Orman mühendisliği, tüm dünyada çok geniş kapsamlı bir öğretim ve eğitimi zorunlu kılan "Ekosistem yönetme ve işletme sanatı" olarak kabul edilmektedir. Uluslararası Ormancılık Araştırma Kurumları Birliğinin (İUFRO) organizasyonu da bu esaslar üzerine şekillendirilmiştir.
Türkiye ormancılığının idari yapısı ile ormancılık eğitim ve öğretimi, Atatürk'ün talimatları doğrultusunda, dünyada 1930'lu yıllarda ormancılık konularında en ileri konumda bulunan başta Alman bilim adamları olmak üzere Avusturyalı ve Fransız bilim adamlarının öncülüğünde gerçekleştirilmiştir. Nitekim, 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı ilk Orman Kanunumuz, Alman ormancı bilim adamlarının katkılarıyla hazırlanmıştır. O yıllarda ormancılık konularında, nitelikli Türk bilim adamlarının yetiştirilmesi amacıyla, Devletin kısıtlı kaynaklarına rağmen Almanya'ya burslu öğrenciler gönderilmiştir. Türkiye'de lisans düzeyinde eğitim ve öğretim veren orman fakültelerinde, Alman orman fakültelerinde okutulan dersler okutulmuş ve Alman eğitim sisteminin etkisi olmuştur. Fakültelerimizden mezun olan orman mühendislerinin, Türkiye'de gerçekleştirdikleri idari organizasyon ve ormancılık uygulamalarında, Alman ormancılığına paralel düzenlemeler getirilmiştir. Bugün dahi ülkemizdeki teknik ormancılık uygulamalarında büyük çaplı benzerlikler bulunmaktadır.
Diğer taraftan Almanya'da, Devlet ormancılığının yanında, Devletin öncülüğünde ve denetiminde özel ormancılık da en üst düzeyde yürütülmektedir. Her iki sektör uyum içinde çalışabilmektedir. Ülkemizde ise, henüz özel ormancılığın ve özel ağaçlandırmaların önü tam olarak açılamamıştır. Özellikle, mevzuat ve uygulama açısından bazı açılımlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Ormancılığını kendimize örnek aldığımız Almanya'da, orman mühendisleri aldıkları eğitim ve öğretime uygun olarak, çeşitli uzmanlık alanlarında çalışmaktadırlar. Fakültelerimizde, aynı sistem içinde yetiştirilen Türk orman mühendislerinin de benzer şekilde çalıştırılmaları en gerçekçi ve dünya ile uyum içinde akılcı bir yaklaşım olacaktır.
Ormancılıkla ilgili olarak; proje, etüt-envanter, alan tefriki, tesis etme, plânlama, uygulama, yönetme, ticaret, sorumlu müdürlük, danışmanlık, teknik müşavirlik, bilirkişilik, hakemlik, denetim, eksperlik, yeminli müşavirlik, standardizasyon, kadastro-mülkiyet, çevresel muhasebe, zarar-ziyan belirleme, sertifikalandırma, değer belirleme, çevresel etki değerlendirme ve benzeri çalışmalar yapmak şeklinde Dünyada, 1992 yılında gerçekleştirilen Rio zirvesiyle başlayan ve devam eden ormanların fonksiyonel değerlerini öne çıkaran bir süreç yaşanmaktadır. Tüm ormanların sınır tanımaksızın dünya mirası olduğu tezinin kabulüyle birlikte dikkatler, ormanların odun üretiminden çok para ile ölçülemeyen fonksiyonel özelliklerinin, sürdürülebilir şekilde plânlanıp uygulanmasına çevrilmiştir. Bu durumda, odun üretiminin de ötesinde olan bu fonksiyonel değerlerin, bilinçli bir şekilde hayata geçirilebilmesi gerekmektedir. Bu eylem ise, ancak orman mühendislerinin görev yetki ve sorumluluklarının yasal düzenlemelerin yapılıp, hayata geçirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Türkiye yüzölçümünün % 27'si ormanlık alandır. Orman varlığımızın % 99'dan fazlası Devlet ormanıdır.
Özel orman varlığımız ise % 1'in altındadır. Ancak, 6831 sayılı Orman Kanununun 57 nci maddesi uyarınca, özel ağaçlandırmalar yoluyla yurt genelinde orman varlığının artırılması, arazi tahsisi ve kredilendirilme dahil çeşitli teşvik tedbirleriyle desteklenmesine rağmen yeterli düzeye ulaştırılamamıştır. Bu konuda yeterli mesafe alınabilmesi için önemli adımlar atılmış ve atılmaya da devam edilmektedir.
