Kurusıkı olarak tabir edilen, ses veya gaz fişeği atabilen silahlar nitelikleri bakımından; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun kapsamına girmemektedir. Haklarında diğer mevzuat hükümlerinde de herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, bunların imali, satışı, taşınması ya da bulundurulması ruhsata veya belgeye bağlı değildir. Ayrıca bu silahlar, ülkemizde üretildiği gibi yurt dışından da genel hükümlere göre ithal edilebilmektedir. Son zamanlarda bu silahların, ruhsata bağlı gerçek silahlara birebir benzerliklerinden istifade edilmek suretiyle; gasp, soygun, hırsızlık, kapkaç, tehdit, adam kaçırma, zorla senet imzalatma ve benzeri diğer suçlarda kullanıldığı, mahkemelerce suçların silahla işlenmiş olduğu kabul edilerek ceza tayinine gidilebildiği gözlemlenmektedir. Ancak, bunların nitelikleri itibarıyla ruhsata tabi ateşli silah olarak değerlendirilememesi, taşınmasının kanunen yasaklanmış olmaması ve kişilerce kolaylıkla temin edilebilmesi nedeniyle, çeşitli suçlarda sıklıkla kullanılır hâle geldiği ve bu durumun da toplumun huzur ve güvenliğini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, kamuoyu gündemine de sıkça gelen bu tür silahlarla işlenen suçların önlenebilmesi açısından, mevcut boşluğu giderecek kanuni düzenleme yapılması zorunlu hâle gelmiştir. Bugüne kadar söz konusu silahların denetim altına alınması hususunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Kurusıkı silahların ithalinin izne tabi tutulması için, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu silahların genel güvenlik ve asayiş yönünden uygunluk yazısı aranan malzemeler kapsamına alınması yönünde girişimlere başlanılmış ve söz konusu tabancaların ithali için izin alma zorunluluğu getirilmiştir. Kurusıkı silahların ithali izne tabi olduktan sonra, imali hususunda düzenleme yapılması için İçişleri Bakanlığınca, Milli Savunma Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığının da katılımları sağlanarak çalışmalar yapılmıştır. Milli Savunma Bakanlığı; bu silahların üretimi için Bakanlıklarınca verilmiş herhangi bir üretim izni bulunmadığı, konunun kendi görev alanları içine girmediğini, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı; bu silahları üreten sanayi kuruluşlarına verilen imalat belgeleri, ilgili sanayi ve ticaret odalarından alınan kapasite raporu, Bakanlıktan alınan sanayi sicil belgesi, kullanılan üretim teknolojisi, yaratılan istihdam, katma değer ve ihracat potansiyeli gibi kriterler değerlendirilerek imalat izni verildiğini, başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer ülkelerde bu tabancaların üretim izinlerinin yasaklanması hususunda herhangi bir tedbir tespit edilmediğini, konuyla ilgili sorunların ithalat, bulundurma ve taşımalardan kaynaklandığı hususlarını bildirmişlerdir. Kurusıkı tabancalarının yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamına alınması için Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmuş, söz konusu Bakanlıkça; imali ve satışı serbest SEMA / bırakılan, 6136 sayılı Kanunda taşınması ve bulundurulmasının yasaklandığına dair hüküm bulunmayan ses ve gaz fişeği atabilen silahların taşınmasında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki suç unsurlarının bulunmadığı, bu tabancaların amaç dışı kullanılması hâlinde Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri dairesinde işlem yapılmasının mümkün olduğu, kanunla düzenlenmiş bulunan hususlarda idari tasarrufla suç ihdasının mümkün bulunmadığı bildirilmiştir. Muhtemel olayların önlenmesi, kamu güvenliğinin bozulmaması, yaptırımsız kalacak suç oluşmaması amacıyla, valiliklerce 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11 inci maddesine dayanılarak, kurusıkı ses ve gaz tabancalarının bulundurulması, taşınması ve ateş edilmesine dair yasaklamalar getirilmiş, yasaklamalara uymayanlar hakkında yerel mahkemelerce 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine göre işlem yapılmış, yerel mahkemelerin vermiş olduğu kararlar Yargıtay Başkanlığına temyiz için gönderildiğinde, Yargıtayca, gaz tabancalarının suç teşkil eden bir nitelik taşımayıp, alınıp satılmaları, taşınıp bulundurulmaları hususunda herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı gerekçe gösterilerek, valiliklerce alınan yasaklama kararlarına uyulmaması nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları bozulmuş, valiliklerce alınan yasaklama kararları da geçersiz kalmıştır. İçişleri Bakanlığınca; söz konusu silahların onsekiz yaşından küçüklere satılmaması, satılan tabancaların mülki amirliklere bildirilmesi, satışların denetime tabi tutulması yönünde değişik zamanlarda yapılan genelgeler ile mevcut kanuni boşluk giderilmeye çalışılmıştır. Ancak suç ve cezaların kanunlarla düzenlenmesi anayasal bir zorunluluk olduğundan, bu konuda yapılan idari işlemler yaptırımsız kalmıştır. Genel mevzuat hükümleri çerçevesinde konuyla ilgili olarak yapılabilecek işlemler hakkında hukuki görüşlere başvurulmuş, bahsi geçen silahlarla ilgili olarak idarece herhangi bir yasağın getirilemeyeceği, konulan yasakların da yargı merciince kaldırılmakta olduğundan, amacı dışında kullanılmasının tespiti hâlinde genel hükümlere göre işlem yapılmasını, izin alınmadan ülkeye sokulması hâlinde, yasadışı yollardan ithalat yapmak suçundan işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılan bir çalışmaya göre, ülkemizde 2004 yılı itibarıyla resmi kayıtlara girmiş yaklaşık olarak 356.218 adet kurusıkı olarak tabir edilen silah bulunduğu, bu silahlarla 2002 yılından 2004 yılının Temmuz ayına kadar 11.249 suç işlendiği ve bu silahların dolaylı olarak karıştığı suç adedinin 4.283 olduğu tespit edilmiştir. Haklarında kanuni düzenleme bulunmayan söz konusu silahların, gerek görünüşü, gerekse kullandıkları fişeğin patlaması sırasında çıkardığı ses itibarıyla ve yakından incelenmedikçe gerçek silahlardan ayırt edilemediği, kötü niyetli kişi ve kişilerce çeşitli suçlarda ya da düğün ve spor müsabakaları sonrası havaya ateş etmede kullanıldıkları, hatta gerçek silah kullanıldığı hâlde güvenlik güçlerine bu silahların teslim edildiği, bu durumun kamu güvenliğini olumsuz etkilediği, halk üzerinde korku ve panik yaratıldığı, hatta bu tabancaların namlularının değiştirilmesi sonucu ruhsata tabi gerçek tabanca vasfına dönüştürüldükleri dikkate alındığında bu konuda kanuni düzenleme yapılması kaçınılmaz hâle gelmiştir. Tasarı ile, yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında, haklarında mevzuat hükümlerinde herhangi bir düzenleme bulunmayan kurusıkı olarak tabir edilen ses veya gaz fişeği atabilen tabancaların, imali, ithali, taşınması ve bulundurulması hususlarının düzenlenmesi amaçlanmıştır.