Modern bir devletin rasyonel ve tarafsız kararlar temelinde yönetilebilmesi, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda durumunun tespit edilebilmesi, geleceğe ilişkin plan ve programların uygulanabilir olması ve tüm bunların tespit edilmesine yönelik araştırmaların yapılabilmesi için doğru, güvenilir ve zamanlı istatistiki verilerin ne derece önemli olduğu açıktır.
Bu bilinçten hareketle, Cumhuriyetin ilanından çok kısa bir süre sonra, 25 Nisan 1926 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Başbakanlığa bağlı yarı merkeziyet sistemi ile çalışan bir "Merkezi İstatistik Dairesi" kurulmuş, bir yıl sonra bu kuruluş tarafından 1927 yılında Cumhuriyetin ilk "Nüfus Sayımı" gerçekleştirilmiştir. Bu kuruluş 1930 yılında çıkarılan 1554 sayılı Kanun ile "İstatistik Umum Müdürlüğü" haline getirilmiş, daha sonra 23.3.1956 tarihli ve 5629 sayılı Kanunla "İstatistik Genel Müdürlüğü" unvanına kavuşturulmuştur. Söz konusu Genel Müdürlük 1962 yılına kadar ülkenin istatistik alanındaki ihtiyaçlarını karşılama çabasında olmuş ve büyük hizmetler vermiştir.
Planlı döneme geçilmesi ve Devlet Planlama Teşkilatının kurulması ile istatistik verilerine duyulan ihtiyacın süratle artması, İstatistik Genel Müdürlüğünün, Planlı Kalkınma döneminin gereksinimlerine uygun bir şekilde yeniden organizasyonu zaruretini doğurmuş ve 13.6.1962 tarihli ve 53 sayılı Devlet İstatistik Enstitüsünün Görev; Yetki ve Kuruluşu Hakkında Kanun ile Kurum Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı haline getirilmiştir.
Ancak, ülkemizde ve dünyadaki gelişmeler ışığında çok çeşitli istatistiki bilgilere duyulan ihtiyacın günden güne artması, özellikle 1980 yılında alınan "Ekonomik İstikrar Tedbirlerinin" istatistik alanında da bazı önlemler alınmasını gerektirmesi 53 sayılı Devlet İstatistik Enstitüsünün Görev; Yetki ve Kuruluşu Hakkında Kanunun da değiştirilmesini gündeme getirmiş; bu amaçla 18.6.1984 tarihli ve 219 sayılı Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile teşkilat yeniden yapılandırılmıştır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamede de 1989 ve 1990 yıllarında 357, 367 ve 403 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle birtakım değişiklikler yapılmıştır. Bununla birlikte, mevzuat istatistik üretim süreçlerinin koordinasyonu açısından hem yetersiz kalmakta, hem de dağınık bir görüntü arz etmektedir:
- Devlet İstatistik Enstitüsünün kuruluşundan bu yana görev ve sorumlulukları hem konu hem de kapsam olarak artmıştır. Yasal mevzuat bu gelişmeleri yeterince karşılayamamaktadır.
- Türkiye genelinde diğer kurumlar ile koordinasyon içerisinde zamanlı, doğru ve gerekli istatistiklerin derlenmesinde ve yayımlanmasında büyük zorluklar meydana gelmektedir.
- Mevzuat Türk İstatistik Sistemini sadece Devlet İstatistik Enstitüsü bünyesinde organize etmektedir. Dolayısıyla bu durum, "Türk İstatistik Sistemi"nin bir bütün olarak ele alınmasını engellemektedir.
Sonuçta, Türk İstatistik Sistemine dahil tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından üretilen istatistiklerin sınıflama, standart ve yayımlama takvimi konularında ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya kalınmaktadır. Birçok kurum kendi imkanları çerçevesinde benzer çalışmalar yürütmekte, dolayısı ile zaman kaybı ve standart eksikliğinin yanında, önemli miktarda kaynak israfı da ortaya çıkmaktadır.
