Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Maddede, Kanunun amacı belirtilmiştir.
Kaynak: TBMM 22. Dönem S. Sayısı 1275 (Esas No: 1/1240) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. 4926 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19/7/2003 tarihinden sonra, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesinde bu Kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir.
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5349 sayılı Kanunla değişik geçici 1 inci maddesinde; “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunundan sonra, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesinde de, bu Kanunun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesi gereğince 4926 sayılı Kanunun suç ve kabahatlere ilişkin genel düzenlemelerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.
Bu uyum çalışmaları sırasında 4926 sayılı Kanunun uygulamada tereddüt yaratan hükümleri de gözden geçirilmiş ve madde metinleri sadeleştirilmiş ve 5237 ve 5326 sayılı kanunlarda düzenlenmiş bulunan genel hükümler 4926 sayılı Kanun metninden çıkarılmıştır. Öngörülen bu düzenlemeler, 4926 sayılı Kanunun madde düzeni ve sıralamasında büyük değişiklikler gerektirdiği için 4926 sayılı Kanunun tamamını yürürlükten kaldıran bu Tasarı hazırlanmıştır.
Maddede, Kanunun amacı belirtilmiştir.
Maddede, Kanunda ifade edilen bazı kavramların tanımlarına yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümleri karşısında, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan fiillerin bir kısmı müeyyidesiz kalacağından, söz konusu boşluğun doldurulması amacıyla, madde hükmünde suç tanımları yeniden yapılmış ve bazı fiiller, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre idari para cezasını gerektiren kabahat olarak tanımlanmıştır.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun mevcut sisteminde, suç oluşturan fiiller 3 üncü maddede, buna karşılık bu fiillerin yaptırımı ise 4 üncü maddede düzenlenmiştir. 3 üncü maddede yapılan değişiklikle, suç veya kabahat oluşturan fiillerin yaptırımı da aynı madde kapsamında düzenlenmiştir.
Madde, yeni Türk Ceza Kanununun bir suçun nitelikli hallerine ilişkin düzenlemelerine uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.
Madde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun etkin pişmanlık konusundaki düzenlemelerine uygun olarak tanzim edilmiştir.
Maddede yolcu beraberinde getirilen kaçak eşyaya ilişkin özel düzenlemeler yer almaktadır. Yolcuların gümrük mevzuatına göre beraberlerinde getirme hakları bulunan eşya dışında bir eşyayı getirmeleri halinde eşyaya ilişkin gümrük vergileri birinci fıkrada belirtilen halde iki kat, ikinci fıkrada belirtilen halde ise üç kat olarak tahsil edilecek ve eşya, sahibine iade edilecektir. Yolcu beraberindeki eşyanın ticari mahiyette veya ithali veya ihracının yasak olması halinde eşya veya fiilin niteliğine göre 3 üncü maddede düzenlenen kaçakçılık fiillerine ilişkin ceza uygulanacaktır.
Maddede, hukuken geçerli bir mazereti olmadığı halde, izinsiz olarak gümrük bölgesine girerek sahile veya bir başka gemiye yanaşan geminin kaptanı, acentesi veya donatanının, Kanunda yer alan kaçakçılık suçuna ilişkin hükümler uyarınca cezalandırılacağı belirtilerek deniz taşıtlarına ilişkin özel düzenleme yapılmıştır.
Maddede, kaçak eşya bulunduğundan şüphelenilen eşya ve araçlar ile kişilerin üzerinde yapılacak arama ve el koymalara ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Maddede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı yönündeki düzenlemeye uygun olarak kaçak eşya naklinde kullanılan taşıtlara el konulması usulü düzenlenmiştir.
Maddede, kaçak şüphesiyle el konulan eşya ile 9 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan taşıt ve araçların muhafazası ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında, yabancı ülkelerden gelen yasak eşyanın yükleme ve taşıma belgelerinde belirtilmesi halinde kaçakçılık fiilinin oluşmayacağı ve eşyanın gümrüğe girişine izin verilmeden geldiği yere veya başka bir ülkeye iade edileceği düzenlenmiştir. Yasak eşyanın yükleme ve taşıma belgelerinde belirtilmemesi halinde 3 üncü madde hükümlerinin uygulanacağı açıktır.
