Vergi idarelerinin temel görevi, gelir politikalarını, en iyi hizmet anlayışı içinde, şeffaflık, hesap verilebilirlik, dürüstlük, katılımcılık, verimlilik, etkililik, mükellef odaklılık ilkeleri çerçevesinde, adalet ve tarafsızlıkla uygulamak suretiyle; kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli geliri çağdaş vergileme prensipleri çerçevesinde en az maliyetle toplamak ve mükelleflerin vergi yasalarına gönüllü uyumunu sağlamak; vergi mükellefleri ile olan ilişkileri karşılıklı anlayış ve güven esasına uygun olarak geliştirmektir.
Milli gelirin yaklaşık % 25'ini vergi olarak toplayan gelir idaresinin, farklı mükellef gruplarının sorunlarının çözümlenmesi, vergi sisteminin ekonomi ve sosyal politikalara uyumunun gözetilmesi, ekonomik kalkınmanın sürdürülebilmesi, etkin vergi politikası uygulamalarıyla mükelleflerin vergiye uyumunun en üst seviyeye yükseltilmesi açısından önemli sorumlulukları vardır. Bu çok yönlü ve karmaşık görev ve fonksiyonlar ile ağır sorumluluklar gelir idarelerini bütün ülkelerde çok önemli kılmaktadır.
Diğer önemli bir konu ise dünyada vergi rekabetinin her geçen gün artıyor olmasıdır. Küreselleşme ve teknolojideki hızlı gelişmelere bağlı olarak, başta sermaye olmak üzere üretim faktörlerinin ülkeler arasındaki akışkanlığı artmakta ve vergileme tabanı daha kaygan ve değişken hale gelmektedir. Gerek doğrudan yabancı sermaye gerekse portföy yatırımları daha düşük vergi ortamlarına kaymaktadır. Zaman içerisinde elektronik ticaretin yaygınlaşması katma değer vergisi ve özel tüketim vergisinin tabanını da zayıflatacaktır. Bunun yanında başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası anlaşmalar vergilemede yeni normlar ve vergi istisnalarında sınırlamaları beraberinde getirmektedir. Bütün bu gelişmeler vergi sistemimizin dünya trendlerine uyumlaştırılmasını, vergi oranlarının düşürülerek vergi tabanının yaygınlaştırılmasını zorunlu ve gerekli kılmaktadır.
Bu amacın gerçekleştirilmesi sürdürülebilir büyümenin sağlanması, yatırım ve istihdamın artırılması bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Şüphesiz vergi politikalarının bu amacı gerçekleştirecek şekilde yapılandırılabilmesi ancak gelir idaresinin performansı ve etkililiği ile mümkündür. Bu hedefe ise ancak idarenin köklü şekilde yeniden yapılanması ile ulaşılabilir.
Türk gelir idaresinin mevcut yapısı bu çerçevede incelendiğinde; içe dönük bir organizasyon yapısının bulunduğu, merkez ve taşra teşkilatının yönetsel bir bütünlük arz etmediği, iş ve işlem süreçlerinin birbirinden kopuk olduğu, vergi politikası oluşturma sürecinin yetersiz bulunduğu, kaynakların etkin ve verimli kullanılmadığı, çalışanların motivasyonunun yetersiz olduğu, nitelikli insan gücünün elde tutulamadığı, ulusal ve uluslararası düzeyde ilişkili kuruluşlardan standart ve düzenli veri akışının sağlanamadığı, teknolojik altyapının daha da geliştirilmesi ihtiyacının bulunduğu, mükelleflere etkin ve kaliteli hizmet sunulamadığı, katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışının yerleştirilemediği gözlenmektedir.
Gelir idaresinin önemi ve söz konusu sorunların çözümünün gerekliliği de dikkate alındığında mevcut yönetim kapasitesinin güçlendirilmesine ve yeni bir anlayışla yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Bu konuda genel bir görüş birliği de bulunmaktadır.
Tüm bu hususlar ve özellikle mükellefe en iyi hizmet anlayışı esas alınarak hazırlanan Tasarıda, gelir idaresinin Maliye Bakanlığına bağlı bir başkanlık şeklinde örgütlenmesi öngörülmektedir. Önerilen yapıda; güçlü bir merkez ve taşra teşkilatının oluşturulması, yönetsel anlamda taşranın doğrudan merkeze bağlı olması, yetki devrini esas alan ve mümkün olduğunca yatay bir organizasyonun ortaya konulması, bu amaçla merkez ve taşradaki fonksiyonel birimlerin hiyerarşiye yol açmadan doğrudan ve hızlı bir şekilde iletişimin sağlanması hedeflenmiştir. Merkezde yer alan birimlerin strateji geliştirme, koordinasyon ve yönlendirme kapasiteleri artırılırken taşra birimlerine inisiyatif kullanma ve operasyonel esneklik imkanının sağlanması, merkez ve taşradaki birimlerin görev tanımları netleştirilerek mükerrerliklerin önlenmesi, özellikle taşra yapılanmasında ortak hizmetlerin birleştirilerek etkinliğin ve verimliliğin artırılması, sadece vergi türlerini esas alan mevcut vergi tipi organizasyon yapısından; mükellef odaklılığı esas alan fonksiyonel bir yapıyı da bünyesine taşıyan karma yapılanmaya gidilmesi hedeflenmektedir.
Yeni yapılanmada, gelir politikalarını üretme süreci Maliye Bakanlığı bünyesinde bırakılırken bu politikaların uygulanması Gelir İdaresi Başkanlığına bırakılmıştır. Bu yapılanmada görevler arasında mükerrerlikler oluşmaması; aynı hizmetin birden çok birim tarafından yüklenilmemesi ve birimler arasında iletişimin ve işbirliğinin gözetilmesi öngörülmüştür.
Stratejik yönetim anlayışının, sürekli kurumsal gelişimin sağlanması ve değişen çevre faktörlerini analiz ederek politikalar oluşturulması, performans ve kalite ölçütlerinin geliştirilmesi ve verimliliğin artırılması bakımından yeni yapılanmada bütün birimlere yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Değişim yönetiminin ve performans hedefleri gerçekleşmelerinin izlenmesi ve tavsiyelerde bulunulması amacıyla geçiş süreci, oluşturulan İzleme Komitesi ile desteklenmiştir.
Mükelleflere en iyi hizmetin adalet ve tarafsızlıkla sunulması ve mükellef haklarının korunması da yeniden yapılanmanın önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Bu amaçla söz konusu hizmetlerin ana hizmet birimi çatısı altında sürdürülmesi öngörülmüştür.
Vergi kanunlarının mükellef tarafından doğru ve kolay anlaşılabilmesi ve kolay uygulanabilmesi vergi yönetiminde yeni bir anlayışın oluşmasını gerekli kılmaktadır. Bu açıdan hizmet anlayışı yeniden tanımlanırken katılımcı yönetim anlayışını sağlamak amacıyla meslek birlikleri temsilcilerinin ve akademisyenlerin de katılımı ile oluşan Vergi Danışma Komitesi ile yorum birliğinin sağlanması ve ihtilafların en aza indirilmesi hedeflenmiştir.
İnsan kaynakları yeni yapılanmayı başarıya taşıyacak en temel faktörler arasındadır. Bu amaçla insan kaynağı yetkinliklerinin geliştirilmesi ve farklı uzmanlıkların idareye kazandırılması, kariyerlerin planlanması ve yeni yönetim anlayışının oluşmasını sağlayacak eğitim alt yapısının oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Başkanlığın bir bütün olarak hedeflere ulaşabilmesi açısından performans yönetim sistemi yeni yapının en temel ve önemli unsurudur. Bir taraftan mükellef memnuniyetinin artırılması sağlanırken diğer taraftan kayıt dışı ekonominin önlenmesine yönelik hedeflere aynı anda ulaşılabilmesi, Bakanlık tarafından belirlenecek genel performans hedeflerine paralel olarak, Başkanlığın taşra teşkilatı dahil tüm birimlerinde birbirleriyle uyumlu özel performans hedeflerinin hem bireysel planda hem de kurumsal planda oluşturulmasını gerekli kılmaktadır.
Tasarıda teşkilat yapısı, başkanlık ve bölge başkanlıklarından oluşan iki kademeli bir yapı olarak öngörülmektedir.
Taşra teşkilatının mevcut yönetim yapısı ve sorunları dikkate alınarak önerilen düzenlemeyle; temel fonksiyonlarını yerine getirebilen, güçlü, kendi kendine yeterli, yönetsel bütünlüğe sahip, yetkileri artırılmış, merkezden planlama ve uygulama birliğini temine, uzmanlaşmaya ve yetki devrine imkan veren, ortak hizmetleri birleştirilmiş bir taşra teşkilatlanması hedeflenmektedir.
