Ülkemizde esas olarak hizmet akdiyle bir işveren emrinde çalışanların zorunlu olarak tabi olduğu Sosyal Sigortalar Kurumu, primli rejime uygun olarak sosyal güvenlik hizmetini vermektedir. Anayasal görevini yapabilmek için Kurum önceden prim yoluyla gelir elde etmek ve bu gelirleri finansman yöntemlerine göre değerlendirmek, sonuçta risklere maruz kalanlara kendi ilkelerine göre dağıtmakla yükümlüdür.
1998 yılı istatistiki verilerine göre, ülke nüfusunun % 51,6'sını kapsamakta olup, uzun vadeli olarak yaşlılık, malullük ve ölüm sigortaları, kısa vadeli olarak iş kazası, meslek hastalığı, analık ve hastalık sigortalarında, ayrıca ülke çapında yaygın sağlık tesisleri ile 32 milyonun üstünde kişiye sağlık hizmeti vermektedir. Yine 4447 sayılı Kanunla işsizlik sigortası primlerinin toplanması görevi de Sosyal Sigortalar Kurumuna verilmiştir.
Bu kadar geniş bir topluluğa sigorta ve sağlık hizmeti veren, 2000 yılı tahmini bütçesi 5.7 katrilyon TL olan Sosyal Sigortalar Kurumunun hizmetlerinde aksaklıkların bulunduğu, bu aksaklıkların temelinde; hukuken malî ve idarî özerkliğe sahip olmasına rağmen, pratikte görülemeyen, ülke çapında yaygın hizmeti olmasına rağmen, yetkilerin merkezde toplandığı, sigortacılık ve sağlık hizmetlerinin gerek idarî, gerekse malî yapısının ayrı ayrı olması gerekirken, yıllardan beri iç içe olduğu ve birbirine kaynak aktarılarak, gerçek açığın tam tespit edilemediği bir yapıya sahip olması olarak özetlenebilir.
Böyle bir yapının artık ihtiyaçlara cevap veremediği görüldüğünden, ülkedeki sosyal, ekonomik ve akçalı gelişmelere paralel olarak olanakların, yasaların elverdiği ölçüde günün gereksinimlerine göre Kurumun malî yapısının güçlü tutulması aktüeryal bir yaklaşım ve özerklik anlayışı dahilinde Sosyal Sigortalar Kurumunun yeniden yapılandırılması yoluna gidilmiştir.
Bu yapılandırma sırasında, primli sisteme dayalı SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve işsizlik sigortasından sorumlu Türkiye İş Kurumunu (İş ve İşçi Bulma Kurumu) tek bir çatı altında birleştirip, norm standart birliğini ve koordinasyonu sağlamak amacıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak kurulan Sosyal Güvenlik Kurumuna "ilgili kuruluş" olarak teşkilâtlandırılmıştır.
Sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerini veren Sosyal Sigortalar Kurumunun yeniden yapılandırılması sırasında ve hizmette birlik ve aynı zamanda özerklik anlayışı ile bir başkan altında sigorta ve sağlık hizmetleri iki ayrı genel müdürlük şeklinde örgütlenme yoluna gidilmiş, aktüeryal esaslara dayalı bir sistem kurulması öngörülmüştür.
Bu arada, 4447 sayılı Kanunla sadece aciliyet arz eden emeklilik yaşının artırılması ve Kurumca bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanıp ödenmesi konusunda yapılan düzenlemelere ilaveten, bu kanunla, yine 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda gerekli ve aciliyeti olan değişiklikler yapılmıştır.