Anayasamızın 169 uncu maddesiyle, mülkiyet ayrımına bakılmadan tüm ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla mülkiyet ayrımı yapılmadan, tüm ormanların çevreye, insanlığa yaptığı ve başka bir şekilde yeri doldurulamayacak olan yaşamsal önemi haiz katkıları nedeniyle gözetilmesi işlevini Devlet üstlenmiştir. Böylece, tüm ormanların korunup geliştirilmesi, devamlılığının sağlanması, anayasal güvence altına alınmış ve bu ormanlardaki yapılacak her türlü çalışmanın, Anayasamızın emrettiği düzeyde yapılıp yapılmadığının gözetilmesi görevi de Devletimize verilmiştir.
Ormanların korunması, geliştirilmesi, alanlarının çoğaltılması, işletilmesi ve devamlılığının sağlanması ve benzeri teknik ormancılık faaliyetleri, lisans düzeyinde eğitim almış, sayıları şu anda dokuz olan orman fakültelerinden mezun olan ve Devlet kadrolarında çalışan az sayıdaki orman yüksek mühendisi ile orman mühendisleri vasıtasıyla yürütülmektedir. Ancak, kamunun küçültülmesi ve hizmetlerin özel sektörden alınması kapsamında, hizmetleri yürütecek yeterli sayıda teknik eleman Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü kadrolarına alınamamaktadır. Bu nedenle, orman idaresinde yetersiz sayıda teknik elemanla ormancılık teknik hizmetleri yürütülmeye çalışılmaktadır. Halihazırda Devletten başka çalışma olanağı olmayan orman mühendisleri atıl durumdayken, teknik ormancılık hizmetlerinin de istenilen düzeyde sürdürülmesinde güçlüklerle karşılaşılmaktadır.
Mevzuatımızda ormancılık hizmetlerinin üçüncü şahıslardan satın alınabileceğine dair hükümler bulunmaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Orman Kanununun 6 ncı maddesinde;
"Devlet ormanlarına ve Devlet ormanı sayılan yerlere ait her çeşit işler Orman Genel Müdürlüğünce yapılır ve yaptırılır. Devletten başkasına ait olan bütün ormanlar, bu Kanun hükümleri dairesinde Orman Genel Müdürlüğünün murakabesine tabidir." hükmü yer almaktadır. Aynı şekilde 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin (o), (p), (s), (v), (y) bentleri, 11 inci maddesinin (a) bendi, 13 üncü maddesinin (a) ve (c) bentlerinde ormancılık iş ve işlemlerinin, üçüncü şahıslar eliyle yaptırılabileceğine dair düzenlemeler vardır.
Ancak bu hizmetleri yapacak olan meslek mensuplarının, mesleki faaliyetlerine ilişkin kanuni düzenleme bulunmadığı gibi, orman idaresinin de elinde, bu işleri Kamu İhale Kanunu marifetiyle yapacak olan şahıslar ile serbest ormancılık bürolarını denetleyip yönlendirecek mevzuat bulunmamaktadır. Bu durumdan hem orman idaresi, hem de ormancılık konularında lisans eğitimi almış mühendisler olumsuz etkilenmektedir. Halen serbest olarak çalışmakta olan meslek mensuplarının teknik, idari ve hukuki sorumlulukları açık değildir. Ormancılık hizmetlerinin özel sektöre yaptırılması esasları, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün genelge ve emirleri doğrultusunda yapılmaktadır.
Hazırlanan bu Tasarıyla;
Devletin gözetiminde çalışan, hak, yetki ve sorumlulukları açıklığa kavuşturulmuş meslek mensupları ile bunların kuracakları serbest ve yeminli ormancılık büroları, Devletin yanında ormanların devamlılığının sağlanmasında önemli bir fonksiyon üstlenecekler ve ormancılık alanında yetişmiş beyin gücüne de istihdam olanakları sağlanmış olacaktır.
Genel olarak orman endüstri mühendislerinin görev alanları, orman mühendislerinin çalışma alanlarının bittiği yerde başlamakta, ağaç ve ağaç kökenli malzemelerin özellikleri, yonga levha, lif levha, kereste, kontrplak gibi yarı mamullerin üretimi ve özellikleri ile bunlardan üretilen yer döşemesi, doğrama, ahşap yapı elemanı, mobilya gibi son ürünlerin üretilmesi, pazarlanması ve satışı ile sona ermektedir.
