İhracata yönelik tarım ürünlerimiz arasında yer alan fındık, halen, Ülkemizde I. Standart Bölge diye adlandırılan Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu İlleri ile, II. Standart Bölge sayılan Samsun, Sinop, Kastamonu, Zonguldak, Bolu, Sakarya, Kocaeli, İstanbul ve Bursa İllerinde yetiştirilmektedir. Fındık, bellibaşlı ihraç maddelerimiz arasında yer alması 'itibariyi©, memleketimiz için önemli bir döviz kaynağı ol ma durumundadır. Öyle ki, bu üründen sağlanan döviz, genel ihracat girdilerimizin yaklaşık olarak % 13 - 15 ini oluşturmaktadır. Bu bakımdan fındık, tarım ürünlerimiz arasında döviz girdisi sağlama yö nünden, senesine göre, birinci veya ikinci sırada yer almaktadır. İç tüketimi çok mahdut ölçüde olan fın dığın hemen hemen tamamı ihraç konusudur.
Dünya'da fındık üreten ülke sadece Türkiye olmayıp; İtalya, İspanya ve A.B.D.'de de fındık yetiştiril mektedir. Ülkemizin fındık üretimi istikrarlı bir durum göstermemektedir. Örneğin; yakın bir tarih ola rak, son 7 yıllık donan içerisinde, 1975 yılında kabuklu olarak 346 bin ton, 1976 da 257 bin ton, 1977 de 307 bin ton, 1978 de 285 bin ton, 1980 de 250 bin ton ve 1981 de 420 bin ton fındık üretilmiş olması bunu doğ rulamaktadır. İtalya'da aynı dönem içerisinde fındık üretimi 86 - 100 bin ton arasında; İspanya'da 14 - 30 bin ton arasında ve A.B.D.'de 7 - 13 bin ton arasında seyretmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, bu ülkeler de fındık üretimi oldukça istikrarlı bir görünüm arz etmektedir. Türkiye dahil toolam Dünya fındık üreti mi, 1975 yılında kabuklu olarak 216 bin tondan 1981 yılında 541 bin tona ulaşmış bülunmalktadır. Dünya fındık üretimi içerisinde ülkemizin payı, ortalama olarak % 70 - 80 arasında değişmektedir.
Oysa, büyük bir çoğunlukla çikolata sanayiine yönelik olan Dünya fındık tüketimi, Dünya fındık üreti mi karşısında, üretimle aynı ölçülerde gelişmektedir. Bunda, çikolata imalinde kul lan ılm akta olan badem ille kakaonun fiyatlarının, fındık karşısında gösterdiği seyrin de rolü büyük bulunmaktadır. Herhangi bir devrede, badem veya kakaonun fiyatları fındığa nazaran daha müsait ise, o takdirde, bu maddelerin çiko lata içindeki oranları, tüketiciye satış fiyatını değiştirmemek için ayarlanabilmekte ve böylece fındıktan ko laylıkla sarfınazar edilebilmektedir. 1967 - 1981 yıllarını kapsayan son 15 yılda, Dünya fındık tüketimi, ka buklu olarak 1967 yılında 180 bin ton ve 1975 yılında 216 bin tondan, 1981 yılında 334 bin tona ancak çı kabilmiş bulunmaktadır.
Bu husus, toplam Dünya fındık tüketiminin, toplam Dünya fındık üretiminin ne kadar altında oldu ğunu açıkça belirtmektedir.
