Türk Silâhlı Kuvvetlerinin muvazzaf subay kaynaklarını, harp okulu, fakülte veya yüksekokul mezunları, yedek subaylıktan muvazzaf subaylığa geçenler ile astsubaylıktan muvazzaf subaylığa geçenler oluşturmaktadır. Muvazzaf astsubay kaynakları ise astsubay okullarıdır.
Astsubay okulları; astsubay hazırlama okulları ve astsubay sınıf okulları olmak üzere ikiye ayrılır.
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 7.7.1971 tarihli ve 1424 sayılı Kanunla eklenen ek 12 nci madde ile "Silâhlı Kuvvetlerde ihtiyaç duyulan sınıflar için, özel kanunda gösterilen usul ve esaslara göre sözleşmeli subay alınabilir" hükmü getirilmiş, ancak bugüne kadar bu hususta bir yasal düzenleme yapılamamıştır.
Yalnızca lise mezunlarının yedek subay olduğu zamanlarda 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askerî Memurlar Kanununun 29 uncu maddesi gereğince, yedek subaylardan istekli olanlar, muamele memuru ve hesap memuru olarak bir nevi sözleşme ile subay nasbedilmişler ve bunlar daha sonra aldıkları haklarla albay rütbesine kadar yükseltildiklerinden statüleri sözleşmeliden ziyade muvazzaf subay niteliğine dönüşmüştür. Dolayısıyla bugüne kadar gerçek anlamda sözleşmeli subay istihdamı mümkün olmamıştır.
Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yeniden yapılanması, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde büyük rütbeden ziyade küçük rütbeli subay ve astsubaylara olan ihtiyacı artırmış, bu nedenle mevcut subay ve astsubay kaynaklarına sözleşmeli subay ve astsubay kaynağının da ilave edilmesi zarureti ortaya çıkmıştır.
Türk Silâhlı Kuvvetlerinde çeşitli rütbe ve görevlerdeki subay ve astsubaylar, rütbe bekleme sürelerini ve yıllara göre verilen zayiata bağlı olarak küçük rütbeden, büyük rütbeye doğru azalan bir mahrut oluşturmaktadır. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yapısı itibarıyla küçük rütbelerdeki subay ve astsubay ihtiyacı, üst rütbelere oranla daha fazladır. Bu nedenle, küçük rütbelerdeki subay ve astsubay ihtiyacını karşılamak için bir temin ve yetiştirme modeli uygulandığında, üst rütbelerde ihtiyaçtan fazla subay ve astsubay birikmektedir. Üst rütbelerdeki bu birikim kadrosuzluktan emekli etme, gibi tedbirlere rağmen arzu edilen şekilde düzenlenememektedir.
Diğer yandan üst rütbelerdeki birikimlerin kontrol edilmesi ihtiyacı nedeniyle başlatılmış olan terfiin kadro esasına dayandırılmasının astsubaylara uygulanması gibi çalışmalar ile uyumlu bir bütünlük teşkil ettiği değerlendirilen "Sözleşmeli Subay ve Astsubay Kanun Tasarısı", kaynak çeşitlendirmesine imkân vermesi açısından da temin yetiştirme planlarının etkinliğini artırabilecek niteliktedir.
İnsan gücü planlarında temin ve yetiştirme;
teğmen-üsteğmen kadro ihtiyacını karşılayacak miktarın altında tutulmakta, üst rütbe birikimlerinin makul seviyede oluşturulmasına çalışılmaktadır. Ancak bu durumda da teğmen-üsteğmen miktarı az olduğundan bu rütbelerde sıkıntı meydana gelmektedir. Dolayısıyla küçük rütbeli subay ihtiyacı Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığında % 30, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında % 10 oranında yedek subaylarla karşılanabilmektedir.
