1. Resmî Gazetenin 21.1.1989 tarih ve 20056 sayılı nüshasında yayınlanan 3517 sayılı Radyo ve Televizyon Verici İstasyonlarının Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü Tarafından Kurulması ve İşletilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun gereğince verici tesisleri ve görevli personel PTT’ye intikal etmiştir.
Daha sonra Kanunun iptali talebi ile Anayasa Mahkemesinin 18.5.1990 tarih ve 1989/9 E., 1990/8 K. sayılı kararıyla Kanunun bazı maddeleri Anayasanın 133 üncü maddesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle iptal edilmiş, 26.7.1990 tarih ve 20586 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan kararın 6 ay sonra yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce TRT’den PTT’ye devredilen personelden bir kısmı, devir işleminin iptali talebi ile TRT aleyhine İdarî Yargıda dava açmışlar, davalar sonunda İdare Mahkemelerince; “3517 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığının Anayasa Mahkemesince karara bağlanması nedeniyle” dava konusu devir işleminin iptaline karar verilmiştir.
T.C. Anayasasının, “Anayasa Mahkemesi Kararları” kenar başlıklı 153 üncü Maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları; “Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih Kararın Resmî Gazetede yayınlandığı günden başlayarak 1 yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda TBMM, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak Kanun Tasarısı ve Teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar, iptal kararları geriye yürümez” hükmünü amirdir.
T.C. Anayasasının zikri geçen hükmü uyarınca, PTT’ye devredilen tesisler ve personel açısından doğan hukukî boşluğu dolduracak bir kanun tasarısı veya teklifi TBMM’ce henüz kabul edilmemiştir.
Öte yandan 8.7.1993 tarih ve 3913 sayılı Yasa ile Anayasanın 133 üncü Maddesi değiştirilmiş ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun özerk olduğu esası getirilmiştir.
PTT’ye devredilen personel tarafından İdare Mahkemelerinden alınan devir işleminin iptali kararlarının uygulama zorunluluğunun bulunması, diğer taraftan Kanunun iptalinden sonra ortaya çıkan hukukî boşluğun doldurulmaması ve verici tesisleri ile personelin PTT İşletmesinde kalmaya devam etmesi karşısında; ortaya çıkan tereddütleri gidermek için, Danıştay Kanununun 12 nci maddesi uyarınca istişari görüş istenmiştir. Danıştay 1 inci Daire Başkanlığının 14.6.1991 tarih ve 1991-86 E., 1991-101 K. sayılı kararıyla, “3517 sayılı Yasanın geçici 2 nci maddesi hükmüne göre TRT’den PTT’ye devredilen personelin hangi kurumda çalıştırılacağı konusunda mevcut hukuksal boşluğun doldurulması için biran önce yasal düzenleme yoluna gidilmesi, söz konusu personelden devir işlemine karşı dava açan ve PTT’ye devir işleminin iptali yolunda karar alan personel hakkında verilen bu yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu karşısında bu personelin TRT Kurumunda çalıştırılmaları gerektiği ve yapılması gereken yasal düzenleme yürürlüğe girinceye kadar Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen esasların ışığı altında idarî kararlarla hizmetin, tesislerin ve personelin aynı kurumda birleştirilmesi” kararı verilmiştir. Bu istişari görüş istikametinde yasal düzenleme zarureti Başbakanlığın tasvibine arzedilmiştir.
Personelden ayrı düşünülemeyecek olan radyo ve televizyon verici tesislerinin TRT Kurumuna devri gerçekleşmediği sürece sadece görevli personelin TRT’ye iadesi kamu hizmetinin yürütülmesini aksatacak bir mahiyet göstermektedir.
Diğer taraftan PTT Kurumunun yeni bir yasal düzenleme olmaksızın kanunla kendisine tahmil edilen yetki ve sorumluluğu başka bir kamu kuruluşuna devretmesi mümkün olmadığı gibi TRT Kurumunun da verici tesislerini ve bu tesislerde görevli personeli devir alabilmesi Anayasaya, Kanuna, Anayasa Mahkemesi kararına uygun bulunmamaktadır. Zira PTT, radyo ve televizyon verici istasyonlarının, program linklerinin planlaması, projelendirilmesi, kurulması, yenilenmesi ve işletilmesi görev ve yetkisini Anayasa Mahkemesince iptal edilen 3517 sayılı Kanunla iktisap etmiştir.
