Dünyanın en yetkili kurumlarınca "Her türlü zararlı alışkanlıklar arasında en fazla ölüme ve hastalıklara sebep olan madde" olarak nitelenen sigara, her yıl ABD'de 440 bin, B. Almanya'da 140 bin, ingiltere'de 120 bin, ülkemizde 160 bin, dünya genelinde ise en az 13 milyon kişinin ölü müne ve çok daha fazla insanın da hasta ve ömür boyu sakat kalmasına sebep olmaktadır, Sigaradan etkilenenleri iki gruba ayırmak mümkündür. Birincisi tiryakiler (aktif içiciler), ikin cisi dumânaltı olanlar veya pasif içiciler.
İçmedikleri halde kapalı yerlerde içenlerin verdiği zarara, en az onlar kadar hatta, daha fazla ölçüde iştirak eden milyonlarca vatandaşımızı bu zarardan büyük ölçüde kurtaracak önlemlerin bir kısmını kapsayan bu Kanun teklifi muhtevasının kabulünde Anayasada da öngörülen 56 ve 58 in ci maddeler işletilmiş olacaktır.
Pasif içiciler diye tanımlanan başkasının sigara içmesinden etkilenenlerde kansere yakalanma ihtimali en az % 40 olarak ifade ediliyor. Sigara içenle, sigara dumanı ile kirletilmiş havayı tenef füs eden arasında gördüğü zarar bakımından çok az fark vardır. İçene zarar yüzde yüz ise, sigara içilen yerde durana bu zarar % 70 veya % 80 nispetindedir. Hatta ABD Sağlık Bakanlığı raporun da sigaradan çıkan zehirli maddelerin pasif içiciye verdiği zarardan daha fazladır denilmekte. Siga ra içmediği halde, sigara içilen kapalı bir odada 4 saat devamlı oturan bir kimse, 10 adet sigara iç miş kadar zehirlenir. ABD'de kamuya ait kapalı yerlerde sigara içenlere 1 000 Dolar (61 milyon TL.) para cezası verilmektedir. Sigaradan bir nefes çekip üfleyen kimse, dumanla beraber çevreye 70 mgr. yanmış madde, 25 mgr. Karbonmonoksit vermekte, bununla etrafındakiler zehirlenmekte dir.
Dünyada şu anda 108 ülke, genel yerlerde sigara yasağı uygularken, uygar dünya denilen ve örnek alınan tüm ülkelerde teklif edilen kanun yıllarca yürürlükte olurken ülkemizin bu konuda da çok geride olması büyük bir eksikliktir. Avrupa parlamentosu, her türlü yayın organında, sigara reklamlarının yasaklanmasını onayladı. Devletin yıllarca uyguladığı içenin kesesinden, içmeyenin sıhhatinden istifade politikalarından biran önce vazgeçip, sigara içenlerin içmek hakkı kadar, içme yenlerin içmemek hürriyetine yol açacak bir teklifin kanunlaşması biran önce sağlanmalıdır.
Anayasanın 56 ncı maddesinde "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip tir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek, devletin ve vatan daşın ödevidir." Yine Anayasanın 58 inci maddesinde "Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır." denilmektedir.
İnsan ve toplum sağlığına pekçok zararlar veren tütün mamullerine halkımız trilyonlar öde mekte, devlet de gelir sağladığı zannı ile baktığı bu sektörden daha fazlasını tütün mamullerinin se bep olduğu başta kanser olmak üzere, kalp damar hastalıkları ve diğer tahribatları için kat kat geri ödemektedir.
Kanunun yasallaşması için pekçok misallerin, acı faturaların gösterileceği gerekçesiyle fazla uzatmadan, konu Yüce Meclisin takdirlerine saygıyla arz olunur.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı 24.1.1991 Ankara v KAN.KAR..39-18IA-1-91-35 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA İlgi : 11 Ocak 1991 tarih ve 2838 - 13585 sayılı yazınız.
İlgideki yazınıza ekli olarak gönderilen 9.1.1991 tarih ve 3694 sayılı "Tütün ve Tütün Mamul- - lerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun" incelenmiştir..
Kişileri; tütün ve tütün mamullerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirleri almak üzere, böyle bir Kanunun çıkarılması öngörülmüştür.
Kanunla ilgili olarak, düzenlemede görülen bazı aksaklıklara değinmekte yarar görülmektedir.
9 uncu maddeye göre, Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Buna karşılık Kanunun 8 inci maddesinde; idarî ve adlî para cezalarının tahsilinde ve takibin de uygulanacak esas ve usullerin ve kullanılacak suç ve ceza tutanaklarının şekillerinin ve Kanu nun uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usullerin, Kanunun yayımından itibaren üç ay içinde İçiş leri, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca müştereken çıkarılacak Yönetmelikte gösterileceği ve bu şe kilde belirlenecek tutanakların Maliye ve Gümrük Bakanlığınca bastırılacağı ve bundan sonra ilgi li yerlere dağıtılacağı hükme bağlanmıştır.
