Tasarı/teklif madde 1
→ yürürlükteki madde 1Madde ile; Kanunun amacı düzenlenmiştir.
Kaynak: TBMM 23. Dönem S. Sayısı 90 (Esas No: 1/458) · belgeyi aç · TBMM kaydı. Gerekçeler kanun tasarısı ya da teklifi üzerine yazılmıştır; komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde numaraları değişebilir. Her gerekçe, metni en çok benzeyen yürürlükteki maddeye bağlanmıştır.
Devletin unsurlarından birisi olan insan topluluğu, vatandaşlık hukukunun temel konusunu oluşturmaktadır. Bir insan topluluğunun devletin kurucu unsuru olabilmesi için, sınırları belirli bir ülke üzerinde yaşaması ve kendisini uluslararası alanda temsil edecek bir siyasi otoriteye sahip olması ve devletle arasında sürekli bir hukuki bağın bulunması gerekir. Bu bağ vatandaşlık bağıdır.
Vatandaşlık bağı kişinin devletine karşı bağlılığını ifade ederken, aynı zamanda devletin birey üzerinde birtakım yetkilere sahip olmasının temelini de oluşturur. Vatandaşlık genel olarak devletle kişi arasındaki hukuki bir bağ olarak tanımlanır. Bu durum Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin 2 nci maddesinde; "Vatandaşlık bir kişi ile bir devlet arasındaki hukuksal bağ anlamına gelir; kişinin etnik kökenini göstermez." şeklinde ifadesini bulur.
Vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının bir sonucu olduğu ve vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak bir yetkisinin bulunduğu genel bir ilkedir. Bu yüzden her devletin, kimlerin kendi vatandaşı olacağını belirleme ve bunlarla ilgili düzenleme yapma özgürlüğü vardır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin 1 inci maddesi bunu açıkça ifade etmiştir. Adı geçen sözleşmeye göre; "Her devlet, kimlerin kendi vatandaşı olduğunu, kendi hukuku uyarınca kendisi belirler.'' Devletin bu yetkisinin tek istisnası ise, devletin yaptığı düzenlemelerin, uluslararası sözleşmelere, uluslararası teamül hukukuna ve vatandaşlıkla ilgili genel olarak kabul edilmiş hukuk ilkelerine aykırı olmamasıdır.
Vatandaşlığın belirlenmesinde devletlerin mutlak yetkilerinin bulunması nedeniyle uygulamada ülkeler genellikle doğum yeri (jus soli) ve soy bağı (jus sanguinis) esaslarından birisini ya da her ikisini birlikte kabul etmektedir. Bunun yanında belirli şartları taşıyanlara doğumdan sonra da devletlerce vatandaşlık verilebilmektedir.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda, soy bağı ve doğum yeri esaslarının her ikisine de yer verilerek uluslararası alandaki genel eğilime uyulmuştur. Doğumdan sonra, doğumdan başka bir nedenle vatandaşlığın kazanılmasında vatandaşlık hukuku alanındaki uluslararası gelişmeler göz önünde bulundurulmuştur.
Son zamanlarda bilinen vatandaşlık kavramından farklı olarak Avrupa Birliği vatandaşlığı kavramı da ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği vatandaşlığı kavramı üye ülkelerin vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerinin tamamen dışında yer almaktadır. Bu kavram vatandaşlık mevzuatlarını düzenleme yetkisinde ülkelerin geleneksel uygulamalarında herhangi bir değişiklik öngörmemiştir. Ancak, son zamanlarda vatandaşlık alanında da ortak hareket edilmesi gerektiği yönünde Avrupa Birliği düzeyinde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Avrupa Birliği vatandaşlığı, üye devletin vatandaşı olan bir kişinin birlik çerçevesinde belirli hak ve yükümlülüklerinin bulunması anlamına gelir. Üye devletlerde dolaşım ve ikamet özgürlüğü, ikamet edilen devlette yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılabilme, kendi ülkesinin temsilciliğinin bulunmadığı üçüncü ülkelerde üye ülkelerin diplomatik korumasından faydalanma, Avrupa Parlamentosuna ve ombudsmana başvurma hakkı Avrupa Birliği vatandaşının hakları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemizde vatandaşlık hizmetleri ile ilgili temel Kanun 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunudur. Uygulamaya konulduğu 22/5/1964 tarihinden beri bu Kanunda önemli değişiklikler yapılmıştır. Dönemin şartları içerisinde ortaya çıkan güncel ihtiyaçların zorlamasıyla yapılan bu değişiklikler Kanunun sistematiğinde bozulmalara neden olmuştur. Zaman içinde yapılan değişikliklerle Kanunun bozulan sistematiğinin, hukuk ilkelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde kabul edilen 1982 Anayasasının Türk vatandaşlığı ile ilgili 66 ncı maddesinde 2001 yılında değişiklik yapılmış, vatandaşlığın kazanılmasında ana ile baba arasındaki ayrım ortadan kaldırılarak, Anayasanın temel ilkelerinden olan Kanun önünde kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.
