Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı- A) Bilindiği üzere, 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu madde ile, bankaların Meclis denetimine tâbi olması öngörülmüştür.Meclis denetimi hakkında 3346 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük MilletMeclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesiyle; genel kurulları TürkTicaret Kanununa veya özel kanunlara tâbi şirket ve kurumlar hakkında bunların bilanço ve netice hesapları ile ilgili olarak TBMM Genel Kurulunda herhangi bir oylama yapılamayacağı ve bunların yönetim kurullarının ibra edilmesi veya edilmemesi hususunda karar verilemeyeceği, bu kuruluşların sadece genel görüşme konusu olacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan 4603 sayılı Kanun uyarınca bankaların yapılan ilk genel kurullarında kabul edilen ana sözleşmelerinde bankaların hesap döneminin her yıl Ocak ayının ilk gününden başlayıp Aralık ayının son gününde biteceği hükme bağlanmıştır. Meclis denetimlerinin ilgili yıl içerisinde yapılamaması nedeniyle 2000 yılında bankaların özel hukuk hükümlerine göre genel kurullarının yapılarak bilanço ve kâr zarar hesaplarının genel kurullarının onayına sunulması gerekmektedir. 4603 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle uygulamada 2000 yılı için herhangi bir yanlış uygulamaya meydan verilmemesi açısından bu madde hükmü daha açık bir şekilde ifade edilerek düzenlenmiştir.
4603 sayılı Kanun kapsamında bulunan bankaların sermayelerinin tamamı veya tamamına yakın kısmının Devlete ait olduğu hususundan hareketle, Anayasa gereğince bu bankaların Meclis denetimine tâbi tutulmasını sağlamak üzere, adı geçen Kanunun, bankalar hakkında uygulanmayacak kanunların belirtildiği 1 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasından “3346 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye BüyükMilletMeclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” ibaresi çıkarılmıştır.
B) 4603 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında bankalara çeşitli kanun ve kararnamelerle verilmiş olan görevlerin yeniden yapılandırma dönemi sonunda kaldırılacağı hükme bağlanmıştır. Ancak ekonomimizde yaşanan kriz nedeniyle öncelikle kamu bankalarının görev zararlarının ödenerek tasfiye edilme süreci öne çekilerek, çeşitli kanun ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla bankalara verilen görevlerin yürürlükten kaldırılması ve bu kanun ve kararnameler kapsamında oluşan tüm görev zararı alacaklarının tasfiye edilmesi amaçlanmıştır. BakanlarKurulu kararları ile verilen görevler halihazırda 2001/2312 sayılı Kararname ile yürürlükten kaldırılmış olup, bu Tasarı ile de kanunlarla verilen görevlerden kaynaklanan görev zararlarına son verilmiş olmaktadır. Bu bağlamda, bütün görev zararı alacakları tasfiye edilmiş olacağından 4603 sayılı Kanundaki “görev zararı alacakları yeniden yapılandırma programında belirtilen esas ve süreler dahilinde itfa olunur” ifadesinin değiştirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 4603 sayılı Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketinin çağdaş bankacılık ve uluslararası rekabet ilkelerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmak üzere yeniden yapılandırılmalarını ve özelleştirilmelerini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.Bu çerçevede, üç kamu bankasına yeni atanan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin temel görevi, adı geçen bankaları, Kanunun öngördüğü şekilde yeniden yapılandırmak olacaktır.Mevcut kamu bankalarında gerçekleştirilmesi öngörülen bu büyük değişimin tamamlanarak hisse satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi için 4603 sayılı Kanunda verilen sürenin 3 yıl olduğu göz önüne alındığında, yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinden talep edilen çalışmaların çok kapsamlı ve yoğun olacağı açıktır.
Bazı özel kanunlarda ve Türk Ticaret Kanununun 337 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinin önceki dönemlerdeki iş ve işlemlerin devamından dolayı da müşterek ve müteselsil sorumluluğu öngörülmüştür.Ancak, yeniden yapılandırma sürecinde görev üstlenen kişilere daha önceki dönemde başlatılmış işlerin yapılandırılmasından doğabilecek zararların sorumluluğunu yüklemek, kendilerine 4603 sayılı Kanunla verilmiş yeniden yapılandırma gibi zor ve ağır bir görevi tamamlamak için gerekli yoğunlaşmayı sağlamalarını güçleştirecek ve verimlerinin düşmesine yol açacaktır. Yeni atanan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bütün dikkatlerini yeniden yapılandırma çalışmalarında yoğunlaştırılabilmeleri için, kendilerinden önce görev yapan yönetim ve denetim kurullarının başlattığı iş ve işlemlerden ve bu iş ve işlemlerin yeniden yapılandırılmalarından dolayı Türk Ticaret Kanununun 337 nci maddesi ya da benzeri bir kanunî düzenleme nedeniyle sorumluluk taşımamaları çok büyük önem arz etmektedir.
