Mera, yaylak ve kışlaklar; çok değişik türde ve genellikle uzun ömürlü bitki örtüsüyle, hay vanların hemen hemen her mevsimde beslenmelerini sağlamaktadır. Ülkemizde hayvan yetiştirici liği, büyük ölçüde mera hayvancılığı şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte, köylü ve sü rü sahipleri, bu gibi yerlere bakım, ıslah ve koruma konularında hiçbir yatırım yapmamakta ve bu ralardan ucuz veya masrafsız şekilde istifade etmektedirler. Bu yüzden de mera, yaylak ve kışlak lara kapasitenin çok üstünde hayvan salınarak, otların yeniden gelişemeyecek derecede kökten ye dirilmesine, dolayısıyla toprağın örtüsüz kalarak yağmur ve rüzgâr erozyonları sonucu akıp gitme sine, meranın otlatma gücünü yitirip bir daha hayvan otlatılamayacak duruma gelmesine sebep olunmaktadır.
Hayvan yetiştirmenin amacı; et, süt, yapağı ve deri gibi ürünlerin elde edilmesi olup, bunun sağlanabilmesinin de, hayvan yemlerinin bilimsel esaslara göre düzenlenmesine bağlı bulunduğu, açıktır.
Mera, yaylak ve kışlakların hukukî durumlarının tespiti, köy ve belediye tüzelkişilikleri adına tahsisi, ihtiyaç fazlasının ayrılması ve gerektiğinde tahsis amacının değiştirilmesi işlemleri, 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu yürürlüğe girinceye kadar 4753 ve 5618 sayılı Kanunla rın yerdiği yetkiye dayanılarak mülga Toprak ve İskân İşleri Genel Müdürlüğünce; 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununa göre uygulamalar, reform bölgesi içinde mülga Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarlığınca, reform bölgeleri dışında ise mülga Toprak ve İskân İşleri Genel Müdürlüğünce yürütülmüştür.
Ancak, 4753 ve 5618 sayılı kanunların yürürlükten-kaldırılması ve 1757 sayılı Toprak ve Ta rım Reformu Kanununun Anayasa Mahkemesince iptali sonucunda, 10.5.1978 tarihinden itibaren bu konu ile ilgili görevlerin yapılmasını sağlayacak mevzuat kalmamıştır. /• Aslında, yukarıda sayılan kanunlar; önemli ölçüde mera, yaylak ve kışlakların tespiti, tahsis ve tahsis amacının değiştirilmesine ağırlık vermiş ve uygulamalar da sadece bu yönde yapılmıştır. Bu na karşılık, bakım, ıslah ve hatta koruma konuları sürekli ihmal edilmiştir.
Bugün için, başta Medenî Kanun ve Köy Kanunu olmak üzere diğer bazı kanunlarda, mera, yaylak ve kışlaklara birkaç madde ile değinilmekte ise de, bunların yeterli olması ve esas amaca hizmet etmesi mümkün görülmemektedir.
Son olarak yürürlüğe giren 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkın da Kanunda mera, yaylak ve kışlaklarla ilgili bazı hükümler bulunmakla beraber, bunların da ye terli olduğu söylenemez.
1938 yılında ülkemizde 41 068 000 hektar mera alanı bulunmakta iken, bu miktar giderek azalmış ve günümüzde yaklaşık % 50 oranına kadar düşmüştür. Bu düşüş, hızla çoğalan nüfusun ekilebilir toprağa olan baskısı ile kısmen tarıma elverişli arazinin artması şeklinde olmuşsa da, ço ğunlukla tarıma elverişsiz ve eğimi fazla arazilerin açılmasıyla mera niteliği bozulmuş ve toprak ların tamamen elden gitmesi sonucunu doğurmuştur.
Yapılan araştırmalara göre, mera alanlarından yararlanma, bugünkü sistem içinde devam etti ği takdirde elde kalan meralar, halen yurdumuzda mevcut bulunan hayvan varlığının 1/3'ünü an cak besleyebilecektir. Bunun sonucunda meralar tahrip olacak ve hayvanlar yeterli beslenemediğinden verimleri düşük olacaktır. Ayrıca, başıboş hayvan otlatma, orman varlığımızı da tehlikeye sokacaktır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca köylerde yapılan demonstrasyon çalışmaları sonucunda; me ra, yaylak ve kışlakların korunması, bakılması, ıslahı ve otlatmanın teknik usullere göre bir düze ne sokulması ile meraların yem verimlerinin ve dolayısıyla üretilecek hayvansal ürünlerin 4-5 kat artırılabileceği ortaya çıkmıştır.
Bir merayı uzun yıllar en yüksek verim seviyesinde tutabilmek için, o merada otlatmaya baş lama tarihinin tespiti, otlatma süresinin belirtilmesi, hayvan cins ve miktarlarının bilinmesi ve ot latma mevsimi sonunun tespiti ile bunlara mutlaka uyulması mecburidir. Ne var ki, bunların hiç bi risi ülkemizde uygulanmamaktadır.
Sonuç olarak, hayvancılıkta verimin artırılması, fertlerin ve toplumun mera yaylak ve kışlak lardan tabiî yararlanma haklarının düzenlenmesi ve konuyla ilgili anlaşmazlıkların önlenmesi, me ra topraklarının ıslahı, bakımı ve korunması, adalet ilkelerine uygun yararlanmanın sağlanması gi bi hukukî, teknik, ekonomik ve sosyal faydalar getirecek bir düzenlemenin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Tasarı bu amaçlarla hazırlanmıştır.