2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun getirdiği düzenlemeler ile Türk Vatandaşlığı Kanununun hükümlerinin birbirine uyumunun sağlanması açısından da yeni bir düzenleme zaruret halini almıştır.
Ayrıca, uluslararası düzeyde vatandaşlık konularında bağlayıcı düzenlemelere gidilmeye başlanmıştır. 1 Mart 2000 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi konularında önemli ilkeler benimsemiştir. Sözleşme, vatandaşlık hukukunun cinsiyet, din, ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken açısından ayrımcılık oluşturan herhangi bir uygulama içeremeyeceğini kabul etmiştir. Diğer yandan Sözleşme, devletlerin çok vatandaşlık olgusuna olumlu yaklaşımda bulunmalarını öngörmektedir.
Bu sözleşmeyi Avrupa Konseyi üyesi 12 ülke onaylamış, 27 ülke de imzalamıştır. Ülkemiz bu sözleşmeyi henüz imzalamamakla birlikte, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde ülkemizin gündemine gelmesi muhtemel görünmektedir. Çünkü Avrupa Birliği düzeyinde yapılan değerlendirmelerde vatandaşlık alanında Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin temel alınması gerektiği yönünde eğilim ağırlık kazanmıştır.
Diğer yandan, küreselleşmenin bir sonucu olarak ulaşım imkânlarının artması ile Türkiye ile tarihi ve sosyolojik bağları bulunan veya bulunmayan ve Türkiye dışında yaşayan bir çok yabancının Türk vatandaşlığını kazanmaya yönelik başvurularında büyük artışların olduğu gözlemlenmiştir. Başvuruların sağlıklı ve hızlı bir şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
Gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bir yol olarak Türkiye'nin ekonomik ve sosyal hayatına katkıda bulunabilecek yabancılara Türk vatandaşlığının daha kolay verilmesi suretiyle, bu kişilerin ülkemize kazandırılmaları da önem arz etmektedir.
Yine bu dönemde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısında büyük artışlar olmuştur.
Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkelerde siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığına sahip olma çabası içindedirler. Bazı devletler ülkesinde yaşayan Türk vatandaşlarına, Türk vatandaşlığını kaybetmeden kendi vatandaşlığını vererek çok vatandaşlığa sahip olmalarına imkân tanımaktadır. Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları ancak Türk vatandaşlığından izinle çıkarak bulundukları ülkelerin vatandaşlığını kazanabilmektedirler.
Bütün bu gelişmeler ışığında vatandaşlıkla ilgili yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni bir tedvine gidilmesi bir zaruret halini almış ve Tasarı bu amaçla hazırlanmıştır.
Madde ile; Kanunun amacı düzenlenmiştir.
Madde ile; Kanunun kapsamı düzenlenmiştir.
Madde ile; Kanunda geçen bazı tanımlar açıklanmıştır.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin hizmetlerin yürütülmesinde görevli kamu kurumları belirlenmiştir.
Madde ile; Türk vatandaşlığının hangi hallerde kazanılacağı belirlenmiştir. Buna göre Türk vatandaşlığı, biyolojik ve hukuki bir olay olan doğumla ve sonradan olmak üzere iki yolla kazanılacaktır. Kanunun sistematiği de bu esaslara göre düzenlenmiştir.
