Ceza infaz kurumları ve tutukevleri, suç işleyenlerin cezalarının yerine getirildiği ve tutuklama tedbirlerinin uygulandığı kurumlardır. Bu kurumların yönetiminin hukuka uygun olarak yürütülmesi esastır.
Dışa karşı kısmen kapalı konumda bulunan bu kurumlardaki hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin başta Anayasa olmak üzere kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere, ayrıca Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uygun olarak yürütülmesi, hükümlü ve tutukluların daha sonra toplum hayatına uyum göstermeleri bakımından büyük önem taşımaktadır. Çağdaş infaz anlayışında, hükümlülerin cezalarını çektikleri sırada kurum idaresince kendilerine karşı insanlık onuruna yaraşır şekilde davranılması ve kendilerinin topluma yararlı bireyler olarak geri gönderilmesi düşüncesi vardır. Hükümlülere tanınan hakların başında “şikâyet hakkı” gelmektedir. Bu hak, yargı organlarına başvurma yetkisini de içermektedir.
Nitekim üyesi bulunduğumuz Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyinde yapılan çalışmalar çerçevesinde insan hak ve özgürlükleri konusunda hükümlü ve tutukluların yararlanacakları hak ve yetkiler de belirtilmiştir.
Anayasanın 17 nci maddesine göre “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz”. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesinde, hiç kimsenin zulüm ve işkenceye maruz bırakılamayacağı ve hiç kimseye insanlık dışı ve alçaltıcı davranışta bulunulamayacağı ve ceza verilemeyeceği ilkeleri yer almaktadır. 30.8.1955 tarihinde toplanan Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı Birleşmiş Milletler 1 inci Kongresinde “Hükümlülerin Islahı İçin Asgarî Standart Kurallar” kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler bünyesinde gerçekleştirilen “Medenî ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin 10 uncu maddesinde özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve doğuştan sahip olduğu onuruna saygı gösterilerek davranılacağı, infaz sisteminin asıl hedefinin mahkûmların ıslahı ve topluma yeniden kazandırılması olacağı kuralına yer verilmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince de hükümlülerin haklarına ilişkin birçok karar ve tavsiye kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkelerin uygulamaya aktarılması ve gerçekleştirilmesinin sağlanması amacıyla ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların, bu kurumlarda bulundukları sürece, haklarında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdinde infaz hâkimliklerinin kurulacağı öngörülmüştür. Bu hâkimliklerin yetki alanının kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin yargı çevresiyle sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçeve içinde hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları, cezaların infazı, müşahedeye tâbi tutulmaları, açık cezaevine ayrılmaları, disiplin tedbirleri ve cezaları, izin, sevk, nakil gibi kurum idaresince yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvuruda bulunma olanağı tanınarak, infaz veya tutukluluk sırasında yapılan işlem veya faaliyetler üzerinde yargı denetimi getirilmiştir.
Böylelikle hükümlü ve tutuklu haklarının Anayasa ve uluslararası normlara uygun olarak korunması ve geliştirilmesi sağlanmış olacaktır. Tasarı, bu düşüncelerle hazırlanmıştır.