Türkiye'de organik tarım uygulamaları 1986 yılında ihracata yönelik olarak başlamıştır. Başlangıçta ithalatçı ülkelerin mevzuatına uygun olarak yapılan üretim ve ihracat, 1991 yılında 2092/91 sayılı Avrupa Birliği Konsey Tüzüğünün yürürlüğe girmesiyle, söz konusu Tüzük esas alınarak yapılmaya devam edilmiştir. 2092/91 sayılı Konsey Tüzüğünün 94/92 sayılı ekinde, Avrupa Birliğine organik ürün ihraç eden ülkelerin kendi mevzuatlarını oluşturma zorunluluğu getirildiğinden, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği ile bir yönetmelik hazırlamış ve Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik 18.12.1994 tarihli ve 22145 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının denetiminde ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde organik tarımsal faaliyetlere başlanılmıştır.
Söz konusu Yönetmelik daha sonra Avrupa Birliği mevzuatında 1991 yılından sonra yapılan değişiklikleri içerecek şekilde güncellenmiş ve 11.7.2002 tarihli ve 24812 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde ülkemizde organik tarım yapılmaya başlanılmıştır.
Avrupa Birliği, gelişme potansiyeli yüksek bir sektör olarak değerlendirilen organik tarımın 2005 yılına kadar tarım alanlarının % 5'inde yapılmasını hedeflemektedir. Bir yandan iklim değişiklikleri ve çevre kirliliği, bir yandan da canlı sağlığına zarar veren girdilerin kullanımı ile bir çok bitki ve hayvan türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucunda Avrupa Birliğinde gıda güvenirliğini ve biyoçeşitliliği korumak için çevreye dost üretim şekli olan organik tarımın geliştirilmesi amacı ile yardım ve teşvik programları uygulanmıştır.
Türkiye'de kimyevi gübre, ilaç ve kimyasal girdi kullanılmadan üretim yapılan geniş tarımsal alanlar mevcuttur. Geniş bir doğal üretim potansiyeline sahip olan ülkemizde tarım yapılan her alanda kontrol ve sertifikasyon yapılmadığı için uluslararası ticarette önemli bir pazara sahip olan organik tarım kısıtlı olarak sürdürülmektedir.
Ülkemizde önceleri ihracat amacı ile yapılan organik tarımın, iç piyasada talebin artması ile önemi de artmıştır.
Bunun sonucu olarak gelişmekte olan organik tarımın kurallarının ihlal edilmemesi, haksız rekabetin önlenmesi, iç ve dış pazar ile kontrol ve sertifikasyon faaliyetlerinin düzenlenmesi ihtiyacı doğmuştur.
Gerek gıda güvenirliği gerekse pazar oluşturması açısından sürdürülebilir tarım için iyi bir üretim şekli olan çevreye dost bu üretimin geliştirilmesi gerekli olup, bu çerçevede organik tarımın dünya standartlarını yakalayabilmesi ve Avrupa Birliğine uyum sağlanabilmesi için yasal düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Kanun Tasarısı ile organik tarımın geliştirilmesi için yeni düzenlemeler yapılmıştır.
Bu düzenlemeler ile organik tarımsal üretim faaliyetlerinin sınırları belirlenmiş, kontrol ve sertifikasyon hizmetleri yasal dayanağa kavuşturulmuş, kuralların ihlali halinde cezai yaptırımlar getirilmiştir.