Madde ile; doğumla Türk vatandaşlığının kazanılması halleri, soy bağı ve doğum yeri esası olarak belirlenmiş ve doğumla kazanılan vatandaşlığın doğum anından itibaren geçerli olacağı hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 66 ncı maddesi "Türk babanın veya ananın çocuğu Türktür." hükmünü getirmiştir. Bu hükümle, soy bağı esasına dayanılarak Türk vatandaşlığının doğumla kazanılmasındaki genel prensip belirlenmiştir. Buna göre yurt içinde veya dışında evlilik birliği içinde doğan çocuk doğumundan itibaren Türk vatandaşlığını kazanacaktır.
Ayrıca, Türk vatandaşı anadan ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ile Türk vatandaşı babadan ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocukların vatandaşlık durumları düzenlenmiştir. Soy bağının kurulmasını sağlayan esasların yerine getirilmesi halinde, Türk vatandaşı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk da babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanacaktır.
Türk vatandaşlığının kazanılmasında, prensip olarak soy bağı esası benimsenmiştir.
Ancak, ana ve babası belli olmayan terkedilmiş çocukların hangi ülkede bulunmuşsa o ülkede doğmuş sayılmaları ve o ülkenin vatandaşlığının verilmesi uluslararası hukuk tarafından benimsenmiş temel bir ilkedir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi, taraf devletleri, bu doğrultuda düzenleme yapmakla yükümlü tutmuştur. Vatansızlığı önlemek amacı ile Türkiye'de doğan ve ne anadan ne de babadan dolayı vatandaşlık kazanamayan çocuklar ile Türkiye'de bulunmuş çocukların Türkiye'de doğdukları karine kabul edilerek "toprak esasına" göre aksi sabit oluncaya kadar Türk vatandaşlığını kazanmalarına imkân tanınmıştır.
Madde ile; sonradan Türk vatandaşlığının kazanılması yolları sayılmıştır. Yetkili makam kararı, evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması, Türk vatandaşlığının sonradan kazanılma yolları olarak belirlenmiştir.
Madde ile; yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Buna göre, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuran bir yabancının, kanunda belirlenen şartların varlığı halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığına alınabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, vatandaşlığın bir bireye verilmesi egemenlik hakkıyla doğrudan ilgili olduğundan, aranan şartları taşımış olmanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak kazandırmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Madde ile; yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin başvuru şartları belirlenmiştir.
Maddenin (a) bendine göre; Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen kişi, kendi milli kanununa göre, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmalıdır. Erginlik yaşının belirlenmesinde başvuran kişinin kendi milli kanunu uygulanacaktır. Vatansız olanlar ise, Türk Medeni Kanununun ilgili hükümlerine tabi olacaktır.
Maddenin (b) bendine göre; başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz olarak beş yıl ikamet etmiş olma şartı aranmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin gündemde olması ve çevresindeki ülkelerde yaşayan çok sayıda kişi ile tarihi ve sosyolojik bağının bulunması, Türk vatandaşlığı için başvuranların sayısının artmasına neden olacaktır. Diğer taraftan, Avrupa Birliği ülkelerinde vatandaşlık başvurusunda bulunabilmek için beş ile on yıl arasında değişen ikamet süreleri aranmaktadır. Beş yıllık bir sürenin aranması, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen kişinin Türkiye'yi yaşamak istediği bir yer olarak benimsediğine ve topluma uyum sağladığına ilişkin göstergelerden biri olarak değerlendirilmiştir.
Maddenin (c) bendine göre; Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmak şartı aranmaktadır. Yabancı, Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini, evlenmek, aile birliğini sağlamak, taşınmaz mal edinmek, ticaret ve iş merkezini başka memleketten Türkiye'ye nakletmek, yatırım, sermaye aktarımı gibi davranışlarla teyit etmiş olmalıdır.
Maddenin (ç) bendine göre; yabancının toplum sağlığı açısından tehlike teşkil eden bir hastalığının bulunmaması şartı aranmaktadır.
Maddenin (d) bendine göre; iyi ahlak sahibi olmak şartı aranarak, Türk vatandaşı olmak üzere başvuran yabancının Türk örf ve adetleri ile toplumsal yaşamına aykırı bir davranış içinde bulunmaması ifade edilmiştir.
