Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Madde ile Kanunun amacı belirlenmiştir.
Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 255 (Esas No: 1/566) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Ülkemizde telekomünikasyon alanında ilk düzenleme 4/2/1924 tarihinde kabul edilen 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile yapılmıştır. Daha sonra telekomünikasyon teknolojisinde yaşanan gelişmeler karşısında, serbestleşme ve dünya ülkeleriyle uyumun sağlanması, hizmetlerin özelleştirilmesiyle rekabetçi bir ortamın yaratılması için çeşitli tarihlerde söz konusu Kanunda değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin özelleştirilmesine ilişkin hükümlerin yanında düzenleme ve denetleme ile ilgili olarak idarî ve malî özerkliği haiz Telekomünikasyon Kurumu kurulmuştur.
Elektronik haberleşme alanında Dünyada son yıllarda hızlı bir gelişme yaşandığı görülmektedir.
Ülkemizde de ses ve altyapı tekeli 2003 yılı sonunda kalkmış olup sektörde hızla serbestleşme başlatılmıştır. Serbestleşme ile büyüyecek olan pazarda yer alan yerleşik işletmecilerin yanında, yeni işletmecilere de, uygun ve sürdürülebilir bir rekabet ortamı yaratılması ile ucuz, kaliteli, hızlı ve güvenli bir hizmetin sunulması, sağlık, eğitim, ticaret, sanayi ve benzeri alanlarda ihtiyaç duyulan güvenilir bir altyapı sağlanması ile tarifelerde gerçekleşecek indirimlerle tüketici lehine bir ortamın oluşturulması hedeflenmiştir.
Elektronik haberleşme ile ilgili düzenlemelerin dağınık bir şekilde bulunması ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin mevzuatına uyum sağlanması açısından sektörü bütünüyle düzenleyen tek bir çerçeve kanuna ihtiyaç duyulması üzerine, telekomünikasyon yerine "Elektronik Haberleşme" deyimi kullanılmak suretiyle; dağınık haldeki mevzuat hükümleri bir çatı altına alınmış, sektörle ilgili görev ve yetki tanımlarına açıklama getirilmiş, mevcut işletmeciler için imtiyaz usulü korunarak, yeni işletmeciler için kullanım hakkına ilişkin yeni hükümler ile numaralandırma ve numaranın taşınabilirliği, erişim yükümlülüğü, hesap ayrımı ve maliyet muhasebesi, tesis paylaşımı ve ortak yerleşim, geçiş hakkı, onaylanmış kuruluşlar ile piyasa gözetimi ve denetimi, tüketici haklarının korunması, idarî ücretler ve kullanım haklarına ilişkin hususları kapsayacak şekilde bu Tasarı hazırlanmıştır.
Madde ile Kanunun amacı belirlenmiştir.
Madde ile Kanunun kapsamı belirlenmiştir.
Madde ile Kanunda kullanılan bazı ibarelerin tanımlarına yer verilmek suretiyle uygulamada açıklık sağlanması hedeflenmiştir. Bu tanımlar yapılırken, hem teknik açıdan hem de uluslararası uygulamalarda birliği sağlamak üzere Avrupa Birliği mevzuatında yer alan tanımlar ile ITU tanımları dikkate alınmıştır.
Bu maddede, elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili idarî uygulamaya yol göstermesi amacıyla gerekli olan genel esaslara yer verilmektedir. Tarafların elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin işlemlerinde dikkate alacağı ilkeler açıkça belirtilmek suretiyle, uygulamanın genel çerçevesi çizilmiş, böylece kamu hizmeti niteliğinde bulunan bu hizmetlerin verilmesinde uygulanacak ilkeler netleştirilmiştir. Bu düzenleme ile bir taraftan elektronik haberleşme hizmetlerinde serbest rekabetin getireceği yararların sağlanması hedeflenmekte, öte yandan sektörün serbest rekabete açılması ile doğabilecek sorunlar, sektörü düzenleyici makamların müdahale alanı açıkça belirtilmektedir.
Ayrıca, Kanunun belirlediği ilkeler çerçevesinde idarenin takdir hakkı saklı kalmakla birlikte, bu ilkelerin açıkça sayılması, elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin işlemlerin idarî yargı denetimini kolaylaştırıcı niteliktedir.
Bu madde ile; uydu pozisyonu ve ulusal çapta verilecek belirli telsiz frekans bandı kullanımını ihtiva eden, sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin, yetkilendirme politikası esaslarını, hizmetin başlama zamanını, süresini ve hizmeti sunacak işletmeci sayısını belirlemek yetkisi Ulaştırma Bakanlığına bırakılmıştır. Ulaştırma Bakanlığınca, elektronik haberleşme sektörünün serbest rekabet ortamında gelişimini teşvik etmek ve Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşümünün desteklenmesini sağlamak için hedef, ilke ve politikaların belirlenmesi ve bu amaçla gerektiğinde teşvik edici tedbirlerin alınması amaçlanmıştır. Ayrıca;
- Elektronik haberleşme altyapısı ve hizmetlerinin teknik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlara, kamu yararına ve millî güvenlik amaçlarına uygun olarak kurulması, geliştirilmesi ve birbirlerini tamamlayıcı şekilde yürütülmesini sağlamaya yönelik çalışmaların yapılması ve teşvik edici tedbirlerin alınması, - Elektronik haberleşme cihazları sanayisinin gelişmesine ilişkin politikaların oluşumuna katkıda bulunularak, elektronik haberleşme cihazlarının belli oranlarda yerli üretimini özendirici tedbirleri almaya yönelik politikaların belirlenmesi, - Ucuz, hızlı ve güvenli internet erişiminin sağlanması ve kullanımının yaygınlaştırılması amacına yönelik politikaların belirlenmesi, - 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "Statülerinde, üyelerinin ve ortaklarının belli bir bakanlık veya merci vasıtasıyla muamelatta bulunacağı belirtilen milletlerarası kurullarla, bunların temsilcilikleri, temsilcileri ve sair mercileri ile yapılacak temaslar, müzakereler, milletlerarası andlaşmalar, Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla işbirliği dahilinde, sorumlu bakanlık veya merci eliyle yapılır." hükmüyle, uluslararası temsilin bakanlıklar kanalıyla yapılacağı belirlendiğinden; ülkemizin üyesi bulunduğu elektronik haberleşme sektörü ile ilgili uluslararası birlik ve kuruluşlar nezdinde devletin temsil edilmesi, çalışmalara katılım ve kararların uygulanması konusunda koordinasyonun sağlanması, - Elektronik haberleşme politikalarının tespiti ve uygulanması amacıyla gerekli araştırmaların yapılması ve yaptırılması ile olağanüstü hal ve savaşta da 16/7/1965 tarihli ve 697 sayılı Kanun hükümleri dahilinde yürütülmesi, doğal afetler ve olağanüstü haller nedeniyle elektronik haberleşme hizmetlerinin aksamaması için gerekli tedbirlerin alınması ve koordinasyonun sağlanması, amaçlanmıştır.
Ayrıca, elektronik haberleşme sektörüne yönelik belirlenecek hedef, ilke ve politikalara esas olmak üzere Kurum'dan, işletmecilerden, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden gerekli bilgi ve belgelerin alınması öngörülmüştür.
Bu Kanunla Kurumun; elektronik haberleşme sektörü ile ilgili şikâyetleri inceleme yetkisi açıklığa kavuşturulmakta, şikâyetleri değerlendirme ve denetim işlevlerini gerektiği gibi yerine getirebilmesi için ilgililerden bilgi ve belge toplama yetkisi verilmektedir.
Ayrıca, sektörde yetkilendirme, tarifeler, erişim, geçiş hakkı, numaralandırma, frekans spektrumu yönetimi, onaylanmış kuruluşlar ile ilgili düzenleme ve denetlemeleri yapmak, spektrumun izlenmesi ve denetimi ile piyasa gözetimi ve denetimini gerçekleştirme yetkisi verilmiş ve işlevleri arasına tüketicilerin menfaatlerinin korunması için gerekli tedbirlerin alınması da sağlanmıştır.
Diğer taraftan, Kuruma, elektronik haberleşme sektöründe rekabetin tesis edilmesi, rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı uygulamaların giderilmesi ve rekabetin tesisine yönelik öncül ve ardıl düzenlemeleri yapması, bu amaçla ilgili pazarlarda piyasa analizleri yapması ve bunun sonucunda ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip işletmeci olması halinde, etkin piyasa gücüne sahip işletmecilere ve gerekli hallerde diğer işletmecilere yükümlülükler getirmesi ve rekabetin tesisi ve korunmasına yönelik her türlü tedbiri alma yetkisi tanınmıştır. Kurum, elektronik haberleşme sektöründe ortaya çıkan rekabet ihlallerini denetlemek, yaptırım uygulamak, gerekli gördüğü hallerde elektronik haberleşme sektörüne ilişkin konularda Rekabet Kurumundan görüş alma yetkisine de sahiptir.
Ayrıca, elektronik haberleşme hizmetlerinin tesis ve işletilmesi için gerekli olan frekans ve uydu pozisyonu ile ilgili olarak 13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla, frekans planlama, tahsis ve tescil işlemlerini, güç ve yayın sürelerini de göz önünde tutarak uluslararası kuruluşlarla işbirliği de yapmak suretiyle yürütme görevi Kuruma verilmiştir. Bunun yanında numaralandırma tahsisi ve planlaması konularında düzenleme yapılması ve bu konuların uluslararası kuruluşlarla eş güdüm çerçevesinde yürütülmesi, sektörün gelişimini teşvik etmek için gerekli araştırmaların yapılması ve ülkemizin üyesi bulunduğu elektronik haberleşme sektörü ile ilgili uluslararası kuruluşların çalışmalarına katılımın sağlanması esasları getirilmiştir.
Ayrıca Kuruma; gelir ve giderlerinin şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi ile görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili olarak ikincil düzenlemelerin yapılması yükümlülükleri verilmiştir.
Kurum tarafından yapılmakta olan telsiz cihaz ve sistemlerine kurma ve kullanma izni verilmesi işlemlerine açıklık getirilmiştir.
Elektronik haberleşme sektöründe işletmecilerin rekabetin tesis edilebilmesi ve sürdürülebilmesine engel teşkil edecek uygulamalarına karşı Kurum'un gerekli işlemleri yapabilmesine yönelik zeminin oluşturulması hedeflenmektedir.
Ayrıca, dünya genelindeki düzenlenme yaklaşımlarına paralel olarak, elektronik haberleşme sektörü ile ilgili işlemlerde sektörün kendine has özellikleri ve sürekli gelişen yapısı nedeniyle sektöre özgü düzenleyici kurum olan ve ilgili düzenleme çalışmalarını da yürüten Telekomünikasyon Kurumunun görüşü ve yaptığı işlemler esas alınmak durumundadır. Bu çerçevede, ilgili madde hükmü ile Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu arasında yetki karmaşası ve farklı kararların çıkmasının engellenmesi ile sektöre ilişkin yapılan işlemlerde tutarlılığın artırılması ve belirsizliğin asgariye indirilmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, elektronik haberleşme pazarlarında rekabetin artırılması hedefi doğrultusunda Avrupa Komisyonunun 2002/21/EC sayılı Çerçeve Direktifine göre, ilgili pazarların belirlenmesi düzenleyici kurumların sorumluluğunda bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu 11/2/2003 tarihli Tavsiyeleri kapsamında elektronik haberleşme sektöründe perakende ve toptan pazar başlıkları altında toplam 18 adet ilgili pazar belirlemiştir. Bu pazarlar öncül düzenlemelere tâbi tutulabilmekte ve söz konusu pazarlarda etkin piyasa gücüne sahip işletmecilere rekabetin artırılması amacıyla benzer ya da farklı yükümlülükler getirilebilmektedir. Zira, ilgili pazarların iktisadi, teknik ve tarihsel karakteristikleri ile etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin piyasadaki koşullar üzerine etki etme imkânları farklılık arz edebilmektedir. Avrupa Birliği mevzuatına uyum ve elektronik haberleşme pazarlarında rekabetin artırılmasına yönelik çerçeveyi belirlemek açısından bu madde düzenlenmiş, Kurumun pazar analizleri yapacağı ve bu analizler sonucunda etkin piyasa gücüne sahip işletmecileri belirleyerek yükümlülük getirebileceği hususu netleştirilmiştir.
