Bilindiği üzere deniz taşımacılığı nitelik itibariyle uluslararası bir faaliyettir. Türkiye’nin % 91’i deniz yoluyla gerçekleşen dış ticaret taşımaları yanında, gemilerimiz üçüncü ülkeler arasında da taşımacılık yaparak dünya pazarlarından önemli paylar alabilmektedir.
Ancak dünya ekonomisindeki küreselleşme olgusu, rekabet şartlarını ağırlaştırmakta ve serbest piyasa ilkesi ile çelişmeyecek yeni yöntemler geliştirilmesi gerekli hale gelmektedir. Türk Uluslararası Gemi Sicili (Sicil) dünya genelinde uygulanmakta olan bu yöntemlerden biridir.
Deniz taşımacılığındaki mevcut büyük potansiyeli gözönünde bulunduran ülkeler kendi filolarına böyle bir imkân tanıyarak, uluslararası deniz taşımacılığı alanındaki rekabet güçlerini kuvvetlendirmeye çalışmaktadırlar.
Uluslararası rekabet, daha genç ve daha yeni teknolojiye sahip, dolayısıyla yatırım maliyeti yüksek gemilerden oluşan bir filoyu gerekli kılmaktadır. Diğer taraftan liman devlet kontrolü yönünden ve klas kuruluşlarınca aranan standartlara bağlı olarak gemilerde yapılması gereken teknolojik yatırımlar maliyeti yükseltmektedir.
Gemilerin teknik niteliklerinin yükseltilmesine bağlı olarak işletme giderleri devamlı artmaktadır. Bu durumda işletme giderleri düşük seyreden filolarla aynı navlun piyasalarında rekabet etmek güç olmaktadır. Özellikle zaten kıt olan iş gücünün maliyeti yabancı gemi adamlarına yönelinerek aşağı çekilebilmektedir. Neticede açık sicil ülkeleriyle rekabet edebilmek için dünya filosunun yarıya yakın bölümü bu tür sicillere kayıtlı faaliyet göstermektedir.
Ülkemiz denizcilik endüstrisi, gelişme potansiyeli ve döviz kazandırıcı niteliği ile ekonomimizin lokomotif sektörlerinden olup, uluslararası taşımacılık özel önem taşıyan sektörlerdendir. Diğer taraftan Ulusal Deniz Ticaret Filomuzun korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi bir plan ilkesidir. Bu bakımdan uluslararası deniz taşımacılığında Türk gemilerine rekabet eşitliği, hatta rekabet avantajı sağlanması hususunda tüm siyasî platformalarda bir mutabakat mevcuttur.
Hal böyle iken, Türk donatanlarının kolay bayrak ülkelerinin sağladığı avantajlardan yararlanmak için bayraktan kaçmaları filomuzun küçülmesine neden olacaktır. Bunu önlemek, Türk Uluslararası Gemi Sicilinin kurulması ve kolay bayrak ülkelerindeki ayrıcalıkların buraya kaydolan Türk gemi ve yatlarına tanınması ile mümkün olabilecektir.
Dünya denizlerinde millî bayrağımızı dalgalandırmaya devam etmek ve rekabet gücümüzü elde tutabilmek amacıyla;
Norveç (NİS), Danimarka (DIS) gibi denizci ülkelerin benzer sicilleri ve Avrupa Topluluğunun ortak sicil çalışması (EUROS) paralelinde bir Türk Uluslararası Gemi Sicili oluşturulmasına yönelik bir Kanun Tasarısı taslağı hazırlanmıştır.
Söz konusu Türk Uluslararası Gemi Sicili tasarısında öngörülen tonaj üzerinden vergileme sistemi; uluslararası deniz taşımacılığı yapan sektör mensuplarını, rekabet ettikleri yabancı armatörlerin çoğunun kendi ülkelerinde tabi oldukları vergi sistemine tabi kılmakta dolayısıyla vergileme şartlarını eşitlemektedir.
Türk Uluslararası Gemi Sicili teşkili ile güvenlik ve hukuk açısından bir sorun doğmamakta, finansör, gemi ve yat sahibi ile işletmecilerin menfaatleri korunmuş olmaktadır. Özellikle yabancı gemi adamı istihdamı, gemi ipoteği karşılığı kredi temini, denetim ve klas kuruluşları yönünden sektöre bir esneklik imkânı tanınmış olmaktadır.
Zaten 1986’da kabul edilen Birleşmiş Milletler Gemi Sicil Konvansiyonu tescil devletlerinin kendi bayrağını taşıyan gemilerden yabancı uyrukluların çalışmasına izin verileceği esasını hükme bağlamıştır.
Diğer taraftan yabancı bayrak çekmede Türk Ticaret Kanununun 824 üncü maddesindeki azamî iki yıl kaydı finansal kiralama yoluyla gemi temininde sorunlar yaratmaktadır. Türk Uluslararası Gemi Sicili bu konuda rahatlık getirecektir.
Türk Uluslararası Gemi Sicilinden beklenen diğer bir avantaj, özellikle Türkiye ile kuvvetli ticarî bağları olan Bağımsız Devletler Topluluğu gibi komşu devletlerin işletmecilerinin ülkemize celbiyle sağlanacaktır. Sisteme kayıtlı yabancı armatörlerin Türkiye’de kuracakları şirketlerin burada açacakları bürolarda ve denizcilik sektöründe doğacak aktivite artışına paralel olarak, sektör genelinde ilave istihdam yaratılmış olacaktır.
Sonuç olarak, Türk Uluslararası Gemi Sicili filomuzun uluslararası denizcilik piyasalarındaki rakip ticaret filoları ile eşit şartlarda çalışabilmesini sağlayabilecektir. Zira etkin bir rekabet, kapasite ve kalite ile birlikte verimlilik, sürat ve işletme kolaylıklarını gerekli kılmaktadır.
Önerilen sistem Türk Uluslararası Gemi Siciline bağlı olan gemi ve yatlarla burada çalışanların tabi olacakları kural, standart, norm ve teamüller açısından herhangi bir farklılık yaratmayacaktır.
Personel açısından kaptanın kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti uyruklu olması öngörüldüğü gibi, yerli istihdamın korunması açısından donatanın Türk olması halinde diğer gemi personel sayısının en az % 25’inin Türk uyruğunda bulunması şartı öngörülmüştür. Bu sayede gemilerin personel açığı yüzünden limanlarda beklemeleri önlenecek, keza işletmecilik sırasında karşılaşılan malî ve bürokratik sorunların bertaraf edilmesi ile sektöre rahatlık ve kolaylık sağlanmış olacaktır.
Dolayısıyla Türk Uluslararası Gemi Sicili uygulamasına geçilmesinin getireceği esneklik ve imkânlar sektörün gelişmesine büyük katkılarda bulunabilecektir.