Maddenin (e) bendine göre; yeteri kadar Türkçe konuşabilme şartı aranmıştır. Türkiye'de yaşamak isteyen bir yabancı, toplumsal yaşama uyum sağlayabilmesi bakımından asgari olarak meramını anlatabilecek düzeyde Türkçe konuşabilmelidir.
Maddenin (f) bendine göre; Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olması şartı aranmaktadır. Bu hüküm ile geliri olmayan kişilerin vatandaşlığa alınarak topluma yük olmalarının engellenmesi amaçlanmıştır.
Maddenin (g) bendine göre; milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartı aranmaktadır. Bu şartın konulması ile milli güvenlik bakımından tehlike teşkil eden ve milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenlerin, bu gibi kişi veya kuruluşlarla ilişki içerisinde bulunanların ve herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanların Türk vatandaşlığını kazanmaları engellenmektedir.
Ayrıca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan, yukarıda sayılan başvuru şartları ile birlikte, gerekli görülen hallerde Bakanlar Kurulunca belirlenecek devletlerin vatandaşlarından, taşıdıkları ülke vatandaşlığından çıkma şartı da aranabileceği ifade edilmiştir.
Madde ile; Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan ve İçişleri Bakanlığınca da durumu uygun görülen yabancılar, vatandaşlığa alınması zaruri görülenler ve göçmen olarak kabul edilen yabancılar, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Türk vatandaşlığına istisnai olarak alınabileceklerdir. Bu yolla vatandaşlığı kazanmada milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması gerekmektedir.Durumları bu şarta uygun olanlar, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile Türk vatandaşı olabilecektir.
Madde ile; çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ile ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kaybeden ve kanunda belirtilen süre içinde seçme hakkını kullanmayan kişiler; kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Türkiye'de ikamet etme şartı aranmaksızın Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanma imkanı getirilmektedir.
Vatandaşlık, karşılıklı hak ve yükümlülüklerin varlığı ile birlikte duygu bağlantısını da temel alan hukuki bir bağdır. Madde ile; vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemlerde bulunan ve bu nedenle Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığı kaybettirilenler ile Kanunun 34 üncü maddesi uyarınca seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin, kamu düzeni ve milli güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak ve Türkiye'de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını kazanabileceği öngörülmektedir.
Madde ile; ikamet ve ikamet sürelerinin hesaplanması düzenlenmiştir. Bir yabancının ikameti, Türk kanunlarına uygun olarak Türkiye'de oturmaktır. Yabancıların yasal ikamet izni olmaksızın veya yasal izni olmakla birlikte Türkiye'de yerleşme niyetini göstermeyen geçici sığınmacı, öğrenim gibi nedenlerle Türkiye'de bulunmaları vatandaşlığa alınma işlemi bakımından geçerli ikamet kabul edilmeyecektir.
Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda aranan ikamet süreleri içerisinde yurt dışında geçirilebilecek ve ikameti kesintiye uğratmayacak asgari süre altı ay olarak belirlenmiştir.
Madde ile; evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin şartlar ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre; bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacaktır. Ancak yabancı üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli ise ve evlilik devam ediyorsa Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecektir. Başvuranlarda; aile birliği içinde yaşamak, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmamak, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartları aranacaktır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde diğer şartların taşınması kaydıyla Türk vatandaşlığı kazanılabilecektir. Ayrıca yabancıya, vatandaşlık kazandıran evliliğin butlanına karar verilmesi halinde akitte hüsnüniyetli olan kadın ya da erkek Türk vatandaşlığını muhafaza etmeye devam edecektir.
Kanunun 11 inci ve 16 ncı maddeleri uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancıların başvuru için gerekli şartları taşıyıp taşımadıkları illerde oluşturulacak vatandaşlık başvuru inceleme komisyonu tarafından tespit edilecektir. Tespit sonucunda başvuruya ilişkin gerekli şartları taşımayanların talepleri işleme konulmayarak, gereksiz zaman kaybının önüne geçilmiş olacaktır. Bu komisyonun oluşumu ve çalışma esasları yönetmelikle belirlenecektir.