Kanunda yer alan bu iki hüküm bir arada değerlendirildiğinde, ortaya şu uygulama çıkacaktır.
Kanunun yayımı tarihinden itibaren, idarî ve adlî para cezalarının uygulanmasına başlanacak tır. Örneğin tütün ve tütün mamullerinin içilmesinin yasaklandığı yerlerde, bu yasağa aykırı hare ket edenlere idarî nitelikte onbin lira para cezası, reklam yasağına uymayanlara da iki milyon lira dan on milyon liraya kadar ağır para cezası verilecektir.
Kanunun yürürlüğe girdiği ilk aylarda Yönetmelik çıkarılmamış olacağından para cezalarının tahsilinde ve takibinde uygulanacak esas ve usuller belirlenmemiş'olacak, belki bundan da önem lisi kullanılacak suç ve ceza tutanakları mevcut olmayacaktır.
Buna rağmen, bu Kanunun uygulanmasında görevli ve sorumlu tutulan kolluk kuvvetleri, tra fik ve belediye zabıtası ne şekilde hareket edeceğini bilmeyecektir. Bu konuya ilişkin Kanunda bir düzenleme bulunmaması ve düzenleme ile ilgili Yönetmeliğin henüz çıkmamış olması, uygulama da çeşitli sakıncalar yaratacaktır. Başka bir ifade ile uygulamaya geçiş için, geçiş dönemi ihtiyacı benimsenmemiştir.
Hernekadar, Kanunun geçici 1 inci maddesinde altı aylık, geçici 2 nci maddesinde de bir ay lık bir süre tanınmış ise de; birincisi Türkiye'de üretilen veya ithal edilen tütün ve tütün mamulle ri paketlerinin üzerine "SAĞLIĞA ZARARLIDIR" ibaresinin yazılması, diğeri sigara içmeye iliş kin yer tahsisi, reklam panolarının kaldırılması ve bu konuda asılacak yazılara ilişkindir. Kanun da hepsi de uygulamayla ilgili olmak üzere 1,3 ve 6 ay gibi değişik süreler tanınmıştır. Bu çeşitli sürelerin de uygulamada bazı karışıklıklara neden olabileceği düşünülmektedir.
Kanunun geçici 2 nci maddesinde kabul edilen bir aylık süre, aşağıdaki nedenlerle çok yeter siz bir süre olarak görülmektedir.
v Zira bir aylık süre içinde; .
- Sağlık, eğitim -öğretim ve kültür hizmeti veren yerler ile kapalı spor salonlarında ve toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil ve vasıtalarının bekleme mahallerinde, tütün ve tütün mamulle rinin içilebilmesi için ayrı yerler tahsis edilecek, - Tütün ve tütün mamullerinin isim, marka veya alametler kullanılarak her ne suretle olursa olsun yasaklanan reklam panolarının kaldırılması yoluna gidilecek, - Tütün ve tütün mamulleri içilmesinin yasaklandığı yerlerde, buna dair uyarıların asgari on santimetrelik puntolarla herkes tarafından görülebilecek yerlere asılması ve yazılması tamamlana caktır.
Kabul etmek gerekir ki, mevsim şartları da dikkate alındığında bir ay içinde tüm bu işlemleri yerine getirmek mümkün görünmemektedir.
Bugün için, çoğu bakkal, supermarket, kuruyemiş dükkanların vitrinleri sigara reklam panola rı ile yapılmıştır. Buraların bütünü ile sökülüp, yeni vitrinlerin yapılması, oldukça uzun bir süre ala caktır.
Kaldı ki, dünyanın her yerinde yasal bir ürün olan sigaranın reklam ve tanıtma faaliyetleri ay nı şekilde anlaşmalara göre yürütülmektedir. Bu anlaşmaların tümünün bir aylık süre içine gireme yeceği, bu nedenle anlaşmazlıkların ekonomik ve malî alanlara da, yansıyabileceği değerlendiril mektedir. Bütün bu nedenler dikkate alındığından Fransa'da geçen Aralık ayında kabul edilen tü tün mamullerinin reklamlarını düzenleyen Kanun 1993 yılı başında yürürlüğe girecektir. Tanına cak sürenin tek bir tarihe bağlanması/ve bu sürenin uygulamayı mümkün kılan, kolaylaştıran, an laşmazlık alanlarının oluşmasını önleyen ve kullananlara ilaveten eken-üreten ve satan kimseler gi bi geçimini buna bağlayanları dikkate alarak tedrici bir geçişi öngören tek bir süre olması gereği ne inanılmaktadır.