Elektronik haberleşme pazarında aktör sayısının artırılarak sürdürülebilir rekabetçi bir ortamın oluşturulması, sektörün sağlıklı gelişmesinin sağlanması, yerli ve yabancı yatırımların teşvik edilmesi, ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, tüketicilere makul ücretler karşılığında ve belirli kaliteyi haiz hizmet sunulmasının sağlanması ve tüketicilerin korunması amacıyla, maddede belirtilen istisnalar dışındaki elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin olarak sektörde faaliyet yürütmek isteyen şirketlerin belirli usul ve esaslar çerçevesinde yetkilendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, yetkilendirmeye tâbi olmayan elektronik haberleşme hizmetlerinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak ilkeler de madde ile tanımlanarak yetkilendirme kapsamına açıklık getirilmiştir. Bu hüküm uyarınca, bir elektronik haberleşme hizmetinin yetkilendirmeye tâbi olup olmadığı Kurumca belirlenirken, halka açık ve ticari olarak sağlanmaması ve yalnızca kişisel ihtiyaçlar için kullanılması ilkesi göz önünde bulundurulacaktır. Bu ilkeyle, AB uygulamalarında öngörülen "kamuya hizmet sunmama" ölçüsü temel alınmaktadır.
Ayrıca bu madde ile kamu kurum ve kuruluşlarının münhasıran verdikleri hizmetlerle ilgili olarak özel kanunları uyarınca kurdukları elektronik haberleşme hizmetleri de bu istisna kapsamında değerlendirilecektir.
Özel kanunlarında bu yönde bir hüküm bulunmayan ancak elektronik haberleşme hizmeti sağlamasında kamu yararı bulunan kurum ve kuruluşların varlığı ile bu kurum ve kuruluşların kişisel elektronik haberleşme sistemi kurma yönündeki başvurularının cevaplanamaması karşısında, madde ile millî güvenlik, kamu yararı, rekabet gibi nedenlerle, bu tür kurum ve kuruluşların Kurum tarafından karar alınmak suretiyle, yetkilendirilmeksizin elektronik haberleşme hizmeti sağlayabilecekleri öngörülmüştür. Bu düzenleme ile, ancak bir şirket kurmak ve yetkilendirme ücretini ödemek suretiyle yetkilendirilecek olan belediyeler gibi kamu kurum ve kuruluşlarının, bu maddede belirtilen koşullarla, Kurum tarafından yetkilendirilmeksizin elektronik haberleşme hizmeti sağlamaları mümkün hale getirilmiştir. Kurum bu konuda karar verirken elektronik haberleşme hizmetlerinin öncelikle işletmecilerden temin edilmesinin sağlanması suretiyle etkin rekabetin korunması ilkesini göz önünde bulunduracaktır.
Bu maddede ayrıca radyo ve televizyon yayıncılığı ile ilgili olmak üzere 13/4/1994 tarihli ve 3984 sayılı Kanun hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir.
Farklı elektronik haberleşme hizmet ve teknolojilerinin yakınsaması, mukayese edilebilen tüm hizmetlerin kullanılan teknolojiye bakılmaksızın benzer şekilde ele alındığı bir yetkilendirme sisteminin oluşturulmasını gerekli kılmaktadır.
Bunun yanı sıra, yeni elektronik haberleşme hizmetlerinin geliştirilmesinin teşvik edilmesini ve pazarda yer alan aktör sayısının artırılarak, tüketicilerin işletmeciler arasında daha sağlıklı seçim yapabilmesini teminen, oluşturulan yetkilendirme sisteminin asgari zorluk derecesini haiz olması gerekmektedir.
Söz konusu hedeflerin en etkin şekilde gerçekleştirilebilmesi için yetkilendirme kategorileri iki aşamaya indirilerek açık bir hale getirilmiştir.
Elektronik haberleşme hizmetlerinin daha yaygın bir şekilde sağlanmasını temin etmek amacıyla, şirketlerin bildirim yoluyla yetkilendirilmesi öngörülmüştür. Böylelikle, bildirim yoluyla yapılan yetkilendirmelerde söz konusu elektronik haberleşme hizmetlerini sunmayı talep eden şirketlerin, Kurum düzenlemeleri çerçevesinde bildirim yapmak suretiyle "işletmeci" sıfatını haiz olması ve yetkilendirme kapsamındaki faaliyetlerine başlama hakkını elde etmesi sağlanmıştır.
Yetkilendirme kapsamındaki ikinci tür ise kullanım hakkı verilmesidir. Kurumca kıt olduğuna karar verilen kaynakların tahsisini ihtiva eden elektronik haberleşme hizmetlerini sunmak isteyen başvuru sahiplerine kullanım hakkı verilmesi öngörülmüştür.
Bakanlığın sektörde politika belirleme görevi paralelinde, sınırlı sayıda işletmeci tarafından ulusal çapta verilecek belirli frekans bandı, numara ve uydu pozisyonu kullanımını ihtiva eden yeni nesil mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin yetkilendirme politikası esaslarını, hizmetin başlama zamanı, süresi, ücreti ve hizmeti sunacak işletmeci sayısı Bakanlık tarafından belirlenecek ve gerekli diğer işlemler Kurum tarafından yürütülecektir.
Yukarda belirtilen kapsamın dışında kalan ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından verilecek olan elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ve/veya elektronik haberleşme şebeke ve altyapısının tesisi ve işletilmesine ilişkin olarak, gerekli işlemler Kurum tarafından yürütülecektir.
Yetkilendirme süreleriyle ilgili olarak, uluslararası uygulamalar da dikkate alınmak suretiyle, verilecek kullanım hakları için 25 (yirmi beş) yıllık bir üst sınır getirilmiştir. Ancak, hizmetin niteliği ile başvuru sahibinin talebi de dikkate alınarak bu sürenin Kurum tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, - Kullanım hakkı, işletmecinin faaliyetlerinin mevzuata aykırı olması durumunda Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara göre iptal edilebileceği, kullanım hakkının iptal edildiği hallerde Kurumun, abonelerin menfaatlerini korumak için gerekli gördüğü tedbirleri alabileceği, - Kamu güvenliği, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gereklerinden kaynaklanan sebeplerle, şirketlerin elektronik haberleşme alanında faaliyete geçmelerinin veya elektronik haberleşme sağlamalarının engellenebileceği, - Madde hükümlerine aykırı olarak elektronik haberleşme tesisi kuran, işleten veya elektronik haberleşme hizmeti verenlerin tesisleri Kurumun talebi üzerine ilgili mülki amirlerce kapatılarak faaliyetlerine son verileceği, öngörülmüştür.
Bu madde ile gerçek ve tüzel kişilerin geçici olarak deneme veya gösterim amaçlı elektronik haberleşme sistemleri kurma taleplerinin Kurumca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirilerek bu sistemlere deneme izni verilmesi öngörülmüştür.
Bu madde ile yetkilendirme karşılığında işletmecilerden "idarî" ve "kullanım" ücreti olmak üzere iki tür ücret alınması öngörülmüştür. İdarî ücret, Kurumun bu Kanunda belirtilen görevlerini yerine getirirken meydana gelecek masraflarını karşılamak amacıyla alınmaktadır. Böylece, yetkilendirilen tüm işletmecilerden idarî ücret alınabilmesi esası getirilmiştir.
Ayrıca, kendilerine tahsis edilecek kaynakların etkin ve verimli kullanımının teminine yönelik olarak işletmecilerden, "kullanım ücreti" alınması hükmü getirilmiştir. Alınması öngörülen kullanım ücreti, Devlete ait olan bir kaynağın kullanım hakkının devri karşılığında alınacak ücrettir. Bu nedenle, kullanım ücretlerinin hazineye gelir kaydedilmesi esası getirilmiştir.
Bu madde ile ayrıca kullanım ücretlerinin asgari değerinin, Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Yetkilendirme ücretleri, idarî ve kullanım ücretleri adı altında iki türlü tespit edilerek, Kurumun gelirleri ile ilgili şeffaflık ilkesinin benimsenmesi, konuyla ilgili uygulama sürecinin kısaltılması, sektörde güven ortamının sağlanması gerçekleştirilmiştir.
Bu madde ile işletmecinin, yetkilendirildiği kapsamdaki elektronik haberleşme hizmetini, mevzuat ve Kurum düzenlemelerine uygun olarak verme hakkına sahip olacağı, bildirim ve kullanım hakkı ile yetkilendirilen işletmecilere, Kanunda belirtilen hususlarla sınırlı olmamak kaydıyla yükümlülükler getirilebileceği düzenlenmiştir.
Ayrıca, işletmecilerin, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden millî güvenlikle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik altyapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sokmadan önce kurmakla yükümlü olacağı hükmü getirilmiştir.
Bu madde ile tarifelerin düzenlenmesinin hukuki çerçevesi çizilmektedir. Bu düzenleme kapsamında tarifeler, ilgili işletmeciler tarafından Kurum düzenlemelerine aykırı olmadıkça serbestçe belirlenecektir.
Kurum düzenlemeleri kapsamında, öncelikle hangi durumlarda tarifelerin düzenleneceği ve onaya tâbi olacağı açık bir şekilde maddede belirtilmektedir. Bununla birlikte, elektronik haberleşme sektöründeki hızlı gelişmeler ve giderek artan özel sektör faaliyetleri de dikkate alındığında, fiyatlandırma politikaları açısından gereken esnekliğin sağlanmasına da dikkat edilmiştir.
Fiyat düzenlemesinin özellikle serbest rekabetin tam olarak işlemediği alanlarda yoğunlaşması, buna karşılık serbest rekabetin mevcut olduğu alanlarda ise, mümkün olan en alt düzeye inmesi amaçlanmaktadır. Tarifelerin düzenlemesi ile amaçlanan rekabetçi bir piyasaya sürekli olarak alternatif bir yapı oluşturmak değildir. Aksine, elektronik haberleşme sektöründe serbest rekabete dayalı bir yapı oluşturulduğu ölçüde, devlet müdahalesi en aza indirilecektir.
Bu madde ile genel olarak rekabetin artırılması ve tüketicinin korunması, diğer bir ifade ile tarife düzenlemeleri ile rekabetçi bir piyasanın tüketicilere sağlayacağı yararların (Tam rekabet piyasasında, mübadeleden kaynaklanan toplam fayda- sosyal refah, bu faydadan tüketicilerin elde ettiği kısım- tüketici rantı maksimumdur.) elde edilmesi amaçlanmaktadır.
AB mevzuatının ilgili bölümünde tarife düzenlemelerinin amacı tüketici haklarının korunması ve etkin rekabetin tesisidir. Dolayısıyla bu madde ile ilgili hükümlere uyumluluk sağlanmış olacaktır.
Bu kapsamda, maddede Kurum tarafından etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin belirleyecekleri tarifelerin onaylanması, izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin yöntemlerin belirlenebileceği öngörülmektedir. Temel olarak işletmecilerin tarifelerini Kurum düzenlemelerine aykırı olmayacak şekilde serbestçe belirleyebilmeleri benimsenmiştir. Buna karşın, etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin tarifelerini belirlerken esas aldıkları maliyetlerden Kurum tarafından belirlenecek maliyet yöntemine göre gereksiz harcama olarak kabul edilecek muhtemel maliyet kalemleri ile Kanunun 14 üncü maddesinde belirlenen ilkelere aykırı muhtemel hüküm ve koşulların tarifelerden çıkartılması suretiyle onaylamak, gerekli hallerde değiştirerek onaylamak hükmü getirilmiştir. Esasen etkin piyasa gücüne sahip işletmecinin beyanı üzerinden yapılabilecek bu müdahaleler ile birlikte özellikle karmaşık maliyet yapılarına sahip veya maliyetlerinin sağlıklı olarak ortaya konmasının belirli bir süreyi alabileceği yeni veya eski hizmetlerin yine Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan ilkelere aykırılık teşkil edebilecek hüküm ve koşullarda sunulmamasını teminen tarifelere alt ve üst sınırlar getirilebilmektedir. Bu madde hükümleri kapsamında tarifelerin içeriğinde yer alabilecek Kanunun 14 üncü maddesinde ifade edilen ilkelere aykırı hüküm, koşulların değiştirilerek onaylanmasının, ilgili mevzuata aykırılık teşkil eden uygulamaların işletmeciden düzeltilmesinin istenmesi veya bu gerekçeler ile tarifelerin onaylanmayarak hizmetin sunumuna başlanılamaması sonucu hizmetin sunulmasına kadar yaşanacak süre kaybının önlenmesi ve hızlı gelişen elektronik haberleşme piyasasındaki rekabet aksaklıklarının ardıl (ex-post) düzenlemeler yerine öncül (ex-ante) düzenlemeler ile önlenmesi açısından daha uygun bir yaklaşım olacağı öngörülmektedir.
Bu madde ile, Kurum düzenlemeleri kapsamında elektronik haberleşme hizmetlerinin fiyatlandırılmasında gözönüne alınması gereken ilkeler belirtilmektedir.
Öncelikle tarife kavramı ile; işletmecilerin elektronik haberleşme, altyapı hizmetlerini sunmalarından ve erişim sağlamalarından kaynaklanan her türlü ücret belirtilmektedir.
Kamu hizmetinin gereği olarak, fiyatlandırmada ayrım gözetilmeksizin, adil ve şeffaf olması ilkesi bu maddede özel olarak bir kez daha vurgulanmaktadır. Bu çerçevede, fiyatlandırma bakımından kolaylıkların sadece ihtiyaç sahibi kesimlere yöneltilmesi ve ihtiyaç ve gelir düzeyine bakılmaksızın herkes için geçerli olacak düşük fiyatlandırmadan (yapay olarak) kaçınılması öngörülmektedir.