Madde ile; 11 inci ve 16 ncı maddeler uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak isteyenler hakkında uygulanacak iş ve işlemlerde izlenecek usul ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunan yabancılardan, aranan şartları taşıyanların talepleri kabul edilerek adlarına vatandaşlık dosyası düzenlenecek ve incelenmek ve karar verilmek üzere Bakanlığa gönderilecektir. 11 inci madde uyarınca başvuranlardan durumu uygun bulunanlar Bakanlar Kurulu kararı ile, 16 ncı madde uyarınca başvuranlardan durumu uygun bulunanlar ise Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilecek, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilecektir. Ayrıca, 12 nci madde uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmak üzere teklifte bulunulan yabancıların başvuru işlemleri Bakanlıkça yürütülecektir.
Madde ile; yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığına kabul edilenler hakkında verilen kararların hangi tarihten itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Vatandaşlığın kazanılması şahsa bağlı haklardan olduğundan, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanma eş yönünden etki yapmazken, Türk vatandaşlığını kazanan kişinin velayeti kendisinde bulunan çocuğu, diğer eşin de muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanacaktır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hâkim kararına göre işlem yapılacaktır.
Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte küçük olmalarına rağmen kendileri ile birlikte işlem görmeyen çocuklarının, ergin olduktan sonra yaptıkları vatandaşlık başvurularında genel hükümler uygulanacaktır.
Madde ile; bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen yedi yaşından küçük yabancı çocuğa, Türk vatandaşlığını kazanma imkanı getirilmektedir. Türk Medeni Kanunu uyarınca evlat edinme ilişkisinin kurulması ile evlat edinen ile evlatlık arasında soy bağı kurulmaktadır. Evlat edinme konusunda getirilen bu yenilikle evlat edinen ile evlatlık arasındaki soy bağı daha da güçlendirilmiştir.
Madde ile; vatandaşlık hukukunun "Herkes vatandaşlığını seçmede serbest olmalıdır." prensibine uygun olarak, ana veya babalarına bağlı olarak iradeleri dışında Türk vatandaşlığını kaybeden çocuklara, ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde Türk vatandaşlığını seçme hakkı tanınmıştır.
Madde ile; seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının hangi tarihten itibaren hüküm ifade edeceği açıklanmıştır. Seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığı kazanmanın sonucunda, vatandaşlığın şahsa bağlı haklardan olması nedeniyle eş etkilenmezken, vatandaşlığı kazanan kişinin velayeti kendisinde olan çocukları diğer eşin de rıza göstermesi halinde Türk vatandaşlığını kazanacaktır.
Madde ile; Türk vatandaşlığının hangi hallerde kaybedileceği ifade edilmiştir. Buna göre yetkili makam kararı veya seçme hakkının kullanılması ile Türk vatandaşlığı kaybedilebilecektir.
Madde ile; yetkili makam kararı ile kayıp yolları, kişinin iradesine bağlı olarak verilen izin sonucunda Türk vatandaşlığından çıkma veya iradesi dışında kaybettirme ya da vatandaşlığın iptali olarak belirlenmiştir.
Madde ile; Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni verilebileceği düzenlenmiştir.
Maddenin (a) bendine göre; ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak şartı aranmaktadır. Çıkma izni talebinde bulunan kişinin, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekmektedir.
Maddenin (b) bendine göre; herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunması şartı aranmaktadır. Kanunda yer alan bu şart, vatandaşlıktan çıkmak isteyen kişinin vatansız kalmasını engellemek amacıyla getirilmiştir.
Maddenin (c) ve (ç) bentlerine göre; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin suç saydığı herhangi bir fiil veya askerlik hizmeti nedeniyle aranıyor olmamak ve hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak şartı getirilmiştir. Herhangi bir suç nedeniyle arananlar ile mali ve cezai tahdidi bulunanlara, Devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufunun ortadan kalkmaması için çıkma izni verilmesi söz konusu olmayacaktır.
Madde ile; çıkma ve çıkma izin belgeleri ile ilgili düzenleme yapılmış ve çıkma izni belgesinin geçerlilik süresi iki yıl olarak belirlenmiştir.
