4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri tç Hizımeit Kanununun 35 inci maddesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazifesini «TTürk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.» şeklinde belirtmekte ve 1 inci maddesinde ise Türk Silahlı Kuvvetlerini tarif ederken «Jandarma»yı Türk Silahlı Kuvvetleri içinde göstermektedir.
16.7.1956 tarihli ve 68115 sayılı Kanunun 1 inci malddesinde; «ısınır, kıyı ve karasu larımızın muhafaza ve emniyeti ile gümrük bölgesinde kaçakçılığın men'i, takibi ve tahkiki görevinin İçişleri Bakanlığına devredileceği, bu görevin, Bakanlıkça Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla ifa olunacağı» belirtilmiştir. Anılan Kanunun Geçici 5 inci malddesinde de; güney ve doğu hudultlarındaki muhafaza hizmetlerinin Kanunun yayımından sonra, diğer hudut ve kıyılardaki hizmetlerin ise en geç 1956 malî yılı sonuna kadar devrıolunması, ancak, hudut birlikleri ile gümrük muhafaza sivil teşkilatının bu lundukları mıntıkalarda jandarma kıtaları fiilen görev alıncaya kadar birinci maddede zikredilen hizmötlerin ifasına bu birlikler tarafınldan devam olunması öngörülmüştür.
Bu hükürnlier muvacehesinde savunma görevi yanında, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki görevlerinin de büyük önem arz ettiği İran, Irak ve Suriye sınırında, hudutların muhafaza ve emniyeti sorumluluğu Jandarma Genel Komutanlığına devredilmiş ve bu güne kadar da bu Komutanlık tarafından yerine getirilmiştir.
Diğer sınırların emniyet ve muhafazası ise, (Türk - Yunan sınırındaki kısa bir dö nem hariç) Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından üstlenilmiştir.
5442 sayılı il idaresi Kanununun İl/B maddesinde «Memleketin sınır ve kıyı emniyetini vs sınır ve kıyı emniyeti ile ilgili bütün işleri yürürlükte bulunan hükümlere göre sağlamak ve yürütmek görevi» valiliklere verilmiş olup, aynı maddenin (a) fıkra sında bu görevlerin «genel ve özel kolluk kuvvetlerinin istihdamı» suretiyle yapılacağı ve (d) fıkrasında ise Silahlı Kuvvetlerden «hangi şartlarda ve nasıl yardım isteneceği» belirtihrıişitir.
19.7.1972 tarihli ve 1615 sayılı Gümrük Kanununun 14 üncü maddesi gümrük hattını siyasî sınır olarak, gümrük bölgesini ise sınırdan içeri doğru 30 km. derinliğe kadar olan saha olarak tarif etmektedir. Aynı maddeye göre; gümrük bölgesinin derin liği, lüzuım görülecek hallerde veya bazı yerlerin coğrafî durumları itibariyle Bakanlar Kurulu Kararıyla 60 kilometreye kadar genişletilebiknefctedir.
1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde her mahallin en büyük mülkiye memuru, sözleşmeli personel dahil olmak üzere gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, doğrudan doğruya Devlet tarafından idare edilen bilcümle tekel memurları, emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel, jandarma subay, astsubay, uzman çavuş ve eratı, kaçalkçııliğı men, takip ve tahkiki ile mükellef kılınmışlardır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, «sınırlarda korunma ve güvenliğin sağlanması» bir idarî asayiş görevi olarak kabul edilmektedir.
Sınırlarda ve sınır bölgelerinde başlıca üç görev yapılmaktadır.
