Maddede, haklarında koruma tedbiri kararı alınan tanıkların dinlenmelerinde uygulanacak usul hükümlerine yer verilmiştir.
Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, her Taraf Devletin, tanığın beyanlarının video bağlantısı veya diğer uygun araçlar dahil, iletişim teknolojisinden yararlanılarak alınması gibi tanıklığın, tanık güvenliğini garanti eden bir biçimde yapılmasına cevaz veren ispat kuralları tesis etmesi öngörülmektedir. Avrupa Birliği Konseyinin 23/11/1995 tarihli kararının A/8 inci maddesine göre, koruma tedbirlerinden biri de tanığın duruşma salonu dışında, eğer gerekli ise telekonferans veya video bağlantısı yoluyla dinlenebilmesidir. Söz konusu tedbirler hem Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğunda hem de Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da uygulanmaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre, haklarında tedbir kararı alınanların duruşma sırasında dinlenmelerinde 5271 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanacaktır. Nitekim 5271 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, dinleme sırasında uygulanacak temel esas ilkeleri belirlediğinden ayrıca maddede açıklamasına gerek görülmemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, 5271 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde, tanıkların dinlenilmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılabileceği öngörülmüştür. Ancak, tanığın kimliğinin gizlendiği durumlarda, her ne şekilde olursa olsun tanınmasının engellenmesi gerektiğinden, dinleme esnasında ses veya görüntüsü değiştirilerek tanınması engellenebilecektir. Bu şekildeki dinleme, tanığın mahkeme binasının başka bir odasında bulunması şeklinde olabileceği gibi, bina dışında, şehrin her hangi bir yerinde veya başka bir şehirde de olabilecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, kimliği gizlenen tanığın duruşma salonunda fakat fiziksel görünümünü engelleyecek tarzda mahkemece belirlenecek bir usule göre dinlenilmesi düzenlenmiştir. Bu şekilde dinleme hususunda değişik yöntemler kullanılmaktadır. Dinleme sırasında tanık mahkeme salonunun içerisindedir, ancak tanınması engellenmiştir. Tanık bu durumda duruşma salonunda bir perde gerisinde veya bu iş için hazırlanmış bir yerde bulunmaktadır. Diğer bir yöntemde ise, bu şekilde dinleme esnasında tanık bir kabinin içerisinde yer alır. Ancak kabinin içerisinin dışarıdan bakanlar tarafından görülmesi engellendiği gibi, kurulmuş olan teknik donanım sayesinde tanığın sesi dışarıya değiştirilerek verilir. Bu şekilde dinlenilecek kişinin her hangi bir şekilde tanınması engellenmek istendiğinde, gerekirse kendisine makyaj yapılarak veya maske takılarak tanınması engellenir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, tanığın duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlar olmadan dinlenmesi halinde, tanık tarafından verilen beyanların savunma hakkının bir görünümü olarak duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlara açıklanacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin beşinci fıkrası ile tanığın fiziksel görünümünün değiştirilerek mahkemece belirlenecek usule göre dinlenmesine karar verilmesi halinde, 5271 sayılı Kanunun 201 inci maddesinde öngörülen çapraz sorgu usulünün ne şekilde uygulanacağına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Tanık koruma tedbirleri bir ceza muhakemesi tedbiri olduğundan bu tedbirler nedeniyle sanığın savunma hakkının da engellenmemesi gerekir. Bu nedenle dinleme sırasında taraflar tanığa soru sorabileceklerdir. Ancak bu şekilde soru sorma sınırsız olmayıp, alınan koruma tedbirleriyle orantılı olmalıdır.
Tanığın kimliğinin gizlendiği durumlarda tarafların veya hâkimin dolaylı dahi olsa tanığın kimliğini ortaya koyacak soruları sormamaları gerekir. Bu konuda en büyük görev de duruşmayı yöneten hâkime düşmektedir. Hâkim, bu tür soruları kendisi sormayacağı gibi başkalarının da sormasını engelleyecektir. Bu şekildeki bir soru sorulması halinde tanık da sorunun kimliğini açıklamaya yönelik olduğunu söyleyebilecektir.
Maddenin altıncı fıkrasında, görevli ve yetkili mahkemenin karar vermesi halinde, naip olunan hâkim veya istinabe olunan mahkemenin de bu madde hükümlerinin uygulanmasında yetkili olacağı belirtilmiştir.
Maddenin yedinci fıkrasında, bu madde hükmüne göre alınan tanık ifadelerinin 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre duruşma sırasında hazır bulunanlar huzurunda verilmiş ifade hükmünde olduğu belirtilmiştir.
Maddenin sekizinci fıkrasında, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre, hakkında tedbir uygulanan tanığın beyanının tek başına hükme esas teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kural olarak tanıkların kimliğinin gizlenmesini Sözleşmeye aykırı görmemektedir. Ancak bu durumda sanığın gizli dinlenen tanıkların güvenilirliklerini test etme imkanı bulunmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, kimliği açıklanmayan tanıklar tarafından yapılan beyanlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-d maddesine aykırı görülmemektedir. Ancak, bu şekilde verilen tanık beyanı delilinin mahkumiyete esas teşkil edebilmesi için ek başka delillerin varlığı aranmaktadır. Bununla birlikte bir tanığın kimliği saklı tutulmuşsa, karşı taraf her tür ceza yargılamasında olmaması gereken zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. Eğer sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya belirleyici delil ise ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmenin ihlali söz konusu olabilecektir.
Maddenin dokuzuncu fıkrasına göre, tanığın keşifte dinlenmesi sırasında da bu maddede belirtilen tedbirlerin uygulanacağı hususu hüküm altına alınmıştır.
Maddenin son fıkrasında, başta Anayasa olmak üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesiyle koruma altına alınan adil yargılanma hakkının bir gereği olarak bu madde uygulamasında yargılama sujelerinin savunma hakkını sınırlayacak bir şekilde hareket edemeyecekleri belirtilmiştir.