Ülkelerin ekonomik kalkınmalarında doğal kaynaklar son derece önemli bir yere sahiptir. Ancak, zengin kaynaklara sahip olmak gelişmişliğin göstergesi değildir, önemli olan o kaynakların nasıl değerlendirildiği ve ekonominin hizmetine ne şekilde sunulduğudur.
Ülkemizde bor tuzları, trona, bakır, krom, alüminyum, gümüş, altın, mermer, pomza, perlit, linyit gibi yer altı zenginliklerinde önemli rezervler bulunmakta olup, bu doğal kaynaklardan sadece bor tuzlarında dünya ölçeğinde önemli rezerve sahiptir. Dünya toplam bor rezervi (görünür+muhtemel+mümkün) yaklaşık 1 milyar ton B203 olarak verilmektedir. Dünyadaki önemli bor yataklarının ise Türkiye, Rusya ve ABD’de olduğu bilinmektedir. Bu rezervin yaklaşık % 63,6’sı Türkiye’de, % 11’i Rusya ve % 9’u ABD’dedir.
Gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında yerli ve yabancı özel şirketler eliyle işletilen ülkemiz bor yatakları, bor madenlerinin Devlet eliyle aranması ve işletilmesini düzenleyen 1.10.1978 tarihli ve 2172 sayılı Kanun kapsamında Etibank (Eti Holding A.Ş.)’a devredilmiştir. Bu Kanun 1983 tarihinde 2840 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve bor madenleri Devlet eliyle işletilecek madenler kapsamında tutulmuştur. 1985 yılında yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanununun 49 uncu maddesinde; “2840 sayılı Kanun hükümleri saklıdır.” denilmiştir. Bor ürünlerinin birbirlerini ikame etme özellikleri nedeniyle ülke menfaatleri dikkate alınarak üretim ve pazarlamasının tek elden yapılması gerekmektedir. Belirtilen bu hususlar ve ilgili kanun maddeleri gereğince, bor tuzlarının arama, işletme ve pazarlama faaliyetleri ETİ HOLDİNG A.Ş.’nce yapılmaktadır.
Bor; cam sanayii, kimya ve deterjan sektörü, seramik malzemeler, otomotiv ve enerji sektörü, metalurji ve inşaat, uzay ve hava araçları, nükleer uygulamalar, savunma sanayii, tarım ve kozmetik sanayiinde kullanılan en önemli hammaddelerden birisi olmuştur. Borun gelecekte potansiyel olarak kullanılabileceği birçok sektör bulunmaktadır. Bu kapsamda özellikle otomobil yakıtı olarak enerji sektöründe, magnezyum-bor gibi ürünlerin kullanıldığı iletişim sektörü ve özellikle çinko boratın kullanıldığı yangın geciktiriciler, sürtünmeye-aşınmaya dayanıklı malzemelerin kullanıldığı sektörler, manyetik cihazların kullanıldığı sektörler ile tarım sektörü borun gelecekte potansiyel olarak kullanılabileceği sektörler olarak sayılabilir.
Mevcut durumda, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte Türkiye dünya bor pazarını kontrol eden ülkelerdir. Bu pazarda, ülkemiz ihraç ettiği bor konsantre ve rafine ürünleri ile yaklaşık % 22-25’lik bir paya sahiptir. Rezervler dikkate alınarak, ürün yelpazesinin artırılması ve katma değeri yüksek olan ürünler ile pazara girilerek hem katma değerin ülkede kalmasının sağlanması ve hem de pazar payının artırılması gerekmektedir. Ülkemizdeki bor sektöründe faaliyet gösteren kuruluş esas itibariyla ürün yelpazesini artırmak ve mevcut proseslerini geliştirmek üzere araştırmalar yapmaktadır.
Ancak, ülkemizde teknolojik yönden dışa bağımlılığını azaltmak ve kendi teknolojisini oluşturmak zorundadır. Bir başka deyişle, yeni bir ürün üretmek ya da varolan ürün veya proses üzerinde daha iyiye yönelik değişiklik yapmak ve geliştirmek olarak tanımlanan AR-GE (Araştırma-Geliştirme) faaliyetlerine gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, araştırmaların çeşitlendirilmesi ve öncelikle alternatif enerji kaynağı olan ve araçlarda yakıt olarak denenen hidrojenli bor bileşiklerinin üretilmesi ve endüstriyel bazda kullanımı ile ilgili çalışmalar yapması, ayrıca, bora dayalı ve katma değeri yüksek, yurt içi sanayinin yatırım yapabileceği ve yurt içinde ve dışında tüketimi olabilecek; cam elyafı, çinko borat, bor karbür, bor nitrür (savunma sanayi amaçlı) gibi bor kimyasalları sanayinin ülkemizde oluşturulması ve geliştirilmesi, patent ve know-how üretilmesi için yurt dışı benzer uygulamalarda görüleceği üzere, idarî ve malî açıdan özerk bir “Bor Ürünleri Araştırma enstitüsünün” kurulması gereklilik arz etmektedir.
Tasarı ile, Türk madenciliğinde önemli bir yer tutan bor madeni varlığımızın katma değerinin yurt içinde kalmasına yönelik olarak bor sanayiinin kurulmasını ve özel sektörün de bu sanayide yerini almasını sağlamak üzere değişik alanlarda kullanıcıların araştırmaları için gerekli bilimsel ortamı sağlamak, bor ve ürünlerini kullanan ve bu alanda araştırma yapan kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliği yaparak bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak, katkı sağlamak ve koordine etmek amacıyla, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip ve Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere “Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsü” kurulmaktadır.