştir.
Daruleytamların kurulması, buralarda şehit çocuklarının bakımı ve yetiştirilmesi, bu kuruluşların malî fi nansmanı için «Evlâd-ı Şüheda» adlı yeni bir vergi konulmuştur.
Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da kurulan Millî Hükümet, Darüleytarnları Maarif Vekâletinden ala rak Sıhhiye Vekâletine 'bağlamış ve Darüleytam Talimatnamesini hazırlayarak yürürlüğe koymuştur.
Meşrutiyet devrinde kurulan Darüleytamlar bu devrin birbirini takip eden harplerinde şehit düşenlerin, göçmen ve mültecilerin yetimlerini yetiştirmek ve ülkeye yararlı birer unsur olarak kazandırmak hususunda rol oynamıştır. 'Barışın sağlanması ve vatanın kurtarılması ile tarihî görevini tamamlayan bu kurumlar Millî Eğitim Bakanlığına şehir ve köy yatılı okullarına çevrilmesi kaydıyla devredilmiştir. Ancak teşkilatsızlık ve olanaksızlıklar nedeniyle Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmeyerek yerel yönetimlere bırakılan bu kurumlar amaca uygun bir faaliyet göstermeyerek tarihe mal olmuşlardır.
Ülkenin geleceğini oluşturan çocukların korunması ve bunlara hizmet verilmesi Devletin asıl görevlerin dendir. Cumhuriyet devrinde 1926 yılında yürürlüğe giren Türk 'Medenî Kanunu çocukların haklarının ko runması ile ilgili hükümlere de yer vermektedir. Türk Medenî Kanunu hükümlerinin yanısıra 1940'ların son larında, Korunmaya Muhtaç Çocukların korunması ve yetiştirilmesi gibi millî bir davanın tüm ülkeyi kap sayan bir programla Devletçe ele alınması ve tek bir Bakanlığın sorumluluğu altında ve çocuğun korunma sını zorunlu kılan nedenleri gidermeye yönelen sosyal yardım mahiyetindeki 'diğer ilgili hizmetlerle bir ara da yürütülmesi gerekli görülerek, bu çocuklar için özel bir kanun çıkartılması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Ni tekim, Korunmaya Muhtaç Çocuklar hakkındaki mülga 5387 sayılı kanun tasarısı ve gerekçesi, bu ihtiyaçtan kaynaklanarak 1949 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve bu hizmetin yürü tülmesi tasarıda Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına verilmiş ancak T.'B.M. Meclisinde görüşülürken o günün şartları göz önünde tutularak 0 - 6 yaş grubundaki çocukların bakılıp yetiştirilmeleri Sağlık ve Sos yal Yardım Bakanlığına ve 7 - 18 yaş grubundaki çocukların yetiştirilmeleri de Millî Eğitim 'Bakanlığına bırakılmıştır. Daha sonra iki Bakanlık tarafından hizmetin müştereken yürütülmesinde görülen türlü aksak lıklar, hizmetin parçalanması, ödenek yetersizliği ve özellikle çocukların korunmasıyla ilgili teşkilâta yer verilmemiş olması nedeniyle ve bunların yanısıra, Millî Eğitim Bakanlığının yoğun iş yükü karşısında türlü yönleri olan ve ancak öğretim açısından Millî Eğitim Bakanlığını ilgilendiren Korunmaya Muhtaç Çocuk konusunun bu Bakanlığın genel hizmetleri ve sorumluluğu arasından çıkarılarak beldevi hizmetler kapsamı içinde Belediye Kanununa göre kurulacak «Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birliğine» bırakılması 1956 yılında toplanan «Danışma Kurulu»na Millî Eğitim Bakanlığınca getirilmiştir. Bu sorunu çözümlemek amacıyla hazırlanan tasarı 25.5.1957 tarihinde 6972 sayılı «Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun» adıyla kanunlaşmış ve hizmet illerde kurulacak «Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birliği»ne devredil miştir. Ancak, Kanun çıkarılırken Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı 1949 yılındaki görüşünde ısrar et miş ve bu görüşü savunarak hizmetin tek bir Bakanlıkta toplanmasını istemiştir. Bugünkü durumda bu görüşü hâlâ geçerli kılmaktadır.
Korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili çalışmaların yanısıra Cumhuriyet devrinde çıkarılan tş Kanunu ve Sosyal Sigortalarla ilgili kanunlarla kurulan 'kurumlarla işçiler için sosyal güvenlik haklan sağlanmaya çalı şılmış ve geniş halk kitleleri sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınabilmiştir. Ancak sosyal sigortalarla ilgili olarak yerine getirilen çalışmaları bir bütün halinde kapsayan «sosyal güvenlik» hizmetinin yanısıra yurt taşların sosyal ve ekonomik yoksunluk ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek geniş kapsamlı sosyal hizmetler ye terince geliştirilememiştir. Bununla birlikte sosyal sigorta dışında kalan yoksul hastaların hastanelerde para sız bakımları yapılmaya, ülke çapında kurulan Kızılay, Yardımsevenler, Çocuk Esirgeme Kurumu, Ulusal Verem Savaş Derneği gibi gönüllülerce sosyal yardım hizmetleri verilmeye başlanmıştır. Bu kuruluşlar Dev- _ 4 — letten de yardım alarak hizmeti yaygınlaştırma gayreti içine girmişlerdir. Ancak, gönüllü kuruluşların yap tığı hizmetler değişen sosyal koşulların ortaya çıkardığı ihtiyaçları karşılamaktan uzak kalmış, sosyal ve eko nomik yönden yoksunluk içinde bulunan özel ihtiyaç gruplarını kapsayacak bir sosyal yardım ve hizmet sis temine sahip olunamamıştır.
1959 yılında, tüm alanlarda, sosyal hizmetleri düzenlemek üzere öneriler getirmek, bu alanda eğitim ve araştırma yapmak üzere 7355 sayılı Kanunla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı «Sosyal Hizmet ler Enstitüsü» kurulmuştur. Bu kanunla, sosyal hizmetler alanına profesyonel meslek elemanı yetiştirmek üzere de 1961 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi açılmış ve sosyal hizmet eğitimi verilmeye başlanmıştır.
1963 yılında 225 sayılı Kanunla «Hertürlü sosyal yardım ve sosyal güvenlik hizmetlerini düzenlemek, korunmaya muhtaç çocuklarla, sakatların ve ihtiyarların bakım, yetiştirilme ve rehabilitasyonu ve çalışma gü cünden yoksun fakir kimselerin sosyal güvenliğini sağlamak ve Sosyal Hizmetler Enstitüsünün idarî ve bilim sel işlerini kovalama ve denetimini yapmakla» görevlendirilen Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olarak kurulmuştur.
Sosyal hizmetlerin bugünkü durumu Ülkemizdeki Sosyal Hizmetler halen ' çeşitli resmî ve gönüllü kuruluşlar arasında dağınık bir biçimde yerine getirilmektedir. Toplum içinde çeşitli ihtiyaç gruplarına yönelen sosyal hizmet programları ne nü fusun tümünü kapsamakta ne de yöneldikleri gruplardaki her bireye ulaşabilmektedir. Bu hizmet alanlarını kısaca gözden geçirdiğimizde 'bugünkü ihtiyaçlar ve hizmetin durumu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
Çocuk refahı hizmetleri :
Çocuk refahı alanında önemli bir yeri «Korunmaya Muhtaç Çocuklar» kapsamaktadır. Korunmaya Muhtaç Çocuklara götürülen hizmetler çeşitli resmî ve gönüllü kuruluşlar arasında bölünme göstermekte, büyük bir idarî ve malî sıkıntının varlığını aksettirmektedir.
1957 yılında yürürlüğe giren 6972 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun hükümleri uya rınca, korunmaya muhtaç çocukların yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri, temelde îl Özel İdarele ri ile Belediyelerin illerde müştereken kuracakları birliklerin sorumluluğuna verilmiş ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı Birliklere her türlü yardımı yapmakla yükümlü kılınmışlardır.
Kanunun 6 ncı maddesine göre de 0 - 6 yaş grubunda bulunan çocukların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlı ğınca Çocuk Bakım Yurtlarına, 7 - 18 yaş grubunda bulunan çocuklarında Millî Eğitim Bakanlığınca Ye tiştirme Yurtlarına alınması hükme bağlanmıştır. Öte yandan, aynı Kanun Türkiye Çocuk Esirgeme Kuru muna da korunmaya muhtaç çocukların korunması, bakılması ve yetiştirilmesi yönünde görevler atfetmiş böy lece hizmet dağılmıştır.
Hizmetin Belediyeler, İl Özel İdareleri, Bakanlıklar ve temelde gönüllü bir kurluş olan T. Çocuk Esirge me Kurumu gibi müesseseler arasında parçalanmış bir durumda olması ve konunun esas olarak yerel yö netim düzeyinde ele alınması hizmetin niteliği, organizasyonu ve malî olanakları yönünden büyük güçlükler yaratmakta, kaynak israfına yol açmaktadır.
