Malûmları olduğu üzere, 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan 1/95 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı’nın 8-11 inci maddeleri uyarınca Avrupa Birliği’nin standardizasyon, test ve belgelendirme konusundaki mevzuatı, kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde ülkemiz mevzuatına dahil edilecektir.
Avrupa Birliği ile Türkiye arasında gerçekleştirilmiş olan Gümrük Birliği çerçevesinde, Türk ihraç ürünlerinin teknik engelle karşılaşmasının önlenmesi açısından uygunluk değerlendirme işlemlerinin Avrupa Birliği normlarına uygun olarak gerçekleştirilmesi zorunluluk arz etmektedir. Bunun yanısıra, üçüncü ülke menşeli ürünlerin ülkemize ithalatında da yapılacak test ve belgelendirmelerin AB’deki uygulamalara uyumlu gerçekleştirilmesi de önemlidir.
Avrupa Birliği’nin 1985 yılında uygulamaya koyduğu bir standardizasyon politikası olan yeni yaklaşım kararı çerçevesinde hazırlanan ve uygulamaya konulan direktiflerde, uygunluk değerlendirme prosedürleri Global Yaklaşım Kararı’nda belirtilen kriterlere göre belirlenmiştir.
Belgelendirme, test etme ve kontrol konularındaki Global Yaklaşım, düzenlemelerin karşılıklı tanınması, ihtiyarî belgelendirme sistemi ve yapıların birbirine yaklaştırılması ile güvenin artması ve karşılıklı tanımanın işleyişi için bir temel oluşturmaktadır.
Bu bağlamda test, belgelendirme ve muayene kuruluşlarının şeffaflığının ve güveninin sağlanması için akredite edilmeleri önem kazanmaktadır.
Akreditasyon işlemleri, laboratuvarların, belgelendirme ve muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre düzenli aralıklarla denetlenmelerini ve değerlendirilmelerini gerektirir. Üçüncü taraf değerlendirme tekniği olarak akreditasyon, ürünlerin belgelendirilmesi açısından bu kuruluşlarda güvenilirliğin sağlanması ve sürekliliği için önemli bir araçtır.
Bir test kuruluşunun yaptığı testlere ya da bir belgendirme kuruluşunun düzenlediği belgelere itimat edilebilmesi için bu kuruluşların belirlenen uluslararası kriterlere göre çalışıyor olması gerekmektedir. Dünyadaki uygulamalara paralel olarak Avrupa Birliği’nde de bu kriterler EN 45000 standartlar serisinde açıklanmıştır. EN 45000 serisi standartlarda; test laboratuvarlarını akredite eden kuruluşların uyması gereken kriterler, test laboratuvarlarının işletilmesi ve değerlendirilmesi için gerekli olan teknik kriterler ile bu laboratuvarlarda kullanılan cihazların birinci sınıf laboratuvarlar tarafından kalibre edilmesi ile ilgili kriterler, ürün ve kalite sistem belgelendirmesi yapan kuruluşlar için teknik kriterler, test ve belgelendirme kuruluşlarında çalışan personelin taşıması gereken özelliklerle ilgili temel kriterler yer almaktadır.
Ülkelerin farklı uygulamaları sonucu, Avrupa Birliği akreditasyon sisteminde ortaya çıkan sakıncaların giderilebilmesi amacıyla hazırlanmakta olan pr EN 45010 Standardında, akreditasyon kuruluşlarının bağımsız, tarafsız ve tüzel kişiliği haiz bir kamu ya da özel kuruluş olması zorunluluğu getirilmektedir. Bu doğrultuda, ülkemizde de Türkiye Akreditasyon Konseyi’nin (TÜRKAK), ilgili tüm tarafların katılımı ile devlet güvencesi altında, Avrupa Birliğinde öngörüldüğü gibi, mutlaka ekonomik ve idarî yönden bağımsız ve tarafsız bir şekilde faaliyet göstermek üzere tesis edilmesi gerekmektedir. Kurulacak organın, uluslararası alanda itibar görebilmesi için bağımsız ve tarafsız olmasının yanısıra hukukî dayanağının da kuvvetli olması önemlidir. Akreditasyon sistemine anahtar veya lokomotif olacak Türkiye Akreditasyon Konseyi Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un çıkarılarak süratle Türk mevzuatı içinde yer alması sağlanmalıdır. TÜRKAK’ın bir kanunla kurulması, ona yaptırım gücü ve uygulamalarda etkinlik sağlayabilmesi için bir zorunluluktur.
Ticarette teknik engellerle karşılaşmamak ve dünyada kabul edilen normlara göre uygunluk değerlendirmesi faaliyetini yürütmek, ancak ülke içinde dünyadaki sistemlere paralel bir akreditasyon sistemi oluşturulmakla mümkün olacaktır. Ülkemizde üretimin kalitesinin geliştirilmesi ve ürünlerin iç ve dış piyasalarda rekabet gücünün artırılması açısından, sözkonusu ürünlerin, akredite edilmiş bir test ve belgelendirme kuruluşundan belgelendirilmesi son derece önemlidir.
Ayrıca, Türkiye Akreditasyon Konseyi Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, test ve belgelendirme sektörleri için bir çerçeve kanun işlevi görecek ve bugüne kadar dağınık bir şekilde faaliyet gösteren kuruluşları bir çatı altında ve aynı zeminde biraraya getirecektir.
Ülkemizde faaliyet gösteren laboratuvarların potansiyeli daha iyi değerlendirilecek ve bu laboratuvarlar, yüksek kapasite ile çalışma imkânı bulabileceklerdir.
Halihazırda mevcut laboratuvarların yanısıra, test ve belgelendirme sektörlerinin geliştiğini gören diğer yatırımcılar da bu alana yatırım yapabileceklerdir.
Bu hizmet sektörlerini düzenleyen bir kanunun varlığı, yalnızca Avrupa Birliği’ne yaptığımız ihracatta değil, ayrıca üçüncü ülkelerden yaptığımız ithalatta da son derece önemli ve gereklidir.
Üçüncü ülke menşeli ürünlerin Türkiye’ye ithalinde, ülkemizdeki test ve belgelendirme hizmetlerinden yararlanılarak, hem ithalatçılarımıza kolaylık sağlanmış olacak hem de bu hizmetler üçüncü ülkelere satılarak gelir elde edilecektir.
Sonuç olarak denilebilir ki, TÜRKAK’ın kurulması, ülkemiz mevzuatında kanunla düzenlenmesi gereken bir sahada mevcut boşluğun giderilmesi; Türk sanayiinin önemli bir ihtiyacının acilen karşılanması, ayrıca hizmet sektörü içinde yeralan belgelendirme faaliyetlerinin sağlıklı düzenlenip gelişmesi, aynı zamanda dünyadaki gelişmelere paralel olarak ve AB ile gerçekleştirilen Gümrük Birliğine sağlıklı ve etkin bir şekilde uyum sağlanabilmesi bakımından zorunluluk arz etmektedir.
Diğer bir ifadeyle, TÜRKAK’ın kurulması ile, Türkiye’de yerli sanayinin ihtiyacı olan sağlıklı bir ölçüm ve belgelendirme sistemi yaratılmış olacak aynı zamanda bu ölçüm ve belgelerin uluslararası piyasalarda ve kontrollerde güvenilirliği de sağlanmış olacaktır.
TÜRKİYE AKREDİTASYON KONSEYİ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASLAĞINA İLİŞKİN MADDE GEREKÇELERİ Kuruluş amacı