- Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin Bakanlar Kurulunca yürütüleceği hüküm altına alınmıştır.
T.C.
Başbakanlık 7.1.2003 Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü Sayı :
B.02.0.KKG/196-279/117 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Önceki yasama döneminde hazırlanıp Başkanlığınıza sunulan ve İçtüzüğün 77 nci maddesi uyarınca hükümsüz sayılan ilişik listede adları belirtilen kanun tasarılarının yenilenmesi BakanlarKurulu’nca uygun görülmüştür.
Gereğini arz ederim.
Abdullah Gül Başbakan LİSTE Esas No. Hükümsüz Sayılan Kanun Tasarılarının Adı :
1/465 İskân Kanunu Tasarısı 1/479 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı 1/638 Karayolu Taşıma Kanunu Tasarısı 1/682 Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı 1/747 At Yarışları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 1/770 Köye Götürülen Hizmetlerden Gönüllü Katkılar Dışında Katılma Payı Alınmaması Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Tasarısı 1/800 Ziraat Vekâletine Merbut Bazı Mektep ve Müesseselerin Sureti İdaresi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 1/886 Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 1/979 Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı 1/986 Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı T.C.
Başbakanlık 14.5.2002 Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü Sayı :
B.02.0.KKG.0.10/101-284/2662 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 3.4.2002 tarihinde kararlaştırılan “Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Bülent Ecevit Başbakan GENEL GEREKÇE Modern sanayi strateji ve politikaları içerisinde, verimliliğin ve ekonomik gelişmenin ana faktörlerinden biri olan teknik yenilikler ve buluşların sanayiye uygulanıp ekonomiye aktarılması, ayrı bir önem taşımaktadır. Patent sistemi sayesinde korunmasına ve teşvik edilmesine başlanılan buluş ve özgün tasarımların, ülkelerin ekonomik ve teknolojik gelişmelerine pozitif katkıları olmaktadır. Günümüzde farklı adlarıyla patent enstitüleri, marka ve patent ofisleri ve sınaî mülkiyet kurumları; ülkelerin ekonomik gelişmesinde, kalkınmasında, sanayi ve ticaret sektörlerinin geniş bir alana yayılan haklarının tesisi ve korunmasında, ekonomideki rekabet ortamının sağlanmasında ve teknoloji üretimi ve transferinde bir nevi lokomotif rolü üstlenmiş kurumlardır. Bu kurumlar, aynı zamanda, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilâtı (WIPO) gibi dünya ticareti ve sınaî ve fikrî mülkiyet haklarını düzenleyen, politika üreten ve yönlendiren büyük uluslararası sekretaryalar ile üye ülkeler arasında da bir köprü vazifesi görmektedir.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir kamu kurumu olan Türk Patent Enstitüsü (TPE) ise, Avrupa Birliğine ekonomik ve ticarî uyumun bir gereği olarak 1994 yılında kurulmuş olup, ülkemizde sınaî mülkiyet haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde korunmasından sorumlu tek kuruluş olarak, önemli ve özel nitelikli birçok görevi birden yerine getirmektedir. Söz konusu görevlerden bazıları; kanunlarla koruma altına alınmış sınaî mülkiyet haklarının tescilini ve bu hakların korunması ile ilgili işlemleri yapmak, lisans işlemlerinde arabuluculuk faaliyetlerinde bulunmak, mahkemelerde bilirkişilik yapmak, lisans ve devir anlaşmalarını tescil etmek, buluşların kullanımını takip etmek, yeni teknolojilerin değerlendirilmesi ile teknoloji transferinin yönlendirilmesi ve arşivlenmesi işlemlerini yapmak ve sınaî mülkiyet hakları ile ilgili uluslararası anlaşmaların hazırlanmasında ülke çıkarlarını koruyarak katkıda bulunmak, bu anlaşmaların Türkiye'de uygulanmasını sağlamak ve yurt içinde çeşitli kişi ve kuruluşların bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi için gerekli çalışmaları yapmaktır. TPE'nin hedef kitlesi, sanayi ve ticaret kesimleri, ilgili meslek kuruluş ve odaları, KOBİ'ler, sınaî mülkiyet haklarının korunması ile ilgili diğer bakanlıklar ile buluş sahibi, araştırmacı ve üniversitelerden oluşan çok geniş bir kesimdir.