Bu alanda karşılaşılan en büyük güçlük organizasyon yönünden olmakta, çok başlı olma durumu hiz metin aksamasına ve bütünlüğün sağlanamamasına yol açmaktadır.
Diğer önemli güçlüklerden birisi ise, hizmeti büyük ölçüde aksatan maddî olanakların yetersizliğidir. Ko runmaya Muhtaç Çocuklar için gerekli giderler Koruma Birlikleri bütçesinden tahsis edilen para ile karşılan maktadır. 6972 sayılı Kanuna göre Koruma Birliklerinin üç anakaynağı bulunmaktadır :
1. İl Özel İdare bütçesinden ayrılan hisseler, 2. Belediyeler bütçesinden ayrılan hisseler, 3. Devlet bütçesinden (S. S. Y. B. ve M. E. B. bütçesindeki sosyal transferler faslından) ayrılan öde nekler.
6972 sayılı Kanun hükmü gereğince Özel İdare ve Belediyeler her yıl gelirlerinin en az % l'i oranında ödenek koyup bütçesinin tasdikinden sonra en geç üç ay içerisinde Birliklere ödemek zorundadır. Ancak bu kuruluşlar Kanunun bu yükümlülüğünü yerine getirememekte, ayrılması gerekli ödeneğin tahsilinde büyük güçlük çekilmektedir. Belediyelerin içinde bulunduğu bütçe zorlukları, gelirlerinin giderlerinden az olması kanun hükmüne rağmen Koruma Birliklerine ödeme yapmalarını engellemektedir. Belediyeler, ayırmak zorunda oldukları tahsisatın ancak az bir miktarım, o da büyük zorlamalarla, Koruma Birliklerine ödemektedir ler. Öte yandan, il Özel İdarelerinin gelirlerindeki düşüş nedeniyle Koruma Birlikleri için ayırdıkları öde nek de son derece sembolik kalmaktadır. Bütün bunların yanısıra Devlet bütçesinden aynlan ödenekler de açığı kapsayacak yeterlikte bulunmamaktadır. Durum böyle olunca Koruma Birlikleri istihdam ettiği per sonele ücretlerini ödeyememekte, çocukların beslenmesi ve diğer ihtiyaçları yeterince karşılanamamaktadır.
Halen, çocukların bakımını sağlayan Çocuk Bakım Yurtlan ve Yetiştirme Yurtlarının ihtiyaçları Koruma Birliklerince yıldan yıla devreden ve artık had safhaya gelmiş bulunan piyasaya borçlanmalarla karşılanma ya çalışılmaktadır.
Hizmetin niteliği yönünden karşılaşılan güçlükler de önemli boyutlara ulaşmaktadır. Kalifiye personel yönünden çekilen sıkıntının yanısıra, korunma kararlarının alınması ve çocukların çağdaş anlayışa uygun olarak bakımlarının sağlanmasında da büyük aksaklıklar gözlenmekte çocuklar âdeta bir yetimhane yaşamı na terkedilmektedir.
Bunların yanı sıra, çocukların yaş gruplarına ayrılarak kurum değiştirme zorunda bırakılmalan psikososyal gelişim ve yetişmelerini de olumsuz yönde etkilemekte, çocukların sorunlu hale gelmesine neden ol maktadır.
Hizmetin kapsamı, korunmaya muhtaç durumda olan çocukları kapsayacak genişliğe henüz ulaşamamış bulunmaktadır. Yurdumuzda büyük sayıda korunmaya muhtaç çocuk bulunmasına karşılık halen 0 - 6 yaş grubuna götürülen hizmet Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu ile birlikte ancak 3 000 dolayındaki çocukları kapsamakta, 7-18 yaş grubunda ise 11 000 dolayında çocuk kurum bakımından yararlanabilmekte, 7-18 yaşlarındaki 5 000 dolayında korunma kararlı çocuk sırada beklemektedir. Böylece nitelik açısından olduğu kadar nicelik açısından da hizmetin halen yetersiz bir düzeyde yürütüldüğü bir gerçek olarak belirmekte dir.
Tüm bu nedenlerle, yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelmiş bulunan Koruma Birlikleri ve Türki ye Çocuk Esirgeme Kurumunun birbirlerinden kopuk çalışma biçimleri yerine, korunmaya muhtaç çocukla rın bakım ve yetiştirilmelerini de çağdaş sosyal yardım ve hizmet anlayışına uygun olarak programlı ve koordineli bir şekilde sağlayacak ve tüm kaynakların birleştirilmesi suretiyle hizmeti tek elden yürütecek güçlü bir kurum kurulması zorunluluk arz etmektedir.
