Ülkemizde faaliyet gösteren, zorunlu ve primli sisteme dayalı sosyal güvenlik kuruluşları, SSK, Bağ-Kur ve işsizlik sigortasını uygulayacak Türkiye İş Kurumunu (İş ve İşçi Bulma Kurumu) teşkilât yapılarında birliktelik temini ile bir çatı altında toplayıp, kuruluşlararası norm ve standart birliğini ve koordinasyonu sağlayacak, bu kurumların tek tek ve hep birlikte veri tabanını oluşturacak, aktüeryal ve malî durumlarını izleyecek ve bu vasıtayla Türkiye’de çalışma hayatı, sosyal güvenlik ile sosyal güvenliğin malî durumlarının genel ekonomiye etkisini değerlendirecek bir Kuruma ihtiyaç olduğu aşikârdır.
Bu ihtiyacı gidermek amacıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuş ve söz konusu sosyal güvenlik kuruluşları da bu Kurumun ilgili kuruluşları haline getirilmiştir.
Bakanlığın ana hizmet birimleri arasında yer alan Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğünün, bir genel müdür, iki genel müdür yardımcısı ve beş daire başkanlığından oluşan kadrosu iptal edilmiş, onun yerine Bakanlığa bağlı kuruluş olarak hizmet verecek olan Sosyal Güvenlik Kurumuna bir başkan, iki başkan yardımcısı ile Finansman ve Aktüerya Daire Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri Daire Başkanlığı, Koordinasyon Daire Başkanlığı ile Personel, Halkla İlişkiler ve İdarî İşler Daire Başkanlığından oluşan dört daire başkanlığı, sosyal güvenlik uzmanlarından oluşan kadrolar tahsis edilerek dar ancak uzman kadro oluşturulmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumunun bünyesinde kurulan Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kuruluna, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye, Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı ve sosyal güvenlik kuruluşları üst düzey yöneticilerini bir araya getirerek ülke genelinde sosyal güvenlik politikalarının belirlenmesi, genel sorunların tartışılıp çözelmesi için karar alınması konusunda görev verilmiştir.
Böylece daha az sayıda ancak belirli konularda uzman kadrolardan oluşan bir Kurum ile Türkiye’de sosyal güvenlik alanında genel politikalar belirlenip, sosyal güvenlik kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanması, norm ve standart birliğine gidilmesi, sosyal güvenlikle ilgili istatistiki bilgilerin tek elde toplanıp ortak veri tabanı kurulması sağlanmış olacaktır.
Ayrıca, sosyal yaşamın tüm bireylerinin yararlandığı sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin olumsuzluklarını çalışanlara ödetmeme çabası “İş Sağlığı ve Güvenliği” çalışmalarının temelini oluşturmakta ve bu niteliği ile “İş Sağlığı ve Güvenliği” sosyal güvenliğin önemli bir bölümü olarak çalışanlar için yaşamsal önem arz etmektedir.
Ülkemizde Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen sanayi atılımları ile birlikte işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gelişmesine de tanık olmuştur. Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde 1 inci TBMM döneminde çıkarılan “Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” la başlayan, çalışanın sağlığını ve güvenliğini koruma amacına yönelik mevzuat oluşturma çabaları 1961 Anayasasına da yansımış; bu Anayasanın özellikle “Sosyal ve Siyasî Haklar” başlığını taşıyan üçüncü bölümünde iş güvenliğine ilişkin hükümler yer almıştır. 1982 Anayasasında da 1961 Anayasası ile getirilen hükümler kural olarak korunmuştur.
İşçi Sağlığı Daire Başkanlığının görevlerini belirleyen 12 nci maddede iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ile eğitim gibi konular Daire Başkanlığına bırakılmakla birlikte, iş güvenliği denetimlerini yerine getirmekle görevli İş Teftiş Kurulu Başkanlığı ile işbirliği ve koordinasyonun yasal altyapısı hazırlanmamış, Daire Başkanlığı yeterli performansı gösterememiş, işlevlerini amaçlanan biçimde yerine getirememiştir. 26.3.1969 tarih ve 6/11568 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulan ve halen faaliyetlerini daire başkanlığına bağlı olarak yürütmekte olan “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi” İşçi Sağlığı Daire Başkanlığından çok daha etkin bir konuma gelmiş, dolayısıyla hiyerarşik yapı ve işleyiş zedelenmiştir.
Yasa değişikliği, yukarıda belirtilen sakıncaları ve olumsuzlukları ortadan kaldırmayı amaçlayan bir örgütlenme yapısı ile İşçi Sağlığı Daire Başkanlığını kaldırmakta, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün kurulmasını hedeflemektedir.
Tüm iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin bir Genel Müdürlükte toplanması, kamu yönetimi yapımıza ve sanayileşmiş ülkelerdeki uygulamalara da uygun düşmekte, böylece olası bir yetki ve görev karmaşası önlenmiş olmaktadır.
Yukarıda anılan birimlerin görevlerini yerine getirebilmesi ve hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla gereksinim duyulacak kadroların ihdas edilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
Öngörülen Genel Müdürlüğün kurulması ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda çok önemli bir mesafe katedilmiş olacak ve sosyal güvenlik uygulamalarında bir bütünlük sağlanacaktır.
Bakanlığın, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı ile ana hizmet birimlerinden olan Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri günün koşullarına göre yeniden düzenlenmiştir.
Bakanlığın hizmetlerini etkin ve verimli bir şekilde yürütebilmesi için uzman personel ihtiyacı karşılanmaya çalışılmıştır.