Genel olarak fikrî ve sınaî mülkiyet hakları ve daha özele indirgendiğinde fikrî mülkiyet mevzuatının uyumuna devam edilmesi ve bir hakkın izinsiz kullanılması (korsanlık) ile mücadelenin güçlendirilmesi, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından 2000 yılı Kasım ayında açıklanan Katılım Ortaklığı Belgesinde iç pazar uyumuna yönelik kısa vadeli öncelikler arasında ilk sırada yer almaktadır.
Kuruluşta TPE'ye 209 kadro tahsis edilmişse de bu sayı, günümüze kadar geçen 7 yıllık süre zarfında değişmeksizin kalmış; söz konusu kadronun fiilî kullanımı ise; kurumlararası nakiller olması, iptal-ihdas gibi işlemler sırasında bazı kadroların elde kalması, yasal zorunluluklar ve derece yükselmeleri için boş kadrolar tutulması ve Bakanlar Kurulu kararı gereğince 22.7.1981 tarihli ve 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun kapsamına alınan TPE'nin ayrı bir özel güvenlik teşkilâtı için ilave personele ihtiyaç duyması nedenleriyle 150 civarında kalmıştır. Buna karşılık, iş yükü artmış, ülkemiz adına yürütülen uluslararası anlaşmaların sayısı ve yüklediği sorumluluklar büyümüştür. TPE, günümüzde, 150 civarındaki kadrosu ile; yılda 35 000'den fazla tescil başvuru dosyası, 250 000'e ulaşan gelen-giden evrak, süreli ve ivedi binlerce mahkeme, icra müdürlüklerinin talepleri ve ayrıca ülkemiz adına taraf olunan ve sorumluluk alınan 11 adet önemli uluslararası anlaşma ve çeşitli dış projelerle ilgili işlemleri gerektiği gibi yürütmeye, büyük bir özveri ile gayret etmektedir. Yukarıda bahsi geçen yıllık başvuru ve evrak sayıları günlük baza indirgendiğinde ve bir yılda 200 iş günü olduğu varsayımı altında, günlük evrak trafiğinin 1 250, günlük tescil başvuru sayısının ise 175'e ulaştığı görülecektir. TPE, tüm bu görev ve yükümlülüklerini, son derece kifâyetsiz sayıdaki personeline rağmen yürütme gayreti içerisindedir.
TPE'nin mevcut kadrosu ve bu kadro içerisindeki karar verici personel sayısı değerlendirildiğinde, TPE'nin ana iş yükü ve gelir kaynağını teşkil eden ve 2000 yılı itibariyla yerli ve yabancı, 30 000'e yakın tescil başvurusunun gerçekleştiği Markalar Daire Başkanlığında görev yapmakta olan uzman personel sayısının 13 ile sınırlı olduğu görülmektedir. Aylık 1 600 civarında ulusal marka tescil başvurusu, karar için 11 görevliye havale edilmekte olup (kişi başına düşen aylık dosya sayısı 150'dir), hızlı inceleme talepleri bu rakamların dışındadır. Ancak, binlerce marka başvurusu arasında alınabilecek hatalı bir karar, kurulmuş bulunan bir firmanın kapatılmasına kadar gidebileceği için, alınacak her kararın azamî itina ve geniş bir çerçevede alınması gerekmektedir. Zira TPE, bu konuda verilmiş bulunan yargı kararları nedeniyle daha önce yanlış verilmiş olan bir tescil belgesini iptal edememektedir. Dolayısıyla, marka başvuruları gibi TPE üzerindeki kamuoyu baskısının hayli yüksek olduğu ve zamana karşı yarışılan bir hizmet bölümünde görev yapacak kadronun önemli oranda genişletilmesi gereklidir.