Çocuk refahı alanında diğer bir sorun da çalışan ana - babanın çocuklarının bakımıdır. Sosyo - ekono mik koşullara bağımlı olarak toplumumuzda giderek artan kadının çalışma yaşamına katılması olgusu yeni sosyal sorunlar getirmiş, bunlar içinde ise 0-6 yaş grubundaki çocukların balkımı ağırlık kazanmaya başla mış, Kreş ve Gündüz Bakımevi gibi sosyal hizmet kurumlarına duyulan ihtiyaç gittikçe büyük boyutlara ulaşmıştır. Halen bu ihtiyacın çok küçük bir kısmı (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı toplam ka pasitesi 2 950 olan 21, Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı ve 600 dolayında çocuğa hitap edebilen 13, özel ve tüzelkişilere ait olup Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının denetiminde 5 565 kapasiteli 132 Kreş ve Gündüz Bakımevi) kamu kuruluşlarının yanısıra özel ve tüzelkişilerce açılan kurumlarda karşılanabilmek te, bu alanda da sohyal yardım anlayışına uygun dinamik atılımlara büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Çalışan anne ve babaların 7 yaşından büyük çocukları için ise koruyucu nitelikteki hizmetler yok denecek düzeydedir. Halbuki, bugün ülkemizde bir çok ilk ve orta dereceli okullarda iki ya da üçlü tedrisat yapıl makta, okul saatleri dışında çocukların toplumun tüm olumsuzluklarıyla karşı karşıya kalması söz konusu ol maktadır.
Bunların yanısıra, bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinde muayyen oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına neden olan organ yokluğu veya bozukluğu sonucu normal yaşamın gereklerine uyamama durumunda bulunan sakat çocukların sayılanda büyük rakamlara ulaşmaktadır. Bu çocukların eğitim ve öğretimlerini sağlayacak özel eğitime yönelik okullar ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. 4 üncü Beş Yıllık Kalkınma Planı rakamlarına göre 0-19 yaş grubunda bulunup da görmezlere götürülen özel eğitim hizmeti 4 okulda 586 öğrenciyi kapsamaktadır. Oysa, bu programlardan yararlanma durumunda olanların sayısı yak laşık 40 000 dolaylarındadır. Duyma yeteneği olmayanlara götürülen programlar ise 13 okulda toplam 2 454 kişiyi kapsamaktadır. Türkiye'de 0-19 yaşlarında olup da bu tür hizmete ihtiyaç duyan çocukların sayısı 46 450 dir. Eğitilebilir geri zekâlı çocuklara ise alt özel sınıflar dışında müstakil okullarda hizmet götürüle- _6 — memektedir. (DBYKP - Sayfa 142). Bu rakamlar, sakat çocuklara özel eğitim olanaklarının yeterince götü rülemediğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Kaldı ki, özel eğitimden ayrı bir özelliğe sahip, sakat ço cukların korunması, bakımı ve rehabilitasyonunu içeren sosyal hizmetlerden ülkemiz yoksun bulunmakta, bu konuda da düzenli ve planlı bir çalışmaya geçilmesi toplum ve kişi refahı açısından gerekli olmaktadır.
Yaşlı refahı hizmetleri :
Ülkemizde toplumsal değişim sonucu ortaya çıkan sorunlardan birisi de yaşlıların refahını sağlama ko nusudur. Günümüzde gelişen toplumsal koşullara bağlı olarak meydana gelen değişim sonucu insan ömrünün uzaması nedeniyle genel nüfus içinde yaşlı nüfusta bir artış görülmektedir, Ortalama insan ömrünün 60 yaş dolayında olduğu ülkemizde, 1980 nüfus sayımı istatistiklerine göre 60-64 yaş grubu yaşlı sayısı 796 737, 65 ve daha yukarı yaşlı sayısı ise 2 072 316 dır. Bu grupta bulunan yaşlının, 492 280'i DPT rakamlarına göre ba kım ve rehabilitasyona muhtaçtır. Bununla birlikte, ülkemizde halen bakım veren kurum sayısı Sağlık ve Sos yal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğünün yaptığı bir araştırmaya göre 41'i geçmemekte dir. 4 000 dolayında toplam kapasiteye sahip olan bu kurumlardan 13'ü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlı ğına, 14'ü Belediyelere, 7'si derneklere, 5'i çeşitli dinsel ve etnik gruplara ve 2'sİ gerçek kişiye aittir.