Orman endüstri mühendisliği; orman endüstrisine yönelik olan çeşitli bilim dallarının belirli boyutlarda entegre edildiği, temel bilgiler, mühendislik bilgileri, ağaç malzemenin anatomik, kimyasal, teknolojik özelliklerinin analiz edildiği, ağaç malzemeden yukarıda sayılan yarı mamul ve bunlardan kâğıt, mobilya ve benzeri son ürünlerin üretilmesini hedefleyen, bu mesleki alt yapının formasyonuna uygun şekilde yönetim ve işletmecilik bilgileriyle desteklendiği bir uzmanlık dalıdır.
Bu kapsamda orman endüstri mühendisleri, çeşitli orman ürünleri ve mobilya endüstrisi tesislerinde tasarım, plânlama, üretim, kalite kontrolü, AR-GE, alım satım, ithalat, ihracat ve pazarlama görevlerinde başarı ile çalışmaktadırlar.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında, kıt olan orman kaynaklarından elde edilen odun ürünleri ile ihracatımızda önemli bir yer tutan odun dışı ürünlerin (tali ürün), teknik kurallara göre kıymetlendirilmesi ve sanayi tesislerinde yüksek verimlilikte işlenmesinin önemini açıklamaya gerek yoktur. Bu konuda, her kesimin olumlu yönde olmak üzere aynı görüşte birleşebilecekleri muhakkaktır. Tekniğine uygun yürütülmeyen odun hammaddesine dönük işlemeler ile odun dışı ürünlerin (tali ürün) işlenmesindeki ekonomik kayıpların büyük boyutlarda olduğu bir gerçektir.
Bu durum, milli ekonomi açısından büyük bir sorundur. Bu sorunların yaşanmaması için, bu sahadaki endüstriyel faaliyetlerin teknik kurallara göre, orman endüstrisi alanında eğitim almış teknik elemanların katkılarıyla yapılmasında ülkemiz açısından büyük yararlar bulunmaktadır. Bu Tasarı, bu alandaki boşluğu da gidermeyi amaçlamıştır.
Aynı şekilde, ülkemize önemli oranda döviz girdisi sağlayan oduna dayalı mobilya sektörümüzün de gelişen dünya ekonomisi içinde hak ettiği yeri alması, bu alandaki yenilikleri takip eden ve uygulamaya aktaran, orman endüstrisi ve ağaç endüstrisi mühendislik mesleği mensuplarının katkılarıyla mümkün olabilecektir. Odun hammaddesine son tüketim şeklinin verilmesindeki ihtiyaç duyulan teknik katkılar da bu Tasarıyla karşılanmış olacaktır.
Bu Kanun Tasarısında, tüm ormanlarda yapılacak her türlü ormancılık hizmetleri ile odun ve odun dışı ürünlerin sanayisine dönük hizmetler bir bütünlük içinde ele alınmıştır. Bu bağlamda, mülkiyet ayrımı yapılmadan tüm ormanların kurulmasından başlayarak, mevcut ormanların geliştirilmesi, işletilmesi, son tüketiciye kadar sunulması faaliyetlerinin; bilimin ışığında ve teknik esaslara uygun olarak, Devletin denetim ve gözetiminde, Devletle beraber kendi nam ve hesaplarına çalışacak lisanslı meslek mensupları, ormancılık ve orman endüstrisi büroları, belirtilen hak ve yetkilere sahip yeterli sayıda lisanslı meslek mensuplarını bünyesinde istihdam eden diğer tüzel kişiler kanalıyla da yapılabilmesinin yolu açılmıştır.
Böylece Avrupa Birliği uyum sürecinde, Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçişin bir ölçüde alt yapısı da hazırlanmış olacaktır. Mesleklerin karşılıklı tanınması ve serbest dolaşımın ilk şartı olan orman mühendisliği, orman endüstri mühendisliği ve ağaç işleri endüstri mühendisliği mesleklerine ait meslek yasası çıkarılmış olacaktır. Tüm ormanlarımızın geleceğini doğrudan etkileyen ve devamlılığının sağlanmasındaki teknik hizmet ihtiyacının karşılanmasında özel sektör de sorumluluk yüklenmiş olacaktır. Ormancılık alanındaki Devletin teknik hizmet ihtiyacı, üçüncü şahıslardan daha ekonomik, daha kolay bir şekilde karşılanmış ve yeni istihdam alanları da açılmış olacaktır.