1995-2000 yılları arasındaki 5 yıllık faaliyet döneminde TPE'ye yapılan başvuru sayılarındaki gelişmeler incelendiğinde; patent tescil başvurularının % 103 oranında artarak 3 500'lere, faydalı model başvurularının % 1.143'lük bir artış ile 500'e, marka tescil başvurularının % 80'lik bir artışla 29 000'lere ve endüstriyel tasarım başvurularının ise % 66 oranında artarak 2 600'lere yükseldiği görülmektedir.
Ancak, yine aynı 5 yıllık dönem boyunca TPE'nin personel sayısı aynı kalmıştır.
Diğer bir ifade ile, TPE'nin görünür ve ölçülebilir iş hacmi, 1995-2000 yılları arasında asgarî bir kat artarken, personel sayısında mütekabil bir iyileştirme olmadığından, personel başına düşen dosya ve işlem sayısında önemli oranda artış yaşanmıştır.
Öte yandan, 27.1.2000 tarihli ve 4504 sayılı Kanun ile, ülkemiz Avrupa Patent Sözleşmesine (Avrupa Patent Organizasyonuna) 20 nci üye ülke olarak kabul edilmiştir. Bu sözleşmeye tam üyeliğimiz, yasal prosedürler gereği 1 Kasım 2000 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durum, önümüzdeki iki yıl içinde TPE'nin iş yükünü ve nitelikli personel ihtiyacını daha da artıracaktır. Yakın gelecekte taraf olacağımız diğer anlaşmalar ve uluslararası marka tescili ile ilgili Madrid Protokolü gibi anlaşmalara Japonya ve ABD gibi yüksek hacimli başvuru potansiyeli olan ülkelerin de taraf olmasıyla, TPE'nin iş yükü daha da artacaktır. Avrupa Birliğine giriş sürecinin bir gereği olarak uyum faaliyetlerini yürüten TPE, özellikle personel eksikliğinden kaynaklanan nedenlerle ulusal ve uluslararası yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirememe tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Nitekim halen, Türkiye'nin taraf olduğu Markaların Uluslararası Tesciline ilişkin Madrid Protokolünün yürütülmesinde ciddî problemler yaşanmaktadır.
Madrid Protokolü kapsamındaki başvuruların, daha önce 12 ay içinde sonuçlandırılacağı taahhüt edilmişken, marka uzmanı eksikliği nedeniyle işlemlerin süresinde sonuçlandırılamaması sonucu uluslararası kuruluşlar nezdinde çok güç durumda kalınmış, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bildirimde bulunularak söz konusu sürenin 18 aya çıkarılması sağlanmıştır. Diğer taraftan, 8 ay gibi bir sürede sonuçlandırılabilecek olan yurt içi marka başvuruları da, yine uzman personel eksikliği nedeniyle çoğu kez 18 ayı bulabilmekte, hatta bazı durumlarda daha da uzamaktadır.