Ülkemizin fındık ihracatına gelince : Yine yakın bir tarih olarak, 1975 - 1981 yıllarını kapsayan son 7 yıllık bir dönem esas alınırsa örneğin 1975'te kabuklu olarak 346 bin ton fındık üretmemize karşılık mezkûr yılda sadece 180 bin ton, 1980 yılında 250 bin tonluk üretime karşılık 210 bin ton, 198'1'de 420 bin ton üre time karşılık ancak 200 bin ton fındık ihraç eylediğimiz görülmektedir. Bu durum, bir sene ürününün mütea kip rekolte dönemine kadar ihraç edilmediğini ve dolayısıyla bir yıldan diğer yıla genellikle stok devredilmıekte olduğunu ortaya koymaktadır. Yüksek oranda nem çekici (higroskopik) bir madde olması nedeniyle ertesi seneye veya senelere devreden ve büyük miktarlara varan stok fındıklar çok çabuk kalite kaybına uğ ramaktadır. Kalite kaybı dolayısıyla ihraç kabiliyetini kaybeden bu fındıkların çoğu zaman yağlığa verilmesi zarureti hâsıl olmakta ve bu hal, tabiatiyle değer kaybına müncer olmaktadır. Müdahale alımları yolu ile korunan fındığın değer kayıpları lise, hem Hazine, hem de döviz girdisi yönünden aleyhte sonuçlar vermek tedir. Resmî kayıtlara göre 1970 - 1975 yılları arasında kabuklu hesabiyle 76,5 bin ton ve 1978 - 1980 yılları arasında 63,7 bin ton fındığın yağlığa verildiği anlaşılmaktadır. 'Stok fındıkların bir kısmı da, gelecek sene lerde düşük fiyatlarla ihraç olanağı bulmaktadır. Toplam Dünya fındık tüketimi, toplam Dünya Fındık üre timinin çok altında iken, bu gerçeğe paralel olarak ülkemizin fındık üretimi de ihracatından daha fazla iken ve bu nedenle de bir kısım fındığın yağlığa verilmesi veya düşük fiyatlarla ihraç edilmesi zarureti or taya çıkarken; ülkemizde fındık üretim alanları, I. Standart Bölge dışında kalan II. Standart Bölge içinde, se neden seneye, hızlı bir gelişme göstermektedir, örneğin; fındık dikim alanları 1961 yılında 211 bin, 1965 yılında 273 bin hektar iken, 1975 yılında 368 bin hektara ve 1980 yılında da 407 bin hektara yükselmiş bu lunmaktadır. Bu durumda, son 20 yılda fındık dikim alanlarının '% 100'e yakın bir artış kaydettiği görülmuktedir. Buna karşılık, dekar başına ortalama verimlilik ise aırtmamakta ve 74 - 80 Kg. arasında seyret mektedir. Oysa ihracat yönünden bize rakip ülke durumunda olan İtalya'da ise, dekar başına verimlilik 148 - 155 Kg. arasında değişmektedir.
Fındık dikim alanlarının II. Standart Bölge içerisinde genişlemesinde daha ziyade, toprak verimi yük sek olan ve senede iki hatta üç ürün alınabilen, düz ya da az meyilli taban araziler seçilmektedir. Bu ise, ülkemizin bir kısım arazisinin, rasyonel arazi' kullanımı yönünden israf edilmesi anlamını taşımaktadır. Diğer taraftan, fındık tarımı, böylece, derin topraklı, verimli, erozyondan korunabiılen düz veya çok az meyilli top raklara kaydırılmış olmaktadır. Oysa, fındığın yetiştirilmesine elverişli topraklar ise; ekolojik şartlar itibariyle, derin olmayan yüzeysel topraklı, orta veya çok meyilli' arazilerdir. Bunun yanında, fındığın kendine özgü ik lim ve toprak şartları dışında kalan yerlerde ve arazilerde dikim alanının genişlemesi, bu ürünün kalitesini de olumsuz yönden büyük ölçüde etkilemektedir. Kalitenin düşmesi ise, Türk fındığının dış pazarlarda bu güne kadar kazanmış olduğu haklı şöhreti gölgelenmekte ve diğer ülkelerin fındıklarına nispetle kalite far kından doğam ve lehimize olan ihraç fiyatlarının gerilemesi sebeplerinden birini de oluşturmaktadır. Spe külatif bir madde olma niteliğine sahip bulunan fındığın kalitesinin düşmesi onun dış pazar alıcıları tara fından böylece kolaylıkla istismar edilmesine yol açmakta ve dolayısıyla üretici bundan zarar görmekte dir. Ayrıca, fındığın birim ihraç fiyatının üretime oranla düşmesi, fındık ihracatı dolayısıyla, ödemeler den gesi yönünden, dış ticaret hadlerim'izin aleyhte gelişmesini de İntaç etmektedir.
Bu durumda, yukarıda arz edilen nedenlerle, ülkemizin ekonomik yararlan açısından, yeni fındık dikim alanlarının Standart Bölge dışında «taban arazi» diye adlandırılan düz, kalın topraklar ve verimli arazilerde açılması yasaklanarak, dikim alanlarının sınırlandırılması zorunluluk arz etmektedir. Bu kanun teklifi ile gü dülen gaye, bu zamana kadar yetiştirilmiş bulunan fındık bahçelerinin sökülmesi değil; fındığın belirli va sıfları haiz topraklar ve iklim şartları dışına yayılmasının önlenmesidir. Böylece, bir yandan fındık tarımı nın, bu ürünün yetişme ortamı yönünden rasyonel esaslara bağlanması ve ekolojisinin muhafaza edilme si sağlanmış olacak; diğer yandan yozlaşmanın önüne geçilerek, kalitesinin korunması ve dolayısıyla kaliteli ürün ihracı sayesinde, bu kanaldan elde edilen döviz girdilerinin artırılması mümkün olabilecektir. Ayrıca I. Standart Bölge içersinde kaliteli fındık üretilen ekonomik ömrünü tamamlamış 70 - 80 - 100 yaşlarındaki verimsiz ve eski fındık bahçelerinin de, sahipleri tarafından yenilenmesi teşvik edilmiş olacaktır.