Tasarı/teklif madde 1
yürürlükteki metinde karşılığı bulunamadı– Madde ile, terkin kapsamına alınacak amme alacakları belirlenmiş, hangi dönemlere ait alacakların, hangi koşullarda terkin edileceği ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre terkine tâbi tutulacak amme alacakları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim ve harçlarla bunlara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, fon payı ve vergi cezaları ile 4306 sayılı Kanuna göre alınan eğitime katkı payıdır.
Söz konusu vergilerin, bu Tasarıya göre terkine tâbi tutulması için, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak tahakkuk etmiş ve vadesi geçtiği halde ödenmemiş olması veya bu tarihten önceki dönemlere ait olup deprem tarihi itibariyle vadesinin geçmemiş olması gerekmektedir.
Maddenin (2) numaralı fıkrasında, deprem tarihi itibarıyla tamamı terkine tâbi tutulacak vergi borcu bulunan mükelleflerin, mükellefiyet kaydı bulunan il ve ilçeler belirtilmektedir. Buna göre, Sakarya İl merkezi ile Kocaeli İlinin Gölcük ve Karamürsel ilçeleri ve Düzce il merkezi ile ilçelerinde deprem tarihi itibarıyla yıllık gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı bulunanların (1) numaralı fıkrada belirtilen borçlarının tamamı terkin edilebilecektir. Burada belirlenen il ve ilçeler depremden en çok etkilenen yerlerdir. Bu yerlerde deprem tarihi itibarıyla gelir ve kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı bulunanların (1) numaralı fıkrada belirtilen borçlarının tamamı terkin kapsamına alınmak suretiyle depremin yarattığı olumsuz etkiler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
Deprem tarihi itibarıyla bu yerlerde gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet kaydı bulunmayanlar bu düzenlemeden yararlanamayacaklardır.
Ayrıca bu fıkrada, mükellefiyet kaydı itibarıyla farklı bir düzenleme daha yapılmıştır. Bu düzenlemede ise söz konusu yerlerde sadece muhtasar beyanname yönünden mükellefiyet kaydı bulunanların, muhtasar mükellefiyetine ilişkin olarak yukarıda sayılan yerlerdeki vergi dairelerine olan ve (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarının tamamı terkin edilebilecektir.
Buna göre, yıllık gelir veya kurumlar vergisi yönünden başka yerlerde, muhtasar beyanname yönünden ise yukarıda sayılan illerde mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin sadece bu yerlerde bulunan vergi dairelerine olan ve sadece muhtasar mükellefiyeti ile ilgili bulunan borçları terkin edilecektir. Söz konusu illerde muhtasar beyanname yönünden mükellefiyet kaydı bulunanların sadece depremden zarar gören faaliyetlerine ilişkin vergileri bu düzenleme içerisine alışmış bulunmaktadır.
Maddenin (3) numaralı fıkrasında; yer ve mükellefiyet kaydıyla ilgili herhangi bir sınırlandırma yapılmaksızın sadece depremden belirli bir oranda zarar görme ölçüsü esas alınarak bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre, yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti (2) numaralı fıkrada sayılan yerler dışında olan ve 17.8.1999 ile 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerden yoğun olarak etkilenmemiş olmakla birlikte, bu depremler dolayısıyla varlıklarının en az % 10’unu kaybeden mükelleflerin (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarının tamamı terkin edilecektir. Burada, herhangi bir yer sınırlandırılması yapılmaksızın, mükelleflerin 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremler nedeniyle varlıklarının % 10’unu veya daha fazlasını kaybetmeleri, depremden zarar görme ölçüsü olarak ele alınarak bu mükelleflerin (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarının tamamı terkin kapsamına alınmıştır.
Maddenin (4) numaralı fıkrasında;
belirlenen yerler ve mükellefiyet kaydı itibarıyla bir sınırlandırılma yapılmak suretiyle belirli koşullarda terkine ilişkin düzenleme yapılmış bulunmaktadır.
Buna göre, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Bolu ve Düzce illerinin merkez ve ilçelerinde deprem tarihi itibarıyla emlâk vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, veraset ve intikal vergisi, çevre temizlik vergisi ile harç mükellefiyeti bulunanların, bu mükellefiyetlerine ilişkin olarak söz konusu yerlerdeki vergi dairelerine olan ve (1) numaralı fıkra kapsamına giren vergi borçlarının tamamı terkin edilecektir.
Bu düzenleme içerisinde, söz konusu yerlerde ve deprem tarihi itibarıyla sadece emlâk vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, veraset ve intikal vergisi, çevre temizlik vergisi ile harçlar yönünden mükellefiyet kaydı bulunanlar yer almaktadır. Bu mükelleflerin sadece bu mükellefiyetlerine ilişkin ve sadece yukarıda sayılmış olan yerlerdeki vergi dairelerine olan (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarının tamamı terkin edilmektedir.
Maddenin (5) numaralı fıkrasında ise depremden zarar gören bina ve taşıtlarla ilgili bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerden hasar gören bina ve taşıtlara ilişkin deprem tarihlerinden önceki dönemlere ait emlâk ve çevre temizlik vergisi ile motorlu taşıtlar vergisi terkin edilmektedir.
Burada herhangi bir yer sınırlandırılması yapılmamıştır. Ancak, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremlerden bina ve taşıtların hasar görmesi koşulu belirlenerek, bu bina ve taşıtlara ilişkin olup da deprem tarihinden önceki dönemlere ait emlâk ve çevre temizlik vergisi ile motorlu taşıtlar vergileri terkin kapsamına alınmak suretiyle bu depremlerin bina ve taşıtlar üzerinde yarattığı hasarlar, bunlar üzerinden alınacak vergiler bu Tasarı kapsamına dahil edilmek suretiyle telafi edilmeye çalışılmıştır.