Ülkemizde sınaî mülkiyet sisteminin modernleştirilmesi amacıyla Dünya Bankası kredisi ile yürütülen ve Dünya Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve TPE arasında 2.8.1999 tarihinde imzalanan bir anlaşma ile finansmanı sağlanan "II. Endüstriyel Teknoloji Projesi" kapsamında, TPE birçok faaliyet gerçekleştirmek durumundadır. Projede öncelikle yeni bir sınaî mülkiyet sitesi kurulması ve donatılması amaçlanmıştır. Projenin hazırlıkları sırasında 1997 yılında Avrupa Patent Ofisine hazırlatılan fizibilite raporunda, TPE'nin fiilî kadrosunun en az 328 olması ve bu personelin proje kapsamında eğitilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı (kurumlar arası nakiller olması, iptal-ihdas gibi işlemler sırasında bazı kadroların elde kalması, yasal zorunluluklar ve derece yükselmeleri için boş kadrolar tutulması ve TPE'nin ayrı bir özel güvenlik teşkilâtı için ilave personele ihtiyaç duyması nedenleriyle), fizibilite raporunda 328 olarak öngörülen kadro sayısının norm düzeyi 400 civarında olmalıdır. Çünkü, TPE'nin halen 209 kadrosu olmasına rağmen, sözü edilen sebeplerle fiilî olarak istihdam edilebilen kadro sayısı bugüne kadar 150 düzeylerini aşmamıştır. Yani, mevcut kadronun yaklaşık dörtte birlik bir kısmının boş tutulması zorunlu olmuştur. Yeterli sayıda personelin sağlanamaması ve gerekli eğitimin verilememesi durumunda, projenin amacına ulaşamayacağı Dünya Bankası yetkililerince de ifade edilmektedir. Böyle bir durumun, ülkemizde sınaî mülkiyet sisteminin modernizasyonu açısından son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracağı açıktır.
Yurt dışındaki bazı büyük patent ofisleri ve sınaî mülkiyet enstitüleri personel sayısı bakımından incelendiklerinde (1999 yılı verileri), ABD Patent Ofisinde 4 651, Japonya Patent Ofisinde 2 534, Almanya Patent Ofisinde 2 330, Avusturya Patent Ofisinde 2 328 personelin istihdam edildiği; daha küçük ülke ofislerinden Ukrayna Patent Ofisinde 355, Çek Cumhuriyeti Patent Ofisinde 265, Moldova Patent Ofisinde ise 182 kişilik bir işgücünün çalıştığı görülmektedir. 1999 yılında Ukrayna Patent Ofisi 355 kişilik işgücü ile toplam 14 606 adet marka başvurusunu, Çek Cumhuriyeti Patent Ofisi 265 personeli ile toplam 9 720 adet marka başvurusunu, Moldova Patent Ofisi ise 182 kişilik işgücü ile toplam 3 238 adet marka başvurusunu değerlendirmişlerdir. TPE ise, yine söz konusu sınıflandırmaya göre ve 1999 yılı itibarıyla, 150 kişilik toplam işgücü ile 23 692 adet marka başvurusunu değerlendirmeye almıştır. TPE, kendisinden daha düşük hacimde iş yoğunluğuna sahip ofisler karşısındaki dezavantajlı durumu, bu örnekten açıkça görülmektedir.
TPE'nin kurulduğu tarihten itibaren 209 olan kadro sayısının artırılamaması nedeniyle artan iş yükü taşeron firma eliyle temin edilen personel ile bir ölçüde de olsa karşılanmaya çalışılmıştır.
Zorunlu olarak başvurulan ve günümüze kadar büyüyerek devam eden bu uygulamaya son verilmesi gerekmektedir. Ancak, uzunca süredir Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu (BYDK) raporlarında da eleştiri konusu olan söz konusu uygulamaya son verilemediği gibi, artan iş yükü ve yeni kadro sağlanamaması nedenleriyle yıllar içinde giderek yaygınlaşmasına dahi engel olunamamıştır. Taşeron firma elemanları halihazırda TPE'nin aralarında evrak, veri girişi ve araştırma bölümleri de dahil olmak üzere tüm kritik departmanlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi Devlet memurlarına verilen görevleri yürütmektedir.
Ancak kendilerine, Devlet memuru olmadıkları için disiplin cezası verilememekte, ayrıca, mevcut ücretlerin düşüklüğünden ve iş güvencesi olmamasından dolayı, sürekli istihdamları da sağlanamamaktadır. Sınaî mülkiyet hakları gibi uzun yılların eğitimi, belirli bir müktesebat, ekspertiz ve bakış açısı gerektiren, ayrıca büyük ölçüde güven üzerine kurulu bir sistemin yarı yarıya bir taşeron şirket vasıtasıyla yürütülmesine devam edilmesi, ülkemiz açısından büyük sakınca arzetmektedir.