Rekabetçi bir piyasanın ortaya çıkaracağı etkinliğin ve faydaların elde edilmesi arzulandığından, bu piyasada ortaya çıkan fiyatların maliyetleri yansıtacak olması esas alınmıştır. Tam rekabet piyasasında fiyatlar maliyetleri yansıtacak, optimum kaynak tahsisi sağlanacak ve sosyal refah maksimize edilecektir. Bu kapsamda bu madde ile fiyatlandırma ile ilgili tüm faktörler daha belirgin hale getirilerek, yürütülecek sağlıklı bir politikanın çerçevesi belirlenmektedir.
Kanunun 13 üncü maddesinin (b) fıkrası çerçevesinde fiyat düzenlemesine muhatap olacak işletmeciler piyasa gücüne göre belirlenmiştir. Dolayısıyla, düzenlemeler ve yükümlülükler söz konusu maddede belirtilen işletmeciler için Kurumca zorunlu tutulmaktadır.
Bu kapsamda Kurum düzenlemelerinde, rekabetin tesisi ve sürdürülmesi, sosyal refahın maksimize edilmesi ve elektronik haberleşme hizmetlerinin piyasada mübadele edilmesinden tüketicilerin elde ettiği kazancın korunması için etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin tarifelerinin; aşırı yüksek olmamasının, zararlı fiyat ayrımcılığı içermemesinin, çapraz sübvansiyon yapmamasının, yıkıcı fiyatlandırmaya yol açmamasının, fiyat sıkıştırmasına neden olmamasının, rekabet karşıtı uygulamalar içermemesinin ve teknolojik gelişmeyi teşvik edici olmasının gözetilmesi hedeflenmiştir.
Yukarıda ifade edilen amaçlar AB mevzuatıyla da uyumludur.
Ayrıca, Kurumca yapılacak düzenlemelere temel teşkil edecek verilerin, bilgi ve belgelerin işletmecilerden alınması, tarife, kalite düzeyi ve Kurumca belirlenecek diğer bilgilerin zamanında kamuoyuna duyurulması ve yayımlanması hususunda yapılacak düzenlemelerle kamu yararının korunması amaçlanmaktadır.
Bu madde ile Kurum düzenlemelerinde erişim kapsamında değerlendirilecek hususlar ele alınmaktadır.
Şöyle ki, erişimin; yerel ağa ve yerel ağ üzerinden hizmet verebilmek için gerekli olan ilgili tesislere erişim de dahil olmak üzere sabit veya sabit olmayan şebekelerin şebeke elemanlarına veya ilgili tesislerine, teçhizatların bağlanmasını kapsayacak şekilde binalar, borular ve direkleri de içerecek biçimde fiziksel altyapıya, operasyonel destek sistemleri de dahil ilgili yazılım sistemlerine, numara dönüşümü veya eşdeğer fonksiyonelliğe sahip sistemlere, sabit ve özellikle roaming için mobil şebekelere, sanal şebeke hizmetlerine ve sayısal televizyon hizmetleri için koşullu erişim sistemlerine erişimi kapsadığı belirtilmektedir. Bu kavramların mevzuatımıza girmesi, sektörün gelişimi ve etkin rekabetin tesisi için büyük önem arz etmektedir.
İlgili yazılım sistemlerine erişimden, numara taşınabilirliğinin veya taşıyıcı seçiminin uygulanabilmesi için gerekli olan yazılım sistemleri anlaşılmaktadır. Bu şekilde numara taşınabilirliği ve taşıyıcı seçimi mevzuatımıza girmiş olacak ve etkin rekabet ortamının sağlanması açısından çok önemli bir adım atılmış olacaktır.
Numara dönüşümü veya eşdeğer işlevselliğe sahip sistemlere erişim ile kastedilen 444 ya da 0800 ve benzerleri ile başlayan numara dizilerine erişim kastedilmekte olup, bu husus fiilen de uygulanmaktadır. Böylece fiilen uygulanan husus kanuni çerçeve içine alınmış olacaktır.
Sanal şebeke hizmetlerine erişimden kastedilen, özellikle önümüzdeki yıllarda mobil elektronik haberleşme hizmetleri piyasasına girebilecek olan ve kendi şebekeleri olmayan mobil işletmecilerinin, şebeke sahibi mobil işletmecilerin şebekeleri üzerinden elektronik haberleşme hizmetleri vermesine imkân sağlanmasıdır.
Arabağlantı ve ulusal dolaşım erişim kapsamında olup, erişim için öngörülen düzenlemelere tâbidirler.
Ayrıca erişimin kapsamında olan yeniden satış amacıyla hizmetlerin toptan sunumu, koşullu erişim sistemleri zikredilmiş ve gelişen teknolojiler ile ileride ortaya çıkabilecek erişim türlerinin de bu kapsamda değerlendirilmesine imkân veren ifadelere yer verilmiştir. Bu doğrultuda maddenin son bendinde, "Kurum düzenlemeleri ile belirlenen diğer hallerdeki erişim" ifadesine yer verilerek halihazırda öngörülemeyen erişim teknolojilerinin/platformlarının da erişimin kapsamına dahil edilmesine imkân tanınmıştır.
Elektronik haberleşme hizmetleri pazarında tüm işletmecilere ayrım yapılmaksızın aynı yükümlülüklerin getirilmesi gereğinden fazla bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, getirilen bu yükümlülüklerin bütün işletmeciler tarafından karşılanabilmesi fiilen mümkün değildir. Düzenlemenin temel amacı olan etkin rekabet ortamının sağlanabilmesi için özellikle yerleşik işletmecilere karşı pazara yeni girecek işletmecilerin öncül düzenlemelerle güvence altına alınması gerekmektedir. Bu kapsamda söz konusu esnekliği Kuruma sağlayacak şekilde erişim yükümlülerinin ve yükümlülüğün kapsamının Kurum tarafından belirleneceği ifade edilmektedir.
Bu madde ile telekomünikasyon sektöründe etkin rekabetin tesisi için elzem olan arabağlantının sağlanmasını teminen, tüm işletmeciler talep gelmesi halinde arabağlantı müzakerelerinde bulunmakla yükümlü kılınmakta, tarafların anlaşamamaları halinde Kurum tarafından işletmecilere arabağlantı sağlama yükümlülüğü getirilebileceği ifade edilmektedir.
Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, erişim ve arabağlantı yükümlülüklerinin hangi kriterler gözetilerek getirileceği ile işletmecilerin bu konudaki hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında da söz konusu yükümlülüklerin Kurum tarafından nasıl sınırlandırılacağına ilişkin genel bir çerçeve belirlenmiştir. Bu madde hükmüne göre Kurum, Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ilkeleri göz önünde bulundurarak kamu menfaati açısından gerekli gördüğü hallerde, erişim ve arabağlantı yükümlülüklerini sınırlandırabilecektir.
Ayrıca, bu Kanun ilkeleri çerçevesinde etkin rekabetin sağlanabilmesi ve kamu yararı açısından işletmecilere diğer işletmecilerin makul erişim taleplerini, bu Kanun hükümleri çerçevesinde karşılamalarına yönelik olarak eşitlik, ayrım gözetmeme, şeffaflık, açıklık, maliyet ve makul kâra dayalı olma yükümlülükleri ile erişim yükümlülerinin ortaklarına, iştiraklerine veya ortaklıklarına, sağladıkları ile aynı koşul ve kalitede hizmet sunma yükümlülüğü getirilebileceği ifade edilmektedir.
Elektronik haberleşme ağları kurmak için oldukça yaygın bir alt yapı gerekmektedir. Ayrıca bu ağın işlemesi için kule, direk, bina, kanal, boru, menhol gibi destekleme alt yapısına ihtiyaç duyulmaktadır. Belirtilen alt yapı unsurlarının paylaşılması (tesis paylaşımı), ülke kaynaklarının ekonomik verimliliği açısından değerlendirildiğinde, elektronik haberleşme sektöründe önemli sonuçlar doğuracaktır. İlgili elektronik haberleşme pazarına girmek isteyen işletmeciler, bu alt yapı paylaşım yükümlülüğü sayesinde, ek masraftan kurtulacak olup, bu durum kaynak israfını azaltacak, rekabetin tesisinde önemli katkılar doğuracaktır.
Aynı durum, iki ya da daha fazla işletmecinin kablo ve iletim tesislerini ve ilgili teçhizatlarını mevcut bina ve santrallere yerleştirmelerine imkân sağlanması (ortak yerleşim) konusunda da geçerlidir. Ortak yerleşim, santral anahtarlarına veya yerel erişim hatlarına doğrudan ya da neredeyse doğrudan erişime imkân sağlar.
Tesis paylaşımı ve ortak yerleşim, tam ve etkin rekabetin önündeki engelleri önemli ölçüde ortadan kaldırır. Direkler, hatlar veya kuleler kurmak, kanallar kazmak veya borular döşemek için geçiş hakkı ve diğer hakların verilmesi oldukça uzun zaman alabilmekte, yüksek maliyetlere neden olmaktadır. Tesis paylaşımı ve ortak yerleşim, yeni işletmecilerin pazara giriş maliyetlerini azaltırken, tek geçiş hakkı sahibi olan yasal yükümlü işletmeciye de ek gelirler sağlamaktadır.
Liberal bir elektronik haberleşme sektörünün can damarlarından birisi olan erişim, sektörün serbest rekabete açılması bakımından büyük önem arz etmektedir. Erişim yükümlülüğü net, açık ve güvenceli bir şekilde oluşturulmamış bir sektöre yeni işletmecilerin girmesi ve elektronik haberleşme hizmeti sunabilmesi, tüm şebekesini kendisi kurmadığı sürece fiziken ve teknik olarak imkânsızdır.
Madde kapsamında, Anayasanın 48 inci maddesinde hüküm altına alınan sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda işletmecilerin erişim koşullarını kendi aralarında serbestçe belirleyebilecekleri ifade edilmiştir. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından yayınlanan Erişim Direktifinde de işletmecilerin erişim anlaşmalarında öncelikle kendi aralarında ticari olarak anlaşabilmelerinin etkin rekabet için önemli olduğu ifade edilmektedir.
Ancak, taraflar arasında gerek müzakere aşamasında gerekse sözleşme imzalandıktan sonra bu Kanunda düzenlenen konulara ilişkin olarak anlaşma sağlanamadığı durumlarda kamu yararı gereği ve kamusal hizmet niteliği taşıyan elektronik haberleşme hizmetlerinin sağlıklı yürüyebilmesini teminen sektörün düzenleyici otoritesi olan Kuruma müdahale ve gerekli gördüğü tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Tarafların ticari olarak anlaşamamaları neticesinde tüketicilerin yaşayacakları olumsuzlukları engellemek ve etkin rekabet ortamının sağlanması için düzenleyici otoritelere yetki verilmesi erişim direktifinde de yer almıştır.
Yine bu madde kapsamında, işletmecilere erişim anlaşmalarını imzalanmasından sonra Kuruma sunma yükümlülüğü getirilmiş, böylelikle erişim anlaşmalarının ilgili mevzuata, düzenleyici Kurumun sektörde sağlamakla yükümlü olduğu rekabetin gelişimine ve tüketici menfaatine aykırı olup olmadığının tespiti temin edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede işletmecilere, incelenen anlaşmalardaki değişiklik taleplerinin yerine getirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir.
Erişim anlaşmalarının ticari sırlar hariç olmak üzere ve tarifeleri kapsayacak şekilde aleni olması, anlaşmaya taraf olmayan ancak, sektörde yer alan işletmecilere kendilerine ayrımcılık yapılıp yapılmadığını şeffaf bir şekilde kontrol imkânı sağlayacaktır. Ticari sırların işletmeye ait yöntem bilgilerinin, (know-how vb.) rakip işletmeciler tarafından elde edilmesi halinde kendilerine haksız rekabet avantajı sağlayacak bilgilerin toplamı olduğu genel kabul görmüştür. Bu kapsamda dünya uygulamalarında da görülen, etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin tarifelerinin ticari sır kapsamında değerlendirilmediği ve ticari sırlar dışındaki anlaşma hükümlerinin aleni olduğu, uygulamalar çerçevesinde erişim anlaşmalarının alenilik prensipleri Kanunun bu maddesinde ifade edilerek daha ayrıntılı düzenlemelerin ikincil mevzuatla belirleneceği de hüküm altına alınmıştır.