Mevcut yapıda, vergi dairesi yöneticilerinin ve çalışanlarının gelir vergisinden kurumlar vergisine, katma değer vergisinden damga vergisine kadar bütün vergilerin vergilendirme işlemlerini, muhasebesini, takibini bilmeleri; mükellefi tespit ve denetim görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Bunların her biri ayrı uzmanlık gerektiren işlemler olup, bir vergi dairesi yöneticisinin bütün bunları bilmesini ve etkin ve verimli bir şekilde uygulanmasını beklemek yerinde değildir.
Klasik vergi dairesi yapılanmasında, vergi daireleri; vergilendirme, muhasebe, kovuşturma (cebri takip) olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Bu fonksiyonlar dikkate alındığında, her vergi dairesinde ayrı bir muhasebe ve takibat bölümünün bulunmasına gerek olmadığı;
muhasebe ve takibat gibi fonksiyonların ortak hizmetler olarak bölge başkanlığı bünyesinde yapılandırılmasının etkinlik ve verimliliği artıracağı, ayrıca uzmanlaşmaya imkan sağlayacağı düşünülmektedir.
Bu çerçevede yeni oluşturulacak taşra teşkilatı yapılandırılmasında, merkez teşkilatı yapılanmasına paralel olarak, merkezde öngörülen fonksiyonel birimlerin aynen taşra yapılanmasına da yansıtılması mümkün olacaktır. Buna göre, yeni taşra yapısında da; mükellef hizmetleri, vergilendirme, tahsilat ve hukuk işleri, muhasebe, denetim ve uyum yönetimi, insan kaynakları ve destek hizmetleri grup müdürlükleri ile bunlara bağlı müdürlük ve şubeler oluşturulabilecektir.
Vergi dairelerinin temel fonksiyonu olan vergilendirme hizmetleri, vergilendirme grup müdürlüğü altında ihtiyaca göre mükellef grupları (büyük mükellefler, banka ve finans kuruluşları, dış ticaret kuruluşları, serbest meslek, gayrimenkul sermaye iratları vb.) itibarıyla oluşturulacak ayrı vergi müdürlükleri eliyle yerine getirilecektir. Bu müdürlükler esas itibarıyla; beyannamenin alınması, iade - mahsup ve düzeltme taleplerinin yerine getirilmesi, vadesindeki teciller, beyannamelerin revizyonu, inceleme ve yoklama talepleri, beyanname vermeyenlerin tespiti ve diğer tarh işlemlerini yerine getireceklerdir.
Tahsilat ve hukuk işleri grup müdürlüğü;
takip, icra, satış müdürlükleriyle, vergi avukatlarından oluşacak ve esas itibarıyla cebri takip, haciz ve paraya çevirme işlemlerini yapacaklardır.
Muhasebe müdürlüğü bütün vergilendirme müdürlükleriyle, tahsilat ve hukuk işleri grup müdürlüğüne tek elden muhasebe hizmeti verecektir. Bu birimler bölge başkanlığı merkezinde kurulacak; mükellefle yakın temas gerektiren sicil/yoklama, tebliğ işlemleri, sicil değişikliği işlemleri, borcu yoktur yazısı, mükelleflerin bilgilendirilmesi, zorunlu hallerde beyannamelerin alınması gibi işlemler il, ilçe, mahalle ve semtlerde kurulacak şubeler eliyle yerine getirilecektir. Diğer bir ifade ile, vergi dairelerinin mevcut halindeki işlem yükleri bir taraftan hafifletilirken, faaliyetleri dışa dönük hale getirilmekte, şube yapısı içerisinde yaygın ve mükellefe daha yakın hizmet sunulması, mükellef ihtiyaçlarının giderilmesi, yetki alanı içerisindeki ekonomik aktivitelerin izlenmesi, mükelleflerin fiziki kontrollerinin yapılması suretiyle yeni bir anlayışın kazandırılması öngörülmektedir.
Geçiş aşamasında, herhangi bir sorun çıkmaması için vergi dairelerinin mevcut yapıları korunmakta ve bu dairelerin, tasfiye oluncaya kadar, 178 sayılı KHK'de yer alan taşrayla ilgili hükümleri ve bu maddelerde belirtilen görev yetki ve sorumlulukları kullanmaya aynen devam etmesi Tasarının geçici 5 inci maddesiyle sağlanmaktadır. Şüphesiz ki vergi dairelerinin bu dönüşümü ve bölge başkanlıklarının oluşturularak tüm fonksiyonlarıyla faaliyete geçişi, tüm işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirilebilecek düzeye getirilmesine bağlı olarak uzun bir süreci ve yoğun bir çalışmayı gerektirmektedir.
Tasarıyla yeniden yapılanması öngörülen Gelir İdaresi Başkanlığı, etkin ve modern kamu yönetiminin en temel göstergesi olacaktır.