Ülkemizde şeker üretimi ve pazarlaması; bir iktisadî devlet teşekkülü olan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Türkşekerin bağlı ortaklığı durumundaki Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. ve Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. ile kooperatiflere ait Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikaları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu faaliyetlerinde tüm fabrikalar 6747 sayılı Şeker Kanununa, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile bağlı ortaklıkları ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile şirket ana statüsü hükümlerine tabidir.
Türkiye’de Şeker rejimini düzenleyen 22.6.1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununun birçok maddesinin, zaman içinde özellikle iktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadî kuruluşlarının yeniden yapılanmalarına ilişkin kanunî düzenlemeler, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun yürürlüğe girmesi ve şeker istihlak vergisinin katma değer vergisine dönüşmesi ile uygulama olanağı kalmamıştır.
Halen sektörde pazar payları % 20’nin üzerinde bulunan Konya, Kayseri ve Amasya Şeker Fabrikalarının özel fabrikalar olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yanında, 6747 sayılı Şeker Kanununa tabi olmaları, bu fabrikalar için müdahaleci ve kısıtlayıcı bir durum arz etmektedir. Birçok teşebbüs gibi Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin de özelleştirilmesinin gündemde olduğu bu günlerde şeker üretimi pazar ve fiyat mekanizmalarının sektör bazında yeniden değerlendirilmesi, böylece hukukî anlamda yeni bir sektörel altyapı oluşturulması gereği ortaya çıkmıştır.
Şeker Kanunu, VII nci Beş Yıllık Kalkınma Planının tarımsal politikalar ile ilgili yapısal değişim projesi kapsamında, güncelleştirilmesi öngörülen kanunî düzenlemeler arasında yer almıştır.
Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi sonrasında kazanılan aday ülke statüsü yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü çerçevesindeki taahhüt ve gelişmeler de şeker rejiminin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmıştır.
Bu bakımdan, tasarı ile;
– Şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunması, – Sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi, – Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması, – Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının hazırlanması, ilke olarak benimsenmiştir.
Şeker sektörünün, yarattığı yüksek katma değer yanında tarım ve endüstri kesiminde sağladığı yüksek istihdam düzeyi nedeniyle pancar şekeri üreticisi gelişmiş ülkelerde bile düzenleme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler pancar üreticileri ve işleyicilerinin menfaatlerini buluşturan düzenlemeler olup, sektörü yapısal anlamda düzenleyici bir nitelik arz etmektedir.
Ülkemizdeki şeker fabrikalarında halen otuz bin civarında işçi istihdam edilmekte ve binlerce çiftçi ailesi geçimini pancar tarımı ile sağlamaktadır. Bu nedenledir ki halen mevcut ve ileride kurulacak şeker fabrikalarının tam kapasite ile üretim yapmaları ve rasyonel çalışmaları, sadece ekonomik yönden değil sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına bağlamış üreticiler için de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, yapılan düzenleme ile şeker fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlanması yoluna gidilmiş, sektör, iç piyasada rekabete açık hale getirilmiş, Devletin ilgisi ile sektörün özelliklerinin gerektirdiği asgarî düzeyde tutulmuş, pancarda ve şekerde tek fiyat uygulaması terkedilmiş, şeker fabrikası kurulmasına yönelik 6747 sayılı Şeker Kanununda yer alan kısıtlamalar kaldırılmıştır.