Çıkma izin belgesi; yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmak üzere Türk vatandaşlığından çıkmak isteyenlerden durumu uygun görülenler adına düzenlenen belgedir.
Çıkma belgesi, verilen izne dayanılarak veya önceden yabancı bir devlet vatandaşlığını kazandığını belgeleyenler adına düzenlenen belgedir.
İzin belgesini alan kişilerin bu süre içerisinde yurt içinde ikamet edilen yer valiliğine, yurt dışında ise dış temsilciliklere yabancı devlet vatandaşlığını kazandıklarına dair bilgi ve belgeleri vermek zorunda oldukları ifade edilerek verilen sürenin kullanılmasının disipline edilmesi amaçlanmıştır.
Ayrıca, süresi içinde yabancı bir devlet vatandaşlığının kazanılamaması halinde ilgililer hakkında düzenlenen belgenin geçersiz hale gelmesi öngörülmüştür.
Madde ile; izin almak suretiyle Türk vatandaşlığının kaybedilmesine ilişkin kararların hangi tarihten itibaren hüküm ifade edeceği açıklanmıştır.
Çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığı kaybedilir. Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar.
Yine bu madde ile çıkma işleminin eş ve çocuklar açısından sonuçları açıklanmaktadır. Eşlerden birinin Türk vatandaşlığından çıkması diğer eşin vatandaşlığına tesir etmez. Türk vatandaşlığını kaybeden ana veya babanın çocukları, ana ya da babanın talebi ve diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kaybedecektir. Muvafakat verilmemesi halinde mahkemeden alınacak karara göre işlem yapılacaktır. Onbeş yaşından büyük çocukların vatandaşlığının kaybı ancak çocuğun yazılı muvafakati ile mümkün olacaktır. Maddenin son fıkrası ile de vatansızlığın önlenmesi amaçlanmıştır.
Madde ile; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanların ve bunların çıkma belgesinde kayıtlı ergin olmayan çocuklarının milli güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü, seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç, ev eşyası ithal etme hakları dışında sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olmak şartıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam etmeleri sağlanmıştır.
Madde ile; aşağıda belirtilen eylemlerde bulundukları resmi makamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığının Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile kaybettirilebileceği düzenlenmiştir.
Maddenin (a) bendi; yabancı bir devletin hizmetinde bulunanlarla ilgilidir. Yabancı bir devletin, Türkiye'nin menfaatlerine uymayan bir hizmetinde bulunup da, Bakanlar Kurulunca bu görevi bırakmaları kendilerine bildirilmesine rağmen verilen süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanların Türk vatandaşlığı kaybettirilebilecektir.
Maddenin (b) bendine göre; Türk vatandaşlarının, Türkiye ile savaş halinde bulunan yabancı ülkenin her türlü hizmetinde kendi istekleriyle ve Bakanlar Kurulunun izni olmadan çalışmaya devam etmesi durumunda haklarında kaybettirme işlemi yapılabileceği öngörülmektedir.
Maddenin (c) bendine göre; izinsiz olarak başka bir ülke için gönüllü askerlik hizmeti yapmak, vatandaşlığın kaybına sebep teşkil eden bir eylem olarak sayılmıştır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi de başka bir ülke için gönüllü askerlik yapmayı bir kayıp nedeni olarak görmektedir.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir.
Yine bu madde ile Türk vatandaşlığı kaybettirilen kişinin eş ve çocuklarının vatandaşlık durumunun bu karardan etkilenmeyeceği, kararların şahsa ait olduğu hükme bağlanmaktadır.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararların iptal nedenleri ile ilgili düzenleme yapılmıştır. Vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin karar, başvuru sahibinin gerçek dışı beyan ya da önemli hususları gizlemesi sonucu verilmiş ise kararın iptal edilmesi öngörülmüştür. Ancak karar üzerinden on yıl geçmiş ise bu hüküm uygulanmayacaktır.
İptal kararlarının alındığı tarihten itibaren geçerli olacağı ifade edilmektedir. Bu madde ile iptal kararlarının ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar için de geçerli olduğu belirtilmektedir.
Madde ile; vatandaşlığı iptal edilenlerin mallarının tasfiye edilerek kendilerinin sınır dışı edilmelerinin gerekli görülmesi halinde, bu hususun kararda belirtilmesi öngörülmüş ve bu kişilerin bir yıl içerisinde Türkiye'deki mallarını tasfiye edip Türkiye'yi terk etmek zorunda oldukları vurgulanmıştır. Aksi halde mallarının Hazinece satılıp bedellerinin kamu haznedarlığı sistemine dahil bir kamu bankasına nam ve hesaplarına yatırılıp kendilerinin sınır dışı edileceği belirtilmiştir.
Madde ile; aşağıda belirtilen şartlardan herhangi birisini taşıyan çocukların, ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığından ayrılabilecekleri öngörülmüştür. Bu hakkın kullanılması, vatandaşlık hukukunun kişinin kendi vatandaşlığını seçmede özgür olması ilkesi açısından önemlidir. Bunlar;
- Ana veya babalarına bağlı olarak doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış çocuklardan, yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar, - Türk vatandaşı ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan, doğum yeri esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar, - Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar, - Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde, sonradan yabancı ana veya babasının vatandaşlığını kazananlar, - Herhangi bir şekilde Türk vatandaşlığını kazanmış ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşı olanlardır.
Madde ile; seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kaybının, şartların varlığının tespitine ilişkin karar tarihinden itibaren geçerli olacağı ifade edilmiştir. Seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığının kaybının eş ve çocuklar yönünden etkisi açıklanarak Kanunun 27 nci maddesi ile bağlantı kurulmuştur.
Madde ile; Türk vatandaşlığının ispatı, herhangi bir şekle tabi tutulmayarak serbest delil sistemi kabul edilmiştir. Maddede sayılan resmi kayıt ve belgeler kişinin Türk vatandaşı olduğuna karine teşkil edecektir.
Madde ile; kişinin Türk vatandaşı olup olmadığı konusunda tereddüde düşüldüğünde bu hususun İçişleri Bakanlığına sorulacağı hükmü getirilmiştir.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybedilmesine ilişkin başvuru makamları belirlenmiştir. Ayrıca, vatandaşlık şahsa bağlı haklardan olduğundan başvurunun, sahibi tarafından bizzat yapılması veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin vekâletname ile yapılması öngörülmüştür.
Madde ile; vatandaşlık işlemlerine ilişkin yapılan inceleme ve araştırma kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarından istenmesi gerekli görülen bilgi ve belgelerin herhangi bir gecikmeye neden olunmaksızın verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Madde ile; vatandaşlıkla ilgili alınan kararlarda maddi hata bulunması durumunda kararı veren makam tarafından düzeltme veya değiştirme kararı alınabileceğine ilişkin düzenleme getirilmiştir.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiğinin sonradan anlaşılması halinde kararın geri alınması imkanı getirilmiştir.
Madde ile; Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin kararların başvuru makamları ile ilgililere tebliğ edileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, Türk vatandaşlığı kaybettirilenlerin isim listesinin Resmi Gazetede yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihte ilgililere tebliğ yapılmış sayılacağı konusu düzenlenmiştir.
Doğumla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olanların Türk vatandaşlığını kazanmaları, ekonomik, sosyal ve beşeri geleceklerinin güvence altına alınması açısından önem arz etmektedir. Bu madde ile Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yazılı bildirimde bulunan, doğumla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını kazanmış olanlara, Türk vatandaşı olabilme imkânı sağlanmıştır.
Herhangi bir devlet vatandaşı iken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını sonradan kazanmış olanlara ise genel hükümler uygulanacaktır. Bu uygulama ile Türk vatandaşlığını kazanma şartlarını taşımayan yabancıların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını kazanarak kolay yoldan Türk vatandaşı olmaları engellenmiştir.
Anayasanın 72 nci maddesi uyarınca vatan hizmeti her Türk'ün hakkı ve ödevidir.
