1974'te ortaya çıkan petrol krizinden sonra Dünyada enerjinin pahalı olarak elde edilmesi, elektrik üretiminde kullanılan yakıtlar arasında ilk sırada yer alan fosil yakıtların zamanla tükenecek olması ve CO2 gazı emisyonuna bağlı olarak atmosfer üzerinde sera etkisi oluşması, bunun yanında elektrik enerjisi üretiminde karşılaşılan kaynak kısıtlılığı ve mevcut teknolojilerin günümüzde ulaştığı nokta, enerji ihtiyacının karşılanması ve sürekliliğin sağlanması için doğru ve etkin bir enerji politikasının oluşturulması ve idaresini gerekli kılmaktadır.
Nükleer teknoloji, dünyanın elektrik gereksiniminin %17’sini karşılamasının yanı sıra, tıpta, askeri alanda, AR-GE çalışmalarında ve endüstride kullanılan birçok izotopun üretilmesinde başvurulan bir teknolojidir. Nitekim ülkemizde de, elektrik enerjisi üretimi dışında birçok alanda nükleer teknolojiden yaygın olarak faydalanılmaktadır.
Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nükleer enerji kaynakları, elektrik enerjisi üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Halihazırda 30 ülkede 441 adet nükleer tesis bulunmaktadır ve Dünya nükleer enerji üretiminin % 80’i OECD ülkelerinde gerçekleşmektedir. Bunun yanısıra, 12 ülkede 27 tesisin inşası da devam etmektedir.
Ülkemiz elektrik enerjisi tüketim talebi son yıllarda yaklaşık olarak % 6-7 civarında büyüme göstermektedir. 2006 yılı sonu itibarıyla 172 TWh olarak gerçekleşmesi öngörülen Türkiye toplam elektrik tüketimi, halihazırdaki tüketim eğiliminin devam etmesi durumunda 2015 yılında 300 TWe düzeyini bulabilecektir. Ülkemiz; hidrolik, rüzgar, güneş ve jeotermal kaynaklar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının yanında kömür açısından elektrik üretimine ve dolayısıyla ülkemiz ekonomisine kazandırılmayı bekleyen zengin yerli kaynaklara sahiptir. Bununla birlikte, söz konusu kaynakların tamamı enerji üretimi amacıyla değerlendirilse bile, mevcut yerli kaynaklarla orta ve uzun dönemde artan elektrik enerjisi talebini karşılamak zorlaşacaktır. Termik santrallerin çevre üzerindeki etkilerine karşı Dünyada giderek artan hassasiyet dikkate alındığında, elektrik üretim verimliliği yüksek, sera gazı emisyonu oldukça düşük nükleer güç santrallerinin kurulması bir zorunluluk haline gelecektir.
Bu nedenle, ülkemizde daha önce yapılması birçok kez gündeme gelmekle birlikte çeşitli nedenlerle uygulamaya geçirilemeyen nükleer güç santrallerinden elektrik üretiminin bir an önce arzulanan seviyede gerçekleştirilmesi için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması zorunluluk arz etmektedir.
Düzenleme ile ülkemiz enerji plan ve politikalarına uygun biçimde orta ve uzun vadede arz güvenliğinin sağlanması, nükleer teknolojinin ülkemizde yaygınlaştırılması ve bu bağlamda ülkemizin nükleer teknolojiyi yaygın olarak kullanan ülkeler konumuna gelmesi, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve buna bağlı olarak fiyat dalgalarından korunmanın sağlanması, uranyum ve toryum gibi ülkemizde yaygın olarak bulunan ve nükleer güç santrallerinde halihazırda yakıt olarak kullanılan ve/veya önümüzdeki yıllarda gelişen teknolojilere bağlı olarak yakıt olarak kullanılabilecek madenlerin ülkemiz ekonomisine kazandırılması ve sera gazları ve kirlenmeye meydan vermeden Dünya ekonomik refahına katkıda bulunulması sağlanabilecektir.
Düzenleme ayrıca, elektrik enerjisi üretimi gerçekleştirecek nükleer güç santrallerinin bir yarışma sonucunda seçilmesini ve nükleer güç santrallerinden üretilecek elektrik enerjisinin belirli bir süre için teklif edilen fiyattan perakende satış lisansı sahibi tüzel kişilere alım yükümlülüğü getirilerek desteklenmesi hususunu kapsamaktadır.