Önemli olan insanların sağlığının korunması olduğuna göre yasaklara aykırı hareket edenlere derhal cezai müeyyide uygulamak yerine, önce onları ikaz ve uyarma yoluna gitmek ve gerekli ko laylıkları sağlamak, sonra yasakları uygulamak en doğru yol olarak görülmektedir. Kabul etmek gerekir ki, diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemiz insanları arasında da tütün kullanmanın yaygın ol duğu bir gerçektir. Hal böyle iken, bilhassa tütün ve tütün mamullerinin içilmesinin yasaklandığı yerlerde, herhangi bir uyarıya gidilmeden, ceza müeyyidelerinin uygulanması, vatandaşlarımızla kolluk ve zabıta kuvvetlerini karşı karşıya getirecek ve her gün tatsız olayların çıkmasına neden olacaktır.
Kanun düzenlemesinde görülen önemli bir yanlışlık da, 5 inci maddenin son fıkrasında yeralan ve yargı yetkisine giren suçlarla ilgili suç tutanaklarının doğrudan sulh ceza mahkemelerine gönderilmesine ilişkin hükümdür.
Mahkemelerin işini azaltmak, vatandaşların mahkemelere gidip gelmesini ve zaman kaybını önlemek ve en önemlisi para cezaları ile bir aya kadar hapis cezalarına ilişkin suçları işleyenlerin sabıkalı duruma düşmemeleri için Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesi ile bir ÖNÖDEME müessesesi getirilmiştir. Bu tür bir suç işleyen kişilerin tutanakları Cumhuriyet savcılıklarına gön derilmekte ve savcılığın ödeme emrini tebliği üzerine ilgili ongun içinde cezasının karşılığı parayı Hazine veznesine yatırdığı takdirde kamu davası açılmamaktadır.
Kanunda yeralan bütün suçlar para cezasıdır. Genelde Türk Ceza Kanununun 119 uncu mad desinin kapsamına girmektedir. Başka bir ifade ile ÖNÖDEME'ye tabidir. Bu genel kaidenin dışı na çıkmanın haklı bir nedeni belirtilmemiştir. Kabul edilen bu yol esasen çok yüklü olan, sulh ce za mahkemelerinin iş yükünü büyük oranda artıracaktır.
Bu şekilde düzenlemede görülen aksaklıkları, Yüce Meclisin takdirlerine sunduktan sonra, Kanunun bütünü üzerindeki görüşlerimi de kısaca arz etmek istiyorum.
Tütün ve tütün mamullerinin kullanılmasının insan sağlığına zararlı olduğu kuşkusuzdur. Bu nun aksine bir düşünceyi ileri sürmek mümkün değildir. Önemli olan bu zarann önlenme yolu ve yöntemidir. Reklam yasağı hiçbir ülkede tek başına etkili olmamıştır. Kaldı ki, Kanun bütünü ile kişilerin özgürce seçme hakkını ellerinden almaktadır. İsviçre Hükümeti Ekim 1990 tarihinde siga ra reklamlarının topyekün yasaklanmasını öngören girişimlere, "serbest piyasa ekonomisine aykırı olduğu ve kişilerin özgürce seçme hakkını ortadan kaldırdığı" gerekçesiyle karşı çıkmıştır.
3 Aralık 1990 tarihinde Ortak Pazar Sağlık Bakanlarının yaptığı toplantıda, sigara reklamları na yasak getiren taslak, büyük bir oy çoğunluğu ile geri alınmıştır.
Mühim olan bu konuda insanların özgürce karar vermesi ve bu kararını özenti ile değil bilinç li olarak verebilmesidir. Her konuda olduğu gibi bu konu da önce bir eğitim ihtiyacını ve sürecini gerektirmektedir. Böylece İnsanların verecekleri karârlara yardımcı olmak, sonuçta aldıkları kara ra saygı duymak asıl hedef olmalıdır. Çok eski tarihlerden itibaren çeşitli ülkelerde konulan içki ya sakları ve sonuçlan bilinmektedir.
Pekçok ülkede yapılan araştırmada, yukarıda da arz ve izah edildiği üzere, reklam yasağı olan ülkelerde sigara tüketimi, reklam yasağı bulunmayan ülkelere göre, özellikle gençlerde beş misli bir artış göstermektedir.
Sigara üzerinde bu şekilde durulurken, sağlığa daha fazla etki.yapan alkol konusunda benzer bir uygulamaya gidilmemiş, bu tür girişimler Avrupa Konseyinde reddedilmiştir.
Kanunda gümrüksüz satış mağazalarından alınan ve yurtdışından yolcu beraberinde getirilen sigaralar ve yurda girişi serbest olan çeşitli yabancı dergi, gazete v.s. yayınlardaki reklamlar ile il gili işlem ve ayrıcalıklar yeralmadığmdan, bu konudaki boşlukların da yeni anlaşmazlık konuları olabileceği düşünülmektedir.
Tüm bu durum nazara alınarak, 9.1.1991 tarih ve 3694 sayılı "Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun" bir defa daha görüşülmek üzere Anayasanın 89 uncu mad desi gereğince iade edilmiştir.
Arz olunur.
Turgut Özal • i Cumhurbaşkanı ANAYASANIN 89 UNCU MADDESİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERİLEN KANUN Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun Kanun No. 3694 Kabul Tarihi: 9.1.1991 Amaç