Maddenin ikinci fıkrasında, toplum ve çevre sağlığı yönünden tehlikeli ve zararlı eşya ile atık maddelerin ülkeye girişlerinin önlenmesi için, müsaderesine veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmeyerek derhal getirildiği ülkeye iade edilmesi öngörülmüştür.
Maddede, Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan her türlü araçla ilgili olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suçla bağlantılı olarak benimsenen müsadere kavramı ile ilgili genel düzenleme ile kaçak eşya taşımasında kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma araçlarının müsaderesi ile ilgili özel düzenlemeye yer verilmiştir.
Maddede, 5326 sayılı Kabahatler Kanununda kabahatle bağlantılı olarak benimsenmiş bulunan mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı ile ilgili hükme yer verilmiştir.
Maddede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile eşya müsaderesinin yanı sıra getirilen kazanç müsaderesine ilişkin esaslar göz önünde bulundurularak, eşyanın kazanç müsaderesine esas olacak kaim değerinin tespiti ile ilgili düzenlemeye yer verilmiştir.
Maddede, Kanunda tanımlanan suçların veya kabahatlerin konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği eşyanın sahibine iade edilemeyeceği hükme bağlanmış ve söz konusu eşyanın tasfiyesi ile ilgili usuller düzenlenmiştir.
Maddede, Kanunda yer alan kabahatlere ilişkin idari yaptırım kararı vermeye yetkili merci, gümrük komisyonları olarak belirlenmiş; kaçakçılık davalarının özel ihtisası gerektirmesi nedeniyle kaçakçılık davalarına Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen mahkemelerce bakılacağı düzenlenmiştir.
Maddede, kaçakçılık suçlarında mahkemelerin iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine göndereceği ve gümrük idaresinin başvurusu üzerine davaya katılan olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli olanlar sayılmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, kaçakçılık olaylarını bildiren kişilerin güvence altına alınarak kaçakçılık olaylarının ortaya çıkarılmasını kolaylaştırmak için muhbirlerin kimliklerinin açıklanmaması ve bu kişiler hakkında tanık korumaya ilişkin hükümlerin uygulanması öngörülmüştür.
Maddede, kaçakçılık fiillerinin izlenmesine ilişkin tutanakların, olayı tam olarak ifade etmesi ve yargılama sürecinde tereddütlere yer bırakmaması için hangi bilgileri içereceği açıkça belirtilmiştir.
Maddede, gümrük komisyonlarının kimlerden oluşacağı ve bu komisyonların kuruluş, çalışma usul ve esaslarının Gümrük Müsteşarlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maddede, kaçakçılık fiillerinin önlenmesi ve izlenmesi çalışmalarına ilişkin olarak yapılacak kontrollü teslimat işlemlerinin Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütüleceği düzenlenmektedir.
Maddede, gümrük bölgesine 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca belirlenen kapı ve yolların dışında giriş-çıkış yapılmasının yasak olduğu belirtilmiş, bu yasağa uymayan kişi ve taşıtların durdurulması ve aranması ile görevli memurların silâh kullanabileceği haller düzenlenmiştir.
Maddede ayrıca, silâh kullanma yetkisi, keyfi silâh kullanmanın önüne geçilmesi amacıyla sınırlandırılmış ve silâh kullanmalarından dolayı haklarında soruşturma ve kovuşturma açılan memurlara bağlı bulundukları kurum tarafından avukat sağlanması zorunluluğu getirilmiştir.
Madde ile, kaçak zannıyla eşya yakalanması halinde muhbir ve el koyanlara ödenecek ikramiyenin esas ve usulleri düzenlenmiş, ikramiyelerin el koyanların bağlı olduğu kurum bütçesinin ilgili tertibinden ödeneceği belirtilerek ikramiye tutarı olay bazında sınırlandırılmıştır.
Maddede, kaçakçılık olaylarına ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanması ve davaların daha kısa sürede sonuçlanmasına yardımcı olunması amacıyla Gümrük Müsteşarlığı bünyesinde kriminal laboratuvarların kurulması öngörülmüştür.
Maddede, 4926 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir.
