Yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) kurulmuş ve bu Genel Müdürlüğe verilen görevler arasında; sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya bir kısmını gösteren harita ve plânlamaları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak görevleri yer almıştır. Anılan görevler ve diğer görevleriyle ilgili olarak kurulan tesislerin işlemelerini sağlamak amacıyla bunları gerçek ya da tüzelkişilere devretme yetkisi de 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunla DSİ'ye verilmiştir.
Ülkemizin tabii servetlerinden olup kamunun istifadesine sunulan yeraltı ve yerüstü sularından (umumi sular) sulamada istifade edilmesi amacıyla Devletin üstlendiği bir kamu hizmeti olarak sulama tesislerinin kurulması ve işletilmesi, 6200 sayılı Kanun uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
Anayasanın "Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168 inci maddesinde; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmü yer almaktadır.
murat- 1-2 6200 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre, DSİ tarafından gerçekleştirilen kamuya ait sular üzerindeki tasarruf sonucu oluşturulan sulama tesisleri gerçek ya da tüzelkişilere devredilebilmektedir.
Ancak Anayasanın 168 inci maddesine uygun olarak 6200 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, tarımsal sulama hizmetinin işletilmesinin devrine dair Kanunun açık izni bulunmasına rağmen, anılan maddede devredilecek tesislerde gerçek veya tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim ve müeyyideler belirtilmemiştir.
Diğer taraftan Devletin esas görevlerinden birisi de ülkenin çeşitli sektörlerine altyapı tesislerini yapmak veya yaptırmaktır. Tesislerin işletmesini Devletin yüklenmesi hem daha pahalıdır hem de hizmette istenen sürati yeterince sağlayamamaktadır. Özellikle tarım, enerji ve hizmet sektörlerinde bu durum kendini bütün dünyada hissettirmiş ve özelleştirme temayülü gerek teori gerekse pratikte önemli aşamalar kaydetmiştir. Bu rasyonel düşüncenin Cumhuriyet dönemindeki ilk tezahürlerinden birisi 6200 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan ve gerçekleştirilecek tarım ve enerji amaçlı tesislerin işletmelerinin amacına uygun şekilde gerçek veya tüzelkişilere devrini öngören hükümdür. Yerinden yönetimi sağlayabilmek amacıyla bu hüküm önemli ölçüde hayata geçirilerek hizmetlerin yürütülmesine çiftçi katılımı sağlanmış ve özellikle 1993 yılından bu yana sulama amaçlı tesislerin mahallindeki kullanıcıların kurdukları örgütlere devrinde büyük bir artış meydana gelmiştir.
31/12/1993 tarihine kadar devredilen tesisler yaklaşık 70.000 hektar iken 31/12/2009 tarihi itibariyle DSİ’nin işletmeye açtığı sulama tesislerinden işletme ve bakım hizmetleri devredilmiş olanların miktarı 2.135.000 hektara ulaşmış ve bu hizmete ilişkin Devlet giderlerinde de devredilen tesisler bazında çok önemli tasarruflar sağlanmıştır.
Tesislerin devredilmesi yalnız bu yararla da sınırlı olmamakta, kilometrelerce mesafeye döşenen değerli fakat korumasız su yapıları, kanallar ve diğer kritik tesisler devirden sonra kullanıcılar tarafından sahiplenilmekte ve her türlü tahribattan korunmaktadır.
Bütün bu nedenlerden dolayı yukarıda belirtilen devir işlemleri bugüne kadar köy gibi hükmî şahıslara, kooperatiflere ve büyük çoğunlukla da 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanununa göre kurulan birliklere devredilmiştir.
Ancak uygulamada, bahsekonu birliklerin belediye ve köy tüzelkişiliklerinin katılımı ile kurulması ve anılan Kanunda görev ve yetkileri konusunda belediye meclisi, başkanı ve encümeni yetkilerine atıfta bulunan hükümler bulunması nedeniyle, büyük ölçüde genel ve yerel idarelerin tabi olduğu, ancak sulama işletmeciliğinin tabiatı ve ekonomik işleyişiyle, doğal kaynak olan su üzerindeki tasarruf açısından denetlemenin yapılabilmesiyle bağdaşmayan kanunî düzenlemeler bu birliklerin işlemlerinde ve denetiminde sıkıntılar yaratmış, bu konuda kanunî bir düzenleme ihtiyacını gündeme getirmiştir.
Bu itibarla, sulama işletmelerini devralacak birliklerin uyması gereken şartlar ve Devlet tarafından yapılacak gözetim, denetim ve uygulanacak müeyyidelere Kanunda yer verilerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
murat- 3-4