Bilindiği gibi uygulanmakta olan ve uluslararası malî kuruluşlarca da desteklenen “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”, Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır birikerek kronikleşen temel sorunlarına, yapısal reformlar ile güçlü malî ve parasal politikalarla kökten çözüm getirmeyi; bunun sonucunda da sürdürülebilir büyüme sürecine girilmesini, makro ekonomik istikrarın tesis edilmesini, toplumsal refah seviyesinin yükseltilerek gelecekte Türkiye’nin çağdaş sanayileşmiş ülkeler arasında yer almasını hedeflemektedir.
Bu çerçevede yürütülen çalışmaların önemli bir aşamasını oluşturan bazı malî tedbirlerin alınması amacıyla hazırlanan Tasarı ile, söz konusu hedeflere ulaşabilmek için gerekli kanunî düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.
I. Bazı kurum ve kuruluşlarca üretilen mal ve hizmet bedellerinde, 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun, 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uyarınca uygulanan ücretsiz veya indirimli tarifeler hariç olmak üzere, 31.12.2001 tarihinden itibaren hiçbir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaması ve bu hükmün uygulanmasında muafiyetleri belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili kılınması öngörülmektedir.
II. Bilindiği üzere, İmar Kanununun 31 inci maddesinde kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm nedeniyle söz konusu yapılarda elektrik aboneliği tesis edilememektedir. Bununla birlikte, söz konusu yapıların bir çoğuna belediyelerce yol, su, kanalizasyon ve doğalgaz gibi alt yapı hizmetleri götürülmektedir.
Bu nedenle, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara belediyelerce yol, su, kanalizasyon, doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinin birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde bir defaya mahsus olmak üzere Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde başvurulması üzerine kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak elektrik bağlanabilmesine imkân tanınmaktadır. Bu düzenlemeyle, kaçak elektrik kullanımının önüne geçilmesi ve Devletin ekonomik olarak zarara uğramasının önlenmesi amaçlanmaktadır.
III. Sağlık sigortası giderlerinin, mevcut prim oranlarına göre toplanan primlerle finanse edilmesi mümkün bulunmamakta ve BAĞ-KUR’un gelir gider dengesi her geçen yıl daha da bozulmaktadır. Kurumun sağlık sigortasına ilişkin gelir gider dengesinin oluşturulabilmesi ve faydalanan sigortalılar bakımından da adil bir uygulamanın sağlanabilmesi için 1479 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılmaktadır.
IV. Son yıllarda, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illere diğer illerden devamlı göçün olması, büyükşehir belediyelerinin var olan sorunlarını ve ihtiyaçlarını daha da artırmış olup, bu sorunların çözümü büyük önem taşımaktadır.
Devam eden bu göç olgusunun sonucu büyük kentlerde yaşayan insanlarımızın yol, su, kanalizasyon ve doğalgaz gibi alt yapı yatırımlarına olan ihtiyaçları ile büyük kentlerde yaşamanın gerektirdiği diğer ihtiyaçlar gözönüne alındığında, büyükşehir belediyelerinin finansmana olan ihtiyaçları açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Büyükşehir belediyelerinin ortaya çıkan finansman ihtiyaçlarının, yine bu büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yaşayan halk tarafından karşılanması, sosyal adalet ilkelerine de uygun bulunmaktadır.
Yapılan düzenlemeyle, büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan taşınmaz mallardan alınacak verginin bir kat fazla alınması ve bu suretle fazla tahsil edilen verginin büyükşehir belediyelerine devredilmesi öngörülmektedir. Bu suretle, Devletin genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından ayırdığı paylardan büyükşehir belediyelerince yapılan harcamaları aşan yatırım harcamalarının, büyükşehirlerde yaşamanın bir bedeli olarak, kentte yaşayanların ilave katkıları ile karşılanmasına imkân sağlanmaktadır.
V. 3074 sayılı Akaryakıt Tüketim Vergisi Kanunu çerçevesinde bazı petrol ürünlerinin vergilendirilmesi söz konusudur. Bu vergilemede, bir yandan söz konusu ürünlerin kullanılmasının yarattığı çevresel etkilerle bağlantılı ekonomik etkinlik kavramı diğer yandan maliye politikası kapsamında gelir yaratma fonksiyonu dikkate alınmaktadır. Vergilemede etkinliğin sağlanabilmesinin, piyasalarda rekabetin sağlanması ve yaygınlaştırılmasıyla birlikte düşünülmesi gerektiği açıktır. Bu çerçevede, petrol ürünlerine ilişkin vergilemeden beklenen amacın sağlanabilmesi ve rekabetin geliştirilebilmesi, yapılan vergilemede mümkün olduğunca geniş bir ürün yelpazesinin kavranması ile yakından ilgilidir. Mevcut durum incelendiğinde, akaryakıt tüketim vergisi (ATV) kapsamındaki ürünlerin, kullanım amaçları ve yerleri itibariyle, çoğu durumda birbirlerini ikame edebilme özelliğine sahip oldukları görülmektedir. Ayrıca, ATV kapsamındaki ürünlere alternatif olma vasfı taşımalarına rağmen, ATV kapsamında olmayan ürünler de söz konusudur. Bu durum ise ATV’ye tâbi olmayan ürünlerin fiyat avantajının artmasına, dolayısıyla alternatif ürünler ile arasındaki mevcut fiyat farkının daha da açılmasına sebebiyet vermektedir. Bir diğer deyişle, ATV nedeniyle üzerlerindeki malî yük farklılaşan alternatif veya birbirini ikame eden ürünlerin varlığı, gerek bu ürünleri üretip pazarlayanlar gerekse bu ürünleri kullananlar arasında rekabet eşitsizliğine neden olmaktadır.
Dolayısıyla, gerek vergilemede etkinlik sağlanması, gerekse rekabetin geliştirilmesi esasları çerçevesinde, sözü edilen hususların dikkate alınması zorunludur. Bu çerçevede, ATV’ye tâbi ürünlerin kapsamının genişletilmesi ve alternatif ürün olarak kullanılan ve üzerinde KDV dışında herhangi bir vergi olmayan nafta ile doğal gazın kapsama dahil edilmesinin, söz konusu ürünler arasındaki malî yükün eşit dağılımını sağlayacağı düşünülerek 3074 sayılı Kanunda değişiklik yapılmaktadır.