Yetişkin sakatların bakım ve rehabilitasyonu :
Bugün yurdumuzdaki çözümlenmesi gereken sosyal sorunlardan birisi de sakat ve özürlü yurttaşların du rumudur. Bu sorunun çözümlenmesi ülkenin genel kültür ve sağlık kültürü düzeyi, ekonomik durumu ve sosyal yapısı ile yakından ilgilidir. Türkiye'deki sakat ve özürlülerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlik te, bu gruptaki yetişkinlerin sayısının 1 milyonun üstünde olduğu tahmin edilmektedir. Buna karşılık rehabi litasyon hizmetleri son derece yetersizdir.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı ancak dört kurum bu alanda hizmet görmekte, bunların yıl lık kapasitesi de 1 000'i geçmemektedir.
Maddî ve sosyal yoksunluk içinde olanlar :
Bu alanların dışında düşünebilecek maddî yardıma muhtaç yoksul vatandaşlar ile ailelerin refahını sağla yıcı çağdaş anlayışa uygun organize faaliyetlere rastlanılmamaktadır. Ancak bazı gönüllü derneklerin yoksul yurttaşlara sembolik nitelikte yardım götürdükleri izlenmektedir, Aile refahı hizmetleri :
Aile Türk toplumunun temelini oluşturmaktadır. Ailenin korunması ve geliştirilmesi Anayasamızda ifade sini bulduğu üzere anaamaçlarımızdan biridir. Buna karşın, bugün aile refahına yönelik hizmetler Türkiye'de planlı ve programlı olarak yürütülememekte bu alanda hizmet verecek düzeyde kuruluşlara sahip bulunulma maktadır. Aile, gelenek ve göreneklere göre Türk toplumunun engin sosyal ve kültürel yapısı içinde gücünü koruma çabası içinde bulunmaktadır. Ancak, hızla değişen ve gelişen Türk toplum yapısı aileye yönelik mo dern hizmetlerin başlatılma ve yürütülmesini gerekli hale giderek getirmekte, aile refahının korunması Dev letin belli başlı görevleri arasına girmektedir.
Aile refahı hizmetlerinin amacı, aile sorunlarına yönelerek, aile yaşamının korunması, güçlenmesi ve de vam etmesini aynı zamanda üyelerin aile birliği içinde doyurucu ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlamak tır, Ailede çeşitli sorunlarla karşılaşılabilir. Bunlar arasında, karı - koca geçimsizliği, ebeveyn - çocuklar, kar deşler ve yakın akrabalar arasında anlaşmazlık, gelir yetersizliği, aile üyelerinden birinin duygusal bozuklu ğu sakatlığı, hastalığı, ölümü, suçluluk ve uyumsuzluğu, geçici ya da uzun süre aileden ayrılması vb. sayı labilir. Ayrıca, köyden kente göç sonucu ailenin yeni çevreye uyum sağlama yönündeki sorunları da önem kazanabilir w Bu gibi sorunlar aile birliğine yansıyarak aile yaşantısını sarsabilmekte ve aksamasına yol açabilmektedir.
Bir aile üyesinin kişisel sorunu dahi çoğu kez bir çok nedenin bir araya gelmesi ve aile üyelerinin hepsini birden ilgilendirmesi sonucu ailenin dengesini bir süre için bozabilmektedir. Aile kendi içinde bu sorunları çözümleyemediği takdirde kendi dışında yardım edebilecek bir sisteme başvurmak zorunda kalmaktadır. Gü nümüzde özellikle kent yaşamında yakın akraba ve dostların müdahalelerinin yetersiz kaldığı gözlenmekte, profesyonel bir yardım sunma gereği gittikçe daha kuvvetle kendini hissettirmektedir.
Uygulanmasını çoğunlukla Batı ülkelerinde gördüğümüz «aile rehberlik ve danışma merkezleri» veya «aile refahı kurumları» gibi çağdaş düzeyde hizmet sunan sosyal yardım ve hizmet kurumlarına günümüz Türkiyesinde büyük ölçüde ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür hizmetin geliştirilmesinin ise ancak sosyal hizmetler alanında görev üstlenen bir ihtisas kurumunca yerine getirilebileceği kuşkusuzdur. Sosyal Hizmetler ve Ço cuk Esirgeme Kurumunun kurulması bu alandaki boşluğu büyük ölçüde dolduracak bir özelliğe sahip bu lunmaktadır.