Bu görüşten hareketle, madde düzenlemesi yapılırken, yeniden yapılandırma görevini üstlenmiş kişilerin, kasti eylemlerinden doğan hukukî ve cezaî sorumlulukları saklı tutulmuş ancak, belli kanunî garantilerle iş ve görev huzurlarının sürdürülmesi uygun görülmüştür.
C) 4603 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma çalışmalarının amacına ulaşılabilmesi için, alınacak diğer önlemlerle birlikte, yönetim kurullarınca bankalarda hizmetin gereği asgarî bir norm kadronun oluşturulması ve fazla personelin başka alanlarda görevlendirilmesi zorunlu görülmüştür. Maddenin yeniden düzenlenen (3) numaralı fıkrası ile, kadro fazlasının 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanunun 22 nci maddesi kapsamında eritilmesi öngörülmüştür.
D) Madde ile, 4603 sayılı Kanuna geçici maddeler eklenmektedir.
Geçici 2 nci madde ile; 4603 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında emeklilik hakkı kazanmış olanlara tanınan süreler içinde bu haklarından yararlanamayanlara % 25 fazlasıyla ikramiye ödenmesine ilişkin ek bir süre tanınmıştır. Diğer taraftan, adı geçen Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Banka personelinden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını kazanmış olanlara tanınan söz konusu hak T. EmlakBankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi olan personelini kapsamamaktadır. Bu husus da eşitlik ilkesine aykırı bir sonuç doğurmaktadır.
Diğer taraftan, işçi statüsünden sözleşmeli statüye geçirilen Türkiye EmlakBankası Anonim Şirketi personeline sözleşmeli dönem için 5.1.1988 tarihli ve 308 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen iş sonu tazminatı 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 8 inci maddesi ile kaldırılmış olduğundan sözleşmeli dönem ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi dönem için ne şekilde bir emekli ikramiyesi ödeneceği belirlenmemiş olup kanunî bir boşluk doğmuştur. Bu nedenle T. Emlak Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı üyesi personelden sözleşmeli veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi memur statüsünde olanlara emekli olduklarında emeğinin karşılığı olan kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenememiştir.Bu durum aynı Bankada çalışan personel arasında haksız bir uygulamaya neden olmuştur. Bu bağlamda, söz konusu sorunların çözümü amaçlanmıştır.
Geçici 3 üncü madde ile; anılan Kanun hükümleri kapsamında gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma çalışmaları çerçevesinde; Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin tasfiyesi ve bankacılık hizmetleri ile bankacılık işlemlerinden doğan taahhütleri ile sabit kıymetleri dahil tüm aktiflerinin Türkiye Cumhuriyeti ZiraatBankası Anonim Şirketi ve Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine devredilmesi hususları düzenlenmiştir.
4603 sayılı Kanun kapsamındaki bankaların birer kamu bankası olması, kullandıkları kaynaklarının büyük bir bölümünün Hazineye ait bulunması sebebiyle, yeniden yapılandırma süreci içinde geçici olarak; kredi alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması, yapılandırma işlemlerinin süratle tamamlanabilmesi açısından zorunlu görülmüştür. Öte yandan, bu bankalara borçlu bulunan kişilerin iflas etmeleri durumunda, bu Bankaların, alacaklarını etkin ve süratli bir biçimde tahsil edebilmelerini sağlamak amacıyla iflas bürosu ve idaresinde mutlaka yer almalarının uygun olacağı mütalaa edilmiştir. Böylece yeniden yapılandırma süreci içinde bu bankaların amaçlandığı gibi özelleştirilmeleri mümkün olabilecektir. Ayrıca, yeniden yapılandırma süreci içinde, henüz kamu özelliğini kaybetmemiş olmaları nedeniyle sürdürecekleri dava ve takiplerde onlara bir dizi kolaylık sağlanması yoluna gidilmiştir.Bu bağlamda, 4603 sayılı Kanuna geçici 4 üncü madde eklenmiştir.
