Ülkemizde radyo ve televizyon yayınları, 20/4/1994 tarihinde yürürlüğe giren 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir. Söz konusu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten bu güne kadar yaklaşık yirmi değişiklikle günün şartlarına uyarlanmak istenmişse de, yayın teknolojisindeki hızlı değişim, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararları gibi temel nedenlerle yasal çerçevenin yeniden düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir.
Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında “Bilgi Toplumu ve Medya” başlığı ile açılan 10 uncu Fasılda AB’ye sunulan Eylem Planı ile Ortak Müzakere Pozisyon Belgesinde, AB mevzuatı ile tam uyumun 2009 Aralık ayı sonuna kadar tamamlanması taahhüt edilmiştir. Bu çerçevede Tasarı ile 19 Aralık 2007 tarihinde yürürlüğe giren 89/552/EEC sayılı Avrupa Birliği Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Yönergesi ile uyum sağlanması amaçlanmıştır. AB Görsel- İşitsel Medya Hizmetleri Yönergesi hükümleri esas alınarak hazırlanan Tasarı, sektörün sorunlarına çözümler getirmekte, karasal ortamda 1994 yılından beri süren lisanssız dönemin bitirilmesini öngörmekte, düzenleme konusundaki yetki karmaşasını ortadan kaldırmakta, yayın denetimi konusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu (Üst Kurul) daha etkin kılmakta ve yayıncılık sektöründe rekabeti ve çoğulculuğu sağlamayı amaçlayan hükümler içermektedir.
3984 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1994 yılından bugüne kadar karasal ortamda yayın yapan kuruluşların lisanslanması bir türlü sağlanamamış ve buna bağlı olarak lisans ücretleri ve tahsis edilen kanal ve frekansların yıllık kullanım ücretleri tahsil edilememiştir. Tasarı ile yayın kuruluşlarının karasal yayın lisansına sahip olmaları ve lisans ücretleri ile kanal ve frekans kullanım ücretlerinin tahsil edilmesi amaçlanmaktadır.
Tasarı ile dünya ile eşzamanlı olarak karasal sayısal televizyon yayıncılığına sorunsuz biçimde geçilmesi hedeflenmektedir. Bu çerçevede geçici düzenleme ile bir yıllık süre içinde sayısal frekans ihalesinin ve tahsislerin yapılması, tahsis tarihinden itibaren üç yıllık süre içinde de analog televizyon ve sayısal televizyon yayınlarının paralel olarak sürdürülmesi öngörülmektedir. Bu süre sonunda, karasal ortamdan yapılan analog televizyon yayınlarının uluslararası düzenlemelere de paralel olarak sonlandırılması temin edilecektir.
Yürürlükte bulunan medya sahipliğine ilişkin hükümler, sektör gerçeklerine ve Türkiye’nin hedeflerine uygun bulunmamaktadır. Bu bakımdan medya sahipliği konusu yeniden ele alınarak düzenlenmiştir. Bu konuda radyo ve televizyon sahibi olmayla ilgili sınırlamalar daraltılarak netleştirilmiş, tekelleşmeyi engellemek üzere de, ortak olunabilecek medya hizmet sağlayıcı kuruluşların azamî sayısı ve elde edilen sektörel gelir temelinde bir düzenleme getirilmiştir.
Bilindiği üzere 3984 sayılı Kanun, ilk yürürlüğe girdiğinde yayın sektörü ile ilgili tüm düzenleme yetkisi Üst Kurula verilmiştir. Ancak, çeşitli nedenlerle yapılan değişikliklerle, radyo ve televizyon yayıncılığı alanının düzenlenmesinde yetki ve görevler Haberleşme Yüksek Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından paylaşılır hale getirilmiştir. Bu arada yürürlüğe giren 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile Haberleşme Yüksek Kurulu kaldırılmış ve millî frekans planında radyo ve televizyon yayınlarına ayrılan frekans bantlarının frekans planlarının yapılması ve uygulanması yetkisinin Üst Kurula ait olduğu hükme bağlanmıştır. Tasarıda, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu hükümleri esas alınarak, radyo ve televizyon yayınları için ayrılan frekans bantlarının frekans planlarının yapılması yetki ve görevinin Üst Kurula ait olması öngörülmektedir.
Kamu yayın kuruluşları ile özel yayın kuruluşlarının ayrı kurallara ve denetime tabi olması, Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde yapılan tarama sürecinde eleştirilmiş ve bu durumun özel yayın kuruluşları açısından haksız rekabete neden olduğu değerlendirmeleri yapılmıştır.
Bu bağlamda Tasarı ile 3984 sayılı Kanunun ilk hâlinde olduğu gibi, TRT’nin de denetiminin Üst Kurul tarafından gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır.
Tasarı ile IP-TV, DVB-H ve HDTV gibi yeni yayın teknolojileri ile ilgili belirsizlikleri ortadan kaldıracak düzenlemeler getirilmektedir. Multipleks, platform, verici tesis ve işletim şirketi gibi işletmecilerin yayıncılık alanındaki faaliyetleri de Kanun kapsamına alınarak bu alandaki boşluk giderilmiştir.
Görsel-işitsel medya hizmetleri alanında ortaya çıkan yeni teknoloji ve hizmetler esas alınarak, Tasarı iki ana kavram üzerine oturtulmuştur. Bunların ilki, bir program akışı çerçevesinde sunulan radyo ve televizyon yayın hizmetleri, diğeri ise yeni teknolojilerin getirdiği program akışsız, isteğe bağlı yayın hizmetleridir. Bu iki unsur, ilgili AB Yönergesinde tek bir şemsiye kavram altında, televizyon yayınları ile birlikte isteğe bağlı yayın hizmetlerini içine alacak şekilde “görsel-işitsel medya hizmetleri” terimi içinde düzenlenmektedir. Bu kavram, Tasarıda radyo ve televizyon yayın hizmetleriyle birlikte isteğe bağlı yayın hizmetlerini de içerecek şekilde “yayın hizmeti” terimi olarak kullanılmıştır. AB Yönergesinin, sadece televizyon ve televizyon benzeri görsel-işitsel yayınları düzenlemesine karşın, Tasarı radyo yayınlarını da kapsamakta olup, seçilecek kavramın radyo yayıncılığını da ifade edebilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, Anayasanın 133 üncü maddesinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek üzere kurulduğu belirtildiğinden, Tasarının kapsamı ve kullanılan terimler Anayasadaki hükümler ve terminolojiye uygun olarak belirlenmiştir.
“Yayın hizmeti” teriminin yanı sıra, radyo ve televizyon yayıncısı ile birlikte isteğe bağlı yayın hizmet sağlayıcısını da içerecek şekilde geliştirilen “medya hizmet sağlayıcı” terimi ve reklâm, program desteklemesi, tele-alışveriş, ürün yerleştirme, öz tanıtım ve yeni reklâm tekniklerini içine alacak biçimde kullanılan “ticari iletişim” terimi, AB müktesebatına uygun olarak geliştirilen yeni terimlerdir.
Hızla gelişen sayısal teknolojinin bir sonucu olarak, farklı iletişim hizmetlerinin birlikte ve aynı iletim ortamından ve aynı iletim altyapısı vasıtasıyla iletilebilmesi, yayıncılık sektörünün yapısında ve işleyişinde değişiklik yapılmasını gerekli hale getirmiş, hizmet sağlayıcılar ile bu hizmetleri ileten kuruluşlar farklılaşmıştır. Bu kapsamda, hizmet sağlayıcıların yanı sıra iletim altyapısı işletmecileri de yeni aktörler olarak tanımlanmıştır.
AB Yönergesine paralel olarak, yayın hizmeti ilkeleri, tüm medya hizmet sağlayıcıların uyması zorunlu ortak ilkeler, radyo ve televizyon yayıncılarına yönelik ilkeler ve sadece isteğe bağlı yayın hizmet sağlayıcılarına uygulanacak ilkeler olmak üzere üç kategoride düzenlenmiştir.
Bunun yanı sıra, AB mevzuatına uyum çerçevesinde, yargı yetkisi, Avrupa eserleri, kısa gösterim hakkı, toplumun önemli olaylara erişimi gibi konularda düzenlemeler yapılmıştır.