Yedek subaylar ise kısa bir eğitimi müteakip kıt'alara gönderilmekte, görevlerini tam olarak öğrendikleri ve verimli olmaya başladıkları anda terhis olmaktadırlar. Öte yandan çeşitli mesleklere mensup bu gençler, meslekleriyle genellikle ilgisiz bir alanda mükellefiyete tâbi tutulmaktan hoşnut olmamaktadırlar. Askerliğin kısaltılması da her zaman gündemde olan bir konu olduğundan yedek subaylığın zaman içerisinde tedricen kaldırılması, yerine gönüllülük ve profesyonellik esasına dayalı sözleşmeli subay statüsünün getirilmesi, bu bakımdan da bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır.
Ayrıca sözleşmeli subayların; harp okulu kaynaklı subayların kullanıldığı kısım komutanı, takım ve bölük komutanlığı ve benzeri kadro görev yerlerinde istihdam edilmesi yanında, fakülte veya yüksekokul kaynaklıların kullanıldığı mühendis, tabip, öğretmen gibi kadro yerleri ile halen yedek subayların görev yaptığı tercümanlık, otomatik bilgi işlem merkezi gibi görev yerlerinde de istihdam edilmesi ve istihdam edilen sözleşmeli subay miktarı kadar, muvazzaf subay yetiştirilmesinin azaltılması veya yedek subay istihdamında kesinti yapılması amaçlanmaktadır.
Bu statüde personel alımının gerçekleştirilmesi ile sözleşmeli subay alınan sınıflar için dış kaynaktan muvazzaf subay alımının durdurulması veya asgari hadde indirilmesi de gerçekleşebilecektir. Aksi takdirde dış kaynaktan alınanlar doğrudan muvazzaf subaylığa geçirildiğinden Türk Silâhlı Kuvvetlerinde hizmet etmeyi amaçlayanların, başlangıçta sosyal güvencesi daha fazla olan muvazzaf statüyü, sözleşmeli subay olmaya tercih edecekleri değerlendirilmektedir.
Belirtilen sebepler çerçevesinde bir zaruret olarak ortaya çıkan sözleşmeli subay ve astsubay istihdamının;
a) Kıt'aların takım komutanı ve küçük rütbeli subay ve astsubay ihtiyacının, harp okulu ve astsubay okulu kaynaklı subay ve astsubaylara nazaran daha ekonomik olarak karşılanması,
b) Yedek subaylara nispetle, daha uzun süre istihdam edileceklerinden birçok hizmetin kısmen profesyonel personel ile yürütülmesine imkân verilmesi,
c) Harp okulu mezunu subayların daha etkin ve kritik görev yerlerinde kullanılması,
d) Yedek subay istihdamının zamanla azaltılmasına ve hatta kaldırılmasına imkân verilmesi,
e) İleride, dış kaynaktan subay alımı uygulamasının durdurularak denenmiş çalışkan, istikbal vadeden sözleşmeli subayların muvazzaf subay kaynağına aktarılarak, dış kaynağın getirdiği olumsuz personel problemlerinin asgari seviyeye indirilmesi,
f) Üst kademelerde arzu edilen subay ve astsubay mahrutunun teşekkülünde idareye elastikiyet sağlanması,
g) Kısmen profesyonel ordunun teşkiline bir adım daha yaklaşılması,
h) Diğer subay ve astsubay kaynaklarında meydana gelecek değişikliklerin telafisinde elastikiyet sağlanması,
ı) İstihdam alanında, ülke çapında yeni bir iş sahası açılması,
j) Sözleşmeli astsubayın sırasıyla önce muvazzaf astsubay daha sonra da muvazzaf subay olabilmesi, Mümkün olduğundan motivasyon ve verimlilik açısından da herhangi bir problemle karşılaşılmayacağı değerlendirilmektedir.
Yukarıda açıklanan ihtiyaç ve faydalar esas alınarak hazırlanan bu Kanun Tasarısı ile istihdam edilecek sözleşmeli subay ve astsubayların temini, yetiştirilmeleri, sınıflandırılmaları, hizmet şartları, yükselmeleri, atamaları, görev ve yükümlülükleri ile özlük ve sosyal haklarının düzenlenmesi amaçlanmıştır.