Sonuç :
Görüldüğü gibi Sosyal Hizmetler alanında götürülen hizmetler nitelik ve- nicelik yönünden yetersizdir.
Hizmetlerin kapsamı son derece dardır ve tüm nüfusa hitap etmekten uzaktır. Bu nedenle «Sosyal Refah Devleti» anlayışına uygun olarak Sosyal Hizmetler alanında faaliyet gösterecek yeni bir kuruluşun oluşturul ması ile karşı karşıya bulunulan ihtiyaç ve sorunların giderilmesi için gerekli düzenlemenin gerçekleştirilme si zorunluluk arz etmektedir.
Sosyal Hizmetler ve Çoccük Esirgeme Kurumu Kanunu Tasarısı amaç ve esasları :
Anayasamızda ifadesini bulan ve ülkemizin kalkınmasında önemli bir yeri olan Sosyal Hizmetlerin çağ daş bir anlayış ve bilimsel uygulamalara paralel olarak yerine getirilmesi ve yurdumuzun ihtiyaçlarına cevap vermesi ancak toplum kaynaklarından azamî derecede yararlanma özelliğine sahip, Devlet ile toplum imkân larını bütünleştirebilecek nitelikte ve Devlet yönetim sistemi içinde idarî ve malî otonomiye sahip, dinamik bir ihtisas kurumu vasıtasıyla gerçekleşebilecektir. Türkiye'de halen, Sosyal Hizmetlere ilişkin faaliyetler res mî ve özel kuruluşlar tarafından dağınık bir düzeyde yürütülmektedir. Geniş bir kitleye belirli bir hizmet düzeyini sürekli olarak ve belirli bir standartta götürmeye olanak tanımayan, kaynak israfına büyük ölçüde açık bulunan ve bu nedenle etkili olamayan bu hizmetlerin tek elden yönetimi mümkün olanlarının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi bir teşkilat bünyesinde toplanması zorunlu görülmektedir. Halen, söz konusu hizmetlerin yürütülmesiyle görevlendirilmiş bulunan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü teşkilat yapısı ve idarî statüsü nedeniyle, görev alanında yeterli yetki ve insiyatife sahip değildir.
Sosyal hizmetler alanında var olan dağınıklığı giderecek, hizmetlerde bütünlüğü sağlayacak ve toplumun potansiyel ve katkısını Devletin imkânlarıyla kaynaştırabilecek özelliklere sahip katma bütçeli Sosyal Hiz metler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kurulduğu takdirde, bu alandaki dar boğazlar büyük ölçüde giderilecek ve yeterli bir hizmet vermek mümkün olabilecektir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun kurulması ile aşağıdaki amaçların gerçekleşmesi öngö rülmektedir.
1. Toplumumuzda maddî ve sosyal yönden korunmaya, balkıma ve yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat ve yaşlılar başta olmak üzere sosyal hizmetlere ihtiyaç duyan gruplara ulaştırılan sosyal refah hizmetlerini reorganize ederek daha verimli ve etkili bir hale getirmek.
2. Hizmet standartlarım geliştirmek.
3. Hizmet alanlarını çağımızın değişen koşullarının ortaya çıkardığı yeni sosyal sorunlara cevap verebi lecek bir biçimde genişletmek.
4. Sosyal Hizmetler alanında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak.
Tasarının genel esasları :
Bugüne kadar yapılan çalışmalardan elde edilen tecrübeler ile geçmiş yıllarda yapılan Bakanlıklararası komisyon çalışmalarının ışığında ve çeşitli zamanlarda ilgili Bakanlıkların görüşlerine başvurularak hazırla nan bu kanun tasarısının esaslarını aşağıdaki başlıklarla özetleyebiliriz :
1 Tasarının kapsamı :
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Korunmaya Muhtaç Çocuklarıda içeren çocuk refahı ala nını, yaşlılık refahı alanını, sakatlara götürülecek hizmetleri, aile refahı alanını, maddî ve sosyal yönden yardıma muhtaç kimselere götürülecek hizmetleri kapsamakta, sosyal yönden önleyici, koruyucu geliştirici ve iyileştirici bir özelliğe sahip bulunmaktadır.