Bu maddede, Kurum tarafından erişim yükümlüsü işletmecilere kendileri ile yapılacak arabağlantının şartlarını içeren ve bir rehber niteliğinde olan referans arabağlantı teklifi hazırlama yükümlülüğü getirebileceği ifade edilmektedir. Söz konusu referans teklifler özellikle piyasaya yeni giren ve küçük işletmeciler açısından pazarın büyük kısmına hâkim olan işletmecilerle yapılacak arabağlantının asgari şartlarını önceden görmelerine imkân vermesi nedeni ile belirlilik sağlamaktadır. Bu şekilde şeffaflığın sağlanması piyasaya yeni girecek olan işletmecilerin karşılaşacağı koşulları önceden bilmelerini ve yerleşik işletmecilerin diğer işletmecilere ayrım gözetmeksizin adil bir muamelede bulunmasını açıkça mümkün kılacaktır. Bu yolla piyasaya girişlerin özendirileceği ve adil bir ortamın oluşması sağlanarak, rekabetin gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunulacağı düşünülmektedir.
İşletmecilerin Kurum tarafından referans tekliflerde talep edilen değişiklikleri yerine getirmekle, Kurum tarafından onaylanan referans teklifi yayınlamakla ve söz konusu tekliflerdeki şartlarla erişim sağlamakla yükümlü olduğu ifade edilmektedir.
Bu madde ile, uluslararası uygulamalar kapsamında erişim yükümlüsü işletmecilere tarifelerini maliyet bazlı belirleme yükümlülüğü getirilebileceği ifade edilmektedir.
Arabağlantı ücretlerinin belirlenmesi için maliyet bazlı bir standart olmaksızın, piyasada yerleşik tekel konumdaki veya etkin piyasa gücüne sahip işletmeciler, piyasaya yeni giren işletmeciden şebekelerinde sonlandıracağı aramalar için yüksek bir fiyat talep edebileceği gibi benzer şekilde, yine bu işletmeciler, kendi şebekelerinde başlatılan ve rakip işletmecide sonlandırılan aramalar için de rakip işletmecilere çok az veya hiçbir ücret ödememe konumuna sahip olacaklardır. Bu durumda yeni rakipler çok az seçeneğe sahip olacak veya bu tip bir teklifi kabul etmek ya da arabağlantı yapamama durumunda kalacaktır.
Diğer taraftan, Kurum tarafından talep edilmesi halinde tarifelerin maliyet bazlı belirlendiğini iddia eden işletmeciler bu iddialarını ispat etmekle yükümlü kılınmaktadır. İşletmeciler, ücretlerin maliyet bazlı olduğunu ispat edemezse Kurum, tarifeleri maliyet bazlı belirleyinceye kadar, uluslararası uygulamaları da dikkate almak suretiyle tavan fiyat yöntemi veya kıyaslama yönteminden faydalanabilecektir.
Bu madde ile elektronik haberleşme sektöründe etkin piyasa gücüne sahip işletmecilerin eşitlik, ayrım gözetmeme, şeffaflık, açıklık, maliyet ve makul kâra dayalı olma ilkelerini yerine getirmelerinin sağlanması ve denetlenebilmesi için gelir, gider ve maliyetlerin her faaliyet ve iş birimi için ayrı ayrı gösterilmesinin yolu olan hesap ayrımı ve maliyet muhasebesine ilişkin hususlar belirtilmektedir.
Birçok hizmeti aynı şebeke üzerinden sunan işletmecilerin, bir hizmete ilişkin rekabet ihlali yapıp yapmadığının tespiti aşamasında, tüm faaliyetlerine ilişkin detaylı hesapların ortaya konulabilir olması önem arz etmektedir. Dolayısıyla, işletmeciye ait verilerin gelirlerle maliyetleri ayrı ayrı görebilecek şekilde ayrıştırılmış olarak sunulmasının etkin piyasa gücüne sahip işletmecilere yükümlülük olarak getirilmesi, rekabetin tesisi ve devamı açısından önemlidir. Bu durum Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumludur. AB mevzuatında ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olarak belirlenen işletmecilerin (sabit ya da mobil şebeke ayrımı yapılmaksızın) erişim ve/veya arabağlantı ile ilgili belirli faaliyetler için hesap ayrımı yapmaları zorunlu tutulmuştur.
Bununla birlikte, ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğu belirlenen bütün işletmecilere aynı kapsamda bir hesap ayrımı yükümlülüğü getirilmesi, aşırı regülasyona yol açabilir. Bu kapsamda, bu Kanunun "Rekabetin Sağlanması" başlıklı maddesinde yer verilen "Aynı ve/veya farklı pazarlarda etkin piyasa gücüne sahip olan işletmeciler arasında söz konusu yükümlülükler açısından farklılaştırma yapılabilir." hükmü dikkate alınarak; aynı pazarda etkin piyasa gücüne sahip olan işletmecilerin hepsine veya Kurum tarafından belirlenecek olan bir kaçına hesap ayrımı yükümlülüğü getirilebileceği gibi, işletmecilere getirilecek hesap ayrımı yükümlülüğü kapsamında işletmecilerden farklı düzeyde ayrıştırma talep edilebilecektir.
Hesap ayrımı kapsamında işletmeciler tarafından sağlanacak bilgi ve belgelerin doğruluğunun tespitinin Kurum veya bağımsız denetim kuruluşu tarafından sağlanması gerekmektedir. Böylece bilgilerin doğruluğunun garanti edilmesi, sektörde verilerin güvenilirliğine ilişkin inancı da pekiştirecektir. Bu Kanunda kimlerin bağımsız denetim yapabileceği hususu sınırlandırılmayarak, maddenin son fıkrası doğrultusunda bağımsız denetim kuruluşlarının kimler olması gerektiği hususunda detaylı düzenlemelere Kurum düzenlemeleri kapsamında yer verileceği belirtilmektedir. Ayrıca, bağımsız denetim kuruluşlarının hazırladıkları raporlardaki yanıltıcı bilgi ve kanaatler nedeni ile oluşabilecek zararlardan ve üçüncü kişilere verecekleri zararlardan sorumlu tutulacakları ifade edilmektedir.
Ticari sır kapsamında değerlendirilmeyen bilgilerin kamuoyuna açıklanması, doğru ve etkin karar alınmasını kolaylaştıracak ve telekomünikasyon sektöründe şeffaflığı sağlayacaktır. Bu çerçevede maddede, hesap ayrımı kapsamında sağlanacak bilgilerin yayımlanıp yayımlanmayacağı hususu ile yayımlanması durumunda hangi bilgilerin kim tarafından yayımlanacağı hususunun Kurum düzenlemesi ile belirleneceği ifade edilmektedir. Ayrıca, Kanunla işletmeciye yayımlama yükümlülüğü getirilmesinin yanında, Kurumun gerekli gördüğü hallerde söz konusu bilgileri kendisinin de yayımlayabileceğine yer verilerek, Kurumun pazara ilişkin genel değerlendirmeler yapması durumunda işletmeciye ait verilerin kullanılabilmesine de olanak tanınmış olmaktadır.
Bu madde ile, elektronik haberleşme hizmeti verecek işletmecilerin, kamu ve/veya özel mülkiyet alanlarını ne şekilde kullanacaklarının kapsamı belirtilmiştir.
Bir taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin, bir işletmecinin hizmetin gerektirdiği elektronik haberleşme altyapısı ve bunların destekleyici ekipmanlarını kurmak, yerleştirmek, sökmek, bakım ve onarımları yapmak amaçlarıyla geçiş hakkı talep etmesi halinde, geçiş hakkının söz konusu taşınmaza kalıcı zarar vermemesi, taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin mülkiyetten ya da hak sahipliğinden kaynaklanan haklarının kullanımını sürekli şekilde aksatmaması, geçiş hakkının teknik açıdan mümkün olması, işletmecinin söz konusu taşınmaz dışında başka hiçbir yerden geçiş hakkı kullanmasının imkân dahilinde bulunmaması ve iktisadi açıdan oranlı olmayan maliyetler ihtiva etmemesi koşullarıyla, bu talebi reddedememesi esası getirilmiştir. Taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin, bir geçiş hakkı talebini reddedebilmesi için, mevzuattan kaynaklanan makul ve haklı sebepleri ileri sürmesi ya da madde kapsamında belirlenmiş olan koşulların mevcut olmaması gereklidir. Bu zorunluluk, bir kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetinin verilebilmesi için, işletmecilerin altyapılarını kurabilmelerinin şart olmasından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca AB mevzuatında belirtilen bir husus olduğundan, kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine yapılan geçiş hakkı talebini içeren başvurularını öncelikli olarak ve gecikmeye mahal vermeden değerlendirecekleri ve benzer konumdaki işletmeciler arasında ayrım gözetmeyecekleri bu maddede vurgulanmıştır.
Herhangi bir taşınmaz üzerinde tesis paylaşımı ve ortak yerleşim yükümlüsü bir işletmeciye ait bir altyapının bulunması halinde, sonraki işletmecinin geçiş hakkı talebinde bulanmak yerine öncelikli olarak yükümlü işletmeci ile tesis paylaşımına gitmesi, ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlamasının yanısıra tam ve etkin rekabetin önündeki engelleri önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. Tesis paylaşımı ve ortak yerleşim yeni işletmecilerin pazara giriş maliyetlerini azaltırken tek geçiş hakkı sahibi olan yasal zorunlu işletmeciye de ek gelirler sağlamaktadır.
Bu kapsamda, yeni bir elektronik haberleşme altyapısı kuracak olan işletmeci, geçiş hakkı işlemlerine başlamadan önce tesis paylaşımı ve ortak kullanım fırsatlarını araştırmalıdır. AB mevzuatında da yer alan bir husus olan tesis paylaşımı ve ortak yerleşimin, öncelikli olması gerektiği düşünülerek bu madde tanzim edilmiştir.
Geçiş hakkı uygulamasında, talepte bulunan işletmeci ile taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin, ilgili mevzuat hükümlerine ve mülkiyet haklarını düzenleyen Türk Medeni Kanunu hükümlerine bağlı olmak koşulu ile anlaşma serbestisi çerçevesinde serbestçe anlaşmaları gerektiği düşünülmektedir. Düzenleyici kurumun, taraflar anlaşabildiği sürece müdahil olmaması durumu, dünyada örnekleri bulunan bir uygulamadır. Sonuç itibarıyla anlaşma serbestisi anlayışı içerisinde, ticaret hukuku hükümlerine göre yapılmış ticari bir anlaşma ile geçiş hakkı uygulamasının gerçekleştirilmesi mümkün kılınmaktadır. Tarafların kendi aralarında anlaşamamaları durumunda, işletmeci, hizmet vermesi için zaruri olan geçiş hakkını elde edebilmek için kamulaştırma prosedürünün işletilmesini isteyebilecektir. Bu noktada, Kurum söz konusu geçiş hakkı talebinde kamu yararı olup olmadığına karar verecek merci olması nedeniyle, müdahil olacaktır.
Geçiş hakkı kapsamında kullanılacak olan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların, kökleri ile dal, yaprak ve meyvelerinin altyapıyı olumsuz etkilemeleri nedeniyle, dünya uygulamaları paralelinde düzenleme yapılması ihtiyacı duyulmuştur. Aynı zamanda geçiş hakkı uygulamasında çevresel değerlerin korunması için ve tarihi eserler ile kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına dikkati çekmek için bu hususlarla ilgili kanun ve diğer düzenlemelere işaret edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Bu maddede, işletmeciye ait elektronik haberleşme altyapısı ve bunların destekleyici ekipmanlarını, geçiş hakkının kullanılacağı taşınmaz üzerinde halihazırda bulunan kamu hizmeti altyapısına (yol bakımına hizmet eden donanımlar, kanalizasyon, su, gaz kanalları, demiryolları, elektrik tesisleri, diğer elektronik haberleşme altyapısı vb.) zarar vermeyecek şekilde ve mesafede tesis edilmesi esas alınmıştır.
Yeni altyapı tesis edecek işletmecinin, mevcut kamu hizmeti altyapısı kurumu ile gerekli koordinasyonu sağlaması ve gerekli hallerde söz konusu kamu hizmetlerinin kesintiye uğramaması için alınacak önlemlerden doğan masrafları tazmin etmesi, mevcut altyapı işletmecisinin hizmetinin kesintiye uğramaması ve altyapısının zarar görmemesi güvence altına alınmıştır.
Diğer taraftan, geçiş hakkının kullanımı sırasında, taşınmaz üzerinde halihazırda bulunan kamu hizmeti altyapısında yer değiştirme, sökme, vb. durumların zorunlu olması halinde, gerekli koordinasyon sağlanarak, işletmeci söz konusu kamu hizmeti altyapısı ile ilgili kurumu belli bir süre önce haberdar eder. Bu süre, tarafların kendine göre hazırlıklarını yapmaları açısından gereklidir. Kamu hizmetini sağlayan ilgili kurum, gerekli yer değiştirme, sökme ve benzeri işlemleri, işletmeciye bildireceği karar uyarınca bizzat yerine getirebileceği gibi, işletmeci bu işlemlerin yapılmasında kendi uzmanlarını bulundurabilir. Böylece geçiş hakkından faydalanacak olan işletmeciden önce, mevcut diğer altyapı işletmecilerinin altyapılarına zarar gelmemesi için tüm önlemler alınarak haklarının korunması, teknik, idarî ve gerekli koordinasyonlar yapılmak suretiyle sağlanmış olacaktır.