Maddede, diğer mevzuatta, 1918 sayılı Kanun ve 4926 sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda suça konu eşyaya ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, maddede, adı geçen Kanun uyarınca davanın ertelenmesine karar verilmesi hâlinde, deneme süresinin dolup dolmadığına bakılmaksızın, el konulan eşyanın derhal tasfiye edileceği düzenlenmiştir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA “4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılması ve Bu Kanuna Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi Hakkındaki Kanun” teklifimiz, genel gerekçe ve madde gerekçeleriyle birlikte ilişikte sunulmuştur.
Gereğini arz ederiz.
Saygılarımızla.
Orhan Eraslan Mehmet Kartal Niğde Van GENEL GEREKÇE 10.7.2003 tarihinde kabul edilen 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun, yürürlükten kaldırılan 1918 sayılı Kanundan daha gelişmiş ve daha çağdaş normları taşıdığı kuşkusuzdur.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun hazırlanmasından sonra uygulamada yeni birtakım sıkıntılar doğmuş bulunmaktadır.
Uygulamadaki sıkıntılar belli başlı iki noktada toplanmaktadır.
Birincisi;
özellikle sınır bölgelere yakın yerlerde belgesiz hayvan nakli kaçakçılık sayılmıştır.
Oysa, gerçekte kaçakçılık fiili olmaksızın hayvan naklinin belgesiz olması kaçakçılığa karine teşkil etmez. Kaçakçılığın oluşabilmesi için yasada tanımlanan fiillerden birinin işlenmiş olması gerekir.
Salt belgesiz hayvan naklinin başka delillere dayanılmadan kaçakçılık olarak yorumlanması mağduriyete sebep olmuştur. Bu mağduriyetin engellenmesi için konuya açıklık getirilmesi gerekmiştir.
İkincisi; aynı şekilde uygulamada, sınır bölgelerinde, sınır dışından yurda dönen araçların akaryakıt depoları kontrol edilerek, depodaki yakıt durumuna göre, bu nakil vasıtaları hakkında kaçakçılıktan işlem yapılmaktadır. Bu çalışma her ne kadar kaçağı ve kötüye kullanmayı önlemek amacıyla yapılmış olsa da; uygulamada çoğu kez aşırıya kaçabilen durumlar ortaya çıkabilmekte ve mağduriyete neden olunmaktadır.
Bu konuya da bir ölçü getirmek gerekmiştir. Sınır dışından dönen nakil vasıtalarının fabrika çıkışındaki orijinal, modifiye edilmemiş akaryakıt depolarındaki, akaryakıttan dolayı kaçakçılık suçundan takibe uğramamasının doğru olacağı düşünülmüştür.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasasının 20. maddesinin uygulamasından dolayı, gümrüklerde ve çeşitli depolarda el konulan binlerce nakil vasıtası bulunmaktadır. Önemli bir ekonomik değer olan, bu nakil vasıtalarının ekonominin dışında tutulmaması için, yasaya bir ek geçici madde eklenmesi uygun görülmüştür.
Bu yasanın yürürlük tarihine kadar işlenmiş olan ve yine 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasasının 5. maddesinin 1. ve 2. fıkrası ile 6. maddesinde yazılı suçlar dışında kalan bir suçtan dolayı el konulan nakil vasıtalarının sahiplerine bir defaya mahsus iade edilmesinin mağduriyeti önleyeceği öngörülmüştür.
Şu kadar ki; bu hükümden yararlanabilmek için hükmedilen ceza hapis cezası ise, hapis cezasının infaz edilmiş olması, para cezası ise, para cezasının ödenmiş olması gerekmektedir. Ayrıca suçun bu Yasanın yürürlüğünden önce işlenmiş olması gereklidir.
İadesi gereken nakil vasıtaları, bu yasanın yürürlüğü tarihi itibariyle tasfiye edilmeyen nakil vasıtalarıdır. Bu Yasanın yürürlük tarihi itibariyle tasfiye edilen nakil vasıtalarının sahipleri, bu yasadan dolayı herhangi bir talepte bulunamazlar.
Bu madde geçici bir madde olup, bir defa uygulanmakla hükmü sona erecektir.
Bu şekilde uygulamadaki kimi olumsuzlukların giderilmesi ve el konulan nakil vasıtalarının yeniden ekonomiye kazandırılması düzenlenmiştir.
MADDE GEREKÇELERİ