- Tüm yurt çapında yürütülmekte olan istatistik alan çalışmalarının niteliği oldukça farklıdır. Bu çalışmaların yürütülmesinde mali açılardan ciddi sorunlar ile karşılaşılabilmekte, alanda çalışan personele yeterli ücret ödenememekte, bu durum toplanan bilgilerin kalitesini ve süresini etkileyerek, zamanlı verilerin elde edilmesini geciktirebilmektedir. Ayrıca, merkez ve taşra teşkilatında yetişen elemanların Kurumdan ayrılmasına ve böylece nitelikli eleman kaybına neden olmaktadır.
Kanun Tasarısı;
1. Türk İstatistik Sistemini bir bütün olarak ele almakta, 2. "Resmi İstatistik Programı" kavramını geliştirerek kurumlar arasında koordinasyonsuzluğu ve kaynak israfını önlemek üzere yeni önlemler geliştirmekte, 3. Çağımızın gerekleri doğrultusunda modern bir istatistik kurumu oluşturmakta, 4. İstatistik Konseyini işlevsel hale getirerek tüm istatistik kullanıcılarını ve üreticilerini bir araya getirmekte, 5. Sistemde üretilen istatistikler arasında standart ve sınıflama uyumunu sağlamak ve kaliteli veri üreterek yayımlamak üzere yeni yöntemler içermekte, 6. Bilimsel olarak özerk, şeffaf, zamanlı, doğru ve gerekli istatistiklerin üretilmesi yönünde yeni ilkeler ve hükümler getirmekte, 7. Alan çalışmalarının ve bölge teşkilatlarının yeniden organizasyonu çerçevesinde ademi merkeziyetçi bir yapıyı öngörmekte, 8. Yetişmiş personelini teşvik edici hükümler içermektedir.
Dünyadaki küreselleşmeye paralel olarak Avrupa Birliği ile bütünleşmeye aday ve bulunduğu bölgede lider konumda olan ülkemizin uluslararası standartlarda istatistiki bilgileri derlemesi çok önemlidir. Bu nedenle, Kanun Tasarısında yurt içi ihtiyaçlarının karşılanması yanında, uluslararası istatistik ilişkilerini geliştirecek, entegrasyonu sağlayacak hükümlere de yer verilmiş; yeniden düzenlenen ana hizmet birimleri ve görevleri ile Kurumun yapısı uluslararası standartlara uygun hale getirilmeye çalışılmıştır.
Ülkemizin Avrupa Birliğine Aralık 1999 tarihinde "aday ülke" olarak ilan edilmesi ile birlikte, Türk İstatistik Sisteminin Avrupa İstatistik Sistemine uyum konusu gündeme gelmiştir. Bu husus, uyum sağlamakla mükellef olduğumuz AB müktesebatının bir parçasıdır. Katılım Ortaklığı Belgesinde, "Türk İstatistik Sistemi"nin tepeden tırnağa reforme edilmesi gerektiği belirtilmiş; bunun için ise ilk olarak "Yeni Bir İstatistik Kanunu" yapılması istenmiştir. Bu kapsamda, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSTAT) ile görüşmeler yapılmış, yine bu Kurum tarafından aday ülke istatistik ofislerine yol göstermek maksadıyla hazırlanan "İstatistik Yasası Şablonu" başlıklı doküman değerlendirilmiş ve AB'ne üye ülkelerin istatistik yasaları incelenmiştir. Ayrıca, Türk İstatistik Sistemi üzerine Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Para Fonundan (IMF) gelen istatistik uzmanları tarafından "Genel Değerlendirme" çalışmaları yapılmış ve özellikle mevcut sorunlar ile yeni istatistik kanununda yer alması gerekli görülen hususlara bu uzmanlar tarafından dikkat çekilmiştir. Sonuçta, bütün bu çalışmalarda aşağıdaki hususların yeni istatistik kanununda yer alması gerektiği konusunda görüş birliği oluşmuştur:
- Kurumun özerkliğinin geliştirilmesi, - Kurum Başkanının belirlenmiş bir süreyle işbaşında kalmasının sağlanması, - Kurumun sistem içerisindeki koordinasyon rolünün kurulması ve güçlendirilmesi, - Çok yıllı planlama unsurlarının sisteme dahil edilmesi, - İstatistik Konseyinin sistem içerisinde etkin bir rol oynaması, - İstatistiki gizlilik ilkelerinin daha açık ve detaylı belirlenmesi, - Veri dağıtım ilkelerinin açıkça belirtilmesi ve verilere ulaşım hakkı ile ilgili kolaylaştırıcı hususların benimsenmesi, - İstatistiki tanımların yer alması, - Kurum taşra teşkilatının güçlendirilmesi ve daha fonksiyonel hale getirilmesi, - İdari kapasitenin artırılması kapsamında Kurum personelinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi.