Geçiş hakkı taraflar arasında anlaşmaya dayanan bir konudur. Mevzuattan kaynaklanan tüm haklar saklı kalmak koşuluyla, tarafların birbirlerinin mülk ve sistemlerine zarar vermeyecek şekilde gerekli önlemleri alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu kapsamda taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin, işletmecinin geçiş hakkı kapsamında yürüteceği faaliyetlerin, kesintisiz ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, gerekli tüm önlemleri almak veya alınmasına izin vermek durumundadır. Ancak, bu önlemler alınırken birtakım masraflar yapılması gerekiyorsa, bu masrafların, işletmecinin faaliyetlerinin icrası ve güvenliği için olduğundan, işletmeci tarafından karşılanmasının, taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibinin haklarının korunması için gerekli olacağı düşünülmüştür. Böylece, taşınmaz sahibi ve/veya taşınmaz üzerinde hak sahibi taraflar arasında yapılan anlaşma gereği taşınmazını mevzuat çerçevesinde her iki tarafın da hakları saklı kalmak koşuluyla kullandırabilecektir.
Ayrıca, işletmeci çalışmalarını gerçekleştirirken mülkü, çalışmalardan önceki yani başlangıçtaki durumuna en kısa sürede bizzat kendisi getirmek veya bunu yaptırmakla yükümlü kılınmıştır.
İşletmeciler tarafından kurulacak elektronik haberleşme altyapısının kurulması sırasında imar ve diğer mevzuattan kaynaklanan sınırlamaların olması nedeniyle bir düzenleme ihtiyacı duyulmuştur.
Geçiş hakkı kapsamı dışında, şehir içlerinde veya dışlarında imar mevzuatına tâbi alanlarda da sabit veya geçici olarak elektronik haberleşme altyapısı tesisatı kurulması söz konusu olacaktır.
Bu Kanunda, altyapı tesislerinin kurulması ve işletilmesinde, diğer kamu altyapılarının korunmasına ilişkin hükümler getirilmiştir. Elektronik haberleşme altyapısı kapsamında kurulacak baz istasyonları ve bunların müştemilatı niteliğindeki teçhizatın kurulmasında ne gibi koşullara bağlı olunduğu veya hangi istisnalardan yararlanabilecekleri konusuna açıklık getirilmiştir.
Elektronik haberleşme alanında başlayan serbestleşme ile birlikle, mevcut işletmeciler ile piyasaya yeni girecek işletmeciler, kendi fiziki sabit altyapılarını kurmak durumunda olacaklardır. Böylece, hizmetlerin aksamaması bakımından gerekli tedbirlerin alınması amaçlanmıştır.
Ayrıca geçiş hakkını kullanan işletmecilerin taşınmaz sahibi ve taşınmaz üzerindeki hak sahibinin uğradığı zararı karşılama zorunluluğu getirilerek mülk sahibinin de haklarının korunması amaçlanmıştır.
Bu madde ile, geçiş hakkının süresi ve bu süresinin dolması ile sona ermesi durumuna açıklık getirilmektedir. Ayrıca yetkilendirmenin sona ermesi, devri veya iptali üzerine kamu hizmetinin devamlılığını sağlamak üzere düzenleme yapılmıştır.
Bu Kanun ile öngörülen faaliyetlerin gerektirmesi halinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dahilinde kamulaştırma yapılması, bu konuda Bakanlıkça verilecek lüzum kararının, kamu yararı yerine geçeceği ve Kurul kararı için başkaca bir onaya gerek kalmaksızın müteakip işlemlerin Bakanlık tarafından yürütülmesi esası getirilerek, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin Hazineye, kullanım hakkının kamulaştırma bedelini ödeyen işletmeciye ait olacağı, kullanım hakkının, ilgili işletmecinin yetkilendirme süresi ile sınırlı olacağı, kamulaştırma bedeli ve kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderlerin kamulaştırma talebi bulunan işletmeci tarafından ödeneceği, geçiş hakkı süresi, yetkilendirme süresi ile kısıtlı olduğundan, yetkilendirmenin sona ermesi veya iptali halinde, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın söz konusu taşınmazın Hazineye devredileceği ve işletmeci tarafından ödenmiş bulunan kamulaştırma bedellerinin iade edilmeyeceği hususuna açıklık getirilmiştir.
Madde ile; numaralandırma kaynaklarının yönetim ve idaresinin rekabeti destekleyecek yapıda, herkese eşit ve adil kurallar çerçevesinde, etkin ve verimli kullanımı hedeflenmiştir.
Zira, numara tahsisi kıt kaynak olduğundan, etkin ve verimli olmayan şekilde kullanımından dolayı ortaya çıkabilecek numaralandırma planı değişiklerinin toplam maliyeti oldukça yüksek olabilmektedir.
Diğer taraftan, numaralandırma planlarının, planda yapılan değişiklikler ve ilavelerin, aksi yönde bir millî güvenlik gerekçesi olmadığı sürece, şeffaflık ilkesi gözetilerek Kurumca yayımlanması hükmü getirilmiştir.
Böylece, numara tahsis ve kullanımı koşullara bağlanmış, tahsis edilen numaraların tahsis amacı dışında kullanılmasının engellenmesi hedeflenmiştir. Numara kullanımının denetlenmesi ve durumunun takip edilmesi ile numaraların etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak şekilde numaralar üzerindeki Kurum kontrolünün sağlanması amaçlanmıştır.
Ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile tahsis edilen numaralarda, üye olunan uluslararası kuruluşların standart, direktif ve kararları doğrultusunda, numaralandırma planında değişiklik yapılabileceği veya tahsisli numaraların geri alınabileceği hükme bağlanarak, uluslararası kurallara uygunluk çerçevesinde ileride çıkabilecek yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi öngörülmüştür.
Bu maddede kamu telefon şebekesinde işletmecilere numara taşınabilirliği yükümlülüğü getirilmiştir. Elektronik haberleşme sektöründe, kullanıcılara sunulan hizmetin daha kaliteli, daha uygun bedelle sunulmasında rekabetin rolü oldukça önemlidir. Zira, rekabetin yeni gelişmekte olduğu piyasalarda, mevcut işletmeciler piyasanın neredeyse tamamına hizmet verdiklerinden, yeni işletmecilerin rekabet edebilmelerinde numara taşınabilirliği gibi hizmetlerin rolü büyük olmaktadır.
Numara taşınabilirliğinin rekabetin geliştirilmesine olan katkılarının yanısıra, hizmet kalitesi ve çeşitliliğinin geliştirilmesine, kullanıcıların daha uygun bedelle hizmet alabilmelerine katkısı da büyüktür. Numara değişiminin özellikle işyeri aboneleri için önemli idarî masraflar barındırdığı dikkate alındığında, hizmet aldığı işletmecisini değiştirmek isteyen, ancak numarasını korumak isteyen işyeri abonesi için numara taşınabilirliği vazgeçilmez bir uygulama niteliğindedir. Zira, numara değişiminden kaynaklanan irtibat eksikliği dolayısıyla işyeri abonesi için ortaya çıkacak müşteri kayıplarının yanısıra, numara değişikliğinin ilanlar yolu ile ilgililere bildirilmesi, tanıtım broşürlerinin yeniden düzenlenmesi, kart basımı vb. masraflar da ortaya çıkabilmektedir. Abone açısından bakıldığında, telefon numarasının kıymetli olması, hizmet aldığı işletmecisini değiştirmesinde engel olmamalıdır. Tüketici hakları açısından değerlendirildiğinde, kullanıcının numarasını değiştirmeden istediği işletmeciden hizmet alabilme imkânının bulunması, kullanıcıya alternatif sunulması bakımından önemlidir.
Numara taşınabilirliği hizmetinin varlığı, daha ucuz ve daha kaliteli hizmeti de beraberinde getirmektedir. Zira, numarasının değişmeyeceğini bilen bir kullanıcı, daha ucuz ve daha kaliteli hizmet veren işletmeciye geçmek isteyecektir. Abone kaybetmek istemeyen işletmeci ise, sunduğu hizmeti iyileştirmenin ve daha uygun bedelle sunmanın yollarını arayacaktır. Sonuç olarak, numara taşınabilirliği, kamuya seçenekler sunulabilen, işletmecileri ise daha iyi ve ucuz hizmet sunmaya yönelten bir uygulama niteliğindedir.
Avrupa Birliğine üye ülkelerin uygulamalarında, sabit ve mobil telefon abonelerinin, isterlerse, hizmet aldıkları işletmeciden bağımsız olarak, kullandıkları numaralarını korumaları sağlanmıştır.
Bu uygulama, coğrafi numaralarda, belirli bir coğrafi alan kapsamında, coğrafi olmayan numaralarda ise coğrafyadan bağımsız olarak herhangi bir yerde (location) olacak şekilde açıklanmaktadır. Ancak sabit ve mobil hizmetler arası numara taşınabilirliği kapsam dışında tutulmaktadır. Bu ve benzeri detaylardaki hükümlerin, kanunda yer almasının mümkün olmaması dolayısıyla, Kurumun yapacağı düzenlemelerde yer almasını teminen Kurumun numara taşınabilirliği kapsamında gerekli düzenlemeleri yapacağı hükme bağlanmıştır.
Bu madde ile kamu telefon şebekesinde işletmecilere taşıyıcı seçimi yükümlüğü getirilebileceği hükme bağlanmıştır. Elektronik haberleşme sektöründe liberalleşmenin ilk yıllarında taşıyıcı seçimi uygulaması oldukça önemlidir. Zira, kullanıcılara erişim hizmeti veremeyen yeni işletmeciler için, uzak mesafe ve uluslararası telefon hizmeti sunabilmede taşıyıcı seçimi gereklilik arz etmektedir. Taşıyıcı seçimi, kullanıcılara işletmecisini seçme imkânı tanımakta, artan rekabet ile işletmecileri, özellikle uzak mesafe ve uluslararası telefon tarifelerini aşağıya çekmeye zorlamaktadır. Taşıyıcı seçimi sayesinde, son kullanıcılar, alternatif işletmecilerden hizmet alma imkânına kavuşmuş olacaklar ve bu çerçevede rekabetin getirebileceği daha düşük fiyat, kaliteli ve çeşitli hizmet avantajlarından faydalanabileceklerdir. Bu madde ile Kurumun işletmecilere taşıyıcı seçimi yükümlülüğü getireceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, mevcut alt yapılara bağlı kullanıcılara hizmet sunan söz konusu işletmecilerin tüm kullanıcılara ait faturalama bilgisine sahip olması pratikte her zaman mümkün olamamaktadır. Bu açıdan, bu madde ile kullanıcıların alternatif işletmecilere ön bildirimde bulunmaksızın hizmet alacakları işletmecileri serbestçe seçebilmelerine ve kullanıcıların aynı hizmet için birden fazla fatura ile muhatap olmasını engellemeye yönelik tedbirlerin alınmasına imkân verilmektedir.
Elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili olarak abone veya kullanıcılara tahsis edilen numara ve hat kullanımı gibi intifa ve kullanım hakları, frekans ve internet alan adlarının hiçbir şekilde haczedilemeyeceği hükmü düzenlenerek hizmetin devamlılığı sağlanmıştır.
Ülkemizde internete ilişkin en önemli sorun mevzuat eksikliği olup, buna münhasır kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Ancak değişik kanunlarda geçen ifadelerle sorunların çözümü ve internetin etkin ve verimli kullanımı sağlanmaya çalışılsa da günümüzde ihtiyaca cevap vermemektedir. Bu nedenle, "tr" uzantılı internet alan adlarının tahsisinin ve buna ilişkin usul ve esasların, elektronik haberleşme alanında politika belirleyicisi olan Bakanlık tarafından yapılması öngörülmüştür.
Madde ile 3984 sayılı Kanunda belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla; telsiz yayınlarının birbirleri üzerinde enterferans oluşturmaması ve frekans bantlarının etkin ve verimli şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla uluslararası frekans planlaması ve uluslararası kuruluşların aldığı kararlar da dikkate alınarak ulusal frekans planlaması, tahsisi, uluslararası koordinasyon ile tescillerin Kurum tarafından yapılacağı ve uygulanacağı, her ne şekilde olursa olsun telsiz cihaz veya sistemi kurmak ve işletmek isteyenlerin, Kuruma frekans tahsis ve tescil işlemlerini yaptırmak zorunda olacağı öngörülmüştür.
Ayrıca, - Herhangi bir telsiz kurma ve kullanma iznine ve telsiz ruhsatnamesine ihtiyaç göstermeksizin kullanılan telsiz cihaz ve sistemlerinde kullanılacak frekanslar için tahsis ve tescil işlemi yapılmayacağı, - Frekans tahsislerinde Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı ihtiyaçları da dahil Türk Silahlı Kuvvetlerine, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne öncelik tanınacağı, - Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kendisine tahsis edilen frekans bantlarında frekans planlamasını yapacağı ve uygulayacağı, - Teknolojide meydana gelen gelişmeler ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası kuruluşların kararları doğrultusunda yapılabilecek yeni planlamalar çerçevesinde, tahsis edilen frekans ve bantlar için Kurum tarafından ilgili kurumlar ile gerekli koordinasyon sağlanarak Devlet güvenlik ve istihbaratında zafiyet yaratmayacak şekilde iptal dahil her türlü değişiklik yapılabileceği, bu konuda yapılacak düzenlemeler sonucunda Kurumun, herhangi bir yükümlülük altına giremeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
Bu madde ile 3984 sayılı Kanunda belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla; her türlü telsiz cihaz ve sisteminin Kurumdan izin alınmadan kurulamayacağı ve kullanılamayacağı vurgulanarak, hangi telsiz cihaz ve sistemleri kullanıcılarının Kurumdan izin ve ruhsatname almak zorunda oldukları ile izin ve ruhsatname gerektirmeksizin kullanılabilecek telsiz cihaz ve sistemlerinin Kurum düzenlemeleri ile belirleneceği öngörülmüştür.
Yine bu madde ile izin ve ruhsatname verilmesi, izin ve ruhsatnamenin süresi, yenilenmesi, değişikliği ve iptali ile ilgili usul ve esaslar ile bu çerçevede öngörülen telsiz cihaz veya sistemlerinin kurulması, kullanılması, nakli, işletme tipinin değiştirilmesi, devri ve hizmet dışı bırakılmasında kullanıcıların tâbi olacağı hususların Kurum tarafından düzenleneceği de belirtilmiştir. Süresi içerisinde yenilenmeyen telsiz kurma ve kullanma izni ve telsiz ruhsatnamelerinde belirtilen cihaz ve sistemler için tahsis edilen frekanslar iptal edilir. Kurumdan yetki belgesi almak suretiyle telsiz hizmeti sunan işletmecilerin sistemlerine dahil telsiz cihazı kullanıcılarının, telsiz kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesinden, telsiz ruhsatname ve kullanım ücretlerinin ödenmesi kaydıyla muaf olacağı belirlenmiştir.
Ayrıca, münhasıran radyo ve televizyon yayınlarını almaya yarayan telsiz alıcı cihaz veya sistemini kullanacakların, ilgili kurumdan bandrol veya etiket almak mecburiyetinde oldukları da vurgulanmıştır.
Telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımda tâbi olacakları elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerler dikkate alınarak belirlenmesi, kontrolü ve denetim görevi münhasıran Kurum'a verilmiştir. Bu işlemlerle ilgili usul ve esaslar belirlenirken Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının görüşlerinin de dikkate alınarak ikincil bir düzenleme yapılması hüküm altına alınmış olacaktır. Ayrıca, mahkeme kararı olmadıkça veya Kurum tarafından alınmış bir karar olmadıkça elektronik altyapılarına, elektronik haberleşmenin aksamasına neden olacak müdahaleler yapılamayacağı hüküm altına alınmaktadır.
Bu madde ile; Bakanlığın görev ve yetkilerini düzenleyen 5 inci maddenin (a) bendi göz önüne alınarak, uluslararası planlama ve kriterler çerçevesinde, uydu pozisyonlarına ilişkin planlama, tahsis ve tescil işlemlerinin Kurum tarafından yürütüleceği ve uydu pozisyonlarından verimli ve optimum düzeyde yarar sağlamak üzere gerekli tedbirlerin Kurum tarafından alınacağı öngörülmüştür.
Bu madde ile; kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin elektronik haberleşme hizmeti içinde kodlu veya kriptolu haberleşme yapma usul ve esaslarının Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükmü getirilmiş, Kodlu ve kriptolu haberleşme yapma hususunda, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı da yetkili kılınmış, Türk Silahlı Kuvvetleri, Millî İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığının yetkileri de devam ettirilmiştir.
Bu madde ile, yetkilendirmeye tâbi olsun veya olmasın her türlü telsiz cihaz veya sisteminin denetimi ile, telsiz haberleşmesini bozucu etkiler ve zararlı girişimlerin tespit edilerek giderilmesinin sağlanması, frekans spektrumunun etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının sağlanması için spektrumun teknik olarak izlenmesinin Kuruma verilmesi, telsiz cihaz ve sistemlerinin kontrolü, enterferansların tespiti ve giderilmesi, güvenlik birimleri ile işbirliği, ulusal ve uluslararası teknik izleme konularında Kuruma yönetmelik çıkarma yetkisi verilmesi öngörülmüştür.
Yine bu maddede; Kurumun kontrol ve denetimi yanı sıra telsiz cihaz ve sistemleri kullanıcıları Devlet ve kişi güvenliği dikkate alınarak kendi emniyet tedbirlerini almaları vurgulanmıştır.
Ayrıca, Kurumun kontrol ve izleme faaliyetlerinde kullandığı her türlü demirbaşların önem ve öncelik arz ettiğinden sigorta ettirilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.
Bu madde ile, Türkiye'de telsiz cihaz veya sistemi kurup kullanacak yabancılara uygulanacak işlem ile yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilciliklerinde telsiz cihaz veya sisteminin kurma ve kullanma usullerinin belirtilmesi amaçlanmıştır.
Madde ile, deniz taşıtlarının kara ile haberleşmesini sağlayan sahil telsiz istasyonları ile deniz seyrüsefer sistemlerinin kurulması ve işletilmesi hizmetlerinin Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünce Kurum tarafından herhangi bir yetkilendirmeye tâbi olmaksızın yürütülmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Bu madde ile, ulusal ve uluslararası amatör telsizcilik faaliyetinde bulunmak isteyenlere Amatör Telsizcilik Belgesi verilmesi ve belge verilmesi ile ilgili düzenlemelerin Kurum tarafından belirlenmesi öngörülmüştür.
Bu madde ile Kurum tarafından, Türk hava ve deniz taşıtlarında ve bunlarla haberleşme yapacak liman, sahil ve yer istasyonlarında bulundurulacak telsiz ve seyrüsefer cihazları ile ilgili frekans planlamalarının yapılacağı ve bu cihazlara ait telsiz haberleşmesine ilişkin hususların belirleneceği öngörülmüştür.
Bu maddede, yasak bölgelerde bulunmalarına müsaade edilen yabancı uyruklulara, telsiz cihazları için telsiz kurma ve kullanma izni verilmesinin Genelkurmay Başkanlığının müsaadesine bağlı olacağı belirtilmiştir.
Bu madde ile; elektronik haberleşme sektöründe teknik anlamda çok hızlı bir değişim görülmesi ile GSM, CDMA ve UMTS gibi yeni sayısal telsiz teknolojilerinin gelişmesi radyo spektrumunun daha yüksek kalitede daha fazla haberleşme trafiği taşımasına olanak vermediği, her gün yeni bir teknoloji ürünü sayısal telsiz cihazı ve telekomünikasyon terminal ekipmanı veya sistem kullanıma sunulduğu, 2813 sayılı Telsiz Kanunu kapsamında, söz konusu cihaz, ekipman veya sistemlere ait alınacak ücret ile ilgili olarak, 1986 yılında 3293 sayılı Kanun ile 2813 sayılı Telsiz Kanununa ek olarak yayınlanan Telsiz Ücret Tarifesinin yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede yetkilendirme kapsamında ve yetkilendirme kapsamı dışında olan telsiz cihaz ve sistemleri için alınacak telsiz ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, teknik muayene, denetleme ve benzeri hizmetler karşılığında alınacak ücretler; Kanuna ekli ücret tarifesine ilave edilebilecek hizmet kalemleri ve bu hizmet kalemlerine ilişkin ücretler ile ücret tarifesinde belirtilen ücretlerin her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca belirlenecek yeniden değerleme oranını geçmemek kaydıyla, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirleneceği öngörülmüştür.
Ancak, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile köy tüzel kişilikleri, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü, radyo-televizyon yayın amacı ile yayın yapılmamak ve amatör frekans bantlarında çalışmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarında ve ilk ve orta dereceli okullarda eğitim ve öğretim maksadıyla ders aracı olarak kullanılan telsiz cihazları ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve Kızılay tarafından kullanılan ve Dışişleri Bakanlığınca belirlenen yabancı devletlerin Türkiye'deki temsilciliklerine ait her türlü telsiz cihaz ve sistemlerinin, telsiz ruhsatnamesi ve yıllık kullanım ücretinden muaf tutulacağı hususlarına açıklık getirilmiştir.
Diğer taraftan;
- Kurumdan yetki almak suretiyle elektronik haberleşme hizmeti yürüten işletmecilerin, kendi sistemlerine dahil her türlü abonenin bu Kanun uyarınca Kuruma ödemek zorunda olduğu telsiz ruhsatname ve yıllık kullanma ücretlerini, abonelerinden Kurum adına tahsil ederek, Kurum tarafından belirlenecek usuller çerçevesinde, Kurum hesaplarına devretmekle yükümlü olduğu, - Kurumun, bu madde kapsamındaki alacaklarının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun uygulanmasında imtiyazlı alacaklardan sayılacağı, bu alacakların tahsilinin genel hükümlere tâbi olduğu ve bu alacakların her türlü vergi, resim ile bunların tahsiline ilişkin her türlü iş ve işlemlerin yargı harçlarından muaf tutulduğu ve bu alacaklar için zamanaşımı süresinin on yıl olacağı, - Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde belirlenen süre sonunda telsiz ruhsatname ve yıllık kullanım ücretlerinin ödenmemesi halinde söz konusu cihaz ve sistemlere ilişkin telsiz kurma ve kullanma izinleri ile telsiz ruhsatnamelerinin iptal edileceği, hüküm altına alınmıştır.
"Hizmetlere erişim ve kullanım koşullarında ayrım gözetilmemesi" temel tüketici hakları arasında yer alıp; bu madde ile bütün tüketici ve son kullanıcıların bütün önyargılardan ve dezavantaj ihtiva eden koşullardan bağımsız olarak yararlanabilmesi hüküm altına alınırken, konuya ilişkin usul ve esasları belirleyecek düzenlemelerin yapılması görevi Kuruma verilmiştir.
Bu madde ile, elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulmasında son kullanıcı ve/veya tüketicilerin eşit hizmet alabilmesi esası getirilmiştir. Diğer taraftan Kuruma, elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan bütün kullanıcı ve/veya tüketicilerin, hizmetlere eşit koşullarda erişebilmeleri ve tüketici menfaatlerinin koruması ile ilgili hususları belirleme görevi verilmiştir.
Bu madde ile Kurum, son kullanıcı ve/veya tüketicilerin hizmet seçenekleri, hizmet kalitesi ve tarifeler gibi hususlarda detaylı ve güncel bilgileri alabilmeleri ve yayımlanması amacıyla gerekli tedbirleri alması hususunda görevli kılınmış ve işletmecilerin bu konudaki yükümlülükleri belirlenmiştir.
Tüketicilerin, özellikle hizmetler arasında seçim yaparken ve abonelik sözleşmesini imzalamadan önce karar vermelerinde etkili olabilecek hususlarda, detaylı bir şekilde ve talep olmaksızın bilgilendirilmesinin gerekli olduğu esas alınmış, Kurumun buna ilişkin usul ve esasları belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
İşletmeciler ile tüketiciler arasında imzalanan sözleşmeler, hukuki güvenin sağlanması açısından önemli bir araçtır. İşletmeci ile abone arasında akdedilen abonelik sözleşmelerinde;
asgari olarak elektronik haberleşme hizmeti sağlayan işletmecinin adı ve adresi, sunulacak hizmetler, teklif edilen hizmet kalitesi seviyeleri ve ilk bağlantının gerçekleştirilebilme süresi, sunulacak bakım ve onarım hizmetlerinin çeşitleri, uygulanacak tarifelerin içeriği ve tarifelerdeki değişiklikler hakkında güncel bilgilerin hangi yollardan öğrenebileceği, sözleşmenin süresi ve bitimi ve yenilenmesine ilişkin koşullar, işletmecinin kusurundan kaynaklanan nedenlerle sözleşmede belirtilen hizmet seviyesinin sağlanamaması halinde tazminat ya da geri ödemeye ilişkin prosedür, abone ile işletmeci arasında uzlaşmazlık çıkması halinde yargı dışı prosedürler de dahil uygulanacak çözüm yöntemleri gibi bilgilere yer verilmesi düzenlenmiştir.
Kişisel verilerin ve mahremiyetin korunması hususundaki AB Direktifleri ile sabit kamu telefon şebekesi ve/veya sabit kamu telefon hizmetlerine erişim ve kullanım koşulları belirlenmiş olup; söz konusu Direktiflere uyumun amaçlandığı bu madde ile; elektronik haberleşme hizmetlerinden yararlanan kullanıcıların kişisel bilgilerinin gizliliklerinin korunması hususunda yapılacak düzenlemeler açısından Kurum yetkili kılınmaktadır.
