Türk vergi sisteminin modern ve çağdaş bir yapıya kavuşturulmasına yönelik ilk büyük reform, 1950'lerde Gelir ve Kurumlar vergileri alanında gerçekleştirilmiştir. Geçtiğimiz günlerde kabul edilen ve 1985 yılı başın da yürürlüğe girecek olan Katma Değer Vergisinin, muamele vergileri alanında gerçekleştirilen ikinci büyük reform olduğuna şüphe yoktur.
Yukarıda belirtilen bu anavergi kanunlarımızın ortaklaşa özelliği, vergi sistemimizin beyana dayalı vergi lendirmeyi esas alan yapısını geliştirmek ve pekiştirmek yönünde olmuştur. Beyana dayanan vergilendirme ise bilindiği gibi, vergi ödevlerini yerine getirmek koşuluyla vergi matrahlarının mükellefler tarafından belirlenmesi, yoklama ve vergi incelemeleri yoluyla vergi idaresi tarafından bu beyanlara göre ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması tespit edilmesi ve sağlanması esasına dayanmaktadır. Mükellefler tarafından vergi matrahlarının doğru bir şekilde tespit edilebilmesi, vergi idaresince vergi incelemelerinin gereği gibi yapılabil mesi sağlıklı bir kayıt ve belge düzenini zarurî kılmaktadır.
Halen uygulanmakta olan Gelir ve Kurumlar vergileri yanında 1985 yık başında yürürlüğe girecek olan Katma Değer Vergisi kayıt ve belge düzeninin önemini daha da artırmış bulunmaktadır. Gelir ve Kurumlar vergilerinde vergiye tabi kazançların tespiti özsermaye mukayesesine dayandığından, bazı otokontrol araçların dan faydalanılarak yapılan,bey anların doğruluğu araştırı labilmekte ve sağlanılmaya çalışılmaktadır. Netice iti bariyle ciro üzerinden alınan bir vergi olan Katma Değer Vergisinde aynı imkânlar sözkonusu olmamaktadır.
Üretim ve dağıtım zincirinin herhangi bir safhasında kayıt dışı kalan bir mal bunu izleyen safhalarda da vergi dışı kalmaktadır. Bu sebeple üretim ve dağıtımın bütün safhalarında kayıt dışı işlemlerin önlenmesi gerekmek tedir. Perakende ticaretle uğraşan mükelleflerin tüm satışlarının belgelendirilmesinin perakende öncesi safhalar da faturasız mal alım satımını önleyeceği düşünülmektedir. Nitekim bir süre uygulandıktan sonra Katana De ğer Vergisi Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış olan İşletme Vergisi Kanunu bu amaçla çıkarılmıştır.
Diğer taraftan, peralcende ticaretle uğraşan ve tüketicilere hizmet veren kişi ve kuruluşların satışlarını, fa tura veya perakende satış fişleri ve vesikaları ile belgelendirmeleri, mükellefler açısından her birinin ayrı ayrı _ 2 — ve elle düzenlenmesindeki güçlük, vergi idaresi açısından ise güvenilir olmadığından beklenilen amacın ger çekleştirilmesine uygun düşmemektedir.
Bu sebeple, bazı Asya ve Güney Amerika ülkeleri ile Avrupa ülkelerinden İtalya'da olduğu gibi, peraken de ticaretle uğraşan ve doğrudan tüketicilere hizmet veren kişi ve kuruluşlara satışlarının belgelendirilmesi ko nusunda ödeme kaydedici cihazlar kullanma mecburiyeti getirilerek; hem mükelleflerimize bu vergi ödevlerinin yerine getirilmesinde kolaylık sağlanması ve hem de perakende satışların güvenilir bir tarzda kayıt altına alın ması amaçlanmaktadır.
ödeme kaydedici cihazların kullanılmasıyla;
1. Vergi sisteminde yapılan yeni düzenleme ile getirilen tüm mal ve hizmetlerin tesliminde uygulanacak olan Katma Değer Vergisi mükellefler tarafından daha kolay hesaplanıp tahsil edilebilecektir.
2. Mal ve hizmet akımlarında Katma Değer Vergisinin tahsilinde meydana gelecek aksamaların ve vergi kaybının önlenmesi sağlanacaktır.
3. ödeme kaydedici cihazların malî bir hafıza ile teçhiz edilmiş olması sebebiyle işlemlerin silinmesi mümkün olamayacağından vergi kaybı önlenecektir.
4. Mükelleflerin çeşitli tiplerde bastırdıkları perakende satış vesikaları yerine tek tip satış fişi kullanılması mümkün olacaktır.
5. Mükelleflerin elle doldurdukları fişleri daha sonra iptal ederek yeni fiş tanzim etmeleri ve kayıtlarını buna göre düzenlemeleri engellenerek vergi güvenliği sağlanmaktadır.