Türkiye adına 21.1.1998 tarihinde imzalanan "Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme"nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3.11.1999 tarihli ve 4461 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş, anılan Sözleşme 29.12.1999 tarihli ve 99/13909 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanarak 15.2.2000 tarihli ve 23965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve Türkiye bakımından 1.8.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme, çocukların velâyet hakkına sahip olmayan kişilerce bir ülkeden diğerine haksız olarak götürülmesi olaylarının artması ve bu olayların yol açtığı sorunlara etkili çözümler getirilebilmesi için, uluslararası düzeyde hukukî işbirliğine duyulan ihtiyaç sonucunda hazırlanmıştır.
Sözleşme aynı zamanda, Türkiye'nin de taraf olduğu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin, âkit devletlere çocuğun ana ve babasından onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına almak, ana ve babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde şahsi ilişki kurmak, bu amaçla çocuğun yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi hallerine karşı tedbir almak yükümlülüğü getiren 9, 10 ve 11 inci maddelerinin uygulamaya geçirilmesi anlayışına dayanmaktadır.
Sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca, Sözleşmede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmek üzere tespit edilen Merkezî Makama, diğer yetkili makamların yardımıyla haksız olarak Türkiye'ye getirilen veya alıkonulan çocuğun bulunduğu yeri bulmak, gerekli her türlü geçici tedbirleri alarak çocuğun ve başvuruda bulunan velâyet hakkına sahip şahsın menfaatlerinin tehlikeye düşmesini önlemek, çocuğun, rıza ile mutat meskeninin bulunduğu ülkeye dönmesini veya sulh yoluyla bir çözüme ulaşılmasını sağlamak, çocuğun iadesinin sağlanması veya şahsi ilişki kurulması hakkının yerine getirilmesi için adlî veya idarî işlemleri başlatmak ve çocuğun güvenli bir şekilde iadesini sağlamak gibi görevler yüklenmiştir.
Diğer taraftan, Sözleşme uyarınca Adalet Bakanlığının üstlendiği görevler kapsamında, çocuğun iadesi veya çocukla şahsi ilişki kurulması davasının açılma usulü, taraf ehliyeti ve temsil, davanın açılacağı mahkemenin görev ve yetkisi, yargılama usulü, davaların en hızlı usullerle görülüp sonuçlandırılması, iade davasının hukukî niteliği, çocuğun bulunduğu yerin tespiti, rıza ile teslimi yararlarının korunması veya çocuğun yerinin değiştirilmemesi için alınacak idarî tedbirler gibi hususlarda iç hukukumuzda düzenleme boşluğu bulunmaktadır.
Bu çerçevede, Adalet Bakanlığının Sözleşme ile üstlendiği görev ve işlerin yasal çerçevesini oluşturmak ve bu suretle Türk hukuk mevzuatı ile uyum sağlamak amacıyla bir uygulama kanunu çıkarılmasında zaruret görülmüştür.
Bu sebeple, Türkiye'nin ahdî yükümlülük gereği olarak, özel nitelikli düzenlemeler getiren bu Sözleşmenin amacına uygun, etkin, süratli ve yeknesak bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere başta Sözleşmeye taraf Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere, taraf devletlerin bu konuya ilişkin uygulama kanunları da göz önünde tutularak bu Tasarı hazırlanmıştır.
Tasarı ile, velâyet hakkı ihlal edilerek Sözleşmeye taraf bir ülkeden diğer bir taraf ülkeye götürülen veya alıkonulan çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesine veya şahsi ilişki kurma hakkının kullanılmasına dair Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşmenin uygulanmasını sağlamaya yönelik usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır.