Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin temelini oluşturan ve 1963 yılında imzalanmış olan Ankara Antlaşmasında öngörülen, iki tarafın ekonomik ve ticari açıdan birbirine yakınlaşması süreci, 1996 yılında yürürlüğe giren 6/3/1995 tarihli ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile pekiştirilmiş, 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin aday ülke statüsü kazanması kararı ile de yakınlaşma süreci siyasi ve sosyal bir boyut kazanmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda ülkemiz, AB’nin ekonomik ve sosyal sistemleriyle uyum sağlamak üzere Topluluk müktesebatını iç yasal düzenlemelerine aktarmak üzere bazı yükümlülükleri üstlenmiş bulunmaktadır.
Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye için hazırlanan ve tam üyeliğe kadar geçecek süreçte ülkemizin yapması gerekenleri belirleyen 18/2/2008 tarihli Katılım Ortaklığı Belgesi ve buna mukabil ülkemizin hazırladığı Ulusal Program, yükümlülüklerimizi ne şekilde ve ne zaman yerine getireceğimizi net bir şekilde ortaya koymuştur. Gerek 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı gerekse Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Programda belirtildiği üzere Topluluk uygulamalarına paralel bir şekilde düzenlenmesi gereken alanlardan biri de devlet yardımları sistemidir.
GÖKHAN-523 / 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının, rekabet kuralları ile ilgili mevzuatın yakınlaştırılmasına ilişkin maddelerinde Türkiye’nin tekstil ve giyim sektörüne verilen tüm yardımları bu Kararın yürürlüğe girmesinden önce, tekstil ve giyim sektörüne verilenler dışındaki tüm yardımları ise yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl içinde, Avrupa Topluluğu (AT) Kurucu Antlaşmasının 87 nci ve 88 inci maddelerine göre belirlenen Topluluğun ilgili çerçeve ilke ve prensiplerine uygun hale getirmesi ve Topluluğa bildirmesi hükmü yer almaktadır. AT Antlaşmasının 87 nci maddesi ile devlet yardımı tanımı kapsamına giren her türlü tedbir üye devletler arasında ticareti etkilediği ölçüde yasaklanmakta, bununla birlikte söz konusu madde ile devlet yardımı verilebilmesine imkan sağlayan bazı istisnalar getirilmektedir. 88 inci maddede ise üye devletlerdeki yardımların Komisyon tarafından izlenmesine ve denetlenmesine yönelik yetkiler ve uygulama usul ve esasları belirlenmektedir. Ayrıca, 25/7/1996 tarihinde imzalanan Türkiye-Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) Serbest Ticaret Antlaşmasının 7 nci ve 8 inci maddelerinde sağlanan istisnalar haricindeki herhangi bir türde kamu yardımı, ticareti etkilediği ölçüde Antlaşmanın işleyişiyle uyumsuz kabul edilmekte ve Antlaşmanın eki ürün listesinde yer alan ürünlerin üretimine yönelik verilen yardımların, yeterli bir süre içinde Topluluğa bildirilmesi hükmüne yer verilmektedir.
Ayrıca, Rekabet Faslının müzakere açılış kriterleri arasında; “Devlet yardımlarıyla ilgili genel ilkelerin belirlenmesi ve uygulamanın denetlenmesine yönelik yasanın çıkarılarak uygulamaya konulması, Türkiye ile AB arasındaki ikili antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerin uygulanmasını sağlayacak yetkiyle donanımlı, işlevsel anlamda bağımsız bir devlet yardımları biriminin kurulması, bu birimin devlet yardımlarına onay verecek ve uygun olmayan yardımları da geri alacak yetkiyle donatılması” hususu yer almaktadır.
Katılım Ortaklığı Belgesi ile Türkiye’nin uyum sürecinde sağladığı gelişmeleri değerlendiren ilerleme raporlarında da devlet yardımları alanında tam uyumun ve şeffaflığın sağlanabilmesi için AB kriterlerine dayalı devlet yardımlarının kontrolünü etkin bir şekilde sağlayacak ulusal bir devlet yardımları izleme biriminin kurulması gerektiği hususu vurgulanmaktadır.
Ülkemizde devlet yardımları çeşitli mevzuat kapsamında değişik kurum ve kuruluşlarca ayrı ayrı hazırlanmakta ve yürütülmektedir. Bu kuruluşların sadece ilgili AB mevzuatını esas alarak mevcut düzenlemelerini değiştirmeleri AB devlet yardımları kurallarına uygun bir devlet yardımı sistemi oluşturulması için yeterli olmamaktadır. Bu konuda tam uyumun sağlanabilmesi, devlet yardımı uygulamalarını ülke genelinde bir bütünsellik içerisinde takip edecek etkin bir izleme ve denetleme sisteminin kurulması ile gerçekleşebilecektir.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda Devlet Yardımlarını İzleme ve Denetleme Kurulu oluşturulmakta, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda bazı değişiklikler yapmak ve ek düzenlemeler getirmek suretiyle bu Kurulun sekretarya hizmetlerini yürütmek ve Kanunun uygulanmasıyla ilgili işlemleri yapmak üzere Hazine Müsteşarlığı bünyesinde Devlet Yardımları Genel Müdürlüğü adı altında yeni bir ana hizmet birimi kurulmaktadır.
Tasarı ile esas olarak, rekabeti bozan veya bozma tehdidi oluşturan yardımlar Türkiye ile AB arasındaki antlaşmalara uygun olarak belirlenmekte, hangi hallerde ve hangi şartlarda devlet yardımlarının verilebileceğine ilişkin istisnalar tanımlanmakta ve bunlarla ilgili kurallar ve ölçütler oluşturulmaktadır.
Kurulması öngörülen Kurulun ve Genel Müdürlüğün işlevsel hale gelmesini müteakip öncelikle, bu birimler tarafından AB’de yürürlükte bulunan devlet yardımları ilke ve prensipleri ile uyumlu olarak devlet yardımları ikincil mevzuatı hazırlanacaktır. Böylece gerek ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından devlet yardımlarının verilmesine esas teşkil eden mevzuatın hazırlanmasında gerekse bunların Kurul tarafından onaylanması, izlenmesi ve denetlenmesi aşamalarında Kanun ve Kanuna göre yürürlüğe konulacak mevzuat hükümleri uygulanacaktır.
GÖKHAN-523 / Böylece yerel yönetimler de dahil olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları veya kamu adına aracı kuruluşlar tarafından verilen devlet yardımları ile kanun, kararname, tebliğ ve diğer her türlü mevzuat uyarınca gerçekleştirilen uygulamalar kapsama alınarak, Kanunun ve Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuatın uygulanmasıyla ülkemizde, AB devlet yardımı kuralları ile uyumlu bir devlet yardımları sistemi getirilmiş olacaktır.
Tasarıda Türkiye’deki devlet yardımlarının AB kuralları ile uyumlaştırılmasının yanı sıra uygulama sonuçlarının izlenmesi ve raporlanması öngörülmektedir. Bu çerçevede devlet yardımları uygulamalarını yürütmekle görevli kurum ve kuruluşların veri hazırlama, işleme ve saklama sistemlerini bu faaliyetleri yürütmeye uygun bir şekilde ve önceden belirlenecek bir standartta yeniden yapılandırmaları gerekecektir. Böylelikle, farklı kurum ve kuruluşlarca uygulanmakta olan yardım niteliğindeki tedbirlerin ölçülebilirliği temin edilebilecek ve kamuya maliyetinin tespit edilmesi yolu ile kamu kaynaklarının tahsisindeki etkinlik artırılabilecek, şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanacak ve mükerrer uygulamalar önlenebilecektir.