2- Tasarının hukukî niteliği :
«Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu Tasarısı» duyulan ihtiyaçlara göre hizmet ala nını genişletme özelliğine sahip bir Teşkilat Kanunudur. Hizmetlerin niteliği, niceliği ve kapsamı ayrıntılı olarak, kurulacak Kurum vasıtasıyla hazırlanacak mevzuatla saptanacaktır. Kanun tasarısı mevcut teşkilatları birleştirerek (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, İllerdeki Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birlikleri ile Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu) katma bütçeli olarak değiştir mekte, hizmetlerin reorganizasyonunu sağlamaktadır.
3. Tasarının öngördüğü kurumun yapısal özelliği:
Kanun Tasarısı Kurumun tüzelkişiliğe sahip katma bütçeli bir teşkilat olmasını öngörmektedir.
Katma bütçeli teşkilatlar, sulh ve ibra yetkileri olan, tüzelkişiliği ve yasal temsil olanağı bulunan, özel gelir elde edip bunları kendi hizmetlerinde doğrudan kullanabilme özelliklerini taşıyan kuruluşlardır.
Ulusal düzeyde bir sosyal hizmetler örgütünün etkili bir biçimde gelişmesi ve hizmetlerini sürdürmesi kuşkusuz «Merkezi Hükümet Teşkilatı» içinde katma bütçeli bir kuruluşla yerine getirilebilir. Sosyal Hiz metler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun yürütmekle yükümlü olduğu hizmetlerin kendine has özelliklere sahip bulunması, muhtaç vatandaşların dertlerine anında ve ivedi olarak çareler bulma zorunluluğunda olması, genel bütçeden ayrılacak ödenekler dışında geniş bir gelir sağlama potansiyeline sahip bulunması ve döner sermayeli işletmeler açabilecek özellikte olması idarî ve malî yönden belirli bir serbestliği gerektirmekte, bu ise katma bütçeli bir. kuruluşun oluşmasında temel nedeni ortaya çıkarmaktadır.
Merkezi Hükümet Teşkilatı içinde, Devletin temel ilkeleri doğrultusunda ve denetiminde, ancak klasik merkezî yönetim sisteminde Genel Bütçeye tabi olmanın kısıtlayıcı ve hizmeti aksatıcı yanlarından arındırıl mış olarak geliştirilecek katma bütçeli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu işlevini ulusal düzey de yerine getirebilecek bir özelliğe sahip olacaktır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu Tasarısının getirdiği yenilikler :
Kanun tasarısıyla kurulması öngörülen teşkilat, idarî, malî, personel ve hizmet yönünden aşağıdaki yeni likleri getirmeyi amaçlamaktadır :
A) Teşkilat yönünden :
1. Tasarıda öngörülen Kurumun kurulmasıyla bugün 6972 sayılı Kanun gereğince temel sorumluluğa sahip illerdeki Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Biirlikleri ile diğer kamu ve özel kuruluşların dağınık bir biçimde belirli bir standarttan yoiksun olarak yürüttükleri korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili hizmetler tek bir idarenin sorumluluğunda toplanacaktır.
2. Kurumun görev alanında bulunan ve halen merkezî idarece yürütülmekte olan görevler giderek ku ruma devredilmek suretiyle hizmetlerde birlik sağlanacaktır.
3. Halen Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ile Korunmaya Muh taç Çocukları Koruma Birlikleri ve Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumunca yürütülmekte olan hizmetler taş rada, bu kuruluşların birimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulacak yeni birimlerce Kurum adına yerine getiri lecektir „ B) İdarî yönden :
1. Ülkemizde sosyal değişme sonucu ortaya çıkan sosyal sorunların çözümlenmesi ve önlenmesindeki, ye rel yönetimlerin hizmetlerindeki tekrarlama ve görev alanlarındaki ikilemleri gidermede yardımcı olacak tır.
2. Sosyal Hizmetler ve sosyal yardım alanında çalışan çeşitli kamu ve gönüllü kuruluşlar arasındaki gerekli koordinasyon ve işbirliğini sağlayacaktır.
3. Çeşitli sosyal hizmet kurumlarını tüketici değil üretici bir yöne çevirecek, insan gücünden ve olanak larından yararlanmak suretiyle daha verimli sonuçlar elde edilecektir.
C) Malî yönden :
1. Toplumun öz kaynakları harekete geçirilip hayırsever yönelişler kanalize edilerek maddî olanaklar sağlanacak, genel bütçeden halen yapılmakta olan harcamalarda tasarrufa gidilecek, genel bütçe dışı gelir kaynaklarından yararlanma olanakları geliştirilecek ve böylece Devlete yeni bir malî külfet yüklenmeyecektir.
