Eczane tahdidinin ve milletin sıhhat ve hayatiyle sıkı sıkıya alâkalı ilâç satışı, inhisarının, uzun yıllardan beri tevlit ettiği zararlar ve milletin bünyesinde açtığı derin yaralar, artık tahammül edil mez bir hale gelmiştir. Eczacılık yapan muayyen şahsiyetler bu yüzden milyonlara sahip olmuş ve nice eczazılar da bu milyonerlerin uşaklığını yapmak derecesine düştükleri gibi, zavallı halk bu in hisarcı ellerin baziçesi haline gelmiştir.
Bugünkü eczacılar ve Eczaneler Kanunu, bir taraftan eczacılık sanatının muayyen yerlerde muayyen şahsiyetler tarafından yapılmasına cevaz verirken, bir taraftan da birçok eczacıların bu gibi yerlerde icrayı sanat edebilmelerine mâni olmak suretiyle, sanat ve hareket serbestisine ve ça lışma hürriyetine set çekmekte ve diğer taraftan da hastaları ve hasta sahiplerini bir tek eczaneye bağlayıp oradan ilâç almaya mecbur tutmaktadır. Bir kaza tasavvur edilsin ki, merkezde 4000 nüfu su ve bu kazanın da 7O000 nüfuslu 93 köyü vardır. Köylerde eczane açılmasına maddeten imkân olmadığı düşünülmemiş, kasabada eczane açılırken de, sadece kasabanın nüfusu nazara alınarak bir tek eczane açılmasına izin verilmiş ve 70000 nüfusunun kâffesi bir tek eczanenin esiri bırakılmış tır. Başkaca eczane olmayınca, bir eczacı keyfi istediği gibi hareket edebiliyor, insanlar sanki, münhasıran gündüzleri hasta olurmuşeasma geceleri eczaneler kapanıyor, eczacıyı evinden kaldır mak imkânı bulunamıyor. Birçok masraflar ihtiyarîyle civar kaza veya vilâyetten ilâç tedariki de kabil olmayınca, hastalar canalıcı sancılar içinde kıvranıyorlar. Bunun başlıca sebebi kendine rakip başkaca eczane bulunmamasıdır. Tek parti rejimi devam ederken, o rejime muvazi olarak teessüs eden tek eczane sisteminin yıkılması, milletin hayatının oyuncak yaptırılmaması, antidemok ratik kanunların başında gelen 964 numaralı Kanunun bâzı hükümlerinin kaldırılması ve bâzıları nın değiştirilmesi ve bâzılarına ilâveler yapılması lüzumuna şiddetli kaani olduğum ve umumi ar t a. Sayısı: 153) zunun da bu vadide olduğunu gördüğüm ve bildiğim içindir ki, ilişik kanun teklifimi hazırlamış bulunuyorum.
Kanunun 49 ncu maddesine göre yirmi dört saati tecavüz eden ayrılmalarda, eczacılar hiçbir kayıt ve mezuniyete tâbi olmayıp ayrıldıktan sonra, sadece ihbar etmektedirler. Bu ayrılmalar on beş günü tecavüz ederse, işte ozaman bakanlıktan müsaade alacaklardır. Demek oluyor ki, on beş güne kadar olan ayrılmalar hiçbir kayıt ve şarta tâbi değildir. Müşahedelerime ve idari makamların resmî malûmatlarına müsteniden iddia edebilirim k i: Bir kazanın tek eczacısı, eczanesini kalfasına bırakarak ayrıldıktan sonra, sadece 49 ncu maddedeki ihbar vazifesini yapıyor. On dört gün sonra dönüyor, birkaç gün sonra yine ayrılıyor. On dördüncü gün yine avdet ediyor. Senenin birkaç aylarında aynı hal tekerrür ve tevali edip gidiyor ve böyle böyle, ayrılış müddetini on dört gün •azatıp, on beş günü geçirmiyerek, vekâletten müsaade almaktan kendini vareste kılmakta ve 49 ncu maddenin elastikiyetinden, suiniyetle istifade etmektedirler, tşte bunun için 49 ncu madde teklifi mizde ele alınmıştır.
Eczacının ikametgâhının eczanenin üstünde veya bitişiğinde- veya yakınında olmasını emreden 53 ncü maddenin hikmeti tedvininden maksat vatandaşların geceli gündüzlü ilâç alabilmelerini te min içindir. Bunu daha sarih bir şekilde göstermek amaciyle bu maddeye bir ilâve yapılmış ve ecza ile de teyit olunmuştur.
Teklifim yüksek Meclisin tasvibine arzolunur.
Zonguldak Milletvekili Rifat Sivişoğlu ZONGULDAK MEBUSU RİFAT SİVİŞOĞLU '- NUN TEKLİFİ Eczacılar ve Eczaneler hakkındaki 964 numara lı Kanunun bâzı maddelerinin değiştirilmesi, ek yapılması ve bâzılarının kaldırılması hakkında Kanun