Avrupa Birliği İstatistik Sistemine uyum çerçevesinde Devlet İstatistik Enstitüsü, Bakanlar Kurulunca kabul edilen "Ulusal Program"da, yeni istatistik kanununun bir yıl içerisinde çıkarılacağını taahhüt etmiştir. Bu süre Mart 2002 tarihinde dolmuştur. Her yıl yayınlanan İnceleme Raporlarında, bu yeni kanun çıkarılamadığından dolayı, "istatistik alanında ilerleme kaydedilmemiştir" anlamına gelecek ifadeler yer almaktadır. İkinci defa ülkemize sunulan "Katılım Ortaklığı Belgesi"nde yeni kanunun bir yıl içerisinde çıkarılması hususu öncelik olarak ortaya konulmuştur. Bu yüzden, yeni kanunun ivedilikle çıkarılması gerekmektedir.
Bilindiği üzere, ülkemizin Avrupa Birliğine üyeliği yolunda kısa bir süre içerisinde müzakerelerin başlaması gündemdedir. İstatistik sistemimizin AB istatistik sistemine uyumlu hale getirilmesinin Avrupa Birliği-Türkiye üyelik müzakereleri açısından da önemli bir yeri bulunmaktadır. İlgili kurum ve uzmanların çok defalar dile getirdikleri gibi, müzakere yürütülen pek çok teknik alanda AB standartlarına uyumlu, zamanlı ve güvenilir verilerin olmaması müzakerelerin uzamasına ve hatta kesilmesine neden olacaktır. Örneğin, tarımsal istatistiklerin AB standartlarına uyumlu olmaması, AB Ortak Tarım Politikası kapsamındaki müzakerelerin kesilmesi demek olacaktır. Hatta daha basit bir örnekle, şayet süt ve süt ürünleri istatistikleri uyumlu değilse, müzakereler bu konudaki istatistik uyumu sağlanıncaya kadar kesilecektir. İç ve dış ticaret, demografi, ulusal hesaplar, mali hesaplar, göç, ödemeler dengesi, ulaştırma gibi konularda da aynı sorunla karşılaşılabilecektir.
Taslak hakkında Avrupa Birliği İstatistik Ofisinin görüşü de alınmış ve adı geçen Kurumun görüşünde, taslağın Avrupa Birliği İstatistik Sistemine uyum yönünde ciddi ilerlemeler içerdiği ve AB İstatistik Sistemine uyum açısından olumlu değerlendirildiği belirtilmiştir. Anılan görüşte ortaya konulan hususlardan biri, Türk İstatistik Sisteminin koordinasyonundan ve sevk ve idaresinden sorumlu olacak Türk İstatistik Kurumu çalışanlarının, yeni konuma uygun olarak uzmanlık düzeyinin yükseltilmesi, çalışan uzman sayısının artırılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi olmuştur. AB müktesebatı çerçevesinde resmi istatistik üretilmesi sürecinde idari kapasitenin artırılması çok önemli olarak değerlendirilmektedir. İkinci konu ise, diğer yasalarda bu kanun ile çelişkili olabilecek hükümlerin geçersiz kılınması isteğidir ki bu konu da diğer kurumlardan gelen önerilerle birlikte değerlendirilerek taslağa son şekli verilmiştir.
Tasarı;
- Gelecek yılların ihtiyaçlarını da karşılayacak bir istatistik sistemini ve organizasyonunu, - Görevlerin daha süratli, etkin ve verimli biçimde yerine getirilmesini, - Kurumun nitelikli personel ile takviyesini, - Dağınık durumda olan teşkilat kanunlarını toparlamayı, amaçlamaktadır.