İki kuruluş arasında söz edilen görev ve yetkinin kanunî dayanak olmaksızın devredilebilmesi her iki kurum açısından hizmet esaslarıyla bağdaşmamaktadır.
PTT Kurumu, verici tesislerinde istihdam edilen personeli kendi kadrosuna intibak ettirerek yeni bir hukukî statü kazanmalarını sağlamıştır. Bu personelin de TRT Kurumu kadrolarına iadeleri söz konusudur. Her iki kuruluşun bu personel hakkında özel bir sözleşme ya da protokol ile yeni bir hukukî statü ihdas edebilmelerine imkân yoktur. Bu sebeple gerek verici istasyonlarının kurulması ve işletilmesi yetkisini ve gerekse halihazırda bu tesislerde görevli personelin TRT Kurumuna intikal ettirilmesini teminen yasal düzenleme yapılması öngörülmüştür.
2. TRT Kurumunun yatırım ve işletme harcamaları özellikle GAP, INT ve AVRASYA yayın giderleri günden güne artmakta, bu durum ise Kurum gelirlerinde istikrarlı artışlar sağlayacak tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun yanında verici istasyonlarının TRT Kurumuna devredilmesi halinde yatırım ve işletme harcamalarının da Kuruma yük getireceği kuşkusuzdur. Kurumun reklam gelirlerini artırıcı tedbirler alınmasına rağmen ticarî televizyon kanallarının artması ve potansiyelinden radyo ve televizyon reklamlarına ayrılan miktarın sınırlı olmasından dolayı istenilen artış sağlanamamaktadır.
Anayasal bir kamu hizmeti yükümlüsü olan TRT Kurumunun üstlendiği kamu hizmetini finansman güçlükleri içinde etkin ve sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi mümkün görülmemektedir.
Diğer taraftan 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununun 30 uncu Maddesinde Kurumun yıllık finansman programında tespit edilen açığın genel bütçeden karşılanacağı öngörülmüş olmasına rağmen uygulamada bugüne kadar Kurumun finansman açığı genel bütçeden karşılanmamıştır. Artan finansman açığının yanında ödemekle yükümlü olduğu vergi ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonu borçları, Kurumu çeşitli yönlerden zor durumda bırakmıştır. Dolayısıyla gerekli tedbirlerin süratle alınması zarureti vardır.
1964 Yılından bu yana yurt sathında TRT Kurumu tarafından kurulup işletilerek yaygınlaştırılan verici tesisleri PTT Kuruluşuna devir edildiğinde, bu tesislerin yatırım ve işletme harcamalarının karşılanabilmesi amacıyla Belediye Gelirleri Yasasında % 6 olarak öngörülen haberleşme vergisi oranı % 1’e indirilerek PTT’ye gelir kaynağı sağlanmıştır.
Bu defa verici tesislerinin TRT Kurumuna devredilmesi halinde Kuruma munzam bir gelir kaynağı sağlanması amacıyla Telekomünikasyon Payı adı altında % 5 oranında bir finansman öngörülmüştür.
3093 Sayılı Türkiye Radyo Televizyon Gelirleri Kanunu 1986 yılında yürürlüğe girdiğinde % 3.5 olarak tespit edilen oran gerek Kurum hizmetlerindeki gelişme ve ihtiyaç ve gerekse enflasyon oranları dikkate alınarak elektrik enerji hasılatından ayrılacak pay % 7 olarak öngörülmüştür.
Tüketilen enerji miktarlarından belli oranlarda TRT Kurumuna ayrılan payın ilgili kuruluşlar tarafından süresinde, geciktirilmeden ödenmesini sağlayacak ve mevcut hukukî boşluğu ortadan kaldıracak yasal düzenlemelerin acilen gerçekleştirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun, TRT Kurumunun reklam gelirlerinin % 30’luk miktarının fona aktarılmasına ilişkin dördüncü maddesinin (f) fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Ticarî televizyon kuruluşları halen bu zorunluluktan muaftır.