Bu madde ile telekomünikasyon hizmetleri yürüten ve/veya sunan işletmecilerin ulusal ve uluslararası hizmet kalitesi standartlarında hizmet sunmaları ve/veya altyapı işletmelerine ilişkin standartların Kurum tarafından belirlenebilmesine ilişkin genel hukuki çerçeve çizilmektedir.
Böylece tüketici ve son kullanıcıların ulusal ve uluslararası hizmet kalitesi standartlarında hizmet alabilmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır.
Kalite, bir ürün veya hizmet ile ilgili özelliklerin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama derecesidir. Elektronik haberleşme sektöründe hizmet kalitesinin sağlanabilmesi, fiyat-kalite dengesinin ayarlanması, tüketicilerin tekel yapıya karşı korunabilmesi ve tüketicilerin yeterince bilgilendirilmesi ile mümkündür. Verilen hizmetin kalitesi konusunda bir düzenlemeye gidilmediği takdirde, özellikle rekabetin tam anlamıyla sağlanamadığı sektörlerde, işletmecilerin daha fazla kâr elde edebilmek amacıyla hizmet kalitesini düşürebilecekleri, böylece tüketici ve son kullanıcıların daha düşük kalitede hizmet alabilme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri varsayılmıştır.
Hizmet kalitesi ile ilgili çerçeve hususların Kanunda yer alması, Kurumun işletmeciler üzerinde daha etkin bir denetleme fonksiyonuna sahip olması ve ikincil düzenlemeler için de sağlam bir hukuki altyapının oluşturulabilmesinin gerekçesini oluşturacaktır. Bu nedenle Kurumun, hizmet kalitesini belirleme ve denetleme yetkisinin olması gerekmektedir.
Bu madde ile; Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında gerçekleştirilen gümrük birliği çerçevesinde, ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin Topluluk mevzuatının ülkemiz iç mevzuatına yansıtılması, bu konuda ülkemiz iç mevzuatına dahil edilecek yeni mevzuatın uygulanmasına yasal zemin hazırlanması ve bu suretle uluslararası normlara uygun, diğer bir ifade ile insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından asgari güvenlik koşullarına sahip cihazların üretimi ve piyasaya arzının sağlanması, ayrıca, bu amaçların gerçekleştirilmesi açısından gerekli olan uygunluk değerlendirme prosedürleri, uygunluk değerlendirme kuruluşları, onaylanmış kuruluşlar, piyasa gözetimi ve denetimi ile bu konularla ilgili bildirimlere ilişkin düzenlemelerin yapılması ve başta üretici olmak üzere, bu Kanun kapsamına giren tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesi hedeflenmiştir.
4703 sayılı Kanun ile yetkili kamu kurum ve kuruluşlarına, ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada iken, ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli olup olmadığının denetlenmesi veya denetlettirilmesi görevi ve yetkisi verilmiştir.
Diğer taraftan, yetkili kamu kuruluşlarının, piyasa gözetimi ve denetimi esnasında, ürünün ilgili mevzuata uygun olup olmadığının test edilmesi için test ve muayene ekipmanına sahip olmaları gerekmektedir. Ancak, doğal olarak yetkili kuruluşların bütün ürünlerin testini yapacak teçhizata sahip olma imkânları bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu durumlarda ürünlerin testinin yapılabilmesi için yetkili kuruluşlara, aynı konuda faaliyet gösteren, test, muayene ve/veya belgelendirme kuruluşlarının olanaklarına başvurma imkânı verilmiştir. Ancak, söz konusu işlemlerin tarafsız yürütülebilmesi amacıyla, daha önce ürünün uygunluk değerlendirmesini yapan test, muayene ve/veya belgelendirme kuruluşlarının test ve muayene olanaklarından yararlanılması yasaklanmıştır. Piyasa gözetimi ve denetimi işlemlerine ilişkin nihai karar yetkisi yetkili kamu kuruluşlarına tanınmıştır.
Normal olarak, eğer cihaz güvenli ise, yetkili kuruluşun, piyasa gözetimi ve denetimi işlemlerini ücretsiz yapması gerekmektedir. Ancak cihazın güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, test ve muayeneye ilişkin giderlerin üretici tarafından ödenmesi yoluna gidilerek, kurallara uygun üretimde bulunan üreticinin menfaati korunmak istenmiştir.
Onaylanmış kuruluşlar ve piyasa gözetimi ve denetimi ile ilgili usul ve esasların Kurum tarafından belirlenmesi esası getirilmiştir.
Bu madde ile yetkisi bulunmayan kişilerin, cihazların imal, satış, ölçüm, test, bakım ve onarım işlemlerini yapamayacağı ve elektronik haberleşme tesisi kuramayacağı hükmünün yanında, tüketiciye kalitesiz hizmet verilmesini önlemek ve güncel kayıtların tutulması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla söz konusu firmaların kayıt altında tutulması öngörülmüştür.
Yerli üreticilerimizin haksız rekabetten, tüketicilerimizin de kalitesiz üründen korunması amacıyla kullanılmış veya eski telsiz cihazların piyasaya tekrar arz edilmesi durumunda, bu ürünlerin de teknik düzenlemelere uygun olması koşulu getirilmektedir.
İşletmeciler tarafından her bir aboneye tahsis edilen SIM kartındaki IMSI, telefon numarası gibi bilgilerin kopyalanması hâlinde fatura asıl SIM kartı kullanıcısına yüklenmekte ve bu yöntemle kullanıcılar dolandırılmakta ayrıca abonenin telefon rehberi, Kısa Mesaj Servisi (SMS), Multimedya Mesaj Servisi (MMS) mesajları veya e-mailleri gibi tüm kişisel bilgileri, kopyalanmış kartı kullanan şahıslar tarafından elde edilmektedir. Ayrıca çalıntı/kayıp ya da kaçak olarak ülkeye getirilmiş cihazların elektronik kimlik bilgileri (GSM telefon cihazları için IMEI numaraları) değiştirilerek yeniden piyasaya arz edilebilmektedir.
Ülkemizde, SIM kartı ya da GSM telefon cihazlarının kopyalanması, çoğaltılması ya da değiştirilmesi amacıyla kullanılan donanım veya yazılımlar, bunların ticareti, kullanılması, bulundurulması yasal olarak suç teşkil etmediğinden her yerden rahatça edinilebilmektedir. Bu nedenle, SIM kartı veya IMEI numaralarının modifiye edilmesi, çoğaltılması gibi işlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılan donanım veya yazılım sağlama faaliyetlerinin suç sayılması ve faillerinin cezalandırılması sağlanacaktır.
Yasal olmayan GSM telefon cihazlarının işletmecilerden hizmet almasının engellenerek bloke edilmesiyle bu cihazların maddi değeri kalmayacaktır. Ancak yasal olmayan cihazların IMEI numaraları değiştirilerek yeniden kullanıma sunulabilir hale getirilebilmektedir. Bu itibarla sistemin verimli olarak çalışması için tespit edilen her bir yasa dışı cihaz için, donanım veya yazılımın imha edilmesi yolunda gerekli tedbirlerin alınmasına imkân tanınmıştır.
Yüksek oranlara ulaşan kaçak GSM telefon cihazlarının ticareti, kayıt dışılığı nedeni ile Devleti gelir kaybına uğratmakta, ayrıca bu durum yasal olarak bu cihazların ticaretini yapan firmaların haksız rekabete uğramalarına neden olmaktadır.
Yasal olmayan GSM telefon cihazlarının ticaretinin önlenmesi amacıyla kaçak, çalıntı ve kayıp cihazların hizmet dışı bırakılması, kullanılmış GSM telefon cihazlarının her türlü ticaretinin kontrol altına alınarak garanti kapsamında alıcıya satışının yapılmasına yönelik düzenlemeler hedeflenmiştir.
İşletmeciler tarafından aboneye tahsis edilen abone (SIM) kartı ile cihazların elektronik bilgilerinin (IMEI) kopyalanması ve çoğaltılması amacıyla kullanılacak her türlü yazılım ve donanımın ticareti ile bu tür hizmetlerin sunulması, bulundurulması veya tedarik edilmesinin engellenmesi amaçlanmıştır.
Çalıntı veya kayıp olarak ihbar edilen GSM telefon cihazlarını ilk kullanacak şahsın SIM kartı bilgileri elde edilerek ilgili adlî takip birimlerine durum hakkında bilgi verilecektir. Sahte belgeler ile abone kaydı yapılması hâlinde çalıntı cihazı kullanmaya teşebbüs edene ulaşılamayacaktır. Bu amaçla abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgiye dayalı işlemlerin yapılmasını önleyecek düzenlemelere yer verilmiştir.
Son yıllarda mobil iletişim araçları ile her yerden haberleşmenin kolaylığı, söz konusu cihazların kullanımının yaygınlaşmasına ve kolayca el değiştiren, ekonomik değeri olan bir eşya vasfını kazanmasına yol açmıştır. Kullanımı yaygınlaşan GSM telefon cihazları gasp, kapkaç, yankesicilik gibi mala karşı işlenen suçların hedefi hâline gelmiş olup bu tür suçların artışı da sosyal yaşantıyı etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Avrupa Birliğine üye ülkelerin bir çoğunda da bu sorunun önemli boyutlara ulaşmasıyla ulusal olarak tedbirler alınmıştır. Bu konuda ilk girişimde bulunan İngiltere'deki GSM işletmecileri altyapılarında gerekli sistemleri kurarak GSM Birliği tarafından kurulup işletilmekte olan CEIR ile bağlantısını gerçekleştirmiş ve Kasım 2002 tarihinden itibaren ülke genelinde çalıntı/kayıp olarak rapor edilen tüm cihazların hizmet dışı kalması sağlanmıştır. Fransa'da işletmecilerin imtiyaz sözleşmelerine bu konuda zorunluluklar eklenerek işletmecilerin yasal olmayan GSM telefon cihazlarının bloke edilmesi sağlanmıştır. IMEI değişikliğinin yasal olarak suç sayılması konusunda gerekli mevzuatlar düzenlenmiştir. Avrupa Birliğine üye ülkelerde uygulandığı şekilde ülkemizdeki GSM işletmecilerinin kendi altyapılarında sistemlerini kurarak Telekomünikasyon Kurumu bünyesindeki veri tabanı ile bağlantısının kurulmasıyla yasal olmayan GSM telefon cihazları hizmet dışı kalacak ve ekonomik değerleri sıfırlanacaktır.
Kurum bünyesinde kurulacak veya kurdurulacak bilgi ve ihbar merkezine (Call Center) çalıntı veya kayıp cihazların bildirilmesini müteakip söz konusu cihaz izlenmeye alınacak ilk kullanımında mesajla kullanıcı cihazın çalıntı olduğu konusunda bilgilendirilerek en yakın adlî birime cihazı teslim etmesi bildirilecektir. Ayrıca bu kullanıcının SIM kartı bilgileri ilgili adlî birime bildirilecektir.
Bu madde ile Kuruma, gerekli gördüğü hallerde, elektronik haberleşme sektöründe yer alan tüm gerçek ve tüzel kişileri re'sen veya kendisine intikal eden başvuru ve şikâyet üzerine, denetleme ve denetlettirme yetkisi verilmiştir.
Kurumun mahallinde inceleme ve denetleme yapabileceği belirlenirken, mülki amirler, kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumlarının amir ve memurlarının inceleme veya denetimle görevli Kurum personeline her türlü kolaylığı göstermek ve yardımda bulunmakla yükümlü oldukları esası getirilmiştir. Mahallinde inceleme ve denetleme sırasında denetim personelinin bilgi elde etme ve inceleme yetkileri ile denetime tâbi olanların denetimi kolaylaştırma ve mümkün kılma ile ilgili yükümlülüklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kurumun, gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarından denetim konusunda gerekli uzmanları talep edebileceği gibi gerçek veya tüzel kişilerden de faydalanabilmesi esası getirilmiştir.
Diğer taraftan, denetim yapan personelin denetimle ilgili yetkileri, denetime tâbi olanlar veya tesisleri nezdinde, defterler de dahil olmak üzere her türlü evrak ve emtianın, elektronik ortamdaki bilgilerin, elektronik haberleşme altyapısının, cihaz, sistem, yazılım ve donanımlarının incelenmesi, suret veya numune alınması, konuyla ilgili yazılı veya sözlü açıklama istenmesi, gerekli tutanakların düzenlenmesi, tesislerin ve işletiminin incelenmesi olarak belirlenirken, denetime tâbi olanların, görevli Kurum personeline her türlü kolaylığı göstermek, yukarıda sayılan hususlarla ilgili taleplerini görevli personelce belirlenen süre içinde yerine getirmek, cihaz, sistem, yazılım ve donanımları denetlemeye açık tutmak, bu konudaki denetlemeyi sağlayıcı gerekli altyapıyı temin etmek ve çalışır vaziyette tutmak için gerekli önlemleri almak zorunda olmak şeklinde denetime ilişkin yükümlülükleri ortaya konulmuştur.