İstihdam edilecek sözleşmeli subayların ve astsubayların, öncelikle aday statüsünde, ön sözleşme ile subaylarda ve astsubaylarda askerî eğitime alınmaları; bu eğitimi başarı ile bitiren sözleşmeli subay ve astsubay adaylarının teğmen ve astsubay çavuş rütbesine nasbedilerek kendileri ile kesin sözleşme imzalanmasını müteakip ilk tayin yerlerine gönderilmeleri öngörülmektedir.
Ayrıca, sözleşmeli subay ve astsubayların rütbe bekleme süreleri hakkında, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda muvazzaf subaylar ve astsubaylar için belirlenen sürelerin uygulanacağı, istekli olanların; sözleşmeli subaylarda üsteğmenliğin dördüncü yılında muvazzaf subay olmak için, sözleşmeli astsubaylarda ise; Türk Silâhlı Kuvvetlerindeki dördüncü fiilî hizmet yılı başından itibaren onikinci fiilî hizmet yılının bitimine kadar muvazzaf astsubay olmak için başvuru yapabileceği, bunlardan ihtiyaca göre, insan gücü planlarındaki miktar kadarının, muvazzaf subay veya astsubay olarak alınacağı, muvazzaf statüye geçenlerin sözleşmeli statüden çıkarılarak, muvazzaf subay veya astsubayların statüsüne tâbi olacağı hüküm altına alınmaktadır.
Bununla birlikte, sözleşmeli subay ve astsubay statüsünde bulunan personelden; muvazzaf statüye geçemeyenler veya geçmek istemeyenler sözleşmelerini yenilemek suretiyle subaylarda yüzbaşı rütbesi ile astsubaylarda ise astsubay kıdemli üstçavuş rütbesi ile hizmete devam edebileceklerdir. Bu durumda 6 yıllık yüzbaşı bekleme süresini müteakip 15 inci hizmet yılı sonuna gelen sözleşmeli subaylar ile 3 yıllık astsubay kıdemli üstçavuşluk bekleme süresini müteakip 12 nci hizmet yılı sonuna gelen sözleşmeli astsubaylar için iki seçenek sunulmaktadır.
Birincisi; sicil amirlerince "Türk Silâhlı Kuvvetlerinde istihdamı uygundur." kanaati olanlar ve sözleşmeli subay olarak kalmak isteyenlerin yüzbaşı rütbesinde, sözleşmeli astsubay olarak kalmak isteyenlerin astsubay kıdemli üstçavuş rütbesinde sözleşmeleri Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda belirtilen rütbe yaş hadlerine kadar uzatılarak emeklilik hakkını kazanmaları sağlanmaktadır.
İkincisi; kendilerince veya idarece Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalması istenmeyen sözleşmeli subayların yüzbaşı rütbesi bekleme süresi sonunda, sözleşmeli astsubaylarda ise astsubay kıdemli üstçavuş rütbe bekleme süresi sonunda sözleşmeleri feshedilmekte ve tazminatları verilerek Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişikleri kesilmektedir.
Bu imkânlar ile, ileride toptan muvazzaf olmak için meydana gelebilecek talep ve isteklerin önüne geçilmesinin yanında muvazzaf subay ve astsubaylığa geçmenin bir plan dahilinde ve kont-rollü olarak gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
Sözleşmeli subay ve astsubay istihdamı, personelin yetiştirilmesi için ilave bir maliyet de gerektirmediğinden, ekonomik nedenlerle tercih edilen bir istihdam şeklidir ve yabancı ordulardaki uygulamalar da bunu doğrulamaktadır. Özellikle modern araç, gereç ve silâh sistemlerini ihtiva eden küçük birlik ve teşkillerin teknik kullanımı ve sevk idaresinde ihtiyaç duyulan küçük rütbeli personel talebinin karşılanması ve Türk Silâhlı Kuvvetlerine sağlayacağı müspet etkileri de dikkate alındığında sözleşmeli subay ve astsubay istihdamının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.