Özel bütçeli bir kamu kurumu olan TPE, kendi gelirleri ile kendi giderlerini karşılamakta ve olağanüstü yatırımlar dışında genel bütçeden ödenek almamakta, ayrıca genel bütçeye kendi gelirlerinin üzerinde kaynak aktarmaktadır. Örneğin, 2000 yılında;
TPE Gelirleri 3,6 trilyon lira Vergi, Resim, Harçlar 2,2 trilyon lira, olarak gerçekleşmiştir. 2001 yılı ilk altı aylık dönem faaliyetleri de benzer şekilde sonuçlanmıştır (Toplam gelirler 2,4 trilyon lira, vergi-resim ve harçlar ise 1,7 trilyon lira). İzleyen yıllarda yine benzer durumun devam etmesi beklenmektedir.
TPE'nin verdiği hizmetler için aldığı ücretler, aynı zamanda ücret karşılığı yapılması gereken hizmeti belirli bir sürede tamamlama sorumluluğu da getirmektedir. Bu sorumluluğun ve belirtilen diğer yükümlülüklerin tam olarak zamanında yerine getirilebilmesi için öncelikle personel ihtiyacının giderilmesi, yani mevcut kadro sayısının 209'dan 400'lere çıkarılması gerekmektedir. Kadro sayısının bu düzeye çıkarılmaması durumunda, zaman içinde kullanılacak fiilî kadro sayısının Avrupa Patent Ofisinin fizibilite raporunda belirtilen 328 sayısının üzerinde olması sağlanamayacaktır.
TPE'nin gelirleri içinde personel giderleri fazla bir ağırlık oluşturmamaktadır. TPE'nin iş yükündeki artışlara bağlı olarak personel sayısının artırılması, gelirlerinde de artışa yol açacaktır. Talep edilen kadroların yaratacağı ilave finansman ihtiyacı doğrudan bu kaynaktan karşılanacaktır.
Ülkemizin ekonomik yapısı içerisinde farklı ve teknik bir misyonu olan TPE'ye ilave kadro ihdası; TPE'nin çağın gereklerine, ulusal ve uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak yeniden yapılanmasını mümkün kılarak ülkemiz sınaî mülkiyet sisteminin Avrupa standartlarına yükseltilmesi, bekleyen dosya sayısının eritilmesi, tescil işlemlerinin daha süratli ve kaliteli bir şekilde yapılması, kararlarda daha büyük bir isabet oranının tutturulması ve herşeyden önemlisi, ülkemiz sanayi ve ticaret sektörlerinde rekabetin korunmasına yönelik şartların teminine olanak sağlayacaktır. Böylece, ihtisas mahkemeleri, uluslararası standartlara uygun yasalar ve yasal statü kazandırılmış bir vekillik sistemi ile birlikte çağdaş bir sınaî mülkiyet sisteminin en temel unsurlarından bir tanesi olan teknik açıdan güçlü kendine yeterli ve kurumsal alt yapısı tamamlanmış bir Türk Patent Enstitüsü oluşturulması yönünde çok önemli bir adım atılmış olacaktır.
TPE gibi; gerek ülke sanayi ve ekonomisi açısından gerekse Avrupa Birliği ile ortaklık müzakerelerinde ve Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilâtı gibi teşkilâtlar ile olan ilişkilerde son derece önem arzeden; azamî ölçüde teknik ve ihtisaslaşmış bir kurumun, üzerine düşen büyük görevi layıkıyla yerine getirebilmesi, herşeyden önce, ihtiyacı olan personel alt yapısının nitelik ve nicelik olarak en doğru şekilde istihdamı ile mümkün olabilecektir.
Tasarı bu amaçlarla hazırlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