— <> _ 2. Kurum katma bütçeli bir idare olacağından gelir ve giderleri arasında sıkı bir bağ, olacak, gelir ve giderleri denkleştireceğinden bu hizmet için genel bütçe içine serpiştirilmiş olan şimdiki durum giderilecek, hem genel bütçe açıklığa kavuşturulacak hem de mevcut yük hafifleyecektir.
3. Kurum taşınır ve taşınmaz mal ve döner sermayeli işletmelere sahip olacak, güçlenecek ve böylece yurt ekonomisine destek sağlayacaktır.
D) Personel yönünden :
1. Kurumun gerçekleşmesi ile kanunda yazılı görevleri yerine getirecek personelin sağlanması başlan gıçta bir sorun ortaya çıkarmayacaktır. Çünkü, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ile bu Genel Müdürlüğün fonksiyonel yönetimindeki müesseselerde bulunan meslekî, teknik ve yardımcı personel intibakları yapılmak suretiyle Kurumda görev alacaklardır. Bunun yanısıra Türkiye Ço cuk Esirgeme Kurumu ve Korunmaya Muhtaç Çocukları Koruma Birliklerince halen istihdam edilmekte olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığınca Yetiştirme Yurtlarında görevlendirilen öğretmen ve diğer personelde Kuruma geçebilecektir.
2. Hizmetin daha verimli ve yararlı biçimde yürütülebilmesi için gerekli kalifiye sosyal hizmet persone linin çalışma olanakları artacak, personel kaynaklarında gözlenen israf giderilerek, kadrolarda bütünlük sağ lanacaktır.
E) Hizmet yönünden :
1. Halen gönüllü kuruluşlar tarafından yetersiz bir biçimde yoksullara yapılmakta olan maddî yardımlar, yeni bir sosyal yardım sistemi içinde düzenlenecektir.
2. Maddî ve sosyal yönden yardım ve hizmete muhtaç kişiye anında ve yerinde hizmet götürülecektir.
3. Yıllardır sürüp gelen «Korunmaya Muhtaç Çocuklar» sorununa çözüm getirilecek, mevcut hizmetin belli bir program altında çocuğun ihtiyaç ve özelliklerine göre gelişmesi olanakları sağlanacak bu hizmet alanına öncelik tanınacaktır.
4. Korunmaya Muhtaç Çocuklar kapsamı dışında kalan çocuklar da toplumun olumsuz etkilerine karşı korunmalı hale getirilecek, özellikle çalışan annenin çocuklarının bakım ve yetiştirilmesi geniş boyutlarda sağlanacak, çocuk refahı alanında önemli gelişmeler kaydedilecektir.
5. Kurumun, aileye yönelik amaçları ile, ailenin maddî ve manevî varlığının geliştirilmesi, bütünlüğünün korunması, toplum içinde güçlü bir kurum olarak işlevlerini sürdürebilmesi yönündeki etkin hizmetlerin ger çekleştirilmesi sağlanacaktır.
6. Her yaştaki sakatlar ile yaşlıların bakımı ve rehabilitasyonu sağlanacak, asgari temel hak ve hizmet lerden yararlanmaları için gerekli sistem geliştirilecektir.
7. Sosyal hizmetler alanında önemli rolü olan gönüllü kuruluşların hizmetlerini daha etkili bir hale ge tirmek amacıyla meslekî rehberlik ve teknik yardım sağlanacak, koordinasyon olanakları geliştirilecektir.
8. Gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerce yürütülen hizmetlerde denetim mekanizması geliştirilecek, ve belirli bir standartlaşmaya yönelinmesi gerçekleştirilecektir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu Tasarısı benimsenerek yürürlüğe girdiği takdirde, bu alanda gözlenen dar boğazlar büyük bir oranda ortadan kaldırılarak teşkilat ve yönetim sisteminde yeni bir aşamaya girilecek, hizmetin niteliği ve niceliği geliştirilecek ve böylece temel oluşumu yönünden Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının anagöreVlerinden biri olan sosyal yardım ve sosyal hizmetlere ileri düzeyde bir işleyiş ve süreklilik kazandırılarak gerçek bir sosyal yardım sistemi oluşturulacaktır. Bu nedenledir ki, ku rulacak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu «Sosyal Refah Devleti» anlayışına uygun bir biçimde sosyal hizmetlerin geliştirilmesini sağlayacak önemli bir kuruluş olacalktır.
- id SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU KANUNU TASARISI MADDE GEREK ÇELERİ BÖDÜM - I Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç ve kuruluş