(6) numaralı fıkranın (a) bendinde, terkin işlemlerinin vergi dairelerince sonuçlandırılacağı hüküm altına alınmakta olup, terkin işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve terkin işlemleri için mükelleflere başvuru süresi tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır.
(6) numaralı fıkranın (b) bendi ile, bu Tasarıya göre vergi borçları terkin kapsamına giren mükelleflerin deprem tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olan ve terkin kapsamına giren vergi türleri için bir takım kolaylıklar sağlanmakta, bu mükelleflerin deprem tarihinden önceki dönemlerle ilişkileri bu düzenleme ile ortadan kaldırılmakta, dolayısıyla da bu dönemlere ilişkin olarak mükelleflere herhangi bir vergi yükü getirilmemesi amaçlanmaktadır.
Bu düzenlemeye göre, Tasarı ile borçları terkin kapsamına alınan mükellefler adına, deprem tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak terkin kapsamına giren vergi türleri için tarhiyat yapılmayacaktır. Herhangi bir nedenle tarhiyat yapılmış olsa dahi, bu Tasarının kanunlaşarak yayımlandığı tarihe kadar tahakkuk etmemiş olan vergiler ile deprem tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olup deprem tarihi ile bu Tasarının kanunlaşması halinde yayımı tarihi arasında tahakkuk etmiş olan vergiler terkin edilecektir.
Örneğin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 39 uncu maddesi uyarınca yapılan kamulaştırma işlemleri sonucunda ortaya çıkacak emlâk vergisi için de bu madde uyarınca geriye yönelik olarak tarhiyat yapılmayacaktır.
Ancak terkin kapsamına girmekle birlikte bu Tasarının kanunlaşarak yayımlanmasından önce tahsil edilen amme alacakları mükelleflere red ve iade edilmeyecektir.
Burada, sadece bu Tasarıya göre borçları terkin kapsamına giren mükellefler adına deprem tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak ve terkin kapsamına giren vergi türleri için tarhiyat yapılmayacağı öngörülmektedir. Bu düzenleme bu mükellefler hakkında herhangi bir nedenle vergi incelemesi yapılmasına engel teşkil etmemektedir.
(6) numaralı fıkranın (c) bendinde, bu Tasarıya göre terkin edilecek olan amme alacaklarına normal vade tarihinden, terkin edileceği tarihe kadar geçecek süre için gecikme faizi ve gecikme zammı alınmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Tasarı kapsamına giren vergi asılları terkin edileceğine göre, vergi asılları üzerinden hesaplanacak gecikme faizi ve gecikme zammının aranılmaması Tasarının amacına uygun düşen bir düzenleme olmaktadır.
(6) numaralı fıkranın (b) bendinde, terkin kapsamına giren vergilendirme dönemlerine ilişkin tarhiyat yapılmayacağının öngörülmüş olması bu mükellefler nezdinde vergi incelemesi yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Bu nedenle, (6) numaralı fıkranın (d) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ceza ile ilgili hükümleri içerisinde yer alan hürriyeti bağlayıcı vergi suçlarına ilişkin cezaların bu Tasarının kapsamı içerisinde yer almadığı hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla söz konusu dönemler için tarhiyat yapılmayacak olsa bile yapılacak vergi incelemesi sırasında nezdinde inceleme yapılan mükellef hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ceza ile ilgili hükümleri içerisinde yer alan vergi suçlarına ilişkin herhangi bir tespit yapılması durumunda bu hükümlere göre işlem yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Maddenin (7) numaralı fıkrasında ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 15 inci maddesinde yer alan mücbir sebeplerin süreleri durdurucu etkisi dikkate alınmak suretiyle yeni bir düzenleme yapılmıştır. Bilindiği gibi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 15 inci maddesinde, mezkûr Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan mücbir sebep hallerinin bulunması halinde, bu sebepler ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği ve tahakkuk zamanaşımının işlemeyen süre kadar uzayacağı belirtilmiştir.
Bu hükme uygun olarak, maddenin (7) numaralı fıkrasında, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen deprem nedeniyle Maliye Bakanlığınca ilan edilen yerlerde mücbir sebep uygulamasından faydalanan mükelleflerin mücbir sebep uygulanan yerlerdeki vergi dairelerine olan ve (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarına mücbir sebebin başladığı süre ile ortadan kalktığı süre için gecikme faizi ve gecikme zammı uygulanmayacağı öngörülmüştür. Bu düzenleme ile yer ve borç sınırlandırılması yapılarak bu yerlerde bulunan mükelleflerin (1) numaralı fıkra kapsamına giren borçlarına mücbir sebebin süreleri durdurucu etkisi dikkate alınarak mücbir sebebin başladığı ve ortadan kalktığı süreler içen gecikme faizi ve gecikme zammı hesaplanmayacağı belirtilmiştir.
Ancak, mücbir sebebin başladığı ve sona erdiği tarihler arasındaki dönem için bu Tasarının kanunlaşarak yayımı tarihinden önce herhangi bir sebeple gecikme faizi ve gecikme zammı hesaplanarak tahsil edilmişse bu gecikme zammı ve gecikme faizleri de mükelleflere red ve iade edilmeyecektir.
Maddenin (8) numaralı fıkrasında, bu Tasarı ile getirilen imkânlardan yararlanmak için Maliye Bakanlığınca belirlenecek başvuru süresi içerisinde başvuruda bulunmayanların bu Tasarı hükümlerinden faydalanamayacakları hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme ile Tasarı ile sağlanan olanaklardan faydalanmak için belirlenen sürede başvuruda bulunma şartı öngörülmüştür. Bu şartı yerine getirmeyenler bu Tasarı ile getirilen düzenlemelerden yararlanamayacaklardır.