Etkin ve tam denetim oldukça ayrıntılı bir husus olarak değerlendirildiğinden Kanunun denetim ile ilgili hükümlerinin detaylarının yönetmelikle belirlenmesine gerek görülmüştür.
Bu madde ile Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde işletmecilere ilgili hizmetin bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde beşine kadar idarî para cezası uygulamaya, millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya ya da ağır kusur halinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkili kılınmıştır.
Kurumun, kamu hizmetinin gerekleri ve kamu düzeninin korunması amacıyla yönetmelikle önceden belirleyeceği hallerde, işletmecinin faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına ya da ihlalin önlenmesi için işletmeciye somut tedbirler uygulama zorunluluğu getirmeye yetkili olduğu hususu belirtilmiştir.
Diğer taraftan;
- Kurumun, işletmecinin faaliyete yeni başlamış olması halinde, ihlalin niteliği, ihlal neticesinde herhangi bir ekonomik kazanç elde edilip edilmemesi, iyi niyet ve gönüllü bildirim gibi ölçütleri de dikkate alarak önceden belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde idarî para cezası ve bu Kanunda belirtilen diğer yaptırımları uygulamaya yetkili olduğu, - Elektronik haberleşme hizmeti sunan bir işletmeci ile abonelik sözleşmesi yapan gerçek ve tüzel kişilerin, faaliyetlerinin gereği olarak aldıkları hizmeti üçüncü kişilere ücretli veya ücretsiz verebileceği, abonelerin yararlandıkları hizmeti sadece ticaret amacıyla üçüncü kişilere sunamayacakları, aksine davrananların abonelik sözleşmelerinin iptal edileceği, hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, doğrudan veya dolaylı olarak güvenli olmayan ürünlerin piyasaya arzını önlemeye yönelik olmak üzere, dağıtıcı, üretici ve onaylanmış kuruluşlara, 4703 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde düzenlenen idarî para cezalarının sektörel bazda yeteri kadar caydırıcı olmadığının gözlenmiş olması nedeni ile yükümlüleri caydırmak amacı ile telekomünikasyon sektörüne özgü olmak üzere bir kat artırılarak uygulanacağı belirtilmiş, ancak, yeni ihlallerin olmasını önlemek için, bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında para cezalarına konu fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, uygulanacak idarî para cezalarının her tekrar için cezanın dört katı olarak uygulanacağı öngörülmüştür.
Kanunun 57 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen haller hariç olmak üzere; birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, cihaz başına idarî para cezası, ayrıca ikinci ve üçüncü fıkralara aykırı hareket edenlere idarî para cezası öngörülmüştür.
İdarî para cezalarının Kurum tarafından verileceği belirtilerek, maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanmasına ilişkin hususların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Madde ile, Kurum tarafından verilen cezalar ve yargı yoluna başvurmada uygulanacak usul, zamanaşımı ve zamanaşımının kesilmesi halleri belirlenmiş ve para cezalarının 6183 sayılı Kanunun öngördüğü usul dairesinde tahsil edilmesi hükmü getirilerek; bürokratik işlemlerin azaltılması, kısa sürede cezaların tahsili ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yargıya intikal etmiş ve tahsil edilememiş idarî para cezalarının da bu usulde tahsili amaçlanmıştır.
Madde ile Kurumun tüm ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemleri aleyhine açılacak davaların, ülke genelinde uygulama birliği sağlanması açısından, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek şekilde düzenlenmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, zaman kaybını önlemek için ihtilafın bir an önce sonuçlandırılabilmesi açısından yapılan başvuruların acil işlerden sayılması ve Kurum tarafından açılacak her türlü davalarda teminat aranmayacağı esası getirilmiştir.
Madde ile, kamu düzeninin ve rekabet ortamının sağlanabilmesi için, Kanunun maddelerine aykırılık hallerinde uygulanacak cezaî hükümler getirilmiştir.
Bu madde ile tebligat usulü düzenlenmiştir.
Kamu hizmeti niteliğindeki elektronik haberleşme hizmetleri ile ilgili altyapı oluşumunda kullanılan anten, dalga kılavuzu ve baz istasyonu niteliğindeki tesis ve teçhizatın, kurulması sırasında imar ve diğer mevzuattan kaynaklanan sınırlamaların kaldırılması gereği karşısında böyle bir düzenleme ihtiyacı duyulmuştur.
Geçiş hakkı kapsamı dışında, şehir içlerinde veya dışlarında imar mevzuatına tâbi alanlarda da sabit veya geçici olarak elektronik haberleşme alt yapısı tesisatı kurulması söz konusu olacaktır. Söz konusu madde ile imar mevzuatına tâbi olmayacak tesisler, anten, dalga kılavuzu ve baz istasyonları ile bunların fonksiyonel açıdan mütemmim cüzü niteliğindeki teçhizatla sınırlandırılmıştır.
Elektronik haberleşme alanında başlayan serbestleşme ile birlikle, mevcut işletmeciler ile piyasaya yeni girecek işletmeciler, kendi fiziki sabit alt yapılarını kurmak durumunda olacaklardır. Böylece, hizmetlerin aksamaması bakımından gerekli tedbirlerin alınması amaçlanmıştır.
Mevcut yasal düzenlemeye de paralel olarak Kurum alacaklarının kamu alacağı niteliğinde olması nedeniyle Kurumun yetkilendirme ve telsiz ücretlerinden doğan alacaklarının tahsili , her türlü vergi, resim ile bunların tahsiline ilişkin her türlü iş ve işlemler yargı harçlarından muaf tutulmuş, ayrıca bu alacakların tahsili bakımından İcra ve İflas Kanununun uygulanmasında imtiyazlı alacaklardan sayılacakları vurgulanmıştır.
Madde ile; elektronik haberleşme alanında değişik kanunlarla düzenlenen mevzuatın toparlanması, dağınıklığın giderilmesi için, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı Telsiz Kanunu ek ve değişikliklerinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmıştır.
Ancak, 2813 sayılı Kanunda, Kurumun kuruluşuna ilişkin 5 inci ve personel niteliklerine ilişkin 8 inci maddesi ile Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ilişkin ek 2 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkralarının yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, geçerliliğini devam ettirmesi öngörülmüştür. İdare hukukunda bir kamu hizmetinin bir kamu idaresi tarafından kendi tüzel kişiliği içinde, kendi personel ve parasıyla doğrudan doğruya işletilmesi "emanet yöntemi" olarak adlandırılmaktadır. Oysa, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile öngörülen yetkilendirme türleri, bir kamu hizmetinin özel teşebbüs tarafından ticari amaçlar gözetilerek yürütülmesini temel almaktadır. Dolayısıyla Kurum tarafından yetkilendirilen sermaye şirketlerinde asıl amaç kâr elde etmektir. Bununla birlikte Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü, herhangi bir ticari yarar gözetmeksizin bir kamu hizmetini ifa eden KİT statüsündedir.
Bu nedenle Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Kurum tarafından yetkilendirilmeksizin, emanet usulü ile hizmet vermesi gerekmektedir. Bu madde ile Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Kurum tarafından yetkilendirilmeksizin, emanet usulü ile hizmet vermesi öngörülmüştür.
406 sayılı Kanunun, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'ne ilişkin; 1 inci maddesinin birinci, ikinci, yedinci, dokuzuncu, onuncu fıkraları ile, ek 17, ek 19, ek 20, ek 21, ek 22, ek 23, ek 24, ek 26, ek 28, ek 29, ek 30, ek 31, ek 32, ek 33, ek 34, ek 36 ncı, geçici 1 , geçici 2, geçici 3, geçici 7, geçici 8, geçici 9, geçici 10, geçici 11 ve geçici 12 nci maddeleri dışındaki maddelerinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmıştır.
Ayrıca diğer kanunlarda 406 ve 2813 sayılı Kanunlara yapılmış atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Kurumun yerine getirmek zorunda bulunduğu görev ve fonksiyonlar dikkate alınarak teknik bilgi ve uzmanlık isteyen stratejik görevlerde bu nitelikleri haiz personelin çalıştırılabilmesi amaçlanmaktadır.
Madde ile; Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, 406 sayılı Kanun ile 2813 sayılı Telsiz Kanunu büyük ölçüde yürürlükten kalkmış olacaktır. Bu durumda, adı geçen Kanunlara dayanılarak yetkilendirmeye yönelik hazırlanan yönetmelik, tebliğ gibi ikincil düzenlemeler hukuki dayanaktan yoksun kalacaktır. Bu Kanuna göre yeniden hazırlanacak yönetmelik, tebliğ gibi düzenlemelerin yayımlanması uzun zaman alacağından, bu süreçte meydana gelebilecek yasal boşluğu önlemek için mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmaya devam olunacağı düzenlemesi getirilmiştir.
Madde ile; Kanunun yürürlüğe girmesinden önce telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin ile yetkilendirilmiş olan işletmecilere, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Kuruma bildirimde bulunmuş ve gerekli olduğu durumlarda kullanım hakkının verilmiş sayılacağı esası getirilmiştir. Madde ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurumla imzalanmış olan görev ve imtiyaz sözleşmelerinin; süre bitimi, fesih, iptal veya başkaca herhangi bir nedenle sona ermelerine kadar mevcut hükümleri uyarınca geçerliliklerini devam ettireceği, 406 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin son fıkrasında yer alan tanımların bu Kanunun 1 inci maddesinde yer alan tanımlarla açıkça çelişmediği sürece bu fıkra uygulamasında geçerliliklerini sürdüreceği öngörülmüştür.
Diğer taraftan, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yetkilendirmeye tâbi olmayan elektronik haberleşme hizmetleri için Kurum tarafından sistem kurma ve kullanma izni verilmiş olan kullanıcıların kaynak kullanım haklarının devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu madde ile Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Kurumdan izin alınmaksızın telsiz cihazı kuran ve kullanan kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde gerekli belgelerle birlikte Kuruma başvurarak durumlarını bu Kanun hükümlerine uygun hale getirecekleri belirtilerek, Kurumun, bu kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin durumlarını inceleyerek uygun olanların telsiz kullanma izinlerini verebileceği, uygun olmayanların telsiz cihazlarının kullanımdan kaldırılacağı hükmü getirilmiştir.
Ayrıca, 2813 sayılı Kanun çerçevesinde telsiz kullanım ve ruhsatname ücretlerinin tahsili ile ilgili olarak yetkilendirmeleri ve özel protokolleri uyarınca işletmecilere getirilmiş olan tahsil ve Kuruma ödeme yükümlülüğü çerçevesinde tahakkuk ettirilmiş olanlar dışında, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 2813 sayılı Kanunun uygulamasından doğan ve her ne sebeple olursa olsun tahsil edilmemiş veya tahsili mümkün olmayan, miktarı ne olursa olsun genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler ve köy tüzel kişilikleri tarafından kullanılan her türlü telsiz tesis ve sistemlerindeki cihazlar için tahakkuk ettirilmiş alacaklar ile yargı kararı ile kesinleşenler hariç gerçek ve tüzel kişiler tarafından kullanılan her türlü telsiz tesis ve sistemlerindeki cihazlar için tahakkuk ettirilmiş elli Yeni Türk Lirası ve altında kalan Kurum alacakları ile bunların fer'ilerinin tahsilinden herhangi bir işleme gerek kalmaksızın vazgeçilmiş sayılacağı belirtilerek, cüz'i miktarda bulunan bu alacaklardan vazgeçilmek suretiyle, bu konuda birikmiş olan dosyalar kapatılarak hem Kurumun hem de adli mercilerin iş yükünün azaltılması amaçlanmıştır.
2813 sayılı Kanunun ücretlere ilişkin 27 nci maddesi çerçevesinde, söz konusu Kanuna ekli ücret cetveli uyarınca Kurum tarafından 2005 yılı için belirlenen ücret tarifelerinin, bu Kanuna ekli ücret tarifesi yürürlüğe girinceye kadar bu konuda bir boşluğun doğmaması için geçerliğini korumaya devam edeceği hükmü getirilmiştir.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.
Yine madde ile kullanım hakkı taleplerinin reddi ile kullanım hakkının iptaline yönelik hükümler de düzenlenmiştir.
Bu hükümlere ilişkin uygulama usul ve esasları Kurum düzenlemeleri ile belirlenebilecektir.
Ayrıca bu madde ile Kurum, arabağlantı ve dolaşım dahil erişim kapsamında yer alan tüm anlaşmazlıklarda uzlaştırma prosedürü işleterek gerekli tedbirleri alabilecektir. Uzlaştırma prosedürünün işletilmesinde süre için gereken üst sınır belirtilmek suretiyle de açıklık sağlanmıştır.
Maddenin son fıkrası ile, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Kurum düzenlemeleri yolu ile yapılacağı belirtilmektedir.