Yurt dışında ikamet eden ve çağrıldıkları halde askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen, sevk sırasında veya kıtalarına katıldıktan sonra yurt dışına kaçıp da kanuni süre içerisinde geri dönmeyenler ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile askerlik görevini yapmakta olanlardan görev, izin, hava değişimi veya tedavi için yurt dışında bulunan ve kanuni süre içinde geri dönmeyen kişilerin Türk vatandaşlığı, 403 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Milli Savunma Bakanlığının teklifi üzerine kaybettirilmekte ve bu kişiler başvurmaları halinde aynı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığını kazanmaktaydılar. Yeni düzenlemede askerlik görevini yapmayanlar ile izin almadan yabancı bir ülke vatandaşlığına geçenlerin Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi uygulamasına son verilmektedir.
Ayrıca, bu Kanunla herhangi bir nedenle Türk vatandaşlığı kaybettirilenlerin yeniden Türk vatandaşlığına alınmalarında ikamet şartı getirildiğinden, yürürlükten kaldırılmış olan 403 sayılı Türk Vatandaşlık Kanununun 25 inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olan kişilerin başvurmaları halinde milli güvenlik ve kamu düzeni açısından engel hali bulunmamak kaydıyla ikamet şartı aranmaksızın yeniden Türk vatandaşı olabilmelerine imkân tanınmaktadır.
Madde ile; herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişilerin başvuruda bulunmaları ve yapılacak inceleme sonucunda aynı kişiler olduklarının tespiti halinde nüfus kayıtlarına doğrudan çok vatandaşlığa sahip olduklarına dair açıklama yapılacağı düzenlenmektedir.
Maddede, vatandaşlık işlemlerine ilişkin verilen hizmet bedeli karşılığının, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte belirleneceği ve tahsil edilen hizmet bedeli tutarlarının bütçeye gelir kaydedileceği düzenlenmiştir.
Vatandaşlık hizmetleri niteliği gereği ihtiyaridir. Bu düzenlemeye göre alınacak hizmet bedeli ile vatandaşlık hizmeti talebinde bulunanların bunun maliyetine katılması amaçlanmıştır. Benzer uygulamalar birçok ülkede mevcuttur.
Madde ile; Kanunun uygulamasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiştir.
Madde ile; 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 14/6/1934 tarihli ve 2510 sayılı İskan Kanununun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 4 üncü maddesinin (Ç) fıkrası ile 6 ncı maddesi, 17/3/1982 tarihli ve 2641 sayılı Afganistan'dan Pakistan'a Sığınan Türk Soylu Göçmenlerin Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmaktadır.
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesinin 5 inci maddesi, vatandaşlığa ilişkin kurallar, cinsiyet, din, ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken açısından ayrımcılık oluşturan farklılıklar içeremez hükmü taşıdığından, 2510 sayılı İskan Kanununun 4 üncü maddesinin (Ç) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Yine aynı Kanunun, serbest göçmen kabulü ile bunların vatandaşlığa alınmalarına ilişkin hükümleri günün değişen ve gelişen şartlarında güncelliğini yitirdiği gibi vatandaşlık işlemlerinde eşitsizliğe neden olmaktadır. Bu nedenle anılan Kanunun 6 ncı maddesi ile 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası uygulamadan kaldırılmıştır.
Zaman içerisinde uygulama olanağını yitiren, 2641 sayılı Afganistan'dan Pakistan'a Sığınan Türk Soylu Göçmenlerin Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmaktadır.
Ayrıca, mevzuatta 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununa atıf yapılmış olduğundan, maddeye söz konusu atıfların bu Kanuna yapılmış sayılmasına dair bir hüküm eklenmiştir.
11 inci maddede vatandaşlığa alınmada aranan beş yıllık ikamet süresinin Türk soylu yabancılarda 31/12/2010 tarihine kadar iki yıl olarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Halen uygulamada Türk soylu yabancılar için Türkiye'de iki yıl ikamet şartı aranmakta olup geçiş süresi olarak belirlenen 31/12/2010 tarihine kadar bu uygulamaya devam edilecektir. Bu tarihten sonra yabancıların tümü için aynı süre uygulanarak Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesine uyum sağlanmış olacaktır.
Madde ile Kanunda öngörülen yönetmeliğin altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulması ve bu yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi hüküm altına alınmıştır.
Yürürlük maddesidir.
Yürütme maddesidir.