Bunlar:
1. Sınırların muhafaza ve emniyetinin sağlanması, 2. Kaçakçılığın men'i ve takibi, 3. Savunma tedbirlerinin alınmasıdır.
Bu görevlerden kaçakçılığın men'i ve takibi görevi, emniyet ve asayiş görevi olma sına mukalbil, diğer görevîlerin Silahlı Kuvvetlere iç Hizmet Kanunu ile verilmiş olan «Türk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumak» vazifesi kapsamında olduğu ifade edilebilir. Nitekim, bu şekilde mütalaa edil diği içindir ki İran, Irak ve Suriye hudutları dışında kalan sınırlarımzn korunmas Kara Kuvvetleri Komutanlığınca sağlanmaktadır.
Her ne kadar, 6815 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile yakın zamana kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde emniyet ve asayiş hizmeti ağırlık taşımakta ise de, bulgun için anılan yörelerde emniyet ve asayiş yönünden sorunlar geçmişe naza ran çok değişik önem ve özellik kazanmıştır ve gelecekte de önemini devam ettirmesi muhtemel görülmektedir. Ayrıca; komşu ülkelerden Suriye, Irak ve İran'ın kendi iç sorunları ile aralarındaki; askerî po^tik ve ekonomik ilişkilerin aldığı son durum Türkiye'nin özellikle Güneydoğu ve Doğu Analdolu Bölgesinin iç güvenıl'iğini etkiler bir mahiyete bürünmüş bulunmaktadır. Bu bölgede 1976 yılından beri 40 - 50 kişilik gruplar halinde faaliyet gösteren ayrılıkçı gruplar, İran - Irak savaşının başlamasın dan sonra giderek güçlenmeye başlamışlar ve önemli bir tehdit haline gelmişlerdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (S, Sayısı : 106) 15J8.1984 Eruh ye Şemdinli olaylarından sonra etkinliğini artırarak faaliyet gös teren ayrılıkçı grupların bu faaliyetlerini Türkiye'deki bölücü unsurlar ile birlikte yürüt meleri, dış ülkelerden temin ettikleri silah ve malzemeyi kullanarak sınırlarımıza çok yakın, kontrolü güç, kritik bölgelere yerleşmeleri ve Türkiye'deki taraftarları ile de vamlı irtibat halinde bulunmaları; sorunun, kaçakçılığın men ve takibi sorunu olmaktan ziyade, doğrudan doğruya ülkenin savunmasını etkileyen bir sorun haline geldiğini göstermektedir.
12.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesine göre, Jandarma görevleri; mülkî, adlî, askerî ve diğer görevler şeklin de dört bölüme ayrılmış ise de, anılan Kanun incelendiğinde, bu görevlerin başında mülkî görevler gelmekte ve mülkî görevlerin esasını da kırsal kesimde ifa edilen «Emni yet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak» teşkil etmektedir.
Mevcudunun önemli bir kısmını 6815 sayılı Kanun ile kurulan Jandarma Sınır Tuıgay Komutanlıklarına tahsis eden Jandarma Genel Komutanlığı, hudut sorumluluğu nu, mevcut imkân ve kabiliyetleri ile diğer görev ve sorumluluklardan feragat ederek yerine getirmektedir. Bugün güney hudutlarımızda beliren yeni tehditlerin karşılanması yönünden Jandarma Genel Komutanlığı, personel ve malzeme bakımından sınır tugay larını azamî ölçüde desteklem'işltir. Gelişebilecek olaylar karşısında bölgeyi yeterince takviye imkânına .sahip olamayacağı, Kara Kuvvetleri birliklerinin yardım ve desteğine ihtiyaç duyulacağı değerlendirilmektedir.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle, ortaldoğunun kritik kesimlerden biri haline gelen güney hudutlarımızın jandarma teşkilatına kıyasla daha büyük imkân ve kabili yetlere sahip olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, barıştan itibaren korun masında yurt savunma açısından fayda mütalaa edilmektedir. Bu nedenle tasarı kanun laştığında, sağlanacak bu fayda yanında jandarma sadece iç güvenlik ve asayiş görev lerine yönelteceğinden, bu görevlerini daha etkin